18 Şubat 2017 Cumartesi

SATILIK YOLCU VAPURU Şehit Caner Gönyeli yolcu vapuru sahibinden.com’da satışa çıkarıldı 35 yıl boyunca Eminönü-Kadıköy hattında yüzbinleri taşıdı yeni rotası için satışa çıkarıldı İstanbul Şehir Hatları bünyesinde 35 yıl boyunca İstanbulluları iki yaka arasında taşıyan Şehit Caner Gönyeli isimli yolcu vapuru, sahibinden.com’da yeni sahibini arıyor. Deniz İşletme Müdürlüğü’nden dört yıl önce ihale ile satın alınan Şehit Caner Gönyeli yolcu vapuru, 1 milyon 200 bin lira bedelle sahibinden.com üzerinden 3 Şubat’ta satışa çıkarıldı. Vapura şu ana kadar yerli-yabancı turizm işletmelerinin ve mimarların talip olduğu belirtildi. Ticari işletme için uygunluk belgesi olan, 60 metre uzunluğunda, 10 metre eninde ve 12 metrelik derinliğe sahip Şehit Caner Gönyeli yolcu vapuru, 750 beygirlik iki adet motora ve 650 kişilik yolcu kapasitesine sahip. 1978 yılında yapılan Şehit Caner Gönyeli vapurunda Kaptan Köşkü’nün yanı sıra, dört büyük salın ve suyun altında 4 metre kazan dairesi ve odalar mevcut. Otel hayali ile alındı Şehit Caner Gönyeli vapurunu yaklaşık dört yıl önce Deniz İşletmeleri Müdürlüğü’nün açtığı ihalede otel yapmak amacıyla satın aldıklarını belirten ilan sahibi Yiğit Ali Günaydın, “Otel için proje de çizildi. Ancak maliyeti nedeniyle bugüne kadar hayata geçiremedik. Bu nedenle de satma kararı alarak sahibinden.com üzerinden satışa çıkardık” dedi. Şu anda Yalova’da demirli bulunan Şehit Caner Gönyeli isimli yolcu vapurunun kendileri tarafından satın alınmadan önce Eminönü-Kadıköy hattında yolcu taşıdığı bilgisini veren Günaydın, 3 Şubat’ta yayınlanan ilanın ardından kendisini daha çok yabancı yatırımcıların danışmanlarının aradığını belirtti. Günaydın, şu bilgileri verdi: “Şu ana kadar arayanlar arasında; yerli-yabancı turizm işletmeleri ve mimarlar var. Bunun dışında gemiyi Tunus’a ve Fas’a götürmek isteyenler de oldu. Ayrıca kafe olarak işletmek için ya da mimarlık ofisi olarak kullanmak için ilgilenenler de oldu.”  

Şehit Caner Gönyeli yolcu vapuru sahibinden.com’da satışa çıkarıldı

35 yıl boyunca Eminönü-Kadıköy hattında yüzbinleri taşıdı yeni rotası için satışa çıkarıldı

İstanbul Şehir Hatları bünyesinde 35 yıl boyunca İstanbulluları iki yaka arasında taşıyan Şehit Caner Gönyeli isimli yolcu vapuru, sahibinden.com’da yeni sahibini arıyor. Deniz İşletme Müdürlüğü’nden dört yıl önce ihale ile satın alınan Şehit Caner Gönyeli yolcu vapuru, 1 milyon 200 bin lira bedelle sahibinden.com üzerinden 3 Şubat’ta satışa çıkarıldı. Vapura şu ana kadar yerli-yabancı turizm işletmelerinin ve mimarların talip olduğu belirtildi.

Ticari işletme için uygunluk belgesi olan, 60 metre uzunluğunda, 10 metre eninde ve 12 metrelik derinliğe sahip Şehit Caner Gönyeli yolcu vapuru, 750 beygirlik iki adet motora ve 650 kişilik yolcu kapasitesine sahip. 1978 yılında yapılan Şehit Caner Gönyeli vapurunda Kaptan Köşkü’nün yanı sıra, dört büyük salın ve suyun altında 4 metre kazan dairesi ve odalar mevcut.

Otel hayali ile alındı

Şehit Caner Gönyeli vapurunu yaklaşık dört yıl önce Deniz İşletmeleri Müdürlüğü’nün açtığı ihalede otel yapmak amacıyla satın aldıklarını belirten ilan sahibi Yiğit Ali Günaydın, “Otel için proje de çizildi. Ancak maliyeti nedeniyle bugüne kadar hayata geçiremedik. Bu nedenle de satma kararı alarak sahibinden.com üzerinden satışa çıkardık” dedi.

