8 Şubat 2017 Çarşamba

Havaalanı güvenliği nasıl değişecek? Yeni teknoloji sayesinde havaalanlarında güvenlik kontrolleri çok daha hızlı ve etkili hale gelecek. Düşünün ki uçağınıza binmek için havaalanına gitmişsiniz. Bavulunuzu teslim ettikten sonra güvenlik kontrolü için sıra beklemeden ileri teknoloji yüz okuma cihazlarından geçiyorsunuz. Burada el çantanız da taranıyor. Daha fazla işlem yapılması gereken şüpheli yolcular için yetkililer uyarılıyor. Fakat yolcuların çoğu kısa sürede güvenlik kontrolünden geçmiş oluyor.  Böyle bir gelecek uzak görünmüyor. Havaalanı güvenlik önlemleri 1980’lerden bu yana pek değişime uğramadı. Fakat ABD İç Güvenlik Bakanlığı yüz tanıma ve biyometrik tarama teknolojisi ile şüpheli yolcuların ülkeye girmesini engellemeye çalışıyor. Güvenlik kontrollerini kısa sürede aşıp doğrudan uçak biniş noktasına ulaşmak önümüzdeki 5-10 yıl içinde mümkün olabilir. Havaalanı güvenlik noktalarında güvenlik tedbirleri ile hızlı akış arasında iyi bir denge kurmak gerekir. Buradaki cihazların gerçek tehdit ile yanlış alarmı birbirinden net bir şekilde ayırması da önemli. Örneğin balın moleküler yapısı sıvı patlayıcılara benzeyebilir. Bunları ayıracak cihazların yapımı konusunda üreticiler önemli değişikliklere gidiyor. Ufukta görülen değişikliklerden biri şu: Çantaları tarayan eski röntgen aygıtlarının yerine çok daha ileri teknoloji kullanan bilgisayarlı tomografi tarayıcıları gelebilir. Böylece bagajlar kesintisiz olarak taranabilir. Bu teknoloji büyük bagajlar için zaten kullanılıyor. Birçok firma bu cihazları küçülterek yaygınlaştırmaya çalışıyor. Böylece yolcuların diz üstü bilgisayarları veya şeffaf poşetlere koymaları gereken sıvı içeren malzemeleri güvenlik kontrolü için çantalarından çıkarmaları gerekmeyecek. ABD Ulaşım Güvenlik İdaresi (TSA) bu yeni teknolojinin hızla resmi onay alıp ortak uygulamaya sokulması için diğer ülkelerle temaslarını sürdürüyor. Avrupa ve İsrail daha hızlı Avrupa ve İsrail diğer bölgelere göre yeni teknolojiyi daha çabuk geliştirip kabul ediyor. TSA ayrıca imalatçılar ve havayolları gibi özel şirketlerle çalışıp güvenlik teknolojisine “girişimci” bir yaklaşım getirmek üzere özel bir birim oluşturdu. TSA, havayolu şirketleri ile ortaklık halinde çeşitli havaalanlarında yeni teknolojileri parça parça deniyor. Örneğin bir bölgede yolcuların bekleme süresinin bu şekilde üçte bir oranında azaldığı görüldü. TSA ABD’de 440 havaalanı ve bagajları tarama amaçlı 13 bin güvenlik cihazı işletiyor. Bu cihazların ömrü 10-15 yıl oluyor. Ömrünü tamamlayan cihazların yerini daha ileri teknolojiye sahip olanlar alıyor. Bu teknolojinin denetim ve onayı TSA tarafından yapılıyor. Başlangıçta pilot havaalanlarında yeni cihazlar deneniyor. Performans ve maliyete bağlı olarak tam onay verilmesi ortalama beş yılı bulabiliyor. Yeni bir cihazın icadından uygulama aşamasına bu kadar uzun zamanda geçilmesi, havaalanlarının son teknoloji ürünü cihazlarla doldurulmasının birkaç yıl alabileceğini gösteriyor. Bugün bagaj taramasında hala iki boyutlu röntgen cihazlarının kullanılması, ki bu yolla ancak sınırlı sayıda patlayıcı madde tespit edilebiliyor, yolcuların vücudunu milimetrelik dalga teknolojisi ile taramak yerine içinden geçilen basit metal detektörlerinin kullanılması buna dayanıyor. Kısacası 1980’lerden bu yana havaalanı güvenliğinde büyük kuantum sıçrayışları yerine sadece ufak tefek değişiklikler yaşandı. TSA’nın herhangi bir yeni teknolojiye onay vermesi diğer ülkeler açısından da yeşil ışık anlamına geliyor. Başta Asya’da olmak üzere birçok ülke TSA’nın testlerine ve standartlarına dayanıyor. Dünyanın neresinde olursanız olun güvenlik kontrolünden kısa sürede ve kolayca geçmek yakında mümkün olacak görünüyor. (BBC) Kaynak:bilgiçağı

