IFTTT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
IFTTT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2018 Pazar

BAE Kargo dünyanın üçüncüsü


via Uçak Kargo | Hava Kargo | Kargo Taşımacılığı | Hava Kargo Türkiye https://ift.tt/2PKpz6P

BAE Kargo dünyanın üçüncüsü


via Uçak Kargo | Hava Kargo | Kargo Taşımacılığı | Hava Kargo Türkiye https://ift.tt/2PKpz6P

SMS – KAZALAR ve BUNLARDAN NASIL KAÇINILIR? 34


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2NVCelM

SMS – KAZALAR ve BUNLARDAN NASIL KAÇINILIR? 34 SMS-   KAZALAR ve BUNLARDAN NASIL  KAÇINILIR?   34   Maliyet Fayda ya Karşı Bir havacılık işletmesini karlı ve emniyetli-güvenli yürütmek için üretim hedefleri ve emniyet hedeflerini yerine getirerek kalıcı bir denge sağlanır. Havacılıkta çalışma alanları tamamen ortadan kaldırılamayacak olan potansiyel güvensiz şartlarla doludur; yine de operasyonlar devam etmek zorundadır. Kimi şirketler “sıfır kaza” hedefini benimsemekte ve “emniyetin onların bir numaralı önceliği” olduğunu beyan etmekteler. Gerçek şu ki, tüm ticari havacılık organizasyonları hayatta kalabilmek için kar etmek zorundadır. Kar veya zarar şirketin üretim hedeflerine ulaşıp ulaşmaması konusu da doğrudan bir göstergedir. Bununla birlikte emniyet sürdürülebilirliği için tehlikeleri ortadan kaldırdığında muhtemelen gerçekleştirmiş olacağı bir önkoşuldur. Çoğu şirket için emniyet ölçütü kazalara dayalı kayıpların olmayışıdır. Fakat sırf geçmişte istenmeyen olayların gerçekleşmemiş olması ve bunların gelecekte de oluşmasını engellemez. Düzensiz emniyet kayıtları yürüten şirketlerde kazaların görülmeyişi bunların emniyetli faaliyet gösterdikleri anlamında değildir.   Bir şirket önemli bir kazayı veya kaybı takip etme ile ilgili kar ve zarar beyannamesi üzerinde olumsuz etkisi olabileceğinden dolayı, emniyet-güvenlik sorunu yaşayabilir. Bununla birlikte pek çok şirket yıllardır çok sayıda potansiyel güvensiz koşul altında faaliyetlerini yürütmekte ve bundan dolayı olumsuz sonuçlarla karşılaşmamaktadır. Bu güvensiz koşullar tanımlanmadığı ve ileriye yönelik emniyet yönetimi ile düzeltilmediği sürece şirket “kayıpların bulunmayışı” ile kanıtlandığı şekilde emniyet hedeflerini yerine getirdiğini düşünebilir. İşin gerçeği ise, yalnızca şansı yaver gitmiştir.   Emniyet ve kar karşılıklı olarak birbirlerini ortadan kaldıramazlar. Kaliteli havacılık organizasyonları emniyetsiz koşulların düzeltilmesi için yapılan harcamaların uzun vadeli karlılığa yatırım olduğunun farkındalar  ve  para risk  tedbirlerine harcadığı için kazalar veya olaylara dayalı mali kayıplar azaltılmış olur. Düz bir kar-zarar bakış açısından kimi kayıp düzeyleri kabul edilebilir olurken, az sayıda şirket büyük kazaların ekonomik neticelerinin üstesinden gelmeyi başarabilir. Bu nedenle SMS in riskleri ele alışında güçlü bir ekonomik gereklilik yatmaktadır.   Bir Havayolunda çalıştığınızı farz edin. Burada söz konusu olan yeni elemanları işe almak veya size niçin o uçuşu almamanıza ve yeni bir pazara girmemenize dair gerekçeler öne sürerek zaman  harcayan bir “emniyet bölümü” oluşturmak değildir. Organizasyonunuz içinde, uçuşun nasıl emniyetli kılınacağı veya yeni pazara girmenin en iyi yolu hakkında düşünce yürüten tüm kişilerdir. Söz konusu olan günlük bazda riskleri idare eden, maliyet ile fayda arasında denge kuran ve doğru kararlar alan herkestir.   Bir Kazanın Maliyeti Bir kaza veya olayla bağlantılı maliyetler doğrudan, dolaylı ve endüstriyel/sosyal maliyetleri kapsar. Doğrudan maliyetleri takdir etmek genellikle kolaydır. Bunlar uçaktaki hasarları, yaralanmalardan dolayı tazminatları ve mülkiyete verilen zararları kapsarlar ki genellikle sigorta tarafından karşılanırlar. Dolaylı maliyetleri takdir etmek daha zordur. Bunlar sıklıkla karşılanmaz veya sigorta tazminatları tarafından tamamen ödenmez ve etkisi çoğunlukla sonradan ortaya çıkar. Sigorta endüstrisinde genel olarak dolaylı maliyetlerin sigorta altına alınabilecek talebin 5 ila 6 katı olabileceği kabul edilmektedir. Bu maliyetler telafi edilemez ve şunları kapsar: İş ve imaj kaybı; Yasal harçlar ve zarar talepleri; İşçi tazminatları tarafından karşılanmayan tıbbi giderler; Ekipman kullanım kaybı (veya gelir oluşturucu yeterliliklerin kaybı); Yaralanan kişilerden dolayı zaman kaybı ve yedek işçi giderleri; Artan sigorta primleri; Uçak tamir ve temizliği ve Hukuki cezalar.     Mehmet Ali Ataman 1.Ekim.2018

SMS-   KAZALAR ve BUNLARDAN NASIL  KAÇINILIR?   34

 

Maliyet Fayda ya Karşı

Bir havacılık işletmesini karlı ve emniyetli-güvenli yürütmek için üretim hedefleri ve emniyet hedeflerini yerine getirerek kalıcı bir denge sağlanır. Havacılıkta çalışma alanları tamamen ortadan kaldırılamayacak olan potansiyel güvensiz şartlarla doludur; yine de operasyonlar devam etmek zorundadır.

Kimi şirketler “sıfır kaza” hedefini benimsemekte ve “emniyetin onların bir numaralı önceliği” olduğunu beyan etmekteler. Gerçek şu ki, tüm ticari havacılık organizasyonları hayatta kalabilmek için kar etmek zorundadır. Kar veya zarar şirketin üretim hedeflerine ulaşıp ulaşmaması konusu da doğrudan bir göstergedir. Bununla birlikte emniyet sürdürülebilirliği için tehlikeleri ortadan kaldırdığında muhtemelen gerçekleştirmiş olacağı bir önkoşuldur. Çoğu şirket için emniyet ölçütü kazalara dayalı kayıpların olmayışıdır. Fakat sırf geçmişte istenmeyen olayların gerçekleşmemiş olması ve bunların gelecekte de oluşmasını engellemez. Düzensiz emniyet kayıtları yürüten şirketlerde kazaların görülmeyişi bunların emniyetli faaliyet gösterdikleri anlamında değildir.

 

Bir şirket önemli bir kazayı veya kaybı takip etme ile ilgili kar ve zarar beyannamesi üzerinde olumsuz etkisi olabileceğinden dolayı, emniyet-güvenlik sorunu yaşayabilir. Bununla birlikte pek çok şirket yıllardır çok sayıda potansiyel güvensiz koşul altında faaliyetlerini yürütmekte ve bundan dolayı olumsuz sonuçlarla karşılaşmamaktadır. Bu güvensiz koşullar tanımlanmadığı

ve ileriye yönelik emniyet yönetimi ile düzeltilmediği sürece şirket “kayıpların bulunmayışı” ile kanıtlandığı şekilde emniyet hedeflerini yerine getirdiğini düşünebilir. İşin gerçeği ise, yalnızca şansı yaver gitmiştir.

 

Emniyet ve kar karşılıklı olarak birbirlerini ortadan kaldıramazlar. Kaliteli havacılık organizasyonları emniyetsiz koşulların düzeltilmesi için yapılan harcamaların uzun vadeli karlılığa yatırım olduğunun farkındalar  ve  para risk  tedbirlerine harcadığı için kazalar veya olaylara dayalı mali kayıplar azaltılmış olur. Düz bir kar-zarar bakış açısından kimi kayıp düzeyleri kabul edilebilir olurken, az sayıda şirket büyük kazaların ekonomik neticelerinin üstesinden gelmeyi başarabilir. Bu nedenle SMS in riskleri ele alışında güçlü bir ekonomik gereklilik yatmaktadır.

 

Bir Havayolunda çalıştığınızı farz edin. Burada söz konusu olan yeni elemanları işe almak veya size niçin o uçuşu almamanıza ve yeni bir pazara girmemenize dair gerekçeler öne sürerek zaman  harcayan bir “emniyet bölümü” oluşturmak değildir. Organizasyonunuz içinde, uçuşun nasıl emniyetli kılınacağı veya yeni pazara girmenin en iyi yolu hakkında düşünce yürüten tüm kişilerdir. Söz konusu olan günlük bazda riskleri idare eden, maliyet ile fayda arasında denge kuran ve doğru kararlar alan herkestir.

 

Bir Kazanın Maliyeti

Bir kaza veya olayla bağlantılı maliyetler doğrudan, dolaylı ve endüstriyel/sosyal maliyetleri kapsar. Doğrudan maliyetleri takdir etmek genellikle kolaydır. Bunlar uçaktaki hasarları, yaralanmalardan dolayı tazminatları ve mülkiyete verilen zararları kapsarlar ki genellikle sigorta tarafından karşılanırlar. Dolaylı maliyetleri takdir etmek daha zordur. Bunlar sıklıkla karşılanmaz veya sigorta tazminatları tarafından tamamen ödenmez ve etkisi çoğunlukla sonradan ortaya çıkar.

Sigorta endüstrisinde genel olarak dolaylı maliyetlerin sigorta altına alınabilecek talebin 5 ila 6 katı olabileceği kabul edilmektedir. Bu maliyetler telafi edilemez ve şunları kapsar:

  • İş ve imaj kaybı;
  • Yasal harçlar ve zarar talepleri;
  • İşçi tazminatları tarafından karşılanmayan tıbbi giderler;
  • Ekipman kullanım kaybı (veya gelir oluşturucu yeterliliklerin kaybı);
  • Yaralanan kişilerden dolayı zaman kaybı ve yedek işçi giderleri;
  • Artan sigorta primleri;
  • Uçak tamir ve temizliği ve
  • Hukuki cezalar.