Şu anda Yalova’da demirli bulunan Şehit Caner Gönyeli isimli yolcu vapurunun kendileri tarafından satın alınmadan önce Eminönü-Kadıköy hattında yolcu taşıdığı bilgisini veren Günaydın, 3 Şubat’ta yayınlanan ilanın ardından kendisini daha çok yabancı yatırımcıların danışmanlarının aradığını belirtti. Günaydın, şu bilgileri verdi: “Şu ana kadar arayanlar arasında; yerli-yabancı turizm işletmeleri ve mimarlar var. Bunun dışında gemiyi Tunus’a ve Fas’a götürmek isteyenler de oldu. Ayrıca kafe olarak işletmek için ya da mimarlık ofisi olarak kullanmak için ilgilenenler de oldu.”

 



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2lUZAOI
via IFTTT

Beyin göçünü durdurmak için Ar-Ge’ye ağırlık verilmeli


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2m7vCTV

Beyin göçünü durdurmak için Ar-Ge’ye ağırlık verilmeli ABD’nin en etkili 30 Türk kadınından biri olan ve UXistanbul Konferansı’nın konuşmacıları arasında bulunan Aylin Uysal, Türkiye’nin beyin göçünü durdurmak ve tersine çevirmek için yapması gerekenler hakkında önerilerde bulundu. ODTÜ’deki eğitiminin ardından gittiği ABD’de, teknoloji devi Oracle’ın Kıdemli Tasarım Direktörü olarak görev yapan Uysal, “Ar-Ge’ye yatırım yapmak, akademik kurumlarla ve üniversitelerle işbirliği içinde olmak şirketlerin önceliği olmalı” dedi. 21 Şubat’ta gerçekleştirilecek uluslararası kullanıcı deneyimi ve kullanılabilirlik konferansı UXistanbul’un konuşmacıları arasında yer alan, ABD’nin en etkili 30 Türk kadınından biri olarak gösterilen Aylin Uysal, Türkiye’deki beyin göçünü durdurmak için yapılabilecekler hakkında önerilerde bulundu. Halen ABD’li teknoloji devi Oracle’ın San Francisco’daki ofisinde Kıdemli UX Direktörü olarak görev yapmakta olan Uysal, “ODTÜ’den mezun olduğumda, iş fırsatlarının büyük çoğunluğu satış odaklıydı. Genç bir endüstriyel tasarım bölümü mezunu olarak, Ar-Ge eksikliği ve uzmanlığımı uygulamak istemem, Türkiye’den ayrılmamın temel nedenleriydi. Aynı trendin bugün de devam ettiğini üzülerek görüyorum” dedi. Beyin göçünü durdurmak ve tersine beyin göçü başlatabilmek için her şeyden önce Türk şirketlerine görev düştüğünü belirten Uysal, “Türk şirketleri akademik kurumlar ve üniversitelerle olan işbirliklerine daha fazla yatırım yapmalılar. Bir bilgi ve işbirliği ağının daha fazla staj olanağı, ortak araştırma olanakları ve öğrencilerin sektör profesyonellerine direkt ulaşabilmesi gibi karşılıklı faydaları var. Özellikle ticari kuluçka programları, yeni kurulan işletmelerin olgunlaştıkça üniversite bağlantılarını sürdürmelerini sağlarken, kendi bünyelerindeki araştırmalardan kaynaklanan yenilikler için de sıçrama tahtası olabilir diye konuştu. Aylin Uysal’ın verdiği bilgilere göre kamu ve özel kuruluşlardaki mentorluk ve gönüllü çalışmaların da teşvik edilmesi gerekiyor. Bu çalışmalar sayesinde öğrencilerin yarının yenilikçi unsurları olabilmeleri için teknik becerilerinin ve yaratıcı özgüvenlerinin geliştirilebileceğini ifade eden Uysal, araştırma geliştirme faaliyetlerinin de önemine şu sözlerle dikkat çekti: “Ar-Ge’ye mutlaka yatırım yapmak, girişimciliği açık fikirli bir şekilde yargılamadan değerlendirmek gerekiyor. Yetenekli gençleri Türkiye’de tutmak istiyorsak, kendilerini ifade edebilmelerine ve zihinlerini özgür bırakmalarına olanak tanımalıyız. Cazip çalışma koşulları ile desteklenen Ar-Ge fırsatları, yetenekli mühendisleri ve tasarımcıları elde tutmanın anahtarıdır diyebilirim.” ABD’de yayın yapan TurkOfAmerica dergisi tarafından, 2015 yılında ülkenin en etkili 30 Türk kadınından biri olarak seçilen Aylin Uysal, bu başarısını, “Adımın farklı sektörlerden önemli isimlerle birlikte anılması beni gururlandırıyor. Bu isimlerin tümü, organizasyonlarına ve markalarına yaptıkları katkıların yanı sıra kariyerleri ve Amerikan kamuoyuna olan sosyal ve kültürel etkileri ile de tanınıyor. Bir toplum gönüllüsü olan annemi izleyerek büyüdüm. Onun gibi bir rol modele sahip olmak ve ondan öğrendiğim çok çalışmak, nezaket, cömertlik özgünlük ve düşünceli davranmak gibi temel prensipleri takip etmek, güçlüklerin üstesinden gelmemde ve profesyonel başarımda çok önemli bir yere sahip” sözleri ile özetledi. Türk kültürünün tasarıma olan bakışı üzerinde önemli etkileri bulunduğunu söyleyen Uysal, “İznik çinileri, renkli tekstil ürünleri, kilimler, Mevlana, Ayasofya ve İstanbul, Süleymaniye, Efes, Ege köyleri, Türk çayı, Onuncu Yıl Nutku, Orhan Veli şiirleri ve Türkiye’ye ilişkin daha birçok şey, kişisel tasarım ve yaratıcılık anlayışımı etkileyen faktörler oldu” diye konuştu. Aylin Uysal, UXservices tarafından düzenlenen UXistanbul Konferansı’nda yapacağı konuşmasında, tasarım pratiğinin yıllar içinde sergilediği değişimi anlatacak ve kurumsal uygulamalar tasarlarken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verecek.

