17 Şubat 2017 Cuma

‘Avrupa’da başka hiçbir havayolunun gösteremediği büyümeyi gösterdik’ Eurowings CEO Garnadt: “Avrupa’da başka hiçbir havayolunun gösteremediği büyümeyi gösterdik”   Eurowings’in, Air Berlin ile yaptığı 33 uçaklık wetlease anlaşması kapsamında aldığı uçakların ilk üçü aynı gün Manchester, Stuttgart ve Nuremberg’den ilk seferine başladı.   Lufthansa Yönetim Kurulu Üyesi ve Eurowings CEO’su Karl Ulrich Garnadt, “Bu ilk uçuşlar, Alman hava taşımacılığında yeni bir dönemin başlangıcını ifade ediyor. Air Berlin ile yapılan anlaşmanın bir sonucu olarak şu anda Avrupa’daki başka hiçbir havayolunun gösteremediği hızlı bir büyüme sergiliyoruz. Eurowings, yılda 23 bin ek sefer ve 60’dan fazla yeni bağlantı sunabilecek ki bu da yılda 3 milyonun üzerinde Eurowings yolcusu anlamına gelecek. Air Berlin, güvenilir ve tecrübeli mürettebatı ve üstün hizmet oryantasyonu ile Eurowings’in uçuş operasyonları için doğru ortaktır” dedi.   33 adet Airbus A320 uçağı sadece Eurowings logosu ve renkleri ile uçmakla kalmayacak aynı zamanda havayolunun kabin tasarımına, yenilikçi hizmet ve tarife konseptine (BASIC, SMART, BEST) de sahip olacak. Lufthansa’nın yüksek kaliteli düşük maliyetli havayolu Eurowings, bu uçaklarla hızla büyümeye devam ederken filosunu da önemli ölçüde geliştirecek. Eurowings, yaşlanan 20 adet Airbus uçağını da bu uçaklarla yenilemeye başlayacak.   Yeni uçakların filoya dahil edilmesi ile birlikte Eurowings, 2017 yaz sezonu başında Almanya’nın en büyük ikinci havalimanı Münih’e konuşlandırdığı 4 adet uçağı ile Münih kalkışlı uçuşlarına başlıyor. Münih merkezli rezervasyonların Aralık ayı sonunda alınmaya başladığını ve ilk rezervasyon rakamlarının çok umut verici olduğunu belirten Garnadt, “Daha fazla turistik noktaya, uygun fiyatlı ve kaliteli seyahat etme talebi, Münih gibi büyük bir merkezde açıkça görülüyor” dedi. 60’ın üzerinde yeni Eurowings uçuş noktasının yarısından fazlası Münih’ten talep ediliyor.   İlave uçaklar sayesinde Eurowings, 2017 yaz başında yeni merkezi Palma de Mallorca’yı  misafirlerine sunuyor. Avrupa’nın en turistik pazarlarından biri olan Palma de Mallorca’yı merkezlerine ekleyen Eurowings, Akdeniz’in bol güneşli ve ziyaretçi rekorları kıran popüler İspanyol adasında konuşlu dört uçağı ile hizmet verecek.   Air Berlin ile yapılan anlaşma ile ayrıca Köln, Stuttgart, Düsseldorf, Hamburg ve Viyana gibi  mevcut Eurowings merkezlerini de güçlendirmek amaçlanıyor.   33 adet uçağın wetlease ile hizmete girmesi, Eurowings’in Avrupa’daki büyüme stratejisi doğrultusunda attığı adımlardan sadece biri. Eurowings uçuş operasyonları, Brussels Airlines’tan alınan 51 adet uçak sayesinde önemli ölçüde büyüyecek. Belçikalı Havayolu’nun filosu 2018’den itibaren Eurowings’e entegre edilecek. Eurowings filosundaki uçak sayısı kısa sürede 160’ın üzerine çıkarak genişleyecek.    

Eurowings CEO Garnadt: “Avrupa’da başka hiçbir havayolunun gösteremediği büyümeyi gösterdik”

 

Eurowings’in, Air Berlin ile yaptığı 33 uçaklık wetlease anlaşması kapsamında aldığı uçakların ilk üçü aynı gün Manchester, Stuttgart ve Nuremberg’den ilk seferine başladı.

 

Lufthansa Yönetim Kurulu Üyesi ve Eurowings CEO’su Karl Ulrich Garnadt, “Bu ilk uçuşlar, Alman hava taşımacılığında yeni bir dönemin başlangıcını ifade ediyor. Air Berlin ile yapılan anlaşmanın bir sonucu olarak şu anda Avrupa’daki başka hiçbir havayolunun gösteremediği hızlı bir büyüme sergiliyoruz. Eurowings, yılda 23 bin ek sefer ve 60’dan fazla yeni bağlantı sunabilecek ki bu da yılda 3 milyonun üzerinde Eurowings yolcusu anlamına gelecek. Air Berlin, güvenilir ve tecrübeli mürettebatı ve üstün hizmet oryantasyonu ile Eurowings’in uçuş operasyonları için doğru ortaktır” dedi.

 

33 adet Airbus A320 uçağı sadece Eurowings logosu ve renkleri ile uçmakla kalmayacak aynı zamanda havayolunun kabin tasarımına, yenilikçi hizmet ve tarife konseptine (BASIC, SMART, BEST) de sahip olacak. Lufthansa’nın yüksek kaliteli düşük maliyetli havayolu Eurowings, bu uçaklarla hızla büyümeye devam ederken filosunu da önemli ölçüde geliştirecek. Eurowings, yaşlanan 20 adet Airbus uçağını da bu uçaklarla yenilemeye başlayacak.

 

Yeni uçakların filoya dahil edilmesi ile birlikte Eurowings, 2017 yaz sezonu başında Almanya’nın en büyük ikinci havalimanı Münih’e konuşlandırdığı 4 adet uçağı ile Münih kalkışlı uçuşlarına başlıyor. Münih merkezli rezervasyonların Aralık ayı sonunda alınmaya başladığını ve ilk rezervasyon rakamlarının çok umut verici olduğunu belirten Garnadt, “Daha fazla turistik noktaya, uygun fiyatlı ve kaliteli seyahat etme talebi, Münih gibi büyük bir merkezde açıkça görülüyor” dedi. 60’ın üzerinde yeni Eurowings uçuş noktasının yarısından fazlası Münih’ten talep ediliyor.

 

İlave uçaklar sayesinde Eurowings, 2017 yaz başında yeni merkezi Palma de Mallorca’yı  misafirlerine sunuyor. Avrupa’nın en turistik pazarlarından biri olan Palma de Mallorca’yı merkezlerine ekleyen Eurowings, Akdeniz’in bol güneşli ve ziyaretçi rekorları kıran popüler İspanyol adasında konuşlu dört uçağı ile hizmet verecek.

 

Air Berlin ile yapılan anlaşma ile ayrıca Köln, Stuttgart, Düsseldorf, Hamburg ve Viyana gibi  mevcut Eurowings merkezlerini de güçlendirmek amaçlanıyor.

 

33 adet uçağın wetlease ile hizmete girmesi, Eurowings’in Avrupa’daki büyüme stratejisi doğrultusunda attığı adımlardan sadece biri. Eurowings uçuş operasyonları, Brussels Airlines’tan alınan 51 adet uçak sayesinde önemli ölçüde büyüyecek. Belçikalı Havayolu’nun filosu 2018’den itibaren Eurowings’e entegre edilecek. Eurowings filosundaki uçak sayısı kısa sürede 160’ın üzerine çıkarak genişleyecek.