 

 

Mehmet Ali Ataman

1.Ekim.2018



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2NVCelM
via IFTTT

BAE dünyanın üçüncü büyük hava kargo pazarına sahip olacak


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2OBADGX

BAE dünyanın üçüncü büyük hava kargo pazarına sahip olacak Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre, BAE 2018 yılında dünyanın en büyük üçüncü hava kargo pazarına sahip olacak. IATA’nın Havayolu Sektörü Tahminlerine göre , BAE’nin 2018’de, sadece ABD’nin (10,054.000 ton) ve Çin’in (5,639,000 ton ) gerisinde kalacağı , yaklaşık 5 milyon ton kargo taşınacağı tahmin ediliyor. Almanya (4.763.000 ton), Hong Kong (4,648,000 ton), Kore (3,487,000 ton), Japonya (3,480,000 ton), Birleşik Krallık (2.808.000 ton), Çin Taipei (2,350,000 ton) ve Hindistan (2,223,000 ton) IATA , havayolu sanayi tahmine göre Katar’ın dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından biri olacağını söylüyor. Raporda, kayda değer bir büyüme yüzde 5,7’lik bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) ile Katar olacak ve 1,484,000 tona ulaşacak. En hızlı büyüyen uluslararası rotalar, yılda yüzde 6,2 ile Orta Doğu ve Asya arasında olacak. Orta Doğu’da (yüzde 4,6),  Kuzey Amerika’dan Güney Amerika’ya (yüzde 3.9) ve Avrupa’dan Güney Afrika’ya (yüzde 3,8), güçlü bir şekilde büyüyecek. IATA Orta Doğu’nun tahminlere göre % 4.7’lik bir CAGR ile en hızlı büyüyen bölge olması bekleniyor. Hava kargo, küresel ekonomik sistemde her zamanki gibi hayati bir önem taşıyor. Bu yıl, toplam dünya ticaretinin yüzde 35’ine eşit olan, 6.8 trilyon dolardan fazla mal, dünya çapında hava yoluyla taşınacak. Hava taşımacılığı sektörünün son birkaç yılda gösterdiği büyüme olumlu bir görünüm sunsa da, ticaret savaşları hava kargo için yüksek risk oluşturmaktadır. Hava kargo bu tür ekonomi kısıtlamalar ve ticari korumacılık kısıtlamaları karşısında kırılgandır.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) tarafından hazırlanan yeni bir rapora göre, BAE 2018 yılında dünyanın en büyük üçüncü hava kargo pazarına sahip olacak.

IATA’nın Havayolu Sektörü Tahminlerine göre , BAE’nin 2018’de, sadece ABD’nin (10,054.000 ton) ve Çin’in (5,639,000 ton ) gerisinde kalacağı , yaklaşık 5 milyon ton kargo taşınacağı tahmin ediliyor.

Almanya (4.763.000 ton), Hong Kong (4,648,000 ton), Kore (3,487,000 ton), Japonya (3,480,000 ton), Birleşik Krallık (2.808.000 ton), Çin Taipei (2,350,000 ton) ve Hindistan (2,223,000 ton)

IATA , havayolu sanayi tahmine göre Katar’ın dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından biri olacağını söylüyor.

Raporda, kayda değer bir büyüme yüzde 5,7’lik bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) ile Katar olacak ve 1,484,000 tona ulaşacak.

En hızlı büyüyen uluslararası rotalar, yılda yüzde 6,2 ile Orta Doğu ve Asya arasında olacak. Orta Doğu’da (yüzde 4,6),  Kuzey Amerika’dan Güney Amerika’ya (yüzde 3.9) ve Avrupa’dan Güney Afrika’ya (yüzde 3,8), güçlü bir şekilde büyüyecek.

IATA Orta Doğu’nun tahminlere göre % 4.7’lik bir CAGR ile en hızlı büyüyen bölge olması bekleniyor.

Hava kargo, küresel ekonomik sistemde her zamanki gibi hayati bir önem taşıyor.

Bu yıl, toplam dünya ticaretinin yüzde 35’ine eşit olan, 6.8 trilyon dolardan fazla mal, dünya çapında hava yoluyla taşınacak.

Hava taşımacılığı sektörünün son birkaç yılda gösterdiği büyüme olumlu bir görünüm sunsa da, ticaret savaşları hava kargo için yüksek risk oluşturmaktadır. Hava kargo bu tür ekonomi kısıtlamalar ve ticari korumacılık kısıtlamaları karşısında kırılgandır.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2OBADGX
via IFTTT

TİM İhracatta Engelleri Aşmak İçin 440 Delegesini İlk Kez İstanbul’da Topladı Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM), 71 bin ihracatçısını temsil eden 440 delegesi ilk kez İstanbul’da bir araya getirdi. TİM Başkanı İsmail Gülle’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen TİM Delegeler Çalıştayı’na, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan katıldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Delegeler Çalıştayı, bu yıl ilk kez İstanbul’da düzenlendi. TİM Başkanı İsmail Gülle’nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın katılımıyla gerçekleştirilen Çalıştay’a,TİM üyesi 71 bin ihracatçıyı temsilen 440 delege katıldı. Geniş bir katılımın olduğu Çalıştay’da ihracatçıların sorunları ve önerileri masaya yatırıldı. Çalıştay açışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Üzerimizde oynanmaya çalışılan oyunları gördük, Yaşanan manipülatif dalgalanmaları bertaraf etmeye yönelik olarak gereken tedbirleri aldık ve yeni ekonomik reformları uygulamaya koyduk” diyerek yeni ekonomik ve ticari düzende Türkiye’nin önünü açacak kilit alanların Ar-Ge, yenilik, yüksek teknoloji, katma değer, tasarım, üretim ve markalaşma olduğuna işaret etti. Fuat Oktay şöyle devam etti: “Bu bağlamda, yatırım-üretim-istihdam-ihracat değer zincirini ön plana çıkaran, Ar-Ge, yenilik, tasarım ve markalaşma odaklı bir yaklaşımı öne çıkarıyoruz. Ve bu yaklaşımla yeni devlet destekleri kurguluyor, mevcut desteklerde iyileştirmelere gidiyoruz. Bunun yanı sıra, ihracatçılarımıza sağlanan hizmetlerde basitleştirmelere gidiyor, hizmetlere daha hızlı ulaşılmasına dönük çalışmalar sürdürüyoruz. Her ne pahasına olursa olsun orta gelir tuzağından kurtularak, yeni bir ruh ve atılımla yeni bir hikaye yazacağız. Bu çerçevede, üretim ve ihracata dayalı büyüme hedefimiz yüksek teknolojiye dayalı ve yüksek katma değerli ürünlerimizle hayata geçmelidir.” Fuat Oktay ayrıca “Ayda 20 milyar dolarlık ihracat rakamlarını ilk etapta bıraksak ve yeni hedeflere doğru çok daha hızlı gidebileceğimiz yol haritaları üzerinde dursak. Bunun çok kısa sürede gerçekleştireceğimize, hele hele yıllık 200 milyar dolar ihracat hedefini çok kısa sürede aşabileceğimize yürekten inanıyorum” dedi. Küresel konjonktürdeki tüm olumsuzluklara rağmen önemli başarılar sergileyebilen Türk ihracatçısının, önümüzdeki süreçte yeni başarılara imza atacak güce sahip olduğunu söyleyen Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ise “Biz de Bakanlık olarak, ihracatımızı hem nicelik hem de nitelik açısından artırmak adına politikalarımızı kararlılıkla yürütecek, sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu toplantıyı, ihracat ailemizin bir araya gelip fikir alışverişinde bulunabileceği, önümüzdeki zorlu ama ümit vadeden sürece yönelik istişareler yapılabilecek önemli bir buluşma olarak gördüğümü belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte güçlü bir Türkiye’nin varlığı için çok daha fazla çalışmamız, çok daha fazla akıl yormamız gerekmektedir. Bu yeni dönemde hepimize büyük iş düşüyor. İnanıyorum ki sizler de bu düşüncelerimi paylaşıyorsunuz ve bu dönemde de bizimle birlikte yürüyeceksiniz” dedi. “İhracat ailesi ülkemize kurulacak tuzakları bozacak en kritik yapılardan biridir” TİM Başkanı İsmail Gülle de konuşmasında ihracat ailesinin Türkiye’nin yerli gücü ve Türkiye’nin milli gücü olduğunu belirterek “Hiçbir tereddüttüm olmadan şunu ifade etmeliyim ki, ihracat ailesi ülkemize kurulacak tuzakları bozacak en kritik yapılardan biridir. Döviz kurları üzerinden ülkemize karşı oynanan oyunları, döviz kazandırıcı faaliyetleri genişleterek yine biz bozacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Hedefimiz bellidir: Hedef dış ticaret fazlası veren Türkiye’dir” dedi. Eylül’de aylık bazda tüm zamanların en yüksek ihracatına ulaşıldığını hatırlatan Gülle, Ekim ayında da şimdiye kadar ki en yüksek aylık ihracat rakamlarından birini duyuracaklarını belirterek bu yıl 170 milyar doları aşarak yeni bir rekor kıracaklarını söyledi. “Güçlü Altyapı, Güçlü İnsan Kaynağı, Güçlü İhracat, Güçlü Ekonomi, Güçlü Türkiye” Devlet Yönetimindeki yenilik taleplerinin hayata geçtiği Genel Seçimlerin arkasından, İhracat ailesinin de değişim için irade göstermesinin bir rastlantı olmadığını söyleyen Gülle; “İhracat, Türkiye’nin değişim ve gelişim unsurlarından biridir, mütemmim cüzüdür. İhracat olmadan gelişim, değişim olmaz. Değişim ve gelişim yoksa ihracat olmaz” şeklinde konuştu. Gülle, 30 Haziran’da iş başına gelen TİM’in yeni yönetimin hedeflerini “Güçlü Altyapı, Güçlü İnsan Kaynağı, Güçlü İhracat, Güçlü Ekonomi ve Güçlü Türkiye” olmak üzere 5G ile özetleyebileceğini belirterek 100 günlük eylem planı çerçevesinde hayata geçirilen projelere ve çalışmalara değindi. Gülle, göreve geldiğinden bu yana TİM’in tarihinde ilk kez Kadın Konseyi oluşturduğunu, TİM İhracat Endeksi’nin kurulduğunu, Türkiye Tanıtım Grubu’na daha fazla işlerlik kazandırıldığını, TİM fonlarının Eximbank’a kullandırıldığını, bankalarla diyaloğun artırıldığını ve TL ile ticaretin teşvik edildiğini anlattı. “Biz ihracatçılar, ülkemizin en önemli ticaret elçileriyiz” diyen Gülle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sektörlerimizi, ürünlerimizi, tüm dünyaya tanıtma misyonunu, bizler üstleniyoruz. Bu misyonla, kısa sürede birçok faaliyet gerçekleştirdik. Ülke ülke gezerek ihracatımızı, sektörlerimizi anlattık. Ticaret heyetlerimizin vizyonunu değiştirdik. Rekor katılımla 76 ülkeden 106 diplomatik temsilciyi Kapadokya’da buluşarak ticaret diplomasisinde çıtayı yükselttik. Yeni bir Türkiye Ticaret Merkezi Modeli üzerinde çalışıyoruz. Aktif TTM sayımızı 35’e çıkarmayı hedefliyoruz.” “Gerçek ihracat rakamımıza ulaşmak istiyoruz” “Türk ihracatçıları olarak dünyadaki ve komşularımızdaki bu karmaşık ve olumsuz koşullara rağmen devletimize güvenle yola devam ediyoruz, edeceğiz” diyen Gülle, 2023 hedefleri doğrultusunda bundan sonra atacakları adımları şu sözleriyle sıraladı:“Katma değeri yüksek sektörlere öncelik verecek; ihracatımızı Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşma temeline oturtarak girişimciliğe yoğunlaşacağız. Sektörlerimizin tek bir pazara bağlı kalmaması için pazar çeşitlendirmesi çalışmalarına ağırlık vereceğiz. İhracatın tüm ülkeye yayılması ve Anadolu illerimizi ihracata teşvik etmek için yeni ihracatçılar yaratacak bir mentörlük çalışması başlatacağız. Şu anda transit ticaret ve e-ihracat ile ilgili sağlıklı verilere ulaşamıyoruz. Biz bunların kayıt altına alınması için çalışmalar başlattık. Verileri Bakanlığımız öncülüğünde geliştirerek gerçek ihracat rakamımıza ulaşmak istiyoruz.” “Exim 10 milyar dolar daha destek versin, biz ihracatı 20 milyar dolar artıralım” “Cumhurbaşkanlığı politika kurullarından birisinin doğrudan ekonomiyle ilgili olması da son derece isabetli bir karar olmuştur. Bu kurulun görev alanı içinde ihracatçılarla görüş alışverişinde bulunulmasının yer alması, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde çok daha büyük bir ihracat sıçraması için gerekli altyapıyı oluşturacaktır” diyen Gülle, ihracatçıların yaşadığı sorunlarla ilgili şunları söyledi: “KDV alacaklarının düzenli ödenmeye başlanacak olması, ihracatçılarımızı finansal olarak rahatlatacak ve rekabet güçlerini artıracaktır. KDV konusunda düzenlemeler yapılıncaya kadar firmaların KDV alacaklarının teminat olarak kullandırılması ve bu alacakların nemalandırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca yeni yatırımlara ihtiyacımız var. Bunun önünün açılması için düşük faizli ve miktar sınırlaması olmadan kredi sağlanmasının, son derece faydalı olacağı kanaatindeyiz. Eximbank’a ihracatçılarımıza sağladığı olanaklar ve 2018’de 40 milyar dolara varacak olan destekleri için teşekkür ediyoruz. Bankanın verdiği desteklerin artmasını bekliyoruz ve burada sizlerin önünde şu sözü veriyoruz: Exim 10 milyar dolar daha destek versin, biz ihracatı 20 milyar dolar artıralım. Son olarak, Atatürk Havalimanı’nın taşınmasıyla boşalan arazinin mümkün olan en iyi şekilde değerlendirilmesi, önem arz etmektedir. Bu arazideki binaların olduğu bölümlere, İstanbul’umuza yakışır bir fuar alanı inşa edilmesinin, ülkemiz için önemli bir prestij unsuru olacağına inanıyoruz.”