ABD’nin en etkili 30 Türk kadınından biri olan ve UXistanbul Konferansı’nın konuşmacıları arasında bulunan Aylin Uysal, Türkiye’nin beyin göçünü durdurmak ve tersine çevirmek için yapması gerekenler hakkında önerilerde bulundu. ODTÜ’deki eğitiminin ardından gittiği ABD’de, teknoloji devi Oracle’ın Kıdemli Tasarım Direktörü olarak görev yapan Uysal, “Ar-Ge’ye yatırım yapmak, akademik kurumlarla ve üniversitelerle işbirliği içinde olmak şirketlerin önceliği olmalı” dedi.

21 Şubat’ta gerçekleştirilecek uluslararası kullanıcı deneyimi ve kullanılabilirlik konferansı UXistanbul’un konuşmacıları arasında yer alan, ABD’nin en etkili 30 Türk kadınından biri olarak gösterilen Aylin Uysal, Türkiye’deki beyin göçünü durdurmak için yapılabilecekler hakkında önerilerde bulundu. Halen ABD’li teknoloji devi Oracle’ın San Francisco’daki ofisinde Kıdemli UX Direktörü olarak görev yapmakta olan Uysal, “ODTÜ’den mezun olduğumda, iş fırsatlarının büyük çoğunluğu satış odaklıydı. Genç bir endüstriyel tasarım bölümü mezunu olarak, Ar-Ge eksikliği ve uzmanlığımı uygulamak istemem, Türkiye’den ayrılmamın temel nedenleriydi. Aynı trendin bugün de devam ettiğini üzülerek görüyorum” dedi.

Beyin göçünü durdurmak ve tersine beyin göçü başlatabilmek için her şeyden önce Türk şirketlerine görev düştüğünü belirten Uysal, “Türk şirketleri akademik kurumlar ve üniversitelerle olan işbirliklerine daha fazla yatırım yapmalılar. Bir bilgi ve işbirliği ağının daha fazla staj olanağı, ortak araştırma olanakları ve öğrencilerin sektör profesyonellerine direkt ulaşabilmesi gibi karşılıklı faydaları var. Özellikle ticari kuluçka programları, yeni kurulan işletmelerin olgunlaştıkça üniversite bağlantılarını sürdürmelerini sağlarken, kendi bünyelerindeki araştırmalardan kaynaklanan yenilikler için de sıçrama tahtası olabilir diye konuştu.