Yeni teknoloji sayesinde havaalanlarında güvenlik kontrolleri çok daha hızlı ve etkili hale gelecek.

Düşünün ki uçağınıza binmek için havaalanına gitmişsiniz. Bavulunuzu teslim ettikten sonra güvenlik kontrolü için sıra beklemeden ileri teknoloji yüz okuma cihazlarından geçiyorsunuz. Burada el çantanız da taranıyor. Daha fazla işlem yapılması gereken şüpheli yolcular için yetkililer uyarılıyor. Fakat yolcuların çoğu kısa sürede güvenlik kontrolünden geçmiş oluyor. 

Böyle bir gelecek uzak görünmüyor. Havaalanı güvenlik önlemleri 1980’lerden bu yana pek değişime uğramadı. Fakat ABD İç Güvenlik Bakanlığı yüz tanıma ve biyometrik tarama teknolojisi ile şüpheli yolcuların ülkeye girmesini engellemeye çalışıyor. Güvenlik kontrollerini kısa sürede aşıp doğrudan uçak biniş noktasına ulaşmak önümüzdeki 5-10 yıl içinde mümkün olabilir.

Havaalanı güvenlik noktalarında güvenlik tedbirleri ile hızlı akış arasında iyi bir denge kurmak gerekir. Buradaki cihazların gerçek tehdit ile yanlış alarmı birbirinden net bir şekilde ayırması da önemli. Örneğin balın moleküler yapısı sıvı patlayıcılara benzeyebilir. Bunları ayıracak cihazların yapımı konusunda üreticiler önemli değişikliklere gidiyor.

Ufukta görülen değişikliklerden biri şu: Çantaları tarayan eski röntgen aygıtlarının yerine çok daha ileri teknoloji kullanan bilgisayarlı tomografi tarayıcıları gelebilir. Böylece bagajlar kesintisiz olarak taranabilir. Bu teknoloji büyük bagajlar için zaten kullanılıyor. Birçok firma bu cihazları küçülterek yaygınlaştırmaya çalışıyor.

Böylece yolcuların diz üstü bilgisayarları veya şeffaf poşetlere koymaları gereken sıvı içeren malzemeleri güvenlik kontrolü için çantalarından çıkarmaları gerekmeyecek. ABD Ulaşım Güvenlik İdaresi (TSA) bu yeni teknolojinin hızla resmi onay alıp ortak uygulamaya sokulması için diğer ülkelerle temaslarını sürdürüyor.

Avrupa ve İsrail daha hızlı

Avrupa ve İsrail diğer bölgelere göre yeni teknolojiyi daha çabuk geliştirip kabul ediyor. TSA ayrıca imalatçılar ve havayolları gibi özel şirketlerle çalışıp güvenlik teknolojisine “girişimci” bir yaklaşım getirmek üzere özel bir birim oluşturdu. TSA, havayolu şirketleri ile ortaklık halinde çeşitli havaalanlarında yeni teknolojileri parça parça deniyor. Örneğin bir bölgede yolcuların bekleme süresinin bu şekilde üçte bir oranında azaldığı görüldü.