 

 



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kxpkR4
via IFTTT

Pegasus CEO’su ve Rusya’yı iyi tanıyan gazeteci sektördeki krizi değerlendirdi


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2lrv8LC

Pegasus CEO’su ve Rusya’yı iyi tanıyan gazeteci sektördeki krizi değerlendirdi TURAD tarafından Armada İstanbul Old City Hotel’de düzenlenen panelde, Rusya’yı iyi tanıyan bir gazeteci olan Hasan Aksay ve Pegasus Hava Yolları CEO’su Mehmet Nane de birer konuşma yaptı. Konuşmasında Rusya ve Türkiye arasındaki kriz başlıklarını ve siyasi gelişmeleri anlatan Hasan Aksay, turizme dair değerlendirmelerini de paylaştı. Putin’in Türkiye’yi stratejik ortaklık kurulacak ülkeler arasına almasının ardından, Rusya’nın Türkiye için pek çok alanda önemli bir pazar haline geldiğini kaydeden Aksay, ”2011’de altın çağımızı yaşadık, sonrasında ufak tefek krizler yaşansa da bunlar turizme ve diğer iş alanlarına yansımadı. Ancak Nisan 2015’te Rusya’nın fiilen savaşa girmesi, ilişkiler açısından dönüm noktası oldu. İki ülke arasındaki ilişkiler gerilirken, rakamlarda da düşüş yaşanmaya başladı.” dedi. Aksay, konuşmasının devamında şu noktaların altını çizdi: ”Kasım 2015 ise, birkaç saniyelik bir hadisenin, ilişkileri nasıl derinden etkileyeceğini gösterdi. Yaklaşık 8 ay süren çok sıkıntılı bir sürece girdik. Rusya bu süreçte diplomatik temsilcilikleri kapatmak ya da aynı yolda cevap vermek gibi çok sert adımlar atmasa da, yine de ekonomiyi ve iki ülke insanının ilişkilerini derinden vuracak pek çok adım attı. ”PUTİN-ERDOĞAN GÖRÜŞMESİNİN ARDINDAN TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ DEPAR ATTI” 2016 Haziran ayında Türkiye’nin attığı adımların ardından ilişkiler yumuşamaya başladı ve aralık ayında Putin ve Erdoğan bir araya geldi. Konuşmanın içeriğini tam olarak bilemesek de, önemli konuşmalar yapılmış olacak ki bu görüşmeden sonra Türk-Rus ilişkileri özellikle askeri ve siyasi alanlarda adeta depar attı. Öte yandan, ticari alanda ve turizmde neredeyse hiçbir adım atılmadı. Charter izinleri bekletildi, inşaat ve ticarette sınırlamalar sürüyor. Bu alanlarda Kremlin’in elinde olan musluklar bir türlü açılmıyor. Özellikle Suriye konusunda var olan iş birliği ise garip dengeler üzerinde yürüyor. Bir yanda Rusya, bir yanda Türkiye, bir yanda pek çok İslamcı ve radikal unsur var. Türkiye ve Rusya, burada barikatın iki farklı yerinde bulunan ülkeler olarak iş birliğine gittiler ve şu ana kadar işler yolunda gözüküyor. Rusya bu süreçte hem gözlemci hem de Suriye’nin yanında savaşıyor. Üstelik bu güçler arasındaki mesafe çok daralmış durumda ve savaş çıkmaması neredeyse imkansız gözüküyor. Bizler bu durumun Türkiye’yi tehlikeye sokacağını düşünürken, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ‘Biz Rusya’ya güveniyoruz’ dedi. ”EL BAB OLAYINA ERDOĞAN VE PUTİN EL KOYDU” 9 Şubat’ta ise sebebini hala anlayamadığımız ve komplo teorilerine konu olan bir olay yaşandı. Türkiye’nin El Bab’da bulunan bir askeri birliği, Rusya’nın yanlışlıkla yaptığı bombalama sonucu vuruldu, 3 kişi hayatını kaybetti. Olay, komplo teorilerine ve tartışmalara yol açarken, Erdoğan ve Putin olaya el koydu ve konu kapandı. ”TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ GARİP DENGELER ÜZERİNDE YÜRÜYOR” Burada herhangi bir iddiada bulunmayacağım. Ancak Erdoğan’ın 8 Şubat’ta Trump ile bir konuşma yapması ve burada Suriye’de iş birliği önermesinin ardından 9 Şubat’ta bu olayın yaşanmasının ilginç olduğunu vurgulamak lazım. Çünkü bu, Rusların kabul edemeyeceği bir adım. Büyükelçi Karlov’un suikastini de unutmamak lazım. Uzun lafın kısası, Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler, Ukrayna, Suriye, terör saldırıları ve benzeri gibi pek çok gerilim üzerinden garip dengelerle yürüyor. İşin bu kısmını artık kapatmak istiyorum. ”REFERANDUM KRİTİK” Turizm konusunda aldığım bilgileri de paylaşmak istiyorum. Hangi Rus’la konuşsam duyduğum şey ‘Türkiye’yi özledik’ oluyor. Bu sebeple rezervasyonlarda iyimserlik verici oranlara ulaştık. Ancak bunun yanında, Rusya’nın Türkiye’ye seyahat edecek vatandaşlarına dönük yaptığı uyarılar var. Bu süreçte kritik tarihin referandumun gerçekleşeceği 16 Nisan olduğunu düşünüyorum. Bu sürece doğru gerilimlerin artmasını beklemek makul olacaktır ”RUSLAR İÇERİYE DÖNDÜ” Öte yandan, Rusya’nın kendi yaşadığı ekonomik sorunlardan dolayı azalan yurt dışına çıkan Rus turist sayısını ve Rusya’daki iktidarın neredeyse baskıya varacak ölçüde Rusya içinde tatil yapılmasını teşvik ettiğini de unutmamak lazım. İç turizme dönük propagandanın sonuç verdiğini ve Kırım ve Soçi’ye giden turist sayısının önemli oranlarda arttığını görüyoruz. RUS TURİSTLERİN NE KADARI TÜRKİYE’YE GELİR? 2016’ya dair yapılan bir anket, Türkiye Mısır’ın kapalı olduğu tabloda Rusların yüzde 50’sinin tatile çıkmadığını, tatile çıkan yüzde 50’nin yüzde 46’sının kendi yazlığına gittiğini, yurt dışına gidenlerin oranının ise yüzde 6 olduğu görülüyor. Rusya nüfusunun 144 milyon olduğu göz önüne alınırsa, bu aslında oldukça düşük bir sayı. Beklentiler, önümüzdeki yıl 8-8.5 milyon Rus turistin yurt dışına çıkacağı, bunun da yaklaşık 3’te 2’sinin Mısır ve Türkiye’ye gideceği yönünde.” ”RUSYA’DAN CHARTERLA GELEN TURİSTİN BİZE BİR FAYDASI YOK” Panelin ilk oturumunda konuşmacı olarak yer alan Pegasus CEO’su Mehmet Nane ise havacılık sektörüne dair veriler paylaştı. ”Rusya’dan gelen turist kendi charter şirketleri ile geldiğinden bize pek bir faydası yok” diyen Nane, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: ”SADECE THY DEĞİL BİZ DE ZARAR ETTİK” ”Geçtiğimiz günlerde THY 2016 zararını açıkladı. Sadece onlar değil, biz de büyük zarar ettik. Üstelik bunlar kolay kolay hazmedilecek rakamlar değil ve bu kayıplar genel olarak operasyonel kayıplar. Çünkü; döviz, yakıt ve finansman maliyetleri yükseldi. ”BATILI BANKALAR KREDİ KONUSUNDA ÇOK SIKINTI ÇIKARIYOR” Bu zarar sadece bizi değil, ülkemizi de etkiliyor. Şu an en büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi batılı bankaların kredi konusunda çok sıkıntılı davranması. Çünkü biz bazen bu ülkelere kızıp, ertesi gün unutuyoruz. Ancak batılı unutmuyor. Şu an finansmanda kalp krizi noktasına gelmiş durumdayız, Allah’tan Asya bankaları açık da, ayakta kalabiliyoruz. Uçaklara finansman sağlamak oldukça karlı bir iştir, dolayısıyla batılı bankalar eskiden kredi verelim diye peşimizde koşuyordu. Şimdi ise bizimle göz göze gelmemek için karşılaştığımızda kaldırım taşlarını sayıyorlar. ”2017 BİTTİ GEÇMİŞ OLSUN, ŞİMDİ 2018’İ KONUŞMALIYIZ” 2017 yılı artık bitti, geçmiş olsun. Şimdi 2018 yılını konuşmamız lazım, çünkü o da kaçmak üzere. Çoktan satılmış turlara teşvik vermek, tur operatörlerinin sahiplerini zenginleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Bizim satılacak turlara teşvik vermemiz, satılacak turların atraksiyonunu artırmamız lazım. ”TURİST ANCAK İŞLERİN NORMALE DÖNDÜĞÜNÜ GÖRÜRSE GELİR” İnsanlara ülkemizdeki güvenlik tedbirlerini, normalleşmeyi anlatmamız gerekiyor. Arkadaşlarımız, yaklaşık 1.5 ay önce ‘hayatına sahip çık’ diye bir kampanya başlattı ve bu kampanya artık ülkenin kampanyası haline geldi. Bunlar dalga dalga yayılmalı çünkü insanlar ancak işlerin normale döndüğünü görürse ülkemize gelir. Bir ülkenin kendi vatandaşları evde oturmaya başlarsa, hiçkimse o ülkeye gitmez. ”TÜRKİYE’YE NASIL TURİST GETİRİRİZ’İ TARTIŞAN OLMADI” Alınan tedbirlerin uluslararası standartlarda olduğunu, hayatın normale döndüğünü göstermek zorundayız. İnsanları etkileyecek olan şey budur. Biz şirketler olarak fiyat düşürmek de dahil elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Hava yolu taşıyıcıları, yeme-içme sektörü, konaklama sektörü ve devlet olarak birlik olmalıyız. Sektörün bütün kesimlerinin bir araya gelip, ‘Türkiye’ye nasıl turist getiririz’i tartıştığı bir toplantı hiç yapıldı mı? Ben duymadım. Bir an önce bunu yapmalıyız. 1.2 milyon yatağımız var, bu yataklar boş kalamaz. Sadece Antalya’da işsiz kalan 80 bin kişi önümüzdeki yıl da işsiz kalamaz. Enseyi karartamayız. Bunu topyekün bir ekonomik savaş olarak görmeliyiz. Bu bizim milli meselemizdir, burada herhangi bir siyasi görüş olmaz. Birlikte olursak en azından 2018’i kurtarabiliriz.” Kaynak: TurizmGüncel