Aylin Uysal’ın verdiği bilgilere göre kamu ve özel kuruluşlardaki mentorluk ve gönüllü çalışmaların da teşvik edilmesi gerekiyor. Bu çalışmalar sayesinde öğrencilerin yarının yenilikçi unsurları olabilmeleri için teknik becerilerinin ve yaratıcı özgüvenlerinin geliştirilebileceğini ifade eden Uysal, araştırma geliştirme faaliyetlerinin de önemine şu sözlerle dikkat çekti:

“Ar-Ge’ye mutlaka yatırım yapmak, girişimciliği açık fikirli bir şekilde yargılamadan değerlendirmek gerekiyor. Yetenekli gençleri Türkiye’de tutmak istiyorsak, kendilerini ifade edebilmelerine ve zihinlerini özgür bırakmalarına olanak tanımalıyız. Cazip çalışma koşulları ile desteklenen Ar-Ge fırsatları, yetenekli mühendisleri ve tasarımcıları elde tutmanın anahtarıdır diyebilirim.”

ABD’de yayın yapan TurkOfAmerica dergisi tarafından, 2015 yılında ülkenin en etkili 30 Türk kadınından biri olarak seçilen Aylin Uysal, bu başarısını, “Adımın farklı sektörlerden önemli isimlerle birlikte anılması beni gururlandırıyor. Bu isimlerin tümü, organizasyonlarına ve markalarına yaptıkları katkıların yanı sıra kariyerleri ve Amerikan kamuoyuna olan sosyal ve kültürel etkileri ile de tanınıyor. Bir toplum gönüllüsü olan annemi izleyerek büyüdüm. Onun gibi bir rol modele sahip olmak ve ondan öğrendiğim çok çalışmak, nezaket, cömertlik özgünlük ve düşünceli davranmak gibi temel prensipleri takip etmek, güçlüklerin üstesinden gelmemde ve profesyonel başarımda çok önemli bir yere sahip” sözleri ile özetledi.

Türk kültürünün tasarıma olan bakışı üzerinde önemli etkileri bulunduğunu söyleyen Uysal, “İznik çinileri, renkli tekstil ürünleri, kilimler, Mevlana, Ayasofya ve İstanbul, Süleymaniye, Efes, Ege köyleri, Türk çayı, Onuncu Yıl Nutku, Orhan Veli şiirleri ve Türkiye’ye ilişkin daha birçok şey, kişisel tasarım ve yaratıcılık anlayışımı etkileyen faktörler oldu” diye konuştu.

Aylin Uysal, UXservices tarafından düzenlenen UXistanbul Konferansı’nda yapacağı konuşmasında, tasarım pratiğinin yıllar içinde sergilediği değişimi anlatacak ve kurumsal uygulamalar tasarlarken dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verecek.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2m7vCTV
via IFTTT

