
havacılık haberleri, havayolu şirketleri ve sivil havacılık ile ilgili meraklarınızı gidermeye, bilgilerinizi güncellemeye davet ediyoruz.
13 Kasım 2017 Pazartesi
AtlasGlobal İK ekibi Lojistik Fuarı’nda mülakatlar gerçekleştirecek

AtlasGlobal İK ekibi Lojistik Fuarı’nda mülakatlar gerçekleştirecek Atlasglobal, 17 Kasım’da Uluslararası logitrans Transport Lojistik Fuarı’nda yerini alıyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Lojistik Kulübü işbirliği ile mülakatlar gerçekleştirecek olan İK ekibi , Atlasglobal ailesine katılacak yeni mezun ya da mezun olma durumunda öğrencileri arıyor. Siz de katılmak istiyorsanız, detaylı öz geçmişinizi bilgilojistik@gmail.com adresine iletin. Randevunuzu alın.
Atlasglobal, 17 Kasım’da Uluslararası logitrans Transport Lojistik Fuarı’nda yerini alıyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Lojistik Kulübü işbirliği ile mülakatlar gerçekleştirecek olan İK ekibi , Atlasglobal ailesine katılacak yeni mezun ya da mezun olma durumunda öğrencileri arıyor. Siz de katılmak istiyorsanız, detaylı öz geçmişinizi bilgilojistik@gmail.com adresine iletin. Randevunuzu alın.
from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2iQWO9u
via IFTTT
Gebelerde Şeker Yüklemesinin Hiçbir Yan Etkisi Yok

Gebelerde Şeker Yüklemesinin Hiçbir Yan Etkisi Yok Günümüzün En Yaygın Hastalığı Diyabet Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, gebelerde şeker yüklemesinin hiçbir yan etkisi olmadığını, şeker yüklemesi yaptırılmadığı takdirde iri bebek doğumu gibi ciddi sıkıntılara neden olabileceğini vurguladı. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nün bu yılki teması “Kadın ve Diyabet“. Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, gebelik döneminde ortaya çıkan diyabet hastalığına ilişkin, “Hamilelik döneminde kadınların, kadın doğum uzmanına giderek uygun şeker tetkiklerini yaptırması gerekiyor. Şeker yüklemenin herhangi bir yan etkisi yok. Yaptırılmadığı takdirde, iri bebek doğumu gibi daha ciddi sıkıntılar doğurabiliyor“ dedi. Diyabet Hastalığı Her Geçen Gün Artıyor Günümüzün en yaygın kronik hastalıklar arasında yer alan halk arasında bilinen adıyla şeker hastalığı, değişen yaşam alışkanlıklarıyla birlikte, her geçen gün artıyor. Son verilere göre dünyada 415 milyon diyabet hastasının bulunuyor. Bu sayının 2040 yılında ise 642 milyon olacağı ön görülüyor. Diyabet tedavisinde ise; ölçülü, dengeli ve bilinçli beslenme düzeni oluşturulması ve kan şekerini kontrol altına almak büyük önem taşıyor. Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın, diyabet hastalığının sadece yetişkinlerde görülmediğine dikkat çekti: “Diyabet sıklığı her geçen yıl artıyor. Sadece yetişkinlerde değil, yanlış beslenme, fiziksel hareketsizlik, fazla kilo gibi sebeplerle son yıllarda çocuk ve gençlerde de çok sık görülen bir hastalık halini aldı.” Kolesterol İlaçları Diyabet Gelişimine Neden Olabilir Diyabet gelişimi için risk faktörlerine sahip hastalarda statinlerin (kolesterol düşürücü ilaçların) kullanımı ile diyabet gelişimi arasında olası bir ilişkinin olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, “Diyabet riski yüksek olan hastalarda, kolesterol yüksekliği için statin kullanımı dikkatle değerlendirilmeli ve mümkünse yaşam tarzı değişikliği ile tedavi ön planda tutulmalıdır’’ dedi. Gizli Şeker Diyabet ile Aynı Değil Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, Prediyabet yani halk arasında bilinen adıyla gizli şeker hastalığının, diyabet olarak kabul edilse de, bu hastalar diyabet tanısı için mevcut kriterleri sağlamadığını söylüyor. Bu aşamadaki hastaların önemli bir bölümünün durumlarını fark edemiyor; ancak prediyabet diyabetten bir önceki aşama olduğu için damarlar üzerinde hasar oluşturabiliyor. Yrd. Doç. Dr. Alan, bu aşamada uygulanması gereken tedavi sürecini ise şöyle açıkladı: “İlaç tedavisinden ziyade, vücut ağırlığının en az yüzde 5-7’sini kaybetmeyi hedefleyen diyet ve egzersiz uygulamasının yeterli olacaktır.” Gebelik Diyabetine Dikkat Gebelik diyabeti tek tip bir hastalık olarak görülürken, artık diğer diyabet türleri gibi farklı nedenlere bağlı olabileceği düşünülüyor. Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, bu nedenler anlaşıldığı zaman, hangi gebelerin diyabet ve komplikasyonları açısından yüksek risk altında olduğunu belirlenebileceğini söylüyor. Kahve Tüketimi Diyabeti Önlemeye Yardımcı Yapılan araştırmalara göre diyet ve diyabet gelişimi riski arasındaki bağlantıları inceleyen çalışmalar, kahve tüketiminin kalp damar hastalığı, kanser, Parkinson hastalığı ve tip 2 diyabet riskini az da olsa azalttığını gösteriyor. Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan kahve tüketimi ile ilgili olarak, “Kan glukoz düzeylerini arttırdığı gösterilen kafein bu etkiden sorumlu değildir. Bu etki kahvenin kavurma işleminde açığa çıkan yüzlerce farklı kimyasal bileşenden ve kahvenin içerdiği yüksek düzeyde antioksidanlardan kaynaklanır.” dedi. Diyabet Gelişiminde Stres Büyük Rol Oynuyor Diyabet gelişiminde yaşadığımız çevrenin ve stresin, genlerimizden daha büyük bir rol oynadığına dair artan veriler mevcut. Özellikle stresin biyolojik belirleyicisi olan “kortizol” hormonu bu etkiyi yaratan en önemli faktörlerden. Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan son olarak, stresi azaltmak ve tedavi sürecini hızlandırmak için egzersiz yapmanın önemine dikkat çekiyor: ‘’Hafif bir fiziksel aktivite, yoğun egzersizden tamamen farklı olarak pek çok olumlu etki gösterir. Bu önemli bulgu, özellikle yoğun egzersizi sürdüremeyen veya yapması mümkün olmayan kişilere önerilen egzersiz kriterlerinin daha ulaşılabilir olması yönünde fayda sağlayabilir’’ dedi.
Günümüzün En Yaygın Hastalığı Diyabet
Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, gebelerde şeker yüklemesinin hiçbir yan etkisi olmadığını, şeker yüklemesi yaptırılmadığı takdirde iri bebek doğumu gibi ciddi sıkıntılara neden olabileceğini vurguladı.
14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nün bu yılki teması “Kadın ve Diyabet“. Okan Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, gebelik döneminde ortaya çıkan diyabet hastalığına ilişkin, “Hamilelik döneminde kadınların, kadın doğum uzmanına giderek uygun şeker tetkiklerini yaptırması gerekiyor. Şeker yüklemenin herhangi bir yan etkisi yok. Yaptırılmadığı takdirde, iri bebek doğumu gibi daha ciddi sıkıntılar doğurabiliyor“ dedi.
Diyabet Hastalığı Her Geçen Gün Artıyor
Günümüzün en yaygın kronik hastalıklar arasında yer alan halk arasında bilinen adıyla şeker hastalığı, değişen yaşam alışkanlıklarıyla birlikte, her geçen gün artıyor. Son verilere göre dünyada 415 milyon diyabet hastasının bulunuyor. Bu sayının 2040 yılında ise 642 milyon olacağı ön görülüyor. Diyabet tedavisinde ise; ölçülü, dengeli ve bilinçli beslenme düzeni oluşturulması ve kan şekerini kontrol altına almak büyük önem taşıyor.
Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın, diyabet hastalığının sadece yetişkinlerde görülmediğine dikkat çekti: “Diyabet sıklığı her geçen yıl artıyor. Sadece yetişkinlerde değil, yanlış beslenme, fiziksel hareketsizlik, fazla kilo gibi sebeplerle son yıllarda çocuk ve gençlerde de çok sık görülen bir hastalık halini aldı.”
Kolesterol İlaçları Diyabet Gelişimine Neden Olabilir
Diyabet gelişimi için risk faktörlerine sahip hastalarda statinlerin (kolesterol düşürücü ilaçların) kullanımı ile diyabet gelişimi arasında olası bir ilişkinin olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, “Diyabet riski yüksek olan hastalarda, kolesterol yüksekliği için statin kullanımı dikkatle değerlendirilmeli ve mümkünse yaşam tarzı değişikliği ile tedavi ön planda tutulmalıdır’’ dedi.