TURAD tarafından Armada İstanbul Old City Hotel’de düzenlenen panelde, Rusya’yı iyi tanıyan bir gazeteci olan Hasan Aksay ve Pegasus Hava Yolları CEO’su Mehmet Nane de birer konuşma yaptı.

Konuşmasında Rusya ve Türkiye arasındaki kriz başlıklarını ve siyasi gelişmeleri anlatan Hasan Aksay, turizme dair değerlendirmelerini de paylaştı. Putin’in Türkiye’yi stratejik ortaklık kurulacak ülkeler arasına almasının ardından, Rusya’nın Türkiye için pek çok alanda önemli bir pazar haline geldiğini kaydeden Aksay, ”2011’de altın çağımızı yaşadık, sonrasında ufak tefek krizler yaşansa da bunlar turizme ve diğer iş alanlarına yansımadı. Ancak Nisan 2015’te Rusya’nın fiilen savaşa girmesi, ilişkiler açısından dönüm noktası oldu. İki ülke arasındaki ilişkiler gerilirken, rakamlarda da düşüş yaşanmaya başladı.” dedi.

Aksay, konuşmasının devamında şu noktaların altını çizdi:

”Kasım 2015 ise, birkaç saniyelik bir hadisenin, ilişkileri nasıl derinden etkileyeceğini gösterdi. Yaklaşık 8 ay süren çok sıkıntılı bir sürece girdik. Rusya bu süreçte diplomatik temsilcilikleri kapatmak ya da aynı yolda cevap vermek gibi çok sert adımlar atmasa da, yine de ekonomiyi ve iki ülke insanının ilişkilerini derinden vuracak pek çok adım attı.

”PUTİN-ERDOĞAN GÖRÜŞMESİNİN ARDINDAN TÜRK-RUS İLİŞKİLERİ DEPAR ATTI”

2016 Haziran ayında Türkiye’nin attığı adımların ardından ilişkiler yumuşamaya başladı ve aralık ayında Putin ve Erdoğan bir araya geldi. Konuşmanın içeriğini tam olarak bilemesek de, önemli konuşmalar yapılmış olacak ki bu görüşmeden sonra Türk-Rus ilişkileri özellikle askeri ve siyasi alanlarda adeta depar attı.

Öte yandan, ticari alanda ve turizmde neredeyse hiçbir adım atılmadı. Charter izinleri bekletildi, inşaat ve ticarette sınırlamalar sürüyor. Bu alanlarda Kremlin’in elinde olan musluklar bir türlü açılmıyor.

Özellikle Suriye konusunda var olan iş birliği ise garip dengeler üzerinde yürüyor. Bir yanda Rusya, bir yanda Türkiye, bir yanda pek çok İslamcı ve radikal unsur var. Türkiye ve Rusya, burada barikatın iki farklı yerinde bulunan ülkeler olarak iş birliğine gittiler ve şu ana kadar işler yolunda gözüküyor. Rusya bu süreçte hem gözlemci hem de Suriye’nin yanında savaşıyor. Üstelik bu güçler arasındaki mesafe çok daralmış durumda ve savaş çıkmaması neredeyse imkansız gözüküyor. Bizler bu durumun Türkiye’yi tehlikeye sokacağını düşünürken, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ‘Biz Rusya’ya güveniyoruz’ dedi.

”EL BAB OLAYINA ERDOĞAN VE PUTİN EL KOYDU”

9 Şubat’ta ise sebebini hala anlayamadığımız ve komplo teorilerine konu olan bir olay yaşandı. Türkiye’nin El Bab’da bulunan bir askeri birliği, Rusya’nın yanlışlıkla yaptığı bombalama sonucu vuruldu, 3 kişi hayatını kaybetti. Olay, komplo teorilerine ve tartışmalara yol açarken, Erdoğan ve Putin olaya el koydu ve konu kapandı.

”TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ GARİP DENGELER ÜZERİNDE YÜRÜYOR”

Burada herhangi bir iddiada bulunmayacağım. Ancak Erdoğan’ın 8 Şubat’ta Trump ile bir konuşma yapması ve burada Suriye’de iş birliği önermesinin ardından 9 Şubat’ta bu olayın yaşanmasının ilginç olduğunu vurgulamak lazım. Çünkü bu, Rusların kabul edemeyeceği bir adım. Büyükelçi Karlov’un suikastini de unutmamak lazım. Uzun lafın kısası, Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkiler, Ukrayna, Suriye, terör saldırıları ve benzeri gibi pek çok gerilim üzerinden garip dengelerle yürüyor. İşin bu kısmını artık kapatmak istiyorum.

”REFERANDUM KRİTİK”

Turizm konusunda aldığım bilgileri de paylaşmak istiyorum.

Hangi Rus’la konuşsam duyduğum şey ‘Türkiye’yi özledik’ oluyor. Bu sebeple rezervasyonlarda iyimserlik verici oranlara ulaştık. Ancak bunun yanında, Rusya’nın Türkiye’ye seyahat edecek vatandaşlarına dönük yaptığı uyarılar var. Bu süreçte kritik tarihin referandumun gerçekleşeceği 16 Nisan olduğunu düşünüyorum. Bu sürece doğru gerilimlerin artmasını beklemek makul olacaktır

”RUSLAR İÇERİYE DÖNDÜ”

Öte yandan, Rusya’nın kendi yaşadığı ekonomik sorunlardan dolayı azalan yurt dışına çıkan Rus turist sayısını ve Rusya’daki iktidarın neredeyse baskıya varacak ölçüde Rusya içinde tatil yapılmasını teşvik ettiğini de unutmamak lazım. İç turizme dönük propagandanın sonuç verdiğini ve Kırım ve Soçi’ye giden turist sayısının önemli oranlarda arttığını görüyoruz.

RUS TURİSTLERİN NE KADARI TÜRKİYE’YE GELİR?

2016’ya dair yapılan bir anket, Türkiye Mısır’ın kapalı olduğu tabloda Rusların yüzde 50’sinin tatile çıkmadığını, tatile çıkan yüzde 50’nin yüzde 46’sının kendi yazlığına gittiğini, yurt dışına gidenlerin oranının ise yüzde 6 olduğu görülüyor. Rusya nüfusunun 144 milyon olduğu göz önüne alınırsa, bu aslında oldukça düşük bir sayı. Beklentiler, önümüzdeki yıl 8-8.5 milyon Rus turistin yurt dışına çıkacağı, bunun da yaklaşık 3’te 2’sinin Mısır ve Türkiye’ye gideceği yönünde.”

”RUSYA’DAN CHARTERLA GELEN TURİSTİN BİZE BİR FAYDASI YOK”

Panelin ilk oturumunda konuşmacı olarak yer alan Pegasus CEO’su Mehmet Nane ise havacılık sektörüne dair veriler paylaştı. ”Rusya’dan gelen turist kendi charter şirketleri ile geldiğinden bize pek bir faydası yok” diyen Nane, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

”SADECE THY DEĞİL BİZ DE ZARAR ETTİK”

”Geçtiğimiz günlerde THY 2016 zararını açıkladı. Sadece onlar değil, biz de büyük zarar ettik. Üstelik bunlar kolay kolay hazmedilecek rakamlar değil ve bu kayıplar genel olarak operasyonel kayıplar. Çünkü; döviz, yakıt ve finansman maliyetleri yükseldi.

”BATILI BANKALAR KREDİ KONUSUNDA ÇOK SIKINTI ÇIKARIYOR”

Bu zarar sadece bizi değil, ülkemizi de etkiliyor. Şu an en büyük sıkıntılarımızdan bir tanesi batılı bankaların kredi konusunda çok sıkıntılı davranması. Çünkü biz bazen bu ülkelere kızıp, ertesi gün unutuyoruz. Ancak batılı unutmuyor. Şu an finansmanda kalp krizi noktasına gelmiş durumdayız, Allah’tan Asya bankaları açık da, ayakta kalabiliyoruz. Uçaklara finansman sağlamak oldukça karlı bir iştir, dolayısıyla batılı bankalar eskiden kredi verelim diye peşimizde koşuyordu. Şimdi ise bizimle göz göze gelmemek için karşılaştığımızda kaldırım taşlarını sayıyorlar.

”2017 BİTTİ GEÇMİŞ OLSUN, ŞİMDİ 2018’İ KONUŞMALIYIZ”

2017 yılı artık bitti, geçmiş olsun. Şimdi 2018 yılını konuşmamız lazım, çünkü o da kaçmak üzere. Çoktan satılmış turlara teşvik vermek, tur operatörlerinin sahiplerini zenginleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Bizim satılacak turlara teşvik vermemiz, satılacak turların atraksiyonunu artırmamız lazım.

”TURİST ANCAK İŞLERİN NORMALE DÖNDÜĞÜNÜ GÖRÜRSE GELİR”

İnsanlara ülkemizdeki güvenlik tedbirlerini, normalleşmeyi anlatmamız gerekiyor. Arkadaşlarımız, yaklaşık 1.5 ay önce ‘hayatına sahip çık’ diye bir kampanya başlattı ve bu kampanya artık ülkenin kampanyası haline geldi. Bunlar dalga dalga yayılmalı çünkü insanlar ancak işlerin normale döndüğünü görürse ülkemize gelir. Bir ülkenin kendi vatandaşları evde oturmaya başlarsa, hiçkimse o ülkeye gitmez.

”TÜRKİYE’YE NASIL TURİST GETİRİRİZ’İ TARTIŞAN OLMADI”

Alınan tedbirlerin uluslararası standartlarda olduğunu, hayatın normale döndüğünü göstermek zorundayız. İnsanları etkileyecek olan şey budur. Biz şirketler olarak fiyat düşürmek de dahil elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Hava yolu taşıyıcıları, yeme-içme sektörü, konaklama sektörü ve devlet olarak birlik olmalıyız. Sektörün bütün kesimlerinin bir araya gelip, ‘Türkiye’ye nasıl turist getiririz’i tartıştığı bir toplantı hiç yapıldı mı? Ben duymadım. Bir an önce bunu yapmalıyız. 1.2 milyon yatağımız var, bu yataklar boş kalamaz. Sadece Antalya’da işsiz kalan 80 bin kişi önümüzdeki yıl da işsiz kalamaz.

Enseyi karartamayız. Bunu topyekün bir ekonomik savaş olarak görmeliyiz. Bu bizim milli meselemizdir, burada herhangi bir siyasi görüş olmaz. Birlikte olursak en azından 2018’i kurtarabiliriz.”

Kaynak: TurizmGüncel



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2lrv8LC
via IFTTT

Sektördeki kriz deniz turizmini ve havalimanlarını nasıl etkiledi?