Türkiye bölgenin teknoloji üssü olmalı


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2luNsmX

Türkiye bölgenin teknoloji üssü olmalı “Bölgenin teknoloji üssü olmak Türkiye için küçük bir hedef” Silikon Vadisi merkezli girişim sermayesi fonu 500 İstanbul’un Yönetici Ortağı Rina Onur Şirinoğlu, Türkiye’nin bölgenin teknoloji üssü olmaktan daha büyük hedefleri gerçekleştirebilecek potansiyeli barındırdığını söyledi. Milyar dolarlık girişimler çıkarabilmek için hedefin Türkiye ile sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Şirinoğlu, “Hedef 7,5 milyar insan olmalı. Bu sayede bugün bulunduğumuz noktadan çok daha ileriye sıçrayabiliriz” dedi. Ülkemizin ilk Silikon Vadisi merkezli girişim sermayesi fonu olan 500 İstanbul’un Yönetici Ortağı Rina Onur Şirinoğlu, Türkiye’nin küresel hedefli teknoloji girişimi çıkarma oranında ABD ve AB’ye kıyasla oldukça geride bulunduğuna dikkat çekti. Şu an dünyada, halka açılmamış veya satın alınmamış, ‘unicorn’ adı verilen, değeri 1 milyar doları bulan 183 teknoloji girişimi olduğunu ifade eden Şirinoğlu şunları söyledi: “Bu şirketlerin 100’ü Amerika, 37’si Çin, 10’u İngiltere, 8’i Hindistan, 4’ü Almanya, 3’ü İsrail, 2’si Fransa ve 2’si de Singapur merkezli. Ülkemiz maalesef listede yer almıyor; hatta Türkiye’den çıkmış hiç ‘unicorn’umuz bulunmuyor. Türkiye’den çıkan girişimler 80 milyon kişiyi değil, 7,5 milyar insanı yani tüm dünyayı hedeflemeli. Bu sayede ülkemizdeki girişimcilik potansiyelinden tam olarak yararlanabilir ve bugün bulunduğumuz noktadan çok daha ileriye sıçrayabiliriz.” Tel Aviv örneği Sıklıkla kullanılan ‘Türkiye bölgenin teknoloji üssü olmalı’ ifadesine katılmadığını söyleyen Rina Onur Şirinoğlu, “Bölgenin üssü olmaya çalışmak Türkiye için küçük bir hedef. Tel Aviv gibi küçücük bir şehir bile, Silikon Vadisi’nden sonra, NASDAQ’da halka açılan veya değeri 1 milyar dolar üzerinde olan teknoloji şirketi üretme ve çıkış sağlama alanında dünya listelerinde yer etmiş bir yer. Yaptıkları en önemli şeylerden biri, özellikle savunma sanayi için geliştirilmiş teknik değer ve yeteneğin, birçok farklı ve küresel ticari alana kaydırılması” dedi. Şirinoğlu, benzer başarılara Türkiye’nin de imza atabileceğine inandıklarını belirterek şunları söyledi: “500 İstanbul olarak amacımız, erken aşamalı teknoloji girişimlerini hem finansal hem stratejik tarafta destekleyerek, aradaki farkın kapanmasında yardımcı olmak ve Türkiye’nin teknoloji ihracını artırmaya katkı sağlamak. Önümüzdeki beş yıllık dönemde, Türkiye’den çıkacak ilk milyar dolarlık teknoloji girişiminin elinden tutmayı, yardımcısı ve yatırımcısı olmayı hedefliyoruz.” 500 İstanbul hakkında: 2016 yılının Temmuz ayından bu yana faaliyet gösteren 500 İstanbul, 500 Startups ağı altında yer almaktadır ve Türkiye’nin ilk Silikon Vadisi merkezli girişim sermayesi fonudur. Bölgedeki ilk ve tek global erken aşama yatırım fonu olan 500 İstanbul, küresel başarılara Türk girişimci damgası vurmayı hedeflemektedir. Yatırımcıları arasında Türkiye’nin önde gelen holdingleri, yatırım firmaları ve iş insanları bulunan 500 İstanbul, tüm bölgedeki yatırım fırsatlarına erişim sağlayan geniş ağı sayesinde, bölgedeki yabancı ve kurumsal yatırımcı açığını kapatmaya yardımcı olmaktadır. Bilgi birikimi, markası ve sağladığı değerler ile kısa sürede en çok tercih edilen yatırımcılar arasına girmeyi başarmıştır.

“Bölgenin teknoloji üssü olmak Türkiye için küçük bir hedef”

Silikon Vadisi merkezli girişim sermayesi fonu 500 İstanbul’un Yönetici Ortağı Rina Onur Şirinoğlu, Türkiye’nin bölgenin teknoloji üssü olmaktan daha büyük hedefleri gerçekleştirebilecek potansiyeli barındırdığını söyledi. Milyar dolarlık girişimler çıkarabilmek için hedefin Türkiye ile sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Şirinoğlu, “Hedef 7,5 milyar insan olmalı. Bu sayede bugün bulunduğumuz noktadan çok daha ileriye sıçrayabiliriz” dedi.

Ülkemizin ilk Silikon Vadisi merkezli girişim sermayesi fonu olan 500 İstanbul’un Yönetici Ortağı Rina Onur Şirinoğlu, Türkiye’nin küresel hedefli teknoloji girişimi çıkarma oranında ABD ve AB’ye kıyasla oldukça geride bulunduğuna dikkat çekti. Şu an dünyada, halka açılmamış veya satın alınmamış, ‘unicorn’ adı verilen, değeri 1 milyar doları bulan 183 teknoloji girişimi olduğunu ifade eden Şirinoğlu şunları söyledi:

“Bu şirketlerin 100’ü Amerika, 37’si Çin, 10’u İngiltere, 8’i Hindistan, 4’ü Almanya, 3’ü İsrail, 2’si Fransa ve 2’si de Singapur merkezli. Ülkemiz maalesef listede yer almıyor; hatta Türkiye’den çıkmış hiç ‘unicorn’umuz bulunmuyor. Türkiye’den çıkan girişimler 80 milyon kişiyi değil, 7,5 milyar insanı yani tüm dünyayı hedeflemeli. Bu sayede ülkemizdeki girişimcilik potansiyelinden tam olarak yararlanabilir ve bugün bulunduğumuz noktadan çok daha ileriye sıçrayabiliriz.”

