28 Temmuz 2020 Salı

Hava-İş, THY Görüşmelerine İlişkin Açıklama Yaptı Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Hava-İş) yaşanılan maddi ve manevi sorunları en makul şekilde çözümleyebilmek adına işveren ile bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi ve bu konuda açıklama yaptı. Açıklama aşağıdaki gibidir. Değerli üyelerimiz;  Bilindiği üzere geçtiğimiz aylarda yaşanılan maddi ve manevi sorunları en makul şekilde çözümleyebilmek adına işveren ile  bir dizi görüşme gerçekleştirdik. Sizlere daha önceki bilgilendirme maillerimizde de bahsettiğimiz gibi bizler üyelerimizin başta çalışma koşulları, maddi ve manevi hakları olmak üzere süregelen belirsizliği sonlandırmak adına, işveren temsilcileri, siz değerli üyelerimiz ve kamuoyu ile iletişim kanallarını tümüyle açık tuttuk ve tutmaya devam ediyoruz.  Ancak işveren ile yapmış olduğumuz görüşmelerde tarafımıza şifahen iletilmiş teklifler haricinde işveren tarafından hiçbir resmi teklif verilmemiştir. Yapılan bu şifahi teklifler; maaşlarda 2018 Ocak ayı rakamlarına dönülmesi, ikramiyenin 4’ten 2’ye düşürülmesi ve bu anlaşmanın 2022 yılına kadar geçerli olmasını kapsıyordu. Tarafımıza iletilen bu teklifin resmi bir yolla iletilmesini ve bizimde bu teklifi üyelerimizle paylaşma talebimizi işveren yetkililerine her görüşmemizde ilettik. Resmi teklifin ısrarla iletilmemesi üzerine komisyon görüşmelerini sonlandırma kararı aldık. Bu esnada Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle KÇÖ’nün Temmuz ayı için uzatılması kararı verildi. Bu süreçte 26. Dönem TİS ile hak edilen 4. Dönem zamlarını %7,25 olarak almış olduk. Aynı zamanda her ne kadar komisyonlarda bir ilerleme sağlanamamış olsa da iyi niyet çerçevesinde işveren ile görüşmelerimiz devam etmiştir. Yapılan görüşmelerde yaşanılan sürecin üyelerimiz için ciddi maddi ve manevi kayıplar oluşturduğunu ve bu süreci tüm üyelerimizle şeffaf bir şekilde değerlendirme talebimizi işverene defaten iletmiş bulunmaktayız. Bu durumun pandemi sürecinde verilen görevleri  sağlıklarını hiçe sayarak ailelerinin geçimlerini sağlamak için layıkıyla yerine getiren siz değerli üyelerimizi  derinden etkilediğini  biliyor ve aynı kaygıları bizler de taşıyoruz.   Geçtiğimiz günlerde TBMM de kabul edilen kanun değişikliği ile Kısa Çalışma Ödeneğinin uzatılma yetkisi 31 Aralık 2020 tarihine kadar Sn.Cumhurbaşkanımıza verilmiştir. Bu yetki ile gerekli görülmesi halinde Kısa Çalışma Ödeneği Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından uzatılabilecektir.  Tüm bu gelişmeler ışığında işveren ile yapmış olduğumuz görüşmelerde son kararı değerli üyelerimizin vereceği bir takım maddeler üzerinde uzlaşmış olmamıza rağmen işverenin KÇÖ’nün devamı için kanundan kaynaklı olanağı kullanma niyetinde olduğunu görüyoruz. İşveren yetkilileri ile yapılan görüşmelerde  önceliğimizin istihdamın devamlılığı olduğunu ilettik ve bu konuda mutabakat sağladık. Bizler sizlerin temsilcisi olarak, yapılan görüşmelerde başta ücret olmak üzere aşağıdaki hususlarda sizlerin onayı ile mutabık kalabileceğimizi belirtmiş bulunmaktayız; Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin şartlarından feragat etmeden sözleşmenin yürürlükte kalması (İkramiyelerin ikiye düşürülmemesi, pazar mesaisi, fazla çalışma ücretleri, yol ve harcırah ücretlerinin ödenmesi suretiyle); Hiçbir sebeple işten çıkarmaların (toplu ya da bireysel) olmaması, Yapılması muhtemel protokolde 5000 TL altında ücret alan hiçbir üyemize maaş indirimi uygulanmaması, ( A0 ve A1 Kadroları dâhil ) İşveren tarafından şifahen olarak iletilen 2018 Ocak rakamları yerine çalışılan birimler özelinde %25 – %40 arasında maaş indirimlerinin üyelerimiz tarafından onaylanması şartıyla anlaşma yapılabileceği, Yapılması muhtemel protokol süresinin en fazla 6 aylık olması ve 6 ayda bir günün koşullarının değerlendirilip ihtiyaç halinde tekrar masaya oturulması,  işveren yetkililerine yapılan tüm görüşmelerde iletilmiştir. Ancak geldiğimiz durumda üyelerimiz için belirsizlik anlamına gelen, devletin sırtına ek yükler bindirecek olan Kısa Çalışma Ödeneği işveren tarafından ticari olarak daha cazip görülmektedir.  Ülkemizin şanlı bayrağını göklerde dalgalandırmak gibi önemli bir misyonu yüklenmiş olan THY’nin yöneticileri bu misyonu daha da göklere çıkarmak yerine işçilere ve devlete ek yükler getirecek Kısa Çalışma modelini benimsemek istemesi anlaşılabilir değildir. Havacılığın ticari bir faaliyet olmaktan çok uçuş emniyeti temelli olduğu bilincini taşıyan üyelerimiz, içinden geçtiğimiz olağanüstü şartlarda her türlü fedakarlığı yapma taraftarı iken THY Yönetiminin süreci bilinmezliğe sürüklemesi en çok zararı Bayrak Taşıyıcımız, gözbebeğimiz THY markasına vermektedir. Bizler pandeminin tüm sıkıntılarının sadece üyelerimize yüklenmesini doğru bulmuyoruz. Sizlerinde bildiği gibi yaşanan bu belirsizlik ortamı çalışanları etkilemekte bu da uçuş emniyeti ve güvenliğini riske atmaktadır. Buradan bir kez daha belirtmek isteriz ki, yaşanan bu belirsizlik ortamının bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Daha önce yapılan  fedakârlıklar gibi belirlenen şartlarda bir protokol yapıp bayrak taşıyıcımızı daha yükseğe taşımaya hazır olduğumuzu, bu süreci siz değerli üyelerimizin onayına sunarak ve sizlerin desteği ile yürütmek istediğimizi bir kez daha belirtiriz. Devlete daha fazla yük olmanın bir çözüm olmadığını; işveren çalışan el birliği ile bu zor günleri atlatmanın çalışanlar açısından daha uygun olduğunu hatırlatırız. Daha önce de THY’nin yaşadığı her türlü zor zamanda yanında olduğumuz gibi bu sıkıntılı günlerinde de Hava–İş Sendikası olarak elimizi taşın altına koyma