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM), 71 bin ihracatçısını temsil eden 440 delegesi ilk kez İstanbul’da bir araya getirdi. TİM Başkanı İsmail Gülle’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen TİM Delegeler Çalıştayı’na, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan katıldı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Delegeler Çalıştayı, bu yıl ilk kez İstanbul’da düzenlendi. TİM Başkanı İsmail Gülle’nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın katılımıyla gerçekleştirilen Çalıştay’a,TİM üyesi 71 bin ihracatçıyı temsilen 440 delege katıldı. Geniş bir katılımın olduğu Çalıştay’da ihracatçıların sorunları ve önerileri masaya yatırıldı.

Çalıştay açışında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Üzerimizde oynanmaya çalışılan oyunları gördük, Yaşanan manipülatif dalgalanmaları bertaraf etmeye yönelik olarak gereken tedbirleri aldık ve yeni ekonomik reformları uygulamaya koyduk” diyerek yeni ekonomik ve ticari düzende Türkiye’nin önünü açacak kilit alanların Ar-Ge, yenilik, yüksek teknoloji, katma değer, tasarım, üretim ve markalaşma olduğuna işaret etti. Fuat Oktay şöyle devam etti: “Bu bağlamda, yatırım-üretim-istihdam-ihracat değer zincirini ön plana çıkaran, Ar-Ge, yenilik, tasarım ve markalaşma odaklı bir yaklaşımı öne çıkarıyoruz. Ve bu yaklaşımla yeni devlet destekleri kurguluyor, mevcut desteklerde iyileştirmelere gidiyoruz. Bunun yanı sıra, ihracatçılarımıza sağlanan hizmetlerde basitleştirmelere gidiyor, hizmetlere daha hızlı ulaşılmasına dönük çalışmalar sürdürüyoruz. Her ne pahasına olursa olsun orta gelir tuzağından kurtularak, yeni bir ruh ve atılımla yeni bir hikaye yazacağız. Bu çerçevede, üretim ve ihracata dayalı büyüme hedefimiz yüksek teknolojiye dayalı ve yüksek katma değerli ürünlerimizle hayata geçmelidir.”

Fuat Oktay ayrıca “Ayda 20 milyar dolarlık ihracat rakamlarını ilk etapta bıraksak ve yeni hedeflere doğru çok daha hızlı gidebileceğimiz yol haritaları üzerinde dursak. Bunun çok kısa sürede gerçekleştireceğimize, hele hele yıllık 200 milyar dolar ihracat hedefini çok kısa sürede aşabileceğimize yürekten inanıyorum” dedi.

Küresel konjonktürdeki tüm olumsuzluklara rağmen önemli başarılar sergileyebilen Türk ihracatçısının, önümüzdeki süreçte yeni başarılara imza atacak güce sahip olduğunu söyleyen Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ise “Biz de Bakanlık olarak, ihracatımızı hem nicelik hem de nitelik açısından artırmak adına politikalarımızı kararlılıkla yürütecek, sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz. Bu toplantıyı, ihracat ailemizin bir araya gelip fikir alışverişinde bulunabileceği, önümüzdeki zorlu ama ümit vadeden sürece yönelik istişareler yapılabilecek önemli bir buluşma olarak gördüğümü belirtmek istiyorum. Önümüzdeki süreçte güçlü bir Türkiye’nin varlığı için çok daha fazla çalışmamız, çok daha fazla akıl yormamız gerekmektedir. Bu yeni dönemde hepimize büyük iş düşüyor. İnanıyorum ki sizler de bu düşüncelerimi paylaşıyorsunuz ve bu dönemde de bizimle birlikte yürüyeceksiniz” dedi.

“İhracat ailesi ülkemize kurulacak tuzakları bozacak en kritik yapılardan biridir”

TİM Başkanı İsmail Gülle de konuşmasında ihracat ailesinin Türkiye’nin yerli gücü ve Türkiye’nin milli gücü olduğunu belirterek “Hiçbir tereddüttüm olmadan şunu ifade etmeliyim ki, ihracat ailesi ülkemize kurulacak tuzakları bozacak en kritik yapılardan biridir. Döviz kurları üzerinden ülkemize karşı oynanan oyunları, döviz kazandırıcı faaliyetleri genişleterek yine biz bozacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Hedefimiz bellidir: Hedef dış ticaret fazlası veren Türkiye’dir” dedi.

Eylül’de aylık bazda tüm zamanların en yüksek ihracatına ulaşıldığını hatırlatan Gülle, Ekim ayında da şimdiye kadar ki en yüksek aylık ihracat rakamlarından birini duyuracaklarını belirterek bu yıl 170 milyar doları aşarak yeni bir rekor kıracaklarını söyledi.

“Güçlü Altyapı, Güçlü İnsan Kaynağı, Güçlü İhracat, Güçlü Ekonomi, Güçlü Türkiye”

Devlet Yönetimindeki yenilik taleplerinin hayata geçtiği Genel Seçimlerin arkasından, İhracat ailesinin de değişim için irade göstermesinin bir rastlantı olmadığını söyleyen Gülle; “İhracat, Türkiye’nin değişim ve gelişim unsurlarından biridir, mütemmim cüzüdür. İhracat olmadan gelişim, değişim olmaz. Değişim ve gelişim yoksa ihracat olmaz” şeklinde konuştu.

Gülle, 30 Haziran’da iş başına gelen TİM’in yeni yönetimin hedeflerini “Güçlü Altyapı, Güçlü İnsan Kaynağı, Güçlü İhracat, Güçlü Ekonomi ve Güçlü Türkiye” olmak üzere 5G ile özetleyebileceğini belirterek 100 günlük eylem planı çerçevesinde hayata geçirilen projelere ve çalışmalara değindi. Gülle, göreve geldiğinden bu yana TİM’in tarihinde ilk kez Kadın Konseyi oluşturduğunu, TİM İhracat Endeksi’nin kurulduğunu, Türkiye Tanıtım Grubu’na daha fazla işlerlik kazandırıldığını, TİM fonlarının Eximbank’a kullandırıldığını, bankalarla diyaloğun artırıldığını ve TL ile ticaretin teşvik edildiğini anlattı. “Biz ihracatçılar, ülkemizin en önemli ticaret elçileriyiz” diyen Gülle, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sektörlerimizi, ürünlerimizi, tüm dünyaya tanıtma misyonunu, bizler üstleniyoruz. Bu misyonla, kısa sürede birçok faaliyet gerçekleştirdik. Ülke ülke gezerek ihracatımızı, sektörlerimizi anlattık. Ticaret heyetlerimizin vizyonunu değiştirdik. Rekor katılımla 76 ülkeden 106 diplomatik temsilciyi Kapadokya’da buluşarak ticaret diplomasisinde çıtayı yükselttik. Yeni bir Türkiye Ticaret Merkezi Modeli üzerinde çalışıyoruz. Aktif TTM sayımızı 35’e çıkarmayı hedefliyoruz.”