Tel Aviv örneği

Sıklıkla kullanılan ‘Türkiye bölgenin teknoloji üssü olmalı’ ifadesine katılmadığını söyleyen Rina Onur Şirinoğlu, “Bölgenin üssü olmaya çalışmak Türkiye için küçük bir hedef. Tel Aviv gibi küçücük bir şehir bile, Silikon Vadisi’nden sonra, NASDAQ’da halka açılan veya değeri 1 milyar dolar üzerinde olan teknoloji şirketi üretme ve çıkış sağlama alanında dünya listelerinde yer etmiş bir yer. Yaptıkları en önemli şeylerden biri, özellikle savunma sanayi için geliştirilmiş teknik değer ve yeteneğin, birçok farklı ve küresel ticari alana kaydırılması” dedi.

Şirinoğlu, benzer başarılara Türkiye’nin de imza atabileceğine inandıklarını belirterek şunları söyledi: “500 İstanbul olarak amacımız, erken aşamalı teknoloji girişimlerini hem finansal hem stratejik tarafta destekleyerek, aradaki farkın kapanmasında yardımcı olmak ve Türkiye’nin teknoloji ihracını artırmaya katkı sağlamak. Önümüzdeki beş yıllık dönemde, Türkiye’den çıkacak ilk milyar dolarlık teknoloji girişiminin elinden tutmayı, yardımcısı ve yatırımcısı olmayı hedefliyoruz.”

500 İstanbul hakkında:

2016 yılının Temmuz ayından bu yana faaliyet gösteren 500 İstanbul, 500 Startups ağı altında yer almaktadır ve Türkiye’nin ilk Silikon Vadisi merkezli girişim sermayesi fonudur. Bölgedeki ilk ve tek global erken aşama yatırım fonu olan 500 İstanbul, küresel başarılara Türk girişimci damgası vurmayı hedeflemektedir. Yatırımcıları arasında Türkiye’nin önde gelen holdingleri, yatırım firmaları ve iş insanları bulunan 500 İstanbul, tüm bölgedeki yatırım fırsatlarına erişim sağlayan geniş ağı sayesinde, bölgedeki yabancı ve kurumsal yatırımcı açığını kapatmaya yardımcı olmaktadır. Bilgi birikimi, markası ve sağladığı değerler ile kısa sürede en çok tercih edilen yatırımcılar arasına girmeyi başarmıştır.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2luNsmX
via IFTTT