Gizli Şeker Diyabet ile Aynı Değil
Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, Prediyabet yani halk arasında bilinen adıyla gizli şeker hastalığının, diyabet olarak kabul edilse de, bu hastalar diyabet tanısı için mevcut kriterleri sağlamadığını söylüyor.
Bu aşamadaki hastaların önemli bir bölümünün durumlarını fark edemiyor; ancak prediyabet diyabetten bir önceki aşama olduğu için damarlar üzerinde hasar oluşturabiliyor. Yrd. Doç. Dr. Alan, bu aşamada uygulanması gereken tedavi sürecini ise şöyle açıkladı: “İlaç tedavisinden ziyade, vücut ağırlığının en az yüzde 5-7’sini kaybetmeyi hedefleyen diyet ve egzersiz uygulamasının yeterli olacaktır.”
Gebelik Diyabetine Dikkat
Gebelik diyabeti tek tip bir hastalık olarak görülürken, artık diğer diyabet türleri gibi farklı nedenlere bağlı olabileceği düşünülüyor. Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, bu nedenler anlaşıldığı zaman, hangi gebelerin diyabet ve komplikasyonları açısından yüksek risk altında olduğunu belirlenebileceğini söylüyor.
Kahve Tüketimi Diyabeti Önlemeye Yardımcı
Yapılan araştırmalara göre diyet ve diyabet gelişimi riski arasındaki bağlantıları inceleyen çalışmalar, kahve tüketiminin kalp damar hastalığı, kanser, Parkinson hastalığı ve tip 2 diyabet riskini az da olsa azalttığını gösteriyor.
Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan kahve tüketimi ile ilgili olarak, “Kan glukoz düzeylerini arttırdığı gösterilen kafein bu etkiden sorumlu değildir. Bu etki kahvenin kavurma işleminde açığa çıkan yüzlerce farklı kimyasal bileşenden ve kahvenin içerdiği yüksek düzeyde antioksidanlardan kaynaklanır.” dedi.
Diyabet Gelişiminde Stres Büyük Rol Oynuyor
Diyabet gelişiminde yaşadığımız çevrenin ve stresin, genlerimizden daha büyük bir rol oynadığına dair artan veriler mevcut. Özellikle stresin biyolojik belirleyicisi olan “kortizol” hormonu bu etkiyi yaratan en önemli faktörlerden. Yrd. Doç. Dr. Irmak Sayın Alan son olarak, stresi azaltmak ve tedavi sürecini hızlandırmak için egzersiz yapmanın önemine dikkat çekiyor: ‘’Hafif bir fiziksel aktivite, yoğun egzersizden tamamen farklı olarak pek çok olumlu etki gösterir. Bu önemli bulgu, özellikle yoğun egzersizi sürdüremeyen veya yapması mümkün olmayan kişilere önerilen egzersiz kriterlerinin daha ulaşılabilir olması yönünde fayda sağlayabilir’’ dedi.
from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2AETNRJ
via IFTTT
Çok Gülen Çok Ağlar Atasözü Gerçek Olabilir..!

Çok Gülen Çok Ağlar Atasözü Gerçek Olabilir..! AŞIRI GÜLMEK DEPRESYONU TETİKLEYEBİLİR Psikoloji Bilim Doktoru Dr. Zafer Akıncı, aşırı gülmenin insan doğasına aykırı bazı davranış tutumlarını da beraberinde getirdiğine yönelik araştırmaları yorumladı. Dr Zafer Akıncı aşırı gülmeye dair şu fikirlerini dile getirdi: Hemen tüm uzmanların ortak görüşü ” gülmek psikolojik olarak rahatlatıcıdır” düşüncesidir. Bu düşünce birçok bilim insanı tarafından kanıtlanmıştır. Psikolog Fritz Strack’ın yaptığı deneysel çalışma bu konuda öncüdür. Araştırmada deneklere test sorularını çözerken ağızlarında bir kalemi geniş bir şekilde tutmalarını söyledi. Deneydeki deneklerin ağızlarında kalem tutmalarını istemesinin esas sebebi, denekler bu şekildeyken zoraki olarak ortaya çıkan gülümsemeydi. İnanılmaz bir şekilde kalemle sırıtmaya zorlananlar daha sonra kendini keyifli hissetmişti ve bunu yapmayan grubunun üyelerinden çok daha rahattılar. Uzmanlar “neden gülümsediğimiz beynimiz için fark etmiyor, mutluluk hormonu öyle ya da böyle salgılanıyor” diye açıklıyorlar. Bu çalışmalar çok güzel bir