“Gerçek ihracat rakamımıza ulaşmak istiyoruz”

“Türk ihracatçıları olarak dünyadaki ve komşularımızdaki bu karmaşık ve olumsuz koşullara rağmen devletimize güvenle yola devam ediyoruz, edeceğiz” diyen Gülle, 2023 hedefleri doğrultusunda bundan sonra atacakları adımları şu sözleriyle sıraladı:“Katma değeri yüksek sektörlere öncelik verecek; ihracatımızı Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve markalaşma temeline oturtarak girişimciliğe yoğunlaşacağız. Sektörlerimizin tek bir pazara bağlı kalmaması için pazar çeşitlendirmesi çalışmalarına ağırlık vereceğiz. İhracatın tüm ülkeye yayılması ve Anadolu illerimizi ihracata teşvik etmek için yeni ihracatçılar yaratacak bir mentörlük çalışması başlatacağız. Şu anda transit ticaret ve e-ihracat ile ilgili sağlıklı verilere ulaşamıyoruz. Biz bunların kayıt altına alınması için çalışmalar başlattık. Verileri Bakanlığımız öncülüğünde geliştirerek gerçek ihracat rakamımıza ulaşmak istiyoruz.”

“Exim 10 milyar dolar daha destek versin, biz ihracatı 20 milyar dolar artıralım”

“Cumhurbaşkanlığı politika kurullarından birisinin doğrudan ekonomiyle ilgili olması da son derece isabetli bir karar olmuştur. Bu kurulun görev alanı içinde ihracatçılarla görüş alışverişinde bulunulmasının yer alması, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde çok daha büyük bir ihracat sıçraması için gerekli altyapıyı oluşturacaktır” diyen Gülle, ihracatçıların yaşadığı sorunlarla ilgili şunları söyledi: “KDV alacaklarının düzenli ödenmeye başlanacak olması, ihracatçılarımızı finansal olarak rahatlatacak ve rekabet güçlerini artıracaktır. KDV konusunda düzenlemeler yapılıncaya kadar firmaların KDV alacaklarının teminat olarak kullandırılması ve bu alacakların nemalandırılmasını talep ediyoruz. Ayrıca yeni yatırımlara ihtiyacımız var. Bunun önünün açılması için düşük faizli ve miktar sınırlaması olmadan kredi sağlanmasının, son derece faydalı olacağı kanaatindeyiz. Eximbank’a ihracatçılarımıza sağladığı olanaklar ve 2018’de 40 milyar dolara varacak olan destekleri için teşekkür ediyoruz. Bankanın verdiği desteklerin artmasını bekliyoruz ve burada sizlerin önünde şu sözü veriyoruz: Exim 10 milyar dolar daha destek versin, biz ihracatı 20 milyar dolar artıralım. Son olarak, Atatürk Havalimanı’nın taşınmasıyla boşalan arazinin mümkün olan en iyi şekilde değerlendirilmesi, önem arz etmektedir. Bu arazideki binaların olduğu bölümlere, İstanbul’umuza yakışır bir fuar alanı inşa edilmesinin, ülkemiz için önemli bir prestij unsuru olacağına inanıyoruz.”



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2yqEJrk
via IFTTT

TİM İhracatta Engelleri Aşmak İçin 440 Delegesini İlk Kez İstanbul’da Topladı


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2yqEJrk

Su ürünlerinde ABD’ye 100 milyon dolarlık ihracat hedefi Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, ABD’ye kısa vadede 100 milyon doları aşkın ihracat gerçekleştirmeyi hedeflediklerini bildirdi. Kızıltan, açıklamasında “Turkish Cargo’nun ABD’ye sefer sayılarını artırması sonrası bu ülkeye hava kargo ile ihracatımız 9 yılda 115 kat arttığını söyledi Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğinden yapılan açıklamaya göre, ” ABD Türk Su Ürünleri Günleri” isimli Türkiye Tanıtım Grubu Projesi kapsamında 21-23 Ekim’de New York’ta düzenlenecek 13. International StarChef Congress Etkinliği’nde tanıtım gerçekleştirilecek. Etkinlikte, ünlü Türk Şef Maksut Aşkar, Türk balıkları ile 45 dakikalık “Turkish Heritage and the Art of Taste – Türk Mirası ve Lezzet Sanatı” şovu yapacak. Türk Şef Özlem Oğuzcan Cranston da levrek ve çipurası ile hazırladığı menüleri katılımcılara ikram edecek. Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, 10 yılı aşkın süredir Boston’da düzenlenen su ürünleri fuarına katıldıklarını ve tanıtım yaptıklarını, pazarda daha fazla yer edinmek adına farklı bir etkinlik olan StarChef Congress’e de katılma kararı aldıklarını kaydetti. Türkiye’den Amerika’ya su ürünleri ihracatının 2008 yılında 300 bin dolar seviyesinde olduğuna dikkati çeken Kızıltan, açıklamasında “Turkish Cargo’nun ABD’ye sefer sayılarını artırması sonrası bu ülkeye hava kargo ile ihracatımız 9 yılda 115 kat artarak 35 milyon dolar seviyesine çıktı. Kısa vadede 100 milyon doları aşmayı hedefliyoruz.” ifadelerine yer verdi. Kaynak:www.haberturk.com

Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, ABD’ye kısa vadede 100 milyon doları aşkın ihracat gerçekleştirmeyi hedeflediklerini bildirdi. Kızıltan, açıklamasında “Turkish Cargo’nun ABD’ye sefer sayılarını artırması sonrası bu ülkeye hava kargo ile ihracatımız 9 yılda 115 kat arttığını söyledi

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğinden yapılan açıklamaya göre, ” ABD Türk Su Ürünleri Günleri” isimli Türkiye Tanıtım Grubu Projesi kapsamında 21-23 Ekim’de New York’ta düzenlenecek 13. International StarChef Congress Etkinliği’nde tanıtım gerçekleştirilecek.

Etkinlikte, ünlü Türk Şef Maksut Aşkar, Türk balıkları ile 45 dakikalık “Turkish Heritage and the Art of Taste – Türk Mirası ve Lezzet Sanatı” şovu yapacak.

Türk Şef Özlem Oğuzcan Cranston da levrek ve çipurası ile hazırladığı menüleri katılımcılara ikram edecek.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, 10 yılı aşkın süredir Boston’da düzenlenen su ürünleri fuarına katıldıklarını ve tanıtım yaptıklarını, pazarda daha fazla yer edinmek adına farklı bir etkinlik olan StarChef Congress’e de katılma kararı aldıklarını kaydetti.

Türkiye’den Amerika’ya su ürünleri ihracatının 2008 yılında 300 bin dolar seviyesinde olduğuna dikkati çeken Kızıltan, açıklamasında “Turkish Cargo’nun ABD’ye sefer sayılarını artırması sonrası bu ülkeye hava kargo ile ihracatımız 9 yılda 115 kat artarak 35 milyon dolar seviyesine çıktı. Kısa vadede 100 milyon doları aşmayı hedefliyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Kaynak:www.haberturk.com



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2Pb8QfT
via IFTTT

Su ürünlerinde ABD’ye 100 milyon dolarlık ihracat hedefi


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2Pb8QfT

Kırgızistan’a Ankara’dan ve turistik şehirlerimizden havayolu köprüsü


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2JbtS8E

Kırgızistan’a Ankara’dan ve turistik şehirlerimizden havayolu köprüsü Kırgızistan ile Türkiye arasında,  sivil havacılık sahasında bir çerçeve anlaşma ile haftalık uçuş sayısına 18 frekans ilave edilmesi, Ankara’dan Bişkek’e uçuşların başlatılması,  ülkemizin yedi turistik şehrinden Kırgızistan’a havayolu bağlantısı kurulmasını içeren anlaşma imzalandı. Kırgızistan ve Türkiye arasında 16-17 Ekim 2018 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen ikili sivil havacılık müzakereleri kapsamında Bakanlıklar düzeyinde “İşbirliği Mutabakat Zaptı” ile Sivil Havacılık Otoriteleri düzeyinde mevcut uçuş haklarını revize eden yeni bir Mutabakat Zaptı imzalandı. Cumhurbaşkanımızın Eylül ayında gerçekleştirdiği Kırgızistan ziyareti kapsamında iki ülke arasında belirlenen işbirliği yol haritası ve Türkiye-Kırgızistan İşbirliği Konseyi’nin 4. Toplantısı’nda alınan kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen görüşmelerde, hava ulaştırma ilişkileri, sivil havacılık alanındaki mevcut işbirliğinin güçlendirilmesi ve profesyonel havacılık personelleri için eğitim verilmesi konuları ele alındı. Müzakereler sonunda, Bakan Yardımcımız Sayın Dr. Ömer Fatih SAYAN ve Kırgızistan Ulaştırma ve Yollar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Zhenishbek NOGOIBAEV tarafından iki ülke arasındaki hava ulaştırma ve sivil havacılık alanlarındaki mevcut örnek işbirliğinin güçlendirilmesi ve devamını sağlayacak bir çatı anlaşma niteliği taşıyan “İşbirliği Mutabakat Zaptı” imzalandı. Bakanlık düzeyinde imzalanan bu çerçeve anlaşmanın yanısıra Sivil Havacılık Genel Müdür Vekili Bahri KESİCİ ve Kırgız Sivil Havacılık Kurumu Başkan Yardımcısı Bakyt DZHUNUSHALIEV tarafından imzalanan anlaşma ile de, iki ülke arasındaki haftalık uçuş sayısına 18 frekans daha eklenerek 31’ten 49’a çıkarıldı. Ayrıca, Ankara ve Bişkek arasında uçuş gerçekleştirilmesi konusunda da mutabakat sağlanarak  kardeş iki ülkenin başkentlerinin havayolu bağlantısı kuruldu. Yeni mutabakat zaptı ile ayrıca ülkemizin turistik bölgelerinden Kırgızistan’a uçak seferlerinin yapılabilmesi karara bağlandı. Bu çerçevede, Antalya,  Alanya, Dalaman, Bodrum, Samsun, Kapadokya ve Gaziantep noktalarından Bişkek’e kısıtlama olmaksızın tarifeli seferler gerçekleştirilmesine imkân sağlandı. Kırgızistan heyeti ayrıca İstanbul Yeni Havalimanı’nı da ziyaret ederek, Türkiye’yi böylesine önemli bir projeyi hayata geçirdiği için tebrik etti.   Kaynak:SHGM  

Kırgızistan ile Türkiye arasında,  sivil havacılık sahasında bir çerçeve anlaşma ile haftalık uçuş sayısına 18 frekans ilave edilmesi, Ankara’dan Bişkek’e uçuşların başlatılması,  ülkemizin yedi turistik şehrinden Kırgızistan’a havayolu bağlantısı kurulmasını içeren anlaşma imzalandı.