Dünyayı yiyerek tüketiyoruz


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kIJ6Ey

Dünyayı yiyerek tüketiyoruz Birleşmiş Milletler Çevre Programı iyi niyet elçisi Yann Arthus-Bertrand: “Dünyayı yiyerek tüketiyoruz” Management Centre Türkiye (MCT) tarafından 22’ncisi gerçekleştirilen İnsan Kaynakları Zirvesi, 15 – 16 Şubat 2017 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar’da “DNA – Decoding The New Age” – “Yönetim, Yeni Çağın Kodları ile Yeniden Yazılıyor” temasıyla 22’nci kez kapılarını açtı. 2 gün boyunca 17’si yabancı 86 konuşmacı, yönetim ve İnsan Kaynakları alanındaki en güncel uygulamaları, sorunları ve fırsatları katılımcılara aktardığı zirvenin dikkat çeken konuşmacalarından biri Birleşmiş Milletler Çevre Programı iyi niyet elçisi olan Yann Arthus- Bertrand oldu. Bertrand, “İklim değişikliği ile başımıza ne geleceğini biliyoruz fakat inkâr ediyoruz. Dünyada 7 milyar insan var ömürler arttı, eğitim iyileşti ama yine de dünyayı mahvetmeye devam ediyoruz” dedi. Management Centre Türkiye (MCT)’nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği İnsan Kaynakları Zirvesi, İstanbul Lütfi Kırdar’da “DNA – Decoding The New Age” – “Yönetim, Yeni Çağın Kodları ile Yeniden Yazılıyor” temasıyla gerçekleştirildi. Finansbank ve Kariyer.net’in Ana Sponsorluğunu üstlendiği zirvede dünyaca ünlü fotoğrafçı, gazeteci, muhabir ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı iyi niyet elçisi olan Yann Arthus- Bertrand konuşmasıyla dikkat çekti. Tüm dünyada 600 milyondan fazla kişinin izlediği ve dünyanın değişimine vurgu yaptığı Home’dan sonra Human filmiyle başarısını kanıtlayan Bertrand insanoğlunun dünyaya verdiği zarara değindi. Toplumun çevresel konularda bilinçlenmesini arttırmak amacıyla Good Planet Vakfı’nı kuran, karbon dengelemesi programları ve sivil toplum örgütleriyle ormansızlaşmaya karşı savaş veren Bertrand, “Geçen yüz yılın başında dünyadaki fil sayısı 20 milyondu bugün 450 bin fil yaşıyor ve her 20 dakikada bir, bir fil öldürülüyor. Bu dünyaya nasıl zarar verdiğimizin çok korkunç ve üzücü bir örneği” dedi. GEZEGENİ YİYEREK TÜKETİYORUZ Yıllardır doğayı fotoğrafladığını anlatan Bertrand, “Ben çalışmaya başladığımızda 2 milyon flamingo vardı şu anda sayıları 200 bine kadar düştü. Her hafta 3 milyon kişi kentlere katılıyor. Dünyada 7 milyardan fazla insanız, memelilerin yüzde 98’ini insanlar ve ev hayvanları oluşturuyor. Yalnızca yüzde 2’si vahşi hayvanlardan oluşuyor ve biz her yıl en az 40 milyar hayvan tüketiyoruz yani aslında gezegeni yiyerek tüketiyoruz” diye konuştu. Bertrand, “İklim değişikliği ile başımıza ne geleceğini biliyoruz fakat inkâr ediyor ve dünyayı mahvetmeye devam ediyoruz” dedi. YENİ FİLM “WOMAN” 2019’DA Tüm dünyada izlenme rekorları kıran Home ve Human filmlerinin ardından Woman isimli film üstünde çalıştığını anlatan Bertrand, “Kadınlarla ilgili derin bir çalışma yapıyoruz. Film için farklı ülkelerden 3 bin tane kadın ile çekim yaptık, burada Türkiye’de de çekimler yapacağız” diye konuştu. 8 yıl boyunca çektiği fotoğraflardan oluşan serginin dünyanın farklı yerlerinde 200 kez ziyaretçiye açıldığını anlatan Bertrand, “Bu sergiyi İstanbul’da da düzenlemek isterim” dedi. MCT Danışmanlık Hakkında: MCT Danışmanlık, Organizasyonel Gelişim ve İnsan Kaynakları alanlarında 1992 yılından bu yana hizmet veren bir yönetim danışmanlık şirketidir. 1995 yılından itibaren her yıl düzenlenen “İnsan Kaynakları” ve “Pazarlama Zirvesi” gibi etkinlikler ile binlerce profesyoneli bir araya getiren MCT Danışmanlık, Investors in People (IIP) ve Investor in Customers (IIC) gibi insan kaynakları alanında tüm dünyada kabul gören ödülleri almanın yanı sıra, 2012 yılında da The Work Style Magazine tarafından “Dünyanın En İyi Çalışma Kültürüne Sahip 10 Şirketi” arasında gösterilen ilk ve tek Türk şirketi olma başarısını göstermiştir. 2012 yılında Birleşik Krallık merkezli The Insights Group’un, 2013 yılında ise Amerika merkezli 140 ülkede faaliyet gösteren Society For Human Resource Management (SHRM)’ın Türkiye’deki tek resmi iş ortağı oldu. Hizmet verdiği alanlarda daima öncü rol oynayan MCT Danışmanlık, Mayıs 2012’de İMKB Gelişen Hizmetler Piyasası’nda (Borsa İstanbul A.Ş.) halka açılarak Türkiye’nin halka açık ilk ve tek danışmanlık şirketi olma gururunu yaşamıştır.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı iyi niyet elçisi Yann Arthus-Bertrand:

“Dünyayı yiyerek tüketiyoruz”

Management Centre Türkiye (MCT) tarafından 22’ncisi gerçekleştirilen İnsan Kaynakları Zirvesi, 15 – 16 Şubat 2017 tarihlerinde İstanbul Lütfi Kırdar’da “DNA – Decoding The New Age” – “Yönetim, Yeni Çağın Kodları ile Yeniden Yazılıyor” temasıyla 22’nci kez kapılarını açtı. 2 gün boyunca 17’si yabancı 86 konuşmacı, yönetim ve İnsan Kaynakları alanındaki en güncel uygulamaları, sorunları ve fırsatları katılımcılara aktardığı zirvenin dikkat çeken konuşmacalarından biri Birleşmiş Milletler Çevre Programı iyi niyet elçisi olan Yann Arthus- Bertrand oldu. Bertrand, “İklim değişikliği ile başımıza ne geleceğini biliyoruz fakat inkâr ediyoruz. Dünyada 7 milyar insan var ömürler arttı, eğitim iyileşti ama yine de dünyayı mahvetmeye devam ediyoruz” dedi.