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kGGUNT

Sektördeki kriz deniz turizmini ve havalimanlarını nasıl etkiledi? TURAD tarafından düzenlenen ‘Turizmde çıkış yolu’ çalıştayında, sektördeki krizin deniz turizmini ve havalimanlarını nasıl etkilediği ve çıkış yolları masaya yatırıldı. Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu’ndan (KÜDENFOR) Caner Şaka ve Hasan Kaçmaz ile TAV Havalimanları Holding Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Aslıhan Çörtük kendi alanlarına ilişkin önemli saptama ve değerlendirmelerde bulundu. İlk olarak söz alan Doğu Akdeniz Marinaları sahibi Hasan Kaçmaz, konuşmasına dünyada ve Türkiye’de deniz turizminin durumuna dair verileri paylaştı. Türkiye’nin Akdeniz’de liman sayısında 4’üncü sırada yer aldığını belirten Kaçmaz, ”Türkiye’nin bu alanda 40 senede önemli bir yere geldiğini söyleyebiliriz.” dedi. ”YAT LİMANLARINDA ‘KAHRAMANLAR’ KALACAK” ”Ancak şu anda marinalarımızın yüzde 62’si dolu ve aşağıya doğru bir düşüş var. Yatların yüzde 25’i ise yabancılara ait.” diyen Kaçmaz, ‘’Bu sayının daha da düşmesini bekliyoruz. Kalanlar ise, Türkiye’deki teröre ve Suriye’deki duruma rağmen ülkemizi terk etmeyen ‘kahramanlar.’’ ifadelerini kullandı. ”GELİRİN YÜZDE 25’İNİ KARŞILAMASI GERÇEKÇİ DEĞİL” Deniz turizmine dair beklentileri abartılı bulduğunu kaydeden Kaçmaz, şunları söyledi: ”2030 yılına kadar deniz turizminden elde edilecek gelirin turizm gelirlerinin yüzde 25’ini oluşturulacağı ifade ediliyor. Bu maalesef gerçekçi bir rakam değil. ”DENİZ TURİZMİNDE EN BÜYÜK GELİŞME İSTANBUL’DA OLACAK” Birkaç rakamla örneklendirebiliriz: Türkiye önümüzdeki 13 senede 43 yat limanı yatırımı alacak ve 18 bin yeni yat bağlama kapasitesi kazanacak. Bu yatırımcılar vazgeçmez, yatırımlar hayata geçirilirse 40 yılda yaptığımız kadar yatırım yaparak 118 limana ve 36 binin üzerinde yat bağlama kapasitesine ulaşacağız. Ancak yine de rakiplerimizin çok gerisinde kalacağız. 2030 yılına kadar, en büyük gelişmenin İstanbul’da olmasını, Karadeniz, Kuzey Ege, Güney Ege ve Doğu Akdeniz’de daha az gelişme olmasını bekliyoruz. İzmir Körfezi-Foça-Çeşme bölgesinde ise yoğun gelişme olacağını öngörüyoruz. ”YAT LİMANLARINDAKİ 300 MİLYON EURO GELİRİN SADECE 75 MİLYONU YABANCILARDAN” Kendi edindiğim verileri birleştirirsem, ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: Şu anda yat limanlarında kapasite kullanımı ile doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 300 milyon euro toplam gelir var. Bunun büyük kısmı Türk vatandaşlarından geliyor. Yani yabancıdan gelen gelir yaklaşık olarak 75 milyon euro. Her şey yolunda gider ve 2030 yılında kapasite kullanımı yüzde 100 artarsa, geliri, toplamda 600 milyona; döviz girdisi olarak da 130 milyon euroya ulaştırabiliriz. ”KRUVAZİYERDEN DEVASA GELİR ELDE ETMEYİ BEKLEYEMEYİZ” Kruvaziyer turizminde de şu anda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Turn-around operasyonlarının İstanbul-Ege-Antalya üçgeninde artarak devam etmesini bekliyoruz. Aynı zamanda, Karadeniz bölgesinin de bu alanda yükselmesini bekliyoruz. Türkiye’nin kruvaziyerdeki en iyi yılı 2011 ve o dönemde yolcu/gün sayısı 2.2 milyon, turist sayısı ise 500 bin  olarak gerçekleşmiş. Bu alanda her şeyin normal gideceğini öngörsek bile gelirin devasa boyutlara ulaşmasını bekleyemeyiz.” CANER ŞAKA: ARTIK DENİZ BİTTİ Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu’ndan Şaka ise 21’inci yüzyılın, denize ilişkin sektörlerin yılı olacağını söyledi. Dünyada, denizle bağlantılı sektörlerin toplamının 1.5 trilyon dolar olduğunu kaydeden Şaka, konuşmasında şu noktaların altını çizdi: ”Ben, deniz turizminde gelişen durumlardan söz edeceğim. Gelmeden önce özellikle Marmaris’te tek tek arkadaşların kapısını çalarak konuştum. Türkiye, mürettebatsız kiralama konusunda yılın 30-32 haftalık bir süresini kullanıyor. Bu dönemde alınmış olması gereken rezervasyon 12 hafta. Şu anda bizim elimizdeki rezervasyon oranı maksimum 4 hafta. Bu durumu özetlemesi açısından önemli bir veri. Yabancı charter firmaları Türkiye’den çekiliyor. Mesela 40-50 tekneli bir şirket Türkiye’den çekildi ve Korfu’ya yöneldi. Hırvatistan, büyük bir rakip olarak pazarda hızlı bir şekilde yükseliyor. ”KRUVAZİYERİN KENDİSİ BİR DESTİNASYONDUR” Ben kruvaziyer konusuna baştan beri ihtiyatlı davranan birisiyim. O ihtiyatımın haklılığını da gemi şirketleri net olarak kendi raporlarında ortaya koydu. Diyorlar ki, ‘kruvaziyerin kendisi bir destinasyondur’. Bir kruvaziyer gemisinin nereye yanaştığı birinci derecede önem arz etmiyor. Önümüzdeki döneme ilişkin mega gemiler projelendiriliyor. Gemilerin yaklaşık kapasitesi 5 bin kişi. Hepsini aynı anda yedirecek, eğlendirecek her türlü imkan var. Bu gemilerle birlikte, bu 5 bin kişinin sahilde geçireceği süre 1 haftalık bir turda 2 günün altına düşüyor. ”KRUVAZİYERLERİ ACENTECİLER DEĞİL HALICILAR GETİRDİ” Bu gemilerin eskiden beri bu gemilerin Türkiye’ye nasıl ve kimin için getirildiğini biliyoruz. O gemilerin sahibinin acenteler değil halıcılar olduğunu biliyoruz. Gemilerin esas sahiplerinin ise artık bize ihtiyacı yok, her şeyi kendileri sunabiliyor. Dolayısıyla o alanda ‘artık deniz bitti’ diyebiliriz. Genel olarak turizmde olduğu gibi, deniz turizminde de hedefler doğru konulmalı. Bugüne kadar deniz turizminde yakaladığımız en yüksek yıllık büyüme yüzde 3.5 oldu. Üstelik bunlar ‘olağan koşullar’ altındaki rakamlar. OECD tarafından deniz ticaretine dair hazırlanan raporda, Orta Doğu bölgesinde ciddi bir kriz beklendiği notu düşülmüş. Türkiye’yi de burada değerlendirmek lazım. Askeri bir terim kullanacağım: Etki odaklı hareket etmek. Biz hangi kampanyayı, çıkışı, yenilemeyi ortaya koyarsak koyalım; bunu disiplinler arası bir biçimde ve etki odaklı yapmazsak hiçbir şekilde sonuç vermez, güdük kalır. Bundan sonrası için dikkat etmemiz gereken şeylerin başında bu geliyor. Bu söylediklerim size bir kabus senaryosu gibi gelmiş olabilir, ama durum bu.’’ ASLIHAN ÇÖRTÜK: KRİZDEN TAV DA ETKİLENDİ Oturumun deniz turizmi kısmının ardından, TAV Havalimanları Holding Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Aslıhan Çörtük söz aldı. 2016 yılında tüm sektörleri etkileyen krizlerden TAV’ın da olumsuz etkilendiğini kaydeden Çörtük, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: ‘’Kıyı destinasyonlarının tümünde, özellikle de Bodrum’da oldukça olumsuz etkilendik. Biz Bodrum Havalimanı’nı 2014 yılında devraldık ve o zaman elimizde 2013 rakamları vardı. 2013’te 1 milyon olan yolcu sayısı 2016 yılında 450 bine düştü. Bu yılda 350 bine düşmesini bekliyoruz. ”AVRUPALILAR EN UFAK BİR TOPARLANMADA GERİ DÖNMEYE NİYETLİ” İstanbul’da da önemli bir kayıp var. Öte yandan, aktarma yapan yolcu sayısında artış olduğunu görüyoruz. Dış hat uçuşlarındaki yolcuların yaklaşık yüzde 50’si aktarma yolcusu. Bu yolcuların kent turizmine olmadığı gibi havalimanına da bir katkısı maalesef olmuyor. Bizler de en çok katkıyı kente gelen ya da kentten gelen yolcudan alıyoruz. Önümüzdeki yılın da kötü geçeceğini öngörüyoruz. Ancak geleceğe dair umut veren bir durum da var: Şu anlık ara veren Avrupalılar, en ufak bir toparlanmada hızlı bir şekilde geri gelmeye niyetliler. 20 yıldır bu sektördeyim ve kariyerimin yarısını Amerika’da geçirdim. Havacılık adına en büyük krizleri bu sektörün içinde yaşadım: 11 Eylül, Sars, Mısır’da 90 turistin öldüğü patlama, depremler… Tüm bunlara baktığımızda havacılığın da turizmin de çok hızlı toparlanan sektörler olduğunu görüyoruz. Bu krizler sekte vursa da, kriz öncesinde 4 yıl sonrası için koyulan hedeflere kriz sonrasında da ulaşılabildiğini görüyoruz. Özellikle havacılık alanında yapılabilecek olan en kolay şey mevcut bazı kısıtları ortadan kaldırmak olacaktır. ‘’TALEP ZATEN SIKINTIDA, BİR DE ARZDA SIKINTI YAŞIYORUZ’’ Bazı hava yolu şirketlerinin korumacılığı, ikili anlaşmaların çokluğu gibi konular bizi sıkıştırıyor. Zaten talep sıkıntıdayken, üstüne bir de arz konusunda kısıtlamalar var olması bizleri daha da zora sokuyor. En azından bu alanda adımlar atılırsa, toparlanma hızlanabilir.” ”3. HAVALİMANI NASIL DOLACAK?” Çörtük’ün konuşmasının ardınan bir ek yapan bahattin Yücel, şunları ekledi: ”Türkiye’deki toplam yolcu sayısının yüzde 46’sını İstanbul karşılıyor. Yeni havalimanıyla birlikte, ilk etapta 90 milyon kapasite ortaya çıkacak. Bu İstanbul’un toplam kapasitesi kadar. Yolcu sayılarında zaten sıkıntı varken, bu kapasite nasıl doldurulacak, bu da bir merak konusu.’’ Kaynak: turizmgüncel