Kırgızistan ve Türkiye arasında 16-17 Ekim 2018 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen ikili sivil havacılık müzakereleri kapsamında Bakanlıklar düzeyinde “İşbirliği Mutabakat Zaptı” ile Sivil Havacılık Otoriteleri düzeyinde mevcut uçuş haklarını revize eden yeni bir Mutabakat Zaptı imzalandı.

Cumhurbaşkanımızın Eylül ayında gerçekleştirdiği Kırgızistan ziyareti kapsamında iki ülke arasında belirlenen işbirliği yol haritası ve Türkiye-Kırgızistan İşbirliği Konseyi’nin 4. Toplantısı’nda alınan kararlar doğrultusunda gerçekleştirilen görüşmelerde, hava ulaştırma ilişkileri, sivil havacılık alanındaki mevcut işbirliğinin güçlendirilmesi ve profesyonel havacılık personelleri için eğitim verilmesi konuları ele alındı.

Müzakereler sonunda, Bakan Yardımcımız Sayın Dr. Ömer Fatih SAYAN ve Kırgızistan Ulaştırma ve Yollar Bakanlığı Bakan Yardımcısı Zhenishbek NOGOIBAEV tarafından iki ülke arasındaki hava ulaştırma ve sivil havacılık alanlarındaki mevcut örnek işbirliğinin güçlendirilmesi ve devamını sağlayacak bir çatı anlaşma niteliği taşıyan “İşbirliği Mutabakat Zaptı” imzalandı.

Bakanlık düzeyinde imzalanan bu çerçeve anlaşmanın yanısıra Sivil Havacılık Genel Müdür Vekili Bahri KESİCİ ve Kırgız Sivil Havacılık Kurumu Başkan Yardımcısı Bakyt DZHUNUSHALIEV tarafından imzalanan anlaşma ile de, iki ülke arasındaki haftalık uçuş sayısına 18 frekans daha eklenerek 31’ten 49’a çıkarıldı. Ayrıca, Ankara ve Bişkek arasında uçuş gerçekleştirilmesi konusunda da mutabakat sağlanarak  kardeş iki ülkenin başkentlerinin havayolu bağlantısı kuruldu.

Yeni mutabakat zaptı ile ayrıca ülkemizin turistik bölgelerinden Kırgızistan’a uçak seferlerinin yapılabilmesi karara bağlandı. Bu çerçevede, Antalya,  Alanya, Dalaman, Bodrum, Samsun, Kapadokya ve Gaziantep noktalarından Bişkek’e kısıtlama olmaksızın tarifeli seferler gerçekleştirilmesine imkân sağlandı.

Kırgızistan heyeti ayrıca İstanbul Yeni Havalimanı’nı da ziyaret ederek, Türkiye’yi böylesine önemli bir projeyi hayata geçirdiği için tebrik etti.

 

Kaynak:SHGM

 



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2JbtS8E
via IFTTT

Setur, insanlık tarihini yeniden yazan Göbeklitepe’ye Aret Vartanyan ile beraber tur düzenliyor Setur, insanlık tarihini yeniden yazan Göbeklitepe’ye Aret Vartanyan ile beraber tur düzenliyor Setur’un kişiye özel deneyim ve macera seyahatleri sunmak üzere hayata geçirdiği markası SeturSelect, 16-18 Kasım 2018’de gerçekleşecek çok özel bir kültür turuna imza atıyor. Ünlü yazar ve Yaşam Atölyesi Kurucusu Aret Vartanyan’ın katılımıyla, bir kişisel dönüşüm turu olarak planlanan seyahatte misafirler, insanlık tarihinin yeniden yazılmasına neden olan kadim Göbeklitepe’nin yanı sıra yine binlerce yıllık tarihin izlerini taşıyan Balıklıgöl, Harran ve Halfeti bölgelerini de gezecekler. Setur’un 50 yılı aşkın sektör tecrübesi ve üstün hizmet kalitesiyle, kişiye özel deneyim ve macera seyahatleri sunmak üzere hayata geçirdiği markası SeturSelect, deneyimli rehberlerinin yanında ünlü isimlerin de anlatımlarıyla renklendirdiği özel kültür turları düzenlemeye devam ediyor. SeturSelect, ilk yurt içi turunu, 16-18 Kasım 2018 tarihlerinde Yaşam Atölyesi kurucusu ve yazar Aret Vartanyan ile birlikte dünya çapında bilinen en eski anıtsal tapınak olan ve kısa bir süre önce UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Göbeklitepe’ye bir seyahat düzenliyor. Aret Vartanyan ile “Maddeden Manaya Yolculuk” Semineri ve Göbeklitepe’yi gün ışığına çıkartan arkeolog Klaus Schmidt Anı Evinde Çiğdem Köksal-Schmidt’in konferansı gibi çok özel etkinlikleri de içeren tur sırasında misafirler, Elda Sasun’un gözünden sembollerin taşıdığı anlamlar eşliğinde Göbeklitepe’yi keşfetme fırsatı da bulacaklar. Bir süredir Türkiye’de gerçek anlamda kişisel dönüşüm turu yapmak istediğini belirten Aret Vartanyan, Elda Sasun’un Göbeklitepe fikri ve Setur’un bu fikri sahiplenmesiyle projenin hayata geçtiğini belirterek şöyle konuştu: “Göbeklitepe, ezoterizm, teoloji ve felsefe üçgeninin tam ortasında duran bir gizem ve benim için çok önemli bir mekân. Benim de başlangıcını ve sonunu çok merak ettiğim ve üzerinde araştırmalar yaptığım Göbeklitepe’yi böyle bir projede kişisel dönüşüm ile birleştirmek benzersiz bir durum diyebilirim.Tura katılanlar, Türkiye’de düzenlenen ilk kişisel dönüşüm turuna katılmış olacaklar. Hem Göbeklitepe gibi bir değeri bambaşka perspektiflerle keşfederken hem de katılımcıların günlük hayatlarındaki soru ve sorunlarına cevaplar üreteceğiz. Özel bir seminerin yanı sıra yürürken, kahve içerken, yemek sırasında birlikte sohbetler edeceğiz. Neredeyse her adımdaki sembollerin taşıdığı anlamları Elda Sasun’un anlatımıyla öğreneceğiz.Yaklaşımlarımızı paylaşırken, Göbeklitepe’nin büyülü atmosferinde hem yaşamlarımızı hem Göbeklitepe’yi farklı pencerelerden keşfedeceğiz.” Balıklıgöl, Harran ve Halfeti de ziyaret edilecek Turun ilk gününde İstanbul- Urfa uçuşunun ardından Hz. İbrahim’in makamı, doğduğu mağara ve ateşe düştüğü varsayılan Balıklıgöl ile Ayn-ı Zeliha gölü gezilecek. Urfa çarşılarında yapılacak bir gezintinin ardından misafirler otele yerleşecek ve gün Manici Otel’deki sıra gecesiyle sona erecek. 2. gün Göbeklitepe ve Harran Turu yapılacak. İnsanlık tarihini 12.000 yıl geriye götüren yeni arkeolojik kazı alanında taş devri insanlarının eserlerini, tapınağını, ses ve görsel şov olarak hazırlanmış sinevizyon gösterisini izledikten sonra Göbeklitepe kazı alanından çıkarılan eserlerin sergilendiği müze gezilecek. Öğle yemeğinin ardından Harran ilçesi Konik kubbeli evleri, Harran Kalesi ve ilk İslam Üniversitesi kalıntıları ziyaret edilecek. Gezinin 3. günü ise Fırat Nehri kenarında kurulmuş olan Halfeti ilçesine yapılacak ve 1,5 saat sürecek yolculukla başlayacak. Birecik baraj gölü suları altında kalan Halfeti’de tekneye binerek İncil’in kopyalarından birinin yazıldığı söylenen Rumkale ve sular altında kalarak kaderine terk edilen Savaşan Köyü ziyaret edilecek. Gezi, Şanlıurfa havaalanından İstanbul’a yapılacak uçuş ile sona erecek. SETUR HAKKINDA 1965 yılında Koç Holding şirketlerinden biri olarak kurulan Setur, turizm alanında yurt içi ve yurt dışına dönük tur operatörlüğü ile otel satışı, IATA uçak bileti satışı, vize hizmetleri, kongre ve seminer organizasyonları, outgoing ve yurt dışı eğitim başlıklarında hizmetler sunuyor. 2001 yılında Türkiye’nin en büyük online kurumsal seyahat portalı BookinTurkey.com’u bünyesine alan Setur, 2017 yılında bu platformu Seturbiz.com ismiyle yenileyerek dijital alanda da önemli bir atılım gerçekleştirdi. Setur’un 50 yılı aşkın sektör tecrübesi ve üstün hizmet kalitesiyle, kişiye özel deneyim ve macera seyahatleri sunmak üzere hayata geçirdiği markası SeturSelect, müşterilerine unutulmaz tatil deneyimleri sağlıyor. Duty Free işletmeciliğinde Türkiye’nin en köklü ve en yaygın markası olan Setur Duty Free, tüm yurda yayılan havalimanları, kara sınır kapıları ve deniz limanlarında yaklaşık 15 bin metrekarelik alanda, 20 bölge 49 mağazasıyla gümrüksüz satış mağazaları işletmeciliği yapmaya devam ediyor.1990 yılında kurulan Setair filosunda ise 14 yolcu kapasiteli 2 adet ultra uzun menzilli 2017 Model Falcon 8X ve 2015 Model Falcon 7X tipi jet, 9 yolcu kapasiteli 2 adet çift motorlu Leonardo (Agusta Westland) AW139 tipi helikopter ve 1 adet 8 yolcu kapasiteli Cessna Grand Caravan C208 tipi deniz uçağı bulunuyor.