TSA ABD’de 440 havaalanı ve bagajları tarama amaçlı 13 bin güvenlik cihazı işletiyor. Bu cihazların ömrü 10-15 yıl oluyor. Ömrünü tamamlayan cihazların yerini daha ileri teknolojiye sahip olanlar alıyor. Bu teknolojinin denetim ve onayı TSA tarafından yapılıyor. Başlangıçta pilot havaalanlarında yeni cihazlar deneniyor. Performans ve maliyete bağlı olarak tam onay verilmesi ortalama beş yılı bulabiliyor.

Yeni bir cihazın icadından uygulama aşamasına bu kadar uzun zamanda geçilmesi, havaalanlarının son teknoloji ürünü cihazlarla doldurulmasının birkaç yıl alabileceğini gösteriyor. Bugün bagaj taramasında hala iki boyutlu röntgen cihazlarının kullanılması, ki bu yolla ancak sınırlı sayıda patlayıcı madde tespit edilebiliyor, yolcuların vücudunu milimetrelik dalga teknolojisi ile taramak yerine içinden geçilen basit metal detektörlerinin kullanılması buna dayanıyor. Kısacası 1980’lerden bu yana havaalanı güvenliğinde büyük kuantum sıçrayışları yerine sadece ufak tefek değişiklikler yaşandı.

TSA’nın herhangi bir yeni teknolojiye onay vermesi diğer ülkeler açısından da yeşil ışık anlamına geliyor. Başta Asya’da olmak üzere birçok ülke TSA’nın testlerine ve standartlarına dayanıyor. Dünyanın neresinde olursanız olun güvenlik kontrolünden kısa sürede ve kolayca geçmek yakında mümkün olacak görünüyor. (BBC)