Management Centre Türkiye (MCT)’nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği İnsan Kaynakları Zirvesi, İstanbul Lütfi Kırdar’da “DNA – Decoding The New Age” – “Yönetim, Yeni Çağın Kodları ile Yeniden Yazılıyor” temasıyla gerçekleştirildi. Finansbank ve Kariyer.net’in Ana Sponsorluğunu üstlendiği zirvede dünyaca ünlü fotoğrafçı, gazeteci, muhabir ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı iyi niyet elçisi olan Yann Arthus- Bertrand konuşmasıyla dikkat çekti. Tüm dünyada 600 milyondan fazla kişinin izlediği ve dünyanın değişimine vurgu yaptığı Home’dan sonra Human filmiyle başarısını kanıtlayan Bertrand insanoğlunun dünyaya verdiği zarara değindi.

Toplumun çevresel konularda bilinçlenmesini arttırmak amacıyla Good Planet Vakfı’nı kuran, karbon dengelemesi programları ve sivil toplum örgütleriyle ormansızlaşmaya karşı savaş veren Bertrand, “Geçen yüz yılın başında dünyadaki fil sayısı 20 milyondu bugün 450 bin fil yaşıyor ve her 20 dakikada bir, bir fil öldürülüyor. Bu dünyaya nasıl zarar verdiğimizin çok korkunç ve üzücü bir örneği” dedi.

GEZEGENİ YİYEREK TÜKETİYORUZ

Yıllardır doğayı fotoğrafladığını anlatan Bertrand, “Ben çalışmaya başladığımızda 2 milyon flamingo vardı şu anda sayıları 200 bine kadar düştü. Her hafta 3 milyon kişi kentlere katılıyor. Dünyada 7 milyardan fazla insanız, memelilerin yüzde 98’ini insanlar ve ev hayvanları oluşturuyor. Yalnızca yüzde 2’si vahşi hayvanlardan oluşuyor ve biz her yıl en az 40 milyar hayvan tüketiyoruz yani aslında gezegeni yiyerek tüketiyoruz” diye konuştu. Bertrand, “İklim değişikliği ile başımıza ne geleceğini biliyoruz fakat inkâr ediyor ve dünyayı mahvetmeye devam ediyoruz” dedi.

YENİ FİLM “WOMAN” 2019’DA

Tüm dünyada izlenme rekorları kıran Home ve Human filmlerinin ardından Woman isimli film üstünde çalıştığını anlatan Bertrand, “Kadınlarla ilgili derin bir çalışma yapıyoruz. Film için farklı ülkelerden 3 bin tane kadın ile çekim yaptık, burada Türkiye’de de çekimler yapacağız” diye konuştu. 8 yıl boyunca çektiği fotoğraflardan oluşan serginin dünyanın farklı yerlerinde 200 kez ziyaretçiye açıldığını anlatan Bertrand, “Bu sergiyi İstanbul’da da düzenlemek isterim” dedi.

MCT Danışmanlık Hakkında:

MCT Danışmanlık, Organizasyonel Gelişim ve İnsan Kaynakları alanlarında 1992 yılından bu yana hizmet veren bir yönetim danışmanlık şirketidir. 1995 yılından itibaren her yıl düzenlenen “İnsan Kaynakları” ve “Pazarlama Zirvesi” gibi etkinlikler ile binlerce profesyoneli bir araya getiren MCT Danışmanlık, Investors in People (IIP) ve Investor in Customers (IIC) gibi insan kaynakları alanında tüm dünyada kabul gören ödülleri almanın yanı sıra, 2012 yılında da The Work Style Magazine tarafından “Dünyanın En İyi Çalışma Kültürüne Sahip 10 Şirketi” arasında gösterilen ilk ve tek Türk şirketi olma başarısını göstermiştir. 2012 yılında Birleşik Krallık merkezli The Insights Group’un, 2013 yılında ise Amerika merkezli 140 ülkede faaliyet gösteren Society For Human Resource Management (SHRM)’ın Türkiye’deki tek resmi iş ortağı oldu. Hizmet verdiği alanlarda daima öncü rol oynayan MCT Danışmanlık, Mayıs 2012’de İMKB Gelişen Hizmetler Piyasası’nda (Borsa İstanbul A.Ş.) halka açılarak Türkiyenin halka açık ilk ve tek danışmanlık şirketi olma gururunu yaşamıştır.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kIJ6Ey
via IFTTT