Setur, insanlık tarihini yeniden yazan Göbeklitepe’ye Aret Vartanyan ile beraber tur düzenliyor

Setur’un kişiye özel deneyim ve macera seyahatleri sunmak üzere hayata geçirdiği markası SeturSelect, 16-18 Kasım 2018’de gerçekleşecek çok özel bir kültür turuna imza atıyor. Ünlü yazar ve Yaşam Atölyesi Kurucusu Aret Vartanyan’ın katılımıyla, bir kişisel dönüşüm turu olarak planlanan seyahatte misafirler, insanlık tarihinin yeniden yazılmasına neden olan kadim Göbeklitepe’nin yanı sıra yine binlerce yıllık tarihin izlerini taşıyan Balıklıgöl, Harran ve Halfeti bölgelerini de gezecekler.

Setur’un 50 yılı aşkın sektör tecrübesi ve üstün hizmet kalitesiyle, kişiye özel deneyim ve macera seyahatleri sunmak üzere hayata geçirdiği markası SeturSelect, deneyimli rehberlerinin yanında ünlü isimlerin de anlatımlarıyla renklendirdiği özel kültür turları düzenlemeye devam ediyor.

SeturSelect, ilk yurt içi turunu, 16-18 Kasım 2018 tarihlerinde Yaşam Atölyesi kurucusu ve yazar Aret Vartanyan ile birlikte dünya çapında bilinen en eski anıtsal tapınak olan ve kısa bir süre önce UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Göbeklitepe’ye bir seyahat düzenliyor. Aret Vartanyan ile “Maddeden Manaya Yolculuk” Semineri ve Göbeklitepe’yi gün ışığına çıkartan arkeolog Klaus Schmidt Anı Evinde Çiğdem Köksal-Schmidt’in konferansı gibi çok özel etkinlikleri de içeren tur sırasında misafirler, Elda Sasun’un gözünden sembollerin taşıdığı anlamlar eşliğinde Göbeklitepe’yi keşfetme fırsatı da bulacaklar.

Bir süredir Türkiye’de gerçek anlamda kişisel dönüşüm turu yapmak istediğini belirten Aret Vartanyan, Elda Sasun’un Göbeklitepe fikri ve Setur’un bu fikri sahiplenmesiyle projenin hayata geçtiğini belirterek şöyle konuştu: “Göbeklitepe, ezoterizm, teoloji ve felsefe üçgeninin tam ortasında duran bir gizem ve benim için çok önemli bir mekân. Benim de başlangıcını ve sonunu çok merak ettiğim ve üzerinde araştırmalar yaptığım Göbeklitepe’yi böyle bir projede kişisel dönüşüm ile birleştirmek benzersiz bir durum diyebilirim.Tura katılanlar, Türkiye’de düzenlenen ilk kişisel dönüşüm turuna katılmış olacaklar. Hem Göbeklitepe gibi bir değeri bambaşka perspektiflerle keşfederken hem de katılımcıların günlük hayatlarındaki soru ve sorunlarına cevaplar üreteceğiz. Özel bir seminerin yanı sıra yürürken, kahve içerken, yemek sırasında birlikte sohbetler edeceğiz. Neredeyse her adımdaki sembollerin taşıdığı anlamları Elda Sasun’un anlatımıyla öğreneceğiz.Yaklaşımlarımızı paylaşırken, Göbeklitepe’nin büyülü atmosferinde hem yaşamlarımızı hem Göbeklitepe’yi farklı pencerelerden keşfedeceğiz.”

Balıklıgöl, Harran ve Halfeti de ziyaret edilecek

Turun ilk gününde İstanbul- Urfa uçuşunun ardından Hz. İbrahim’in makamı, doğduğu mağara ve ateşe düştüğü varsayılan Balıklıgöl ile Ayn-ı Zeliha gölü gezilecek. Urfa çarşılarında yapılacak bir gezintinin ardından misafirler otele yerleşecek ve gün Manici Otel’deki sıra gecesiyle sona erecek. 2. gün Göbeklitepe ve Harran Turu yapılacak. İnsanlık tarihini 12.000 yıl geriye götüren yeni arkeolojik kazı alanında taş devri insanlarının eserlerini, tapınağını, ses ve görsel şov olarak hazırlanmış sinevizyon gösterisini izledikten sonra Göbeklitepe kazı alanından çıkarılan eserlerin sergilendiği müze gezilecek. Öğle yemeğinin ardından Harran ilçesi Konik kubbeli evleri, Harran Kalesi ve ilk İslam Üniversitesi kalıntıları ziyaret edilecek.

Gezinin 3. günü ise Fırat Nehri kenarında kurulmuş olan Halfeti ilçesine yapılacak ve 1,5 saat sürecek yolculukla başlayacak. Birecik baraj gölü suları altında kalan Halfeti’de tekneye binerek İncil’in kopyalarından birinin yazıldığı söylenen Rumkale ve sular altında kalarak kaderine terk edilen Savaşan Köyü ziyaret edilecek. Gezi, Şanlıurfa havaalanından İstanbul’a yapılacak uçuş ile sona erecek.

SETUR HAKKINDA

1965 yılında Koç Holding şirketlerinden biri olarak kurulan Setur, turizm alanında yurt içi ve yurt dışına dönük tur operatörlüğü ile otel satışı, IATA uçak bileti satışı, vize hizmetleri, kongre ve seminer organizasyonları, outgoing ve yurt dışı eğitim başlıklarında hizmetler sunuyor. 2001 yılında Türkiye’nin en büyük online kurumsal seyahat portalı BookinTurkey.com’u bünyesine alan Setur, 2017 yılında bu platformu Seturbiz.com ismiyle yenileyerek dijital alanda da önemli bir atılım gerçekleştirdi. Setur’un 50 yılı aşkın sektör tecrübesi ve üstün hizmet kalitesiyle, kişiye özel deneyim ve macera seyahatleri sunmak üzere hayata geçirdiği markası SeturSelect, müşterilerine unutulmaz tatil deneyimleri sağlıyor.

Duty Free işletmeciliğinde Türkiye’nin en köklü ve en yaygın markası olan Setur Duty Free, tüm yurda yayılan havalimanları, kara sınır kapıları ve deniz limanlarında yaklaşık 15 bin metrekarelik alanda, 20 bölge 49 mağazasıyla gümrüksüz satış mağazaları işletmeciliği yapmaya devam ediyor.1990 yılında kurulan Setair filosunda ise 14 yolcu kapasiteli 2 adet ultra uzun menzilli 2017 Model Falcon 8X ve 2015 Model Falcon 7X tipi jet, 9 yolcu kapasiteli 2 adet çift motorlu Leonardo (Agusta Westland) AW139 tipi helikopter ve 1 adet 8 yolcu kapasiteli Cessna Grand Caravan C208 tipi deniz uçağı bulunuyor.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2PerW4T
via IFTTT

Setur, insanlık tarihini yeniden yazan Göbeklitepe’ye Aret Vartanyan ile beraber tur düzenliyor


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2PerW4T

Kaan Air Orman Yangınlarıyla Mücadele sezonuna hazırlanıyor Kaan Air, 2018 model Kamov KA32 tipi helikopterler ile Orman Yangınlarıyla Mücadele sezonuna hazırlanıyor Rus helikopterleri Türkiye’de ilk kez Türk bayraklı ve Türk tescili ile uçacak Kaan Air distribütörü olduğu Russian Helikopters’in 3 adet Kamov KA32 modelini helikopter filosuna kattı. Türkiye’de ilk kez Türk tescili ile uçuş gerçekleştirecek olan helikopterler yangın söndürme, ağır yük taşıma gibi önemli operasyonlarda kullanılacak. Kamov’lar bu yıl içinde Kaan Air filosuna katılıyor. Dünyada ağır yük taşıma ve orman yangınlarıyla mücadele görevlerinde kullanılan Kamov KA32’ler güçlü performansları ile Türkiye’de de aynı amaçlarla kullanılacak. Kaan Air, dünyanın önde gelen helikopter üreticilerinden Russian Helicopters ve Leonardo Helicopters’in Türkiye münhasır distribütörü olup, aynı zamanda ABD’li iş jeti üreticisi Gulfstream’in de Türkiye Ticari Satışlar Temsilciğini yürütmektedir. Kamov KA32’ler ile ilgili Kaan Air Genel Müdürü Kemal Süler şunları söyledi: “Bugüne kadar yangın söndürme operasyonlarında kullanılan helikopterlerimiz yurtdışından kiralanarak tedarik ediliyordu. Kaan Air olarak filomuza kattığımız 3 adet 2018 model Kamov KA32 helikopteri ile birlikte KA32’ler Türkiye’de ilk kez Türk bayraklı ve Türk tescilli olarak uçuyor olacaklar. Ekim ayı sonunda gerçekleşecek olan ilk teslimatın ardından diğer helikopterlerin teslimanı en kısa zamanda tamamlanacak ve Orman Yangınlarıyla Mücadele operasyonlarında kullanılmaya başlanacak. Helikopterlerin Türkiye’ye gelişlerinin ardından halen birçok farklı tip helikoptere bakım hizmeti verme yetkisine sahip olan KAAN AIR çok yakın zamanda Kamov KA32’lerin bakımlarını da kendi bakım tesisinde yapabiliyor olacak. Şirketimizin bu girişimiminin ülkemiz havacılığına ve yangınla mücadelede sağlayacağı faydalardan ötürü büyük mutluluk duyuyoruz.” Yangınla mücadelede etkin rol oynayacaklar Ka-32A11BC tipi helikopterler, şehir şartlarında, ulaşması zor dağlık arazilerde ve ormanlarla kaplı alanlarda etkili bir şekilde faaliyet gösteriyor. Ayrıca bu helikopterler ile kara yolu olmayan ulaşılması zor noktalara iniş yapılabiliyor. Ka-32А11ВС tipi helikopterler, orman yangınları ve ağır yük taşıma amacıyla kullanımlarının yanı sıra şehir yangınlarıyla mücadelede de çok etkin olarak kullanılmaktadırlar. Helikopter, gökdelenlerin son katlarında, petrol ve doğalgaz sanayi tesislerinde çıkan yangınlara müdahale edebiliyor. Arama-kurtarma çalışmalarında kullanılan Ka-32А11ВС tipi helikopter her türlü hava şartlarında uçuş yapabiliyor. Ka-32А11ВС tipi helikopterlere modern yoğun bakım tıbbi modüller de yerleştirilebiliyor. Bu sayede yaralılar taşıma esnasında da yoğun bakıma alınabiliyor. Polis ve özel servislerin çalışmalarını desteklemek amacıyla Ka-32А11ВС tipi helikopterlere gözetleme ve takip sistemleri takılabilmekte. Kaan Air Hakkında 2000 Yılında Başarı Holding bünyesinde kurulan Kaan Havacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş., Dünyanın en büyük helikopter üreticilerinden; İtalyan Leonardo Helicopters, ve Russians Helikopter/ Kamov’un Türkiye Distribütörlüklerini yürütmektedir. Leonardo Helicopters’in Türkiye’deki pazar payını hızla arttıran Kaan Air, 2017 yılında da ABD’li iş jeti imalatçısı Gulfstream’in Türkiye Ticari Satışlar Temsilcisi oldu. Kaan Air’in, İstanbul Ayazağa ‘da 22 dönümlük bir alan üzerine kurulmuş olan tesisi; yaklaşık 16 helikopter hangarlama kapasitesine sahip olup tesis aynı zamanda Türkiye’nin tescilli en büyük heliportu olma özelliğini taşımaktadır. Kaan Air aynı zamanda Leonardo Helicopters’in  -Bölgesel yetkilendirilmiş bakım ve onarım merkezidir. Kaan Air müşterilerine   helikopter satışının yanı sıra kiralama, VIP taşımacılık, hava taksi, helikopter turları, havadan fotoğraf ve film çekim faaliyetleri dışında, hangarlama, heliport, yedek parça desteği, uçuş planlama (dispatch) servisi, yakıt desteği gibi alanlarda da geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Kaan Air, dünyanın önde gelen farklı kategorideki helikopter üreticilerinin “exclusive” distribütörlüğünün yanı sıra orman yangınları ile havadan mücadele, elektrik iletim hatlarının havadan takibi, offshore ve EMS gibi devlet ve özel sektöre gerçekleştirdiği önemli projelerle pazardaki varlığını her geçen gün büyütmeye devam etmektedir