Kaynak:bilgiçağı



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2losQJG
via IFTTT

Doğu Afrika’nın ilk hızlı tren hattını Yapı Merkezi inşa ediyor! Yapı Merkezi, Doğu Afrika’nın ilk hızlı tren hattını inşa etmeye başlıyor. Türkiye’den lider Yapı Merkezi ve Portekiz’den Mota-Engil’in oluşturduğu Ortak Girişim, Tanzanya’da inşa edilecek Darüsselam – Morogoro Demiryolu Projesi ihalesini kazandı. Darüsselam’ın liman kenti olması açısından büyük önem arz eden proje, Tanzanya’nın ticaretine ve turizmine büyük katkı sağlarken Uganda ve Kongo’yu da denize bağlayacak! Yapı Merkezi, Doğu Afrika’nın ilk hızlı tren hattı projesi ihalesini kazandı. Türkiye’den lider Yapı Merkezi ve Portekiz’den Mota-Engil’in oluşturduğu Ortak Girişim, Tanzanya’da inşa edilecek Darüsselam – Morogoro Demiryolu Projesi kontratını imzaladı. Söz konusu projeyle Afrika’nın en önemli turizm bölgelerinden olan Darüsselam, ticaret ve turizmde atılım yapacak. 6 Aralık 2016 tarihinde Tanzanya Demiryolları İdaresi RAHCO (Reli Assets Holding Company Limited), tarafından düzenlenen uluslararası ihaleye, Türkiye’den Yapı Merkezi ve Portekiz’den Mota – Engil firmaları ortak teklif vermişti ve teklif teknik yeterliliği başarıyla geçmişti. Ocak ayında ise Tanzanya Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlığı ve işveren RAHCO yetkililerinden oluşan teknik heyetler, Yapı Merkezi’nin Türkiye, Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’daki projelerini; Mota – Engil’in Mozambik ve Güney Afrika’daki projelerini ziyaret etmişlerdi. Darüsselam – Morogoro Demiryolu Projesi’nin kontratı, işveren Rahco adına Direktör Masanja K. Kadogosa, Hukuk Müşaviri Petro Mnyeshi; Yapı Merkezi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Erdem Arıoğlu ve Tanzanya Cumhuriyeti Ülke Müdürü Murat Köksal; Portekizli Ortağımız Mota Engil adına ise Genel Müdür Manuel Antonio Mota, Uluslararası Demiryolu Direktörü Mariano Tonello imzaladı. İmza törenine Tanzanya Türk Büyükelçisi Sayın Yasemin Eralp de katıldı. 160 km hızla ilerleyecek Anahtar teslim olarak inşa edilecek proje kapsamında; Darüsselam – Morogoro arasında tasarım hızı 160km/s olarak inşa edilecek 207 km tek hat, demiryolunun tüm tasarım işleri, altyapı inşaat işleri, ray döşeme, sinyalizasyon, haberleşme sistemleri, yedek parça temini, elektrifikasyon ve personel eğitimi bulunuyor. Uganda ve Kongo’yu denize bağlayacak Tanzanya Devleti’nin planladığı Darüsselam – Mwanza arasındaki 1224 km uzunluğunda yüksek kapasiteli demiryolu yatırımı, 5 aşamaya bölünüp ihaleye çıkıldı. Yapı Merkezi / Mota-Engil Ortak Girişiminin ihalesini aldığı Darüsselam – Morogoro kesimi, planlanan hattın en kritik kısmını oluşturuyor. Darüsselam’ın liman kenti olması açısından büyük önem arz eden projenin Tanzanya’nın ticaretine ve turizmine çok büyük katkıda bulunacak olmasının yanı sıra, denize kıyısı bulunmayan Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi ülkelerin zengin yeraltı kaynaklarını ihraç etmesine de olanak sağlayacak. 3 kıtada 2600 km demiryolu inşa etti 1965 yılından bu yana ulaşım, altyapı ve genel müteahhitlik alanında dünya çapında ilkleri gerçekleştiren Yapı Merkezi, 2016 yılı sonu itibariyle 3 kıtada 2600 kilometre demiryolu ve 41 raylı sistem projesini başarıyla tamamladı. Dünyada günde 2 milyondan fazla yolcunun güvenle taşınmasını sağlayan Yapı Merkezi, 2016 yılını Asya ve Avrupa kıtalarını ilk kez deniz tabanının altından karayolu tüneli ile birleştiren Avrasya Tüneli Projesi’yle tamamlamıştı.

Yapı Merkezi, Doğu Afrika’nın ilk hızlı tren hattını inşa etmeye başlıyor. Türkiye’den lider Yapı Merkezi ve Portekiz’den Mota-Engil’in oluşturduğu Ortak Girişim, Tanzanya’da inşa edilecek Darüsselam – Morogoro Demiryolu Projesi ihalesini kazandı. Darüsselam’ın liman kenti olması açısından büyük önem arz eden proje, Tanzanya’nın ticaretine ve turizmine büyük katkı sağlarken Uganda ve Kongo’yu da denize bağlayacak!

Yapı Merkezi, Doğu Afrika’nın ilk hızlı tren hattı projesi ihalesini kazandı. Türkiye’den lider Yapı Merkezi ve Portekiz’den Mota-Engil’in oluşturduğu Ortak Girişim, Tanzanya’da inşa edilecek Darüsselam – Morogoro Demiryolu Projesi kontratını imzaladı. Söz konusu projeyle Afrika’nın en önemli turizm bölgelerinden olan Darüsselam, ticaret ve turizmde atılım yapacak.

6 Aralık 2016 tarihinde Tanzanya Demiryolları İdaresi RAHCO (Reli Assets Holding Company Limited), tarafından düzenlenen uluslararası ihaleye, Türkiye’den Yapı Merkezi ve Portekiz’den Mota – Engil firmaları ortak teklif vermişti ve teklif teknik yeterliliği başarıyla geçmişti. Ocak ayında ise Tanzanya Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlığı ve işveren RAHCO yetkililerinden oluşan teknik heyetler, Yapı Merkezi’nin Türkiye, Etiyopya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’daki projelerini; Mota – Engil’in Mozambik ve Güney Afrika’daki projelerini ziyaret etmişlerdi.