yaklaşım. Ancak burada pek konuşulmayan ciddi bir tehlike de söz konusudur. Osaka Shoin Üniversitesi’nde Prof. Makoto Natsume inanılmaz bir çalışma ile, Japonya’da servis sektöründe çalışan sürekli gülümsemek zorunda kalan kadınları araştırıyor. Prof. Makoto Natsume “Bir kadının gülümseyip gülümsememesi işe alımlarda ve işte tutunup tutunmalarında çok büyük etkendir. sürekli olarak gülümsemek zorunda olan bir kadın gerçek hislerini bastırıyor ve bu uzun vadede depresyona neden oluyor” diye araştırmasını yayımlıyor. Hatta zorlamalı veya sahte gülümseme ile uzun zaman geçirilen kişiler kas ve baş ağrısı ve sırt ağrılarında olduğu kanıtlanmış bir bilgidir. Osaka Shoin Üniversitesi’nde Prof. Makoto Natsume, doğal olmayan, zorunlu gülümsemenin insanlar üzerinde uzun vadede depresyon gibi psikolojik etkilerin yanı sıra fizyolojik problemlere de yol açtığını buldu. Bu buluş bir çok kişinin bildiği görüşün yanlış olduğunu kanıtlar niteliktedir. Prof. Natsume bulduğu bu ilginç sendroma “Gülümseme Maskesi Sendromu” adını verdi. Bu çalışmanın anlamı şudur. Eğer gereksiz, zorlamalı, samimiyetsiz gülüyorsanız bir süre sonra depresyona gireceksinizdir. Maskeli gülüşler maskeli depresyonu getiriyor.
AŞIRI GÜLMEK DEPRESYONU TETİKLEYEBİLİR
Psikoloji Bilim Doktoru Dr. Zafer Akıncı, aşırı gülmenin insan doğasına aykırı bazı davranış tutumlarını da beraberinde getirdiğine yönelik araştırmaları yorumladı. Dr Zafer Akıncı aşırı gülmeye dair şu fikirlerini dile getirdi:
Hemen tüm uzmanların ortak görüşü ” gülmek psikolojik olarak rahatlatıcıdır” düşüncesidir. Bu düşünce birçok bilim insanı tarafından kanıtlanmıştır.
Psikolog Fritz Strack’ın yaptığı deneysel çalışma bu konuda öncüdür. Araştırmada deneklere test sorularını çözerken ağızlarında bir kalemi geniş bir şekilde tutmalarını söyledi. Deneydeki deneklerin ağızlarında kalem tutmalarını istemesinin esas sebebi, denekler bu şekildeyken zoraki olarak ortaya çıkan gülümsemeydi.
İnanılmaz bir şekilde kalemle sırıtmaya zorlananlar daha sonra kendini keyifli hissetmişti ve bunu yapmayan grubunun üyelerinden çok daha rahattılar.
Uzmanlar “neden gülümsediğimiz beynimiz için fark etmiyor, mutluluk hormonu öyle ya da böyle salgılanıyor” diye açıklıyorlar.
Bu çalışmalar çok güzel bir yaklaşım. Ancak burada pek konuşulmayan ciddi bir tehlike de söz konusudur.
Osaka Shoin Üniversitesi’nde Prof. Makoto Natsume inanılmaz bir çalışma ile, Japonya’da servis sektöründe çalışan sürekli gülümsemek zorunda kalan kadınları araştırıyor. Prof. Makoto Natsume “Bir kadının gülümseyip gülümsememesi işe alımlarda ve işte tutunup tutunmalarında çok büyük etkendir. sürekli olarak gülümsemek zorunda olan bir kadın gerçek hislerini bastırıyor ve bu uzun vadede depresyona neden oluyor” diye araştırmasını yayımlıyor.
Hatta zorlamalı veya sahte gülümseme ile uzun zaman geçirilen kişiler kas ve baş ağrısı ve sırt ağrılarında olduğu kanıtlanmış bir bilgidir.
Osaka Shoin Üniversitesi’nde Prof. Makoto Natsume, doğal olmayan, zorunlu gülümsemenin insanlar üzerinde uzun vadede depresyon gibi psikolojik etkilerin yanı sıra fizyolojik problemlere de yol açtığını buldu.
Bu buluş bir çok kişinin bildiği görüşün yanlış olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Prof. Natsume bulduğu bu ilginç sendroma “Gülümseme Maskesi Sendromu” adını verdi.
Bu çalışmanın anlamı şudur.
Eğer gereksiz, zorlamalı, samimiyetsiz gülüyorsanız bir süre sonra depresyona gireceksinizdir. Maskeli gülüşler maskeli depresyonu getiriyor.
from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2zx7rIV
via IFTTT