TURAD tarafından düzenlenen ‘Turizmde çıkış yolu’ çalıştayında, sektördeki krizin deniz turizmini ve havalimanlarını nasıl etkilediği ve çıkış yolları masaya yatırıldı. Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu’ndan (KÜDENFOR) Caner Şaka ve Hasan Kaçmaz ile TAV Havalimanları Holding Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Aslıhan Çörtük kendi alanlarına ilişkin önemli saptama ve değerlendirmelerde bulundu.

İlk olarak söz alan Doğu Akdeniz Marinaları sahibi Hasan Kaçmaz, konuşmasına dünyada ve Türkiye’de deniz turizminin durumuna dair verileri paylaştı. Türkiye’nin Akdeniz’de liman sayısında 4’üncü sırada yer aldığını belirten Kaçmaz, ”Türkiye’nin bu alanda 40 senede önemli bir yere geldiğini söyleyebiliriz.” dedi.

”YAT LİMANLARINDA ‘KAHRAMANLAR’ KALACAK”

”Ancak şu anda marinalarımızın yüzde 62’si dolu ve aşağıya doğru bir düşüş var. Yatların yüzde 25’i ise yabancılara ait.” diyen Kaçmaz, ‘’Bu sayının daha da düşmesini bekliyoruz. Kalanlar ise, Türkiye’deki teröre ve Suriye’deki duruma rağmen ülkemizi terk etmeyen ‘kahramanlar.’’ ifadelerini kullandı.

”GELİRİN YÜZDE 25’İNİ KARŞILAMASI GERÇEKÇİ DEĞİL”

Deniz turizmine dair beklentileri abartılı bulduğunu kaydeden Kaçmaz, şunları söyledi:

”2030 yılına kadar deniz turizminden elde edilecek gelirin turizm gelirlerinin yüzde 25’ini oluşturulacağı ifade ediliyor. Bu maalesef gerçekçi bir rakam değil.

”DENİZ TURİZMİNDE EN BÜYÜK GELİŞME İSTANBUL’DA OLACAK”

Birkaç rakamla örneklendirebiliriz: Türkiye önümüzdeki 13 senede 43 yat limanı yatırımı alacak ve 18 bin yeni yat bağlama kapasitesi kazanacak. Bu yatırımcılar vazgeçmez, yatırımlar hayata geçirilirse 40 yılda yaptığımız kadar yatırım yaparak 118 limana ve 36 binin üzerinde yat bağlama kapasitesine ulaşacağız. Ancak yine de rakiplerimizin çok gerisinde kalacağız. 2030 yılına kadar, en büyük gelişmenin İstanbul’da olmasını, Karadeniz, Kuzey Ege, Güney Ege ve Doğu Akdeniz’de daha az gelişme olmasını bekliyoruz. İzmir Körfezi-Foça-Çeşme bölgesinde ise yoğun gelişme olacağını öngörüyoruz.

”YAT LİMANLARINDAKİ 300 MİLYON EURO GELİRİN SADECE 75 MİLYONU YABANCILARDAN”

Kendi edindiğim verileri birleştirirsem, ortaya şöyle bir sonuç çıkıyor: Şu anda yat limanlarında kapasite kullanımı ile doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 300 milyon euro toplam gelir var. Bunun büyük kısmı Türk vatandaşlarından geliyor. Yani yabancıdan gelen gelir yaklaşık olarak 75 milyon euro. Her şey yolunda gider ve 2030 yılında kapasite kullanımı yüzde 100 artarsa, geliri, toplamda 600 milyona; döviz girdisi olarak da 130 milyon euroya ulaştırabiliriz.