Kaan Air, 2018 model Kamov KA32 tipi helikopterler ile Orman Yangınlarıyla Mücadele sezonuna hazırlanıyor

Rus helikopterleri Türkiye’de ilk kez Türk bayraklı ve Türk tescili ile uçacak

Kaan Air distribütörü olduğu Russian Helikopters’in 3 adet Kamov KA32 modelini helikopter filosuna kattı. Türkiye’de ilk kez Türk tescili ile uçuş gerçekleştirecek olan helikopterler yangın söndürme, ağır yük taşıma gibi önemli operasyonlarda kullanılacak.

Kamov’lar bu yıl içinde Kaan Air filosuna katılıyor. Dünyada ağır yük taşıma ve orman yangınlarıyla mücadele görevlerinde kullanılan Kamov KA32’ler güçlü performansları ile Türkiye’de de aynı amaçlarla kullanılacak.

Kaan Air, dünyanın önde gelen helikopter üreticilerinden Russian Helicopters ve Leonardo Helicopters’in Türkiye münhasır distribütörü olup, aynı zamanda ABD’li iş jeti üreticisi Gulfstream’in de Türkiye Ticari Satışlar Temsilciğini yürütmektedir.

Kamov KA32’ler ile ilgili Kaan Air Genel Müdürü Kemal Süler şunları söyledi: “Bugüne kadar yangın söndürme operasyonlarında kullanılan helikopterlerimiz yurtdışından kiralanarak tedarik ediliyordu. Kaan Air olarak filomuza kattığımız 3 adet 2018 model Kamov KA32 helikopteri ile birlikte KA32’ler Türkiye’de ilk kez Türk bayraklı ve Türk tescilli olarak uçuyor olacaklar. Ekim ayı sonunda gerçekleşecek olan ilk teslimatın ardından diğer helikopterlerin teslimanı en kısa zamanda tamamlanacak ve Orman Yangınlarıyla Mücadele operasyonlarında kullanılmaya başlanacak. Helikopterlerin Türkiye’ye gelişlerinin ardından halen birçok farklı tip helikoptere bakım hizmeti verme yetkisine sahip olan KAAN AIR çok yakın zamanda Kamov KA32’lerin bakımlarını da kendi bakım tesisinde yapabiliyor olacak. Şirketimizin bu girişimiminin ülkemiz havacılığına ve yangınla mücadelede sağlayacağı faydalardan ötürü büyük mutluluk duyuyoruz.”

Yangınla mücadelede etkin rol oynayacaklar

Ka-32A11BC tipi helikopterler, şehir şartlarında, ulaşması zor dağlık arazilerde ve ormanlarla kaplı alanlarda etkili bir şekilde faaliyet gösteriyor. Ayrıca bu helikopterler ile kara yolu olmayan ulaşılması zor noktalara iniş yapılabiliyor.

Ka-32А11ВС tipi helikopterler, orman yangınları ve ağır yük taşıma amacıyla kullanımlarının yanı sıra şehir yangınlarıyla mücadelede de çok etkin olarak kullanılmaktadırlar. Helikopter, gökdelenlerin son katlarında, petrol ve doğalgaz sanayi tesislerinde çıkan yangınlara müdahale edebiliyor.

Arama-kurtarma çalışmalarında kullanılan Ka-32А11ВС tipi helikopter her türlü hava şartlarında uçuş yapabiliyor. Ka-32А11ВС tipi helikopterlere modern yoğun bakım tıbbi modüller de yerleştirilebiliyor. Bu sayede yaralılar taşıma esnasında da yoğun bakıma alınabiliyor. Polis ve özel servislerin çalışmalarını desteklemek amacıyla Ka-32А11ВС tipi helikopterlere gözetleme ve takip sistemleri takılabilmekte.

Kaan Air Hakkında

2000 Yılında Başarı Holding bünyesinde kurulan Kaan Havacılık Sanayi ve Ticaret A.Ş., Dünyanın en büyük helikopter üreticilerinden; İtalyan Leonardo Helicopters, ve Russians Helikopter/ Kamov’un Türkiye Distribütörlüklerini yürütmektedir.

Leonardo Helicopters’in Türkiye’deki pazar payını hızla arttıran Kaan Air, 2017 yılında da ABD’li iş jeti imalatçısı Gulfstream’in Türkiye Ticari Satışlar Temsilcisi oldu.

Kaan Air’in, İstanbul Ayazağa ‘da 22 dönümlük bir alan üzerine kurulmuş olan tesisi; yaklaşık 16 helikopter hangarlama kapasitesine sahip olup tesis aynı zamanda Türkiye’nin tescilli en büyük heliportu olma özelliğini taşımaktadır. Kaan Air aynı zamanda Leonardo Helicopters’in  -Bölgesel yetkilendirilmiş bakım ve onarım merkezidir.

Kaan Air müşterilerine   helikopter satışının yanı sıra kiralama, VIP taşımacılık, hava taksi, helikopter turları, havadan fotoğraf ve film çekim faaliyetleri dışında, hangarlama, heliport, yedek parça desteği, uçuş planlama (dispatch) servisi, yakıt desteği gibi alanlarda da geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır.

Kaan Air, dünyanın önde gelen farklı kategorideki helikopter üreticilerinin “exclusive” distribütörlüğünün yanı sıra orman yangınları ile havadan mücadele, elektrik iletim hatlarının havadan takibi, offshore ve EMS gibi devlet ve özel sektöre gerçekleştirdiği önemli projelerle pazardaki varlığını her geçen gün büyütmeye devam etmektedir



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2ySaPvD
via IFTTT

Kaan Air Orman Yangınlarıyla Mücadele sezonuna hazırlanıyor


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2ySaPvD

SMS-  KAZALAR ve BUNLARDAN NASIL KAÇINILIR?   34 SMS-  KAZALAR ve BUNLARDAN NASIL KAÇINILIR?   34   Maliyet Faydaya Karşı Bir havacılık işletmesini karlı ve emniyetli-güvenli yürütmek için üretim hedefleri ve emniyet hedeflerini yerine getirerek kalıcı bir denge sağlanır. Havacılıkta çalışma alanları tamamen ortadan kaldırılamayacak olan potansiyel güvensiz şartlarla doludur; yine de operasyonlar devam etmek zorundadır. Kimi şirketler “sıfır kaza” hedefini benimsemekte ve “emniyetin onların bir numaralı önceliği” olduğunu beyan etmekteler. Gerçek şu ki, tüm ticari havacılık organizasyonları hayatta kalabilmek için kar etmek zorundadır. Kar veya zarar şirketin üretim hedeflerine ulaşıp ulaşmaması konusu da doğrudan bir göstergedir. Bununla birlikte emniyet sürdürülebilirliği için tehlikeleri ortadan kaldırdığında muhtemelen gerçekleştirmiş olacağı bir önkoşuldur. Çoğu şirket için emniyet ölçütü kazalara dayalı kayıpların olmayışıdır. Fakat sırf geçmişte istenmeyen olayların gerçekleşmemiş olması ve bunların gelecekte de oluşmasını engellemez. Düzensiz emniyet kayıtları yürüten şirketlerde kazaların görülmeyişi bunların emniyetli faaliyet gösterdikleri anlamında değildir. Bir şirket önemli bir kazayı veya kaybı takip etme ile ilgili kar ve zarar beyannamesi üzerinde olumsuz etkisi olabileceğinden dolayı, emniyet-güvenlik sorunu yaşayabilir. Bununla birlikte pek çok şirket yıllardır çok sayıda potansiyel güvensiz koşul altında faaliyetlerini yürütmekte ve bundan dolayı olumsuz sonuçlarla karşılaşmamak-tadır. Bu güvensiz koşullar tanımlanmadığı ve ileriye yönelik emniyet yönetimi ile düzeltilmediği sürece şirket “kayıpların bulunmayışı” ile kanıtlandığı şekilde emniyet hedeflerini yerine getirdiğini düşünebilir. İşin gerçeği ise, yalnızca şansı yaver gitmiştir.   Emniyet ve kar karşılıklı olarak birbirlerini ortadan kaldıramazlar. Kaliteli havacılık organizasyonları emniyetsiz koşulların düzeltilmesi için yapılan harcamaların uzun vadeli karlılığa yatırım olduğunun farkındalar ve para risk tedbirlerine harcadığı için kazalar veya olaylara dayalı mali kayıplar azaltılmış olur. Düz bir kar-zarar bakış açısından kimi kayıp düzeyleri kabul edilebilir olurken, az sayıda şirket büyük kazaların ekonomik neticelerinin üstesinden gelmeyi başarabilir. Bu nedenle SMS in riskleri ele alışında güçlü bir ekonomik gereklilik yatmaktadır.   Bir Havayolunda çalıştığınızı farz edin. Burada söz konusu olan yeni elemanları işe almak veya size niçin o uçuşu almamanıza ve yeni bir pazara girmemenize dair gerekçeler öne sürerek zaman harcayan bir “emniyet bölümü” oluşturmak değildir. Organizasyonunuz içinde, uçuşun nasıl emniyetli kılınacağı veya yeni pazara girmenin en iyi yolu hakkında düşünce yürüten tüm kişilerdir. Söz konusu olan günlük bazda riskleri idare eden, maliyet ile fayda arasında denge kuran ve doğru kararlar alan herkestir.   Bir Kazanın Maliyeti Bir kaza veya olayla bağlantılı maliyetler doğrudan, dolaylı ve endüstriyel/sosyal maliyetleri kapsar. Doğrudan maliyetleri takdir etmek genellikle kolaydır. Bunlar uçaktaki hasarları, yaralanmalardan dolayı tazminatları ve mülkiyete verilen zararları kapsarlar ki genellikle sigorta tarafından karşılanırlar. Dolaylı maliyetleri takdir etmek daha zordur. Bunlar sıklıkla karşılanmaz veya sigorta tazminatları tarafından tamamen ödenmez ve etkisi çoğunlukla sonradan ortaya çıkar. Sigorta endüstrisinde genel olarak dolaylı maliyetlerin sigorta altına alınabilecek talebin 5 ila 6 katı olabileceği kabul edilmektedir. Bu maliyetler telafi edilemez ve şunları kapsar: İş ve imaj kaybı; Yasal harçlar ve zarar talepleri; İşçi tazminatları tarafından karşılanmayan tıbbi giderler; Ekipman kullanım kaybı (veya gelir oluşturucu yeterliliklerin kaybı); Yaralanan kişilerden dolayı zaman kaybı ve yedek işçi giderleri; Artan sigorta primleri; Uçak tamir ve temizliği ve Hukuki cezalar. Mehmet Ali Ataman 1.Ekim.2018  

SMS-  KAZALAR ve BUNLARDAN NASIL KAÇINILIR?   34

 

Maliyet Faydaya Karşı

Bir havacılık işletmesini karlı ve emniyetli-güvenli yürütmek için üretim hedefleri ve emniyet hedeflerini yerine getirerek kalıcı bir denge sağlanır. Havacılıkta çalışma alanları tamamen ortadan kaldırılamayacak olan potansiyel güvensiz şartlarla doludur; yine de operasyonlar devam etmek zorundadır.

Kimi şirketler “sıfır kaza” hedefini benimsemekte ve “emniyetin onların bir numaralı önceliği” olduğunu beyan etmekteler. Gerçek şu ki, tüm ticari havacılık organizasyonları hayatta kalabilmek için kar etmek zorundadır. Kar veya zarar şirketin üretim hedeflerine ulaşıp ulaşmaması konusu da doğrudan bir göstergedir. Bununla birlikte emniyet sürdürülebilirliği için tehlikeleri ortadan kaldırdığında muhtemelen gerçekleştirmiş olacağı bir önkoşuldur. Çoğu şirket için emniyet ölçütü kazalara dayalı kayıpların olmayışıdır. Fakat sırf geçmişte istenmeyen olayların gerçekleşmemiş olması ve bunların gelecekte de oluşmasını engellemez. Düzensiz emniyet kayıtları yürüten şirketlerde kazaların görülmeyişi bunların emniyetli faaliyet gösterdikleri anlamında değildir.

Bir şirket önemli bir kazayı veya kaybı takip etme ile ilgili kar ve zarar beyannamesi üzerinde olumsuz etkisi olabileceğinden dolayı, emniyet-güvenlik sorunu yaşayabilir. Bununla birlikte pek çok şirket yıllardır çok sayıda potansiyel güvensiz koşul altında faaliyetlerini yürütmekte ve bundan dolayı olumsuz sonuçlarla karşılaşmamak-tadır. Bu güvensiz koşullar tanımlanmadığı ve ileriye yönelik emniyet yönetimi ile düzeltilmediği sürece şirket “kayıpların bulunmayışı” ile kanıtlandığı şekilde emniyet hedeflerini yerine getirdiğini düşünebilir. İşin gerçeği ise, yalnızca şansı yaver gitmiştir.

 

Emniyet ve kar karşılıklı olarak birbirlerini ortadan kaldıramazlar. Kaliteli havacılık organizasyonları emniyetsiz koşulların düzeltilmesi için yapılan harcamaların uzun vadeli karlılığa yatırım olduğunun farkındalar ve para risk tedbirlerine harcadığı için kazalar veya olaylara dayalı mali kayıplar azaltılmış olur. Düz bir kar-zarar bakış açısından kimi kayıp düzeyleri kabul edilebilir olurken, az sayıda şirket büyük kazaların ekonomik neticelerinin üstesinden gelmeyi başarabilir. Bu nedenle SMS in riskleri ele alışında güçlü bir ekonomik gereklilik yatmaktadır.

 

Bir Havayolunda çalıştığınızı farz edin. Burada söz konusu olan yeni elemanları işe almak veya size niçin o uçuşu almamanıza ve yeni bir pazara girmemenize dair gerekçeler öne sürerek zaman harcayan bir “emniyet bölümü” oluşturmak değildir. Organizasyonunuz içinde, uçuşun nasıl emniyetli kılınacağı veya yeni pazara girmenin en iyi yolu hakkında düşünce yürüten tüm kişilerdir. Söz konusu olan günlük bazda riskleri idare eden, maliyet ile fayda arasında denge kuran ve doğru kararlar alan herkestir.

 

Bir Kazanın Maliyeti

Bir kaza veya olayla bağlantılı maliyetler doğrudan, dolaylı ve endüstriyel/sosyal maliyetleri kapsar. Doğrudan maliyetleri takdir etmek genellikle kolaydır. Bunlar uçaktaki hasarları, yaralanmalardan dolayı tazminatları ve mülkiyete verilen zararları kapsarlar ki genellikle sigorta tarafından karşılanırlar. Dolaylı maliyetleri takdir etmek daha zordur. Bunlar sıklıkla karşılanmaz veya sigorta tazminatları tarafından tamamen ödenmez ve etkisi çoğunlukla sonradan ortaya çıkar.

Sigorta endüstrisinde genel olarak dolaylı maliyetlerin sigorta altına alınabilecek talebin 5 ila 6 katı olabileceği kabul edilmektedir. Bu maliyetler telafi edilemez ve şunları kapsar:

  • İş ve imaj kaybı;
  • Yasal harçlar ve zarar talepleri;
  • İşçi tazminatları tarafından karşılanmayan tıbbi giderler;
  • Ekipman kullanım kaybı (veya gelir oluşturucu yeterliliklerin kaybı);
  • Yaralanan kişilerden dolayı zaman kaybı ve yedek işçi giderleri;
  • Artan sigorta primleri;
  • Uçak tamir ve temizliği ve
  • Hukuki cezalar.

Mehmet Ali Ataman

1.Ekim.2018

 



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2S5otUT
via IFTTT

SMS-  KAZALAR ve BUNLARDAN NASIL KAÇINILIR?   34


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2S5otUT

Hava kargo talebinin yirmi yılda iki katına çıkması bekleniyor


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2q3mzYd

Hava kargo talebinin yirmi yılda iki katına çıkması bekleniyor Hava yolu ile ilgili küresel talebin önümüzdeki yirmi yılda iki katına çıkacağı bekleniyor. Bu talebi karşılamak için, hava kargo işletmecilerinin, şu an 2037’ye kadar 2.600’den fazla kargo uçağına ihtiyaç duyacağını ortaya koyuyor. Bu rakam, 980 yeni orta ve büyük ölçekli kargo uçağı ve 1.670 adet dönüştürülmüş kargo uçağı şeklinde hesaplanıyor. Hava kargo pazarı, ticari havacılığın büyüme hikayesinin önemli bir unsuru olmaya devam ediyor. Yeni tahminler, Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’da son birkaç yıldır görülen piyasa toparlanmasına denk gelen güçlü ve uzun vadeli hava kargo trendlerine işaret ediyor. Çin’deki ekspres piyasanın şaşırtıcı büyümesi ile birlikte global e-ticaret piyasası 5 trilyon dolarlık bir boyuta ulaştı. Global e-ticaret piyasasında her yıl %20 lik bir büyüme bekleniyor. Son yıllarda yolcu uçakları ile taşınan kargo talebinin arttığı gözlemlenmesine rağmen yolcu uçaklarının kapasiteleri tüm talebi karşılayamıyor. Muazzam avantajlar sunan kargo uçakları , dünya hava kargo talebinin yüzde 50’sinden fazlasını taşımaya devam edeceğini gösteriyor.

Hava yolu ile ilgili küresel talebin önümüzdeki yirmi yılda iki katına çıkacağı bekleniyor.

Bu talebi karşılamak için, hava kargo işletmecilerinin, şu an 2037’ye kadar 2.600’den fazla kargo uçağına ihtiyaç duyacağını ortaya koyuyor. Bu rakam, 980 yeni orta ve büyük ölçekli kargo uçağı ve 1.670 adet dönüştürülmüş kargo uçağı şeklinde hesaplanıyor.

Hava kargo pazarı, ticari havacılığın büyüme hikayesinin önemli bir unsuru olmaya devam ediyor. Yeni tahminler, Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’da son birkaç yıldır görülen piyasa toparlanmasına denk gelen güçlü ve uzun vadeli hava kargo trendlerine işaret ediyor.

Çin’deki ekspres piyasanın şaşırtıcı büyümesi ile birlikte global e-ticaret piyasası 5 trilyon dolarlık bir boyuta ulaştı. Global e-ticaret piyasasında her yıl %20 lik bir büyüme bekleniyor.

Son yıllarda yolcu uçakları ile taşınan kargo talebinin arttığı gözlemlenmesine rağmen yolcu uçaklarının kapasiteleri tüm talebi karşılayamıyor. Muazzam avantajlar sunan kargo uçakları , dünya hava kargo talebinin yüzde 50’sinden fazlasını taşımaya devam edeceğini gösteriyor.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2q3mzYd
via IFTTT