Darüsselam – Morogoro Demiryolu Projesi’nin kontratı, işveren Rahco adına Direktör Masanja K. Kadogosa, Hukuk Müşaviri Petro Mnyeshi; Yapı Merkezi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Erdem Arıoğlu ve Tanzanya Cumhuriyeti Ülke Müdürü Murat Köksal; Portekizli Ortağımız Mota Engil adına ise Genel Müdür Manuel Antonio Mota, Uluslararası Demiryolu Direktörü Mariano Tonello imzaladı. İmza törenine Tanzanya Türk Büyükelçisi Sayın Yasemin Eralp de katıldı.

160 km hızla ilerleyecek

Anahtar teslim olarak inşa edilecek proje kapsamında; Darüsselam – Morogoro arasında tasarım hızı 160km/s olarak inşa edilecek 207 km tek hat, demiryolunun tüm tasarım işleri, altyapı inşaat işleri, ray döşeme, sinyalizasyon, haberleşme sistemleri, yedek parça temini, elektrifikasyon ve personel eğitimi bulunuyor.

Uganda ve Kongo’yu denize bağlayacak

Tanzanya Devleti’nin planladığı Darüsselam – Mwanza arasındaki 1224 km uzunluğunda yüksek kapasiteli demiryolu yatırımı, 5 aşamaya bölünüp ihaleye çıkıldı. Yapı Merkezi / Mota-Engil Ortak Girişiminin ihalesini aldığı Darüsselam – Morogoro kesimi, planlanan hattın en kritik kısmını oluşturuyor. Darüsselam’ın liman kenti olması açısından büyük önem arz eden projenin Tanzanya’nın ticaretine ve turizmine çok büyük katkıda bulunacak olmasının yanı sıra, denize kıyısı bulunmayan Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi ülkelerin zengin yeraltı kaynaklarını ihraç etmesine de olanak sağlayacak.

3 kıtada 2600 km demiryolu inşa etti

1965 yılından bu yana ulaşım, altyapı ve genel müteahhitlik alanında dünya çapında ilkleri gerçekleştiren Yapı Merkezi, 2016 yılı sonu itibariyle 3 kıtada 2600 kilometre demiryolu ve 41 raylı sistem projesini başarıyla tamamladı. Dünyada günde 2 milyondan fazla yolcunun güvenle taşınmasını sağlayan Yapı Merkezi, 2016 yılını Asya ve Avrupa kıtalarını ilk kez deniz tabanının altından karayolu tüneli ile birleştiren Avrasya Tüneli Projesi’yle tamamlamıştı.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kSPw7A
via IFTTT

Doğu Afrika’nın ilk hızlı tren hattını Yapı Merkezi inşa ediyor!