”KRUVAZİYERDEN DEVASA GELİR ELDE ETMEYİ BEKLEYEMEYİZ”

Kruvaziyer turizminde de şu anda büyük sıkıntılar yaşanıyor. Turn-around operasyonlarının İstanbul-Ege-Antalya üçgeninde artarak devam etmesini bekliyoruz. Aynı zamanda, Karadeniz bölgesinin de bu alanda yükselmesini bekliyoruz. Türkiye’nin kruvaziyerdeki en iyi yılı 2011 ve o dönemde yolcu/gün sayısı 2.2 milyon, turist sayısı ise 500 bin  olarak gerçekleşmiş. Bu alanda her şeyin normal gideceğini öngörsek bile gelirin devasa boyutlara ulaşmasını bekleyemeyiz.”

CANER ŞAKA: ARTIK DENİZ BİTTİ

Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu’ndan Şaka ise 21’inci yüzyılın, denize ilişkin sektörlerin yılı olacağını söyledi. Dünyada, denizle bağlantılı sektörlerin toplamının 1.5 trilyon dolar olduğunu kaydeden Şaka, konuşmasında şu noktaların altını çizdi:

”Ben, deniz turizminde gelişen durumlardan söz edeceğim. Gelmeden önce özellikle Marmaris’te tek tek arkadaşların kapısını çalarak konuştum. Türkiye, mürettebatsız kiralama konusunda yılın 30-32 haftalık bir süresini kullanıyor. Bu dönemde alınmış olması gereken rezervasyon 12 hafta. Şu anda bizim elimizdeki rezervasyon oranı maksimum 4 hafta. Bu durumu özetlemesi açısından önemli bir veri.

Yabancı charter firmaları Türkiye’den çekiliyor. Mesela 40-50 tekneli bir şirket Türkiye’den çekildi ve Korfu’ya yöneldi. Hırvatistan, büyük bir rakip olarak pazarda hızlı bir şekilde yükseliyor.

”KRUVAZİYERİN KENDİSİ BİR DESTİNASYONDUR”

Ben kruvaziyer konusuna baştan beri ihtiyatlı davranan birisiyim. O ihtiyatımın haklılığını da gemi şirketleri net olarak kendi raporlarında ortaya koydu. Diyorlar ki, ‘kruvaziyerin kendisi bir destinasyondur’. Bir kruvaziyer gemisinin nereye yanaştığı birinci derecede önem arz etmiyor. Önümüzdeki döneme ilişkin mega gemiler projelendiriliyor. Gemilerin yaklaşık kapasitesi 5 bin kişi. Hepsini aynı anda yedirecek, eğlendirecek her türlü imkan var. Bu gemilerle birlikte, bu 5 bin kişinin sahilde geçireceği süre 1 haftalık bir turda 2 günün altına düşüyor.

”KRUVAZİYERLERİ ACENTECİLER DEĞİL HALICILAR GETİRDİ”

Bu gemilerin eskiden beri bu gemilerin Türkiye’ye nasıl ve kimin için getirildiğini biliyoruz. O gemilerin sahibinin acenteler değil halıcılar olduğunu biliyoruz. Gemilerin esas sahiplerinin ise artık bize ihtiyacı yok, her şeyi kendileri sunabiliyor. Dolayısıyla o alanda ‘artık deniz bitti’ diyebiliriz.

Genel olarak turizmde olduğu gibi, deniz turizminde de hedefler doğru konulmalı. Bugüne kadar deniz turizminde yakaladığımız en yüksek yıllık büyüme yüzde 3.5 oldu. Üstelik bunlar ‘olağan koşullar’ altındaki rakamlar. OECD tarafından deniz ticaretine dair hazırlanan raporda, Orta Doğu bölgesinde ciddi bir kriz beklendiği notu düşülmüş. Türkiye’yi de burada değerlendirmek lazım.

Askeri bir terim kullanacağım: Etki odaklı hareket etmek. Biz hangi kampanyayı, çıkışı, yenilemeyi ortaya koyarsak koyalım; bunu disiplinler arası bir biçimde ve etki odaklı yapmazsak hiçbir şekilde sonuç vermez, güdük kalır. Bundan sonrası için dikkat etmemiz gereken şeylerin başında bu geliyor. Bu söylediklerim size bir kabus senaryosu gibi gelmiş olabilir, ama durum bu.’’

ASLIHAN ÇÖRTÜK: KRİZDEN TAV DA ETKİLENDİ

Oturumun deniz turizmi kısmının ardından, TAV Havalimanları Holding Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Aslıhan Çörtük söz aldı. 2016 yılında tüm sektörleri etkileyen krizlerden TAV’ın da olumsuz etkilendiğini kaydeden Çörtük, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

‘’Kıyı destinasyonlarının tümünde, özellikle de Bodrum’da oldukça olumsuz etkilendik. Biz Bodrum Havalimanı’nı 2014 yılında devraldık ve o zaman elimizde 2013 rakamları vardı. 2013’te 1 milyon olan yolcu sayısı 2016 yılında 450 bine düştü. Bu yılda 350 bine düşmesini bekliyoruz.

”AVRUPALILAR EN UFAK BİR TOPARLANMADA GERİ DÖNMEYE NİYETLİ”

İstanbul’da da önemli bir kayıp var. Öte yandan, aktarma yapan yolcu sayısında artış olduğunu görüyoruz. Dış hat uçuşlarındaki yolcuların yaklaşık yüzde 50’si aktarma yolcusu. Bu yolcuların kent turizmine olmadığı gibi havalimanına da bir katkısı maalesef olmuyor. Bizler de en çok katkıyı kente gelen ya da kentten gelen yolcudan alıyoruz. Önümüzdeki yılın da kötü geçeceğini öngörüyoruz. Ancak geleceğe dair umut veren bir durum da var: Şu anlık ara veren Avrupalılar, en ufak bir toparlanmada hızlı bir şekilde geri gelmeye niyetliler.

20 yıldır bu sektördeyim ve kariyerimin yarısını Amerika’da geçirdim. Havacılık adına en büyük krizleri bu sektörün içinde yaşadım: 11 Eylül, Sars, Mısır’da 90 turistin öldüğü patlama, depremler… Tüm bunlara baktığımızda havacılığın da turizmin de çok hızlı toparlanan sektörler olduğunu görüyoruz. Bu krizler sekte vursa da, kriz öncesinde 4 yıl sonrası için koyulan hedeflere kriz sonrasında da ulaşılabildiğini görüyoruz. Özellikle havacılık alanında yapılabilecek olan en kolay şey mevcut bazı kısıtları ortadan kaldırmak olacaktır.

‘’TALEP ZATEN SIKINTIDA, BİR DE ARZDA SIKINTI YAŞIYORUZ’’

Bazı hava yolu şirketlerinin korumacılığı, ikili anlaşmaların çokluğu gibi konular bizi sıkıştırıyor. Zaten talep sıkıntıdayken, üstüne bir de arz konusunda kısıtlamalar var olması bizleri daha da zora sokuyor. En azından bu alanda adımlar atılırsa, toparlanma hızlanabilir.”

”3. HAVALİMANI NASIL DOLACAK?”

Çörtük’ün konuşmasının ardınan bir ek yapan bahattin Yücel, şunları ekledi:

”Türkiye’deki toplam yolcu sayısının yüzde 46’sını İstanbul karşılıyor. Yeni havalimanıyla birlikte, ilk etapta 90 milyon kapasite ortaya çıkacak. Bu İstanbul’un toplam kapasitesi kadar. Yolcu sayılarında zaten sıkıntı varken, bu kapasite nasıl doldurulacak, bu da bir merak konusu.’’

Kaynak: turizmgüncel


from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kGGUNT
via IFTTT

İşsizlikte Olumsuz Tablo Geçici


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kGJROb

İşsizlikte Olumsuz Tablo Geçici Eleman.net CEO’su Gökhan Duyarlar: İşsizlikte Olumsuz Tablo Geçici Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2016 yılı Kasım ayı işgücü istatistiklerine göre, işsizlik oranı ise 1,6 puanlık artış ile yüzde 12,1 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde, istihdam edilenlerin sayısı önceki yılın aynı dönemine göre 391 bin kişi artarak 27 milyon 67 bin kişi olurken, istihdam oranında değişim görülmedi ve yüzde 45,8 olarak gerçekleşti. Rakamları yorumlarken bunların üç ay öncesine ilişkin veriler olduğunu unutmamak gerekiyor. Eleman.net olarak şu an güncel verilerimizi incelediğimizde, daha olumlu bir tablo görüyoruz. Özellikle tekstil sektöründeki istihdamda önemli bir artış söz konusu. 2016’nın Kasım ve Aralık aylarında iş ilanı sayısında düşüş görülmüştü. Ocak ayı ile birlikte ilan sayısı tekrar yükselmeye başladı ve şu an yüzde 10’luk bir artış mevcut. Geçtiğimiz günlerde başlatılan istihdam seferberliği kapsamında birbiri ardında hayata geçirilecek projelerin de etkisi ile 2017’nin ilk çeyreğinin olumlu bir seyir izleyeceğine ve bu olumsuz tablonun geçici olduğuna inanıyoruz. Eleman.net 2017 yılı Ocak ayı verileri En Çok Başvuru Yapılan Sektörler En Çok İlan Yayınlanan Sektörler Hizmet / İşletme Servisi 12.53% Hizmet / İşletme Servisi 19.36% Gıda 7.86% Gıda 7.99% Mağazacılık / Perakendecilik 5.31% Mağazacılık / Perakendecilik 5.86% Eğitim 4.23% Elektrik ve Elektronik 3.47% Turizm 3.29% Tekstil 3.16% Elektrik ve Elektronik 3.15% Restorancılık 3.11% Çağrı Merkezi 2.97% Eğitim 2.92% Lojistik 2.96% Lojistik 2.77% Restorancılık 2.96% İmalat 2.75% Tekstil 2.79% İnşaat 2.43% En Çok Başvuru Yapılan Bölümler En Çok İlan Yayınlanan Bölümler Güvenlik 6.47% Güvenlik 12.85% Muhasebe 4.79% Satış 4.69% Satış 4.69% Muhasebe 3.93% Çağrı Merkezi 4.26% Üretim 3.60% Üretim 3.05% Temizlik 3.45% Eğitim 2.95% Gıda 3.10% Gıda 2.56% Çağrı Merkezi 2.61% Depo 2.56% Depo 2.15% Sekreterlik 2.43% Perakende 2.06% Temizlik 2.07% Eğitim 1.88% En Çok Başvuru Yapılan Şehirler En Çok İlan Yayınlanan Şehir İstanbul Avrupa 32.50% İstanbul Avrupa 36.37% İstanbul Anadolu 23.42% İstanbul Anadolu 25.40% İzmir 8.45% Ankara 6.18% Ankara 7.82% Kocaeli 6.07% Kocaeli 5.60% İzmir 5.92% Bursa 3.37% Bursa 3.35% Antalya 1.41% Tekirdağ 1.76% Tekirdağ 1.12% Konya 1.17% Adana 1.08% Antalya 1.04% Konya 0.77% Adana 0.95%  

Eleman.net CEO’su Gökhan Duyarlar: İşsizlikte Olumsuz Tablo Geçici

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2016 yılı Kasım ayı işgücü istatistiklerine göre, işsizlik oranı ise 1,6 puanlık artış ile yüzde 12,1 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde, istihdam edilenlerin sayısı önceki yılın aynı dönemine göre 391 bin kişi artarak 27 milyon 67 bin kişi olurken, istihdam oranında değişim görülmedi ve yüzde 45,8 olarak gerçekleşti.

Rakamları yorumlarken bunların üç ay öncesine ilişkin veriler olduğunu unutmamak gerekiyor. Eleman.net olarak şu an güncel verilerimizi incelediğimizde, daha olumlu bir tablo görüyoruz. Özellikle tekstil sektöründeki istihdamda önemli bir artış söz konusu.

2016’nın Kasım ve Aralık aylarında iş ilanı sayısında düşüş görülmüştü. Ocak ayı ile birlikte ilan sayısı tekrar yükselmeye başladı ve şu an yüzde 10’luk bir artış mevcut. Geçtiğimiz günlerde başlatılan istihdam seferberliği kapsamında birbiri ardında hayata geçirilecek projelerin de etkisi ile 2017’nin ilk çeyreğinin olumlu bir seyir izleyeceğine ve bu olumsuz tablonun geçici olduğuna inanıyoruz.

Eleman.net 2017 yılı Ocak ayı verileri

En Çok Başvuru Yapılan Sektörler En Çok İlan Yayınlanan Sektörler
Hizmet / İşletme Servisi 12.53% Hizmet / İşletme Servisi 19.36%
Gıda 7.86% Gıda 7.99%
Mağazacılık / Perakendecilik 5.31% Mağazacılık / Perakendecilik 5.86%
Eğitim 4.23% Elektrik ve Elektronik 3.47%
Turizm 3.29% Tekstil 3.16%
Elektrik ve Elektronik 3.15% Restorancılık 3.11%
Çağrı Merkezi 2.97% Eğitim 2.92%
Lojistik 2.96% Lojistik 2.77%
Restorancılık 2.96% İmalat 2.75%
Tekstil 2.79% İnşaat 2.43%
En Çok Başvuru Yapılan Bölümler En Çok İlan Yayınlanan Bölümler
Güvenlik 6.47% Güvenlik 12.85%
Muhasebe 4.79% Satış 4.69%
Satış 4.69% Muhasebe 3.93%
Çağrı Merkezi 4.26% Üretim 3.60%
Üretim 3.05% Temizlik 3.45%
Eğitim 2.95% Gıda 3.10%
Gıda 2.56% Çağrı Merkezi 2.61%
Depo 2.56% Depo 2.15%
Sekreterlik 2.43% Perakende 2.06%
Temizlik 2.07% Eğitim 1.88%
En Çok Başvuru Yapılan Şehirler En Çok İlan Yayınlanan Şehir
İstanbul Avrupa 32.50% İstanbul Avrupa 36.37%
İstanbul Anadolu 23.42% İstanbul Anadolu 25.40%
İzmir 8.45% Ankara 6.18%
Ankara 7.82% Kocaeli 6.07%
Kocaeli 5.60% İzmir 5.92%
Bursa 3.37% Bursa 3.35%
Antalya 1.41% Tekirdağ 1.76%
Tekirdağ 1.12% Konya 1.17%
Adana 1.08% Antalya 1.04%
Konya 0.77% Adana 0.95%
 


from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kGJROb
via IFTTT