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kSPw7A

Türkiye, Havaaracı Emniyet Denetimlerinde bulgu ortalaması en düşük 5. Avrupa ülkesi oldu 2016 yılında Türk uçaklarına Avrupa’da yapılan Hava Aracı Emniyet Denetimlerinde bulgu ortalaması 0.38’e kadar inen Türkiye, Avrupa’nın en düşük ortalamaya sahip 5 ülkesi içinde yer aldı. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), 26 Ocak 2017 tarihinde Hava Aracı Emniyet Denetimi (SAFA) Programı’na ilişkin havayolu işletmeleriyle değerlendirme toplantısı düzenledi. Sivil Havacılık Genel Müdür Vekili Bahri KESİCİ toplantıda yaptığı konuşmada, Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) tarafından yürütülen SAFA programı kapsamında Türkiye’nin üzerine düşeni yaptığını ve 2016 yılında 0.38 bulgu ortalaması ile Türkiye’nin Avrupa ülkeleri içinde 5. sırada yer aldığını kaydetti. 2016 yılı SAFA rakamlarının değerlendirildiği ve 2017 hedeflerinin ele alındığı toplantıda, ülkemizin bulgu ortalamasının düşürülmesine katkı sağlayan başarılı işletmelere SHGM tarafından teşekkür belgesi verildi. Genel Müdür Vekili Bahri Kesici tarafından başarı plaketi verilen Güneş Ekspres Havacılık A.Ş. denetlemelerdeki 0.08 bulgu ortalaması ile SAFA bulgu oranı en iyi işletme oldu. 2015 yılında 0,32 olan bulgu ortalamasını 2016 yılında 0,08’e düşüren işletme aynı zamanda en büyük performans kaydeden işletme olarak da kayıtlara geçti. 2016 yılında 146 denetleme ile Avrupa’da en fazla denetlenen ikinci havayolu olan THY ise son 4 yıldır en çok denetlenen işletmeler listesinde yer aldı. Türkiye’nin elde ettiği bu başarıda sektör kuruluşları ile yakın işbirliği ve koordinasyonunun büyük payı olduğunu vurgulayan Genel Müdür Vekili Bahri Kesici, Türkiye’nin ülke ortalamasında gelinen bu noktanın korunması gerektiğininin de altını çizdi. Kaynak:SHGM

2016 yılında Türk uçaklarına Avrupa’da yapılan Hava Aracı Emniyet Denetimlerinde bulgu ortalaması 0.38’e kadar inen Türkiye, Avrupa’nın en düşük ortalamaya sahip 5 ülkesi içinde yer aldı.
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), 26 Ocak 2017 tarihinde Hava Aracı Emniyet Denetimi (SAFA) Programı’na ilişkin havayolu işletmeleriyle değerlendirme toplantısı düzenledi.
Sivil Havacılık Genel Müdür Vekili Bahri KESİCİ toplantıda yaptığı konuşmada, Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) tarafından yürütülen SAFA programı kapsamında Türkiye’nin üzerine düşeni yaptığını ve 2016 yılında 0.38 bulgu ortalaması ile Türkiye’nin Avrupa ülkeleri içinde 5. sırada yer aldığını kaydetti.
2016 yılı SAFA rakamlarının değerlendirildiği ve 2017 hedeflerinin ele alındığı toplantıda, ülkemizin bulgu ortalamasının düşürülmesine katkı sağlayan başarılı işletmelere SHGM tarafından teşekkür belgesi verildi.
Genel Müdür Vekili Bahri Kesici tarafından başarı plaketi verilen Güneş Ekspres Havacılık A.Ş. denetlemelerdeki 0.08 bulgu ortalaması ile SAFA bulgu oranı en iyi işletme oldu. 2015 yılında 0,32 olan bulgu ortalamasını 2016 yılında 0,08’e düşüren işletme aynı zamanda en büyük performans kaydeden işletme olarak da kayıtlara geçti. 2016 yılında 146 denetleme ile Avrupa’da en fazla denetlenen ikinci havayolu olan THY ise son 4 yıldır en çok denetlenen işletmeler listesinde yer aldı.
Türkiye’nin elde ettiği bu başarıda sektör kuruluşları ile yakın işbirliği ve koordinasyonunun büyük payı olduğunu vurgulayan Genel Müdür Vekili Bahri Kesici, Türkiye’nin ülke ortalamasında gelinen bu noktanın korunması gerektiğininin de altını çizdi.
Kaynak:SHGM


from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2k36Q64
via IFTTT

Türkiye, Havaaracı Emniyet Denetimlerinde bulgu ortalaması en düşük 5. Avrupa ülkesi oldu


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2k36Q64

Xperience GEFCO, lojistikte kariyer isteyen genç yeteneklere iş imkanı sunuyor Lojistik sektörünün önde gelen isimlerinden GEFCO Türkiye, sektöre lojistik tutkusunu paylaşacak yeni gençler kazandırıyor. GEFCO’nun genç yetenekleri bünyesine katmak amacıyla başlattığı Xperience programı, yeni mezun ya da kariyerinin başındaki gençleri lojistik sektörüne kazandırmayı hedefliyor. 2011’den beri yürütülen GEFCO kariyer programı kapsamında hayata geçirilen Xperience GEFCO, lojistik alanında kariyer yapmak isteyen tüm genç yeteneklere iş imkanı ve lojistik sektöründe deneyim kazanma fırsatı sunuyor. Yeni mezun veya en fazla 1 sene tecrübeli adaylara açık olan programa katılmak isteyen adaylar, değerlendirme merkezi uygulaması kapsamında Xperience GEFCO Day’e katılarak, GEFCO’yu daha yakından tanıma fırsatı buluyorlar. Operasyon birimlerinde görev verilen adayların, ihtiyaçlara göre yapılacak rotasyonlarla firma işleyişinin bütününü görmeleri sağlanıyor. Değerlendirme uygulamaları sürecinde adaylara ayrıca mülakatlar yapılıyor, yeterlilik ve yabancı dil testleri uygulanıyor. GEFCO Grup Hakkında GEFCO sanayi ve üretim sektörlerinde faaliyet gösteren kuruluşlara katma değer sağlamak ve rekabet avantajlarını artırmak için lojistik planları tasarlıyor ve uyguluyor. GEFCO’nun müşterilerine sunduğu performans son 65 senede özellikle de en karmaşık ve en talepkar sektörlerden biri olan otomotiv sektöründe edindiği uzmanlığa dayanıyor. 150 ülkede faaliyet gösteren GEFCO Avrupa’nın en büyük 10 Lojistik Grubu arasında yer alıyor. Dünyanın dört bir yanında 350’den fazla merkez ve tesiste 11.500 çalışanıyla hizmet veren GEFCO Grup, 2015 yılında 4,2 milyar € ciro yaptı. Grup, Güneydoğu Asya, Orta ve Doğu Avrupa, Balkanlar, Doğu Asya ve Güney Amerika’daki faaliyetlerini artırarak sürdürmektedir. Daha fazla bilgiye www.gefco.net’ten ulaşılabilir.

Lojistik sektörünün önde gelen isimlerinden GEFCO Türkiye, sektöre lojistik tutkusunu paylaşacak yeni gençler kazandırıyor.

GEFCO’nun genç yetenekleri bünyesine katmak amacıyla başlattığı Xperience programı, yeni mezun ya da kariyerinin başındaki gençleri lojistik sektörüne kazandırmayı hedefliyor. 2011’den beri yürütülen GEFCO kariyer programı kapsamında hayata geçirilen Xperience GEFCO, lojistik alanında kariyer yapmak isteyen tüm genç yeteneklere iş imkanı ve lojistik sektöründe deneyim kazanma fırsatı sunuyor.

Yeni mezun veya en fazla 1 sene tecrübeli adaylara açık olan programa katılmak isteyen adaylar, değerlendirme merkezi uygulaması kapsamında Xperience GEFCO Day’e katılarak, GEFCO’yu daha yakından tanıma fırsatı buluyorlar. Operasyon birimlerinde görev verilen adayların, ihtiyaçlara göre yapılacak rotasyonlarla firma işleyişinin bütününü görmeleri sağlanıyor. Değerlendirme uygulamaları sürecinde adaylara ayrıca mülakatlar yapılıyor, yeterlilik ve yabancı dil testleri uygulanıyor.

GEFCO Grup Hakkında

GEFCO sanayi ve üretim sektörlerinde faaliyet gösteren kuruluşlara katma değer sağlamak ve rekabet avantajlarını artırmak için lojistik planları tasarlıyor ve uyguluyor. GEFCO’nun müşterilerine sunduğu performans son 65 senede özellikle de en karmaşık ve en talepkar sektörlerden biri olan otomotiv sektöründe edindiği uzmanlığa dayanıyor. 150 ülkede faaliyet gösteren GEFCO Avrupa’nın en büyük 10 Lojistik Grubu arasında yer alıyor. Dünyanın dört bir yanında 350’den fazla merkez ve tesiste 11.500 çalışanıyla hizmet veren GEFCO Grup, 2015 yılında 4,2 milyar € ciro yaptı. Grup, Güneydoğu Asya, Orta ve Doğu Avrupa, Balkanlar, Doğu Asya ve Güney Amerika’daki faaliyetlerini artırarak sürdürmektedir. Daha fazla bilgiye www.gefco.net’ten ulaşılabilir.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kOnz15
via IFTTT

ATAK’ı Almak İsteyen İlk Yurtdışı Müşteri Kesinleşti TAI’nın Genel Müdürü görevindeki Temel Kotil İstanbul Düşünce Vakfı’nın düzenlemiş olduğu toplantısında T129 ATAK Helikopteri ve de Hürkuş’ta gerçekleşen son gelişmeler hakkında detaylı bilgiler verdi. TAI’nın Genel Müdürü görevindeki Temel Kotil İstanbul Düşünce Vakfı’nın düzenlemiş olduğu toplantısında T129 ATAK Helikopteri ve de Hürkuş’ta gerçekleşen son gelişmeler hakkında detaylı bilgiler verdi. TAI Genel Müdürü Temel Kotil, İstanbul Düşünce Vakfı tarafından düzenlenen toplantıda “ATAK helikopterimizi kontrollü olarak satabiliyoruz, önümüzdeki aylarda Pakistan’a satacağız” dedi. Pakistan Kara Havacılık Komutanlığı’nın isteği doğrultusunda T129 ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri 21-31 Mayıs 2016 tarihleri arasında Pakistan’ın zorlayıcı iklim ve coğrafi koşullarında, Pano Aqil’de 50 derecede yüksek sıcaklık testlerini, Himalayalar’ın başlangıcı Hindikuş Dağları’nda ise 14.000 feet’te yüksek irtifa testlerini gerçekleştirmişti. Öte yandan Kotil, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tesislerini ziyareti sırasında gündeme getirdiği ‘İnsansız Hürkuş’ konusunda ise büyük bir ihtimalle insansız modelinin yapılmayacağını söyledi. Kaynak:trgundem

TAI’nın Genel Müdürü görevindeki Temel Kotil İstanbul Düşünce Vakfı’nın düzenlemiş olduğu toplantısında T129 ATAK Helikopteri ve de Hürkuş’ta gerçekleşen son gelişmeler hakkında detaylı bilgiler verdi.

TAI’nın Genel Müdürü görevindeki Temel Kotil İstanbul Düşünce Vakfı’nın düzenlemiş olduğu toplantısında T129 ATAK Helikopteri ve de Hürkuş’ta gerçekleşen son gelişmeler hakkında detaylı bilgiler verdi.

TAI Genel Müdürü Temel Kotil, İstanbul Düşünce Vakfı tarafından düzenlenen toplantıda “ATAK helikopterimizi kontrollü olarak satabiliyoruz, önümüzdeki aylarda Pakistan’a satacağız” dedi.

Pakistan Kara Havacılık Komutanlığı’nın isteği doğrultusunda T129 ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri 21-31 Mayıs 2016 tarihleri arasında Pakistan’ın zorlayıcı iklim ve coğrafi koşullarında, Pano Aqil’de 50 derecede yüksek sıcaklık testlerini, Himalayalar’ın başlangıcı Hindikuş Dağları’nda ise 14.000 feet’te yüksek irtifa testlerini gerçekleştirmişti.

Öte yandan Kotil, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık’ın Türk Havacılık ve Uzay Sanayii tesislerini ziyareti sırasında gündeme getirdiği ‘İnsansız Hürkuş’ konusunda ise büyük bir ihtimalle insansız modelinin yapılmayacağını söyledi.

Kaynak:trgundem



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kO6Pav
via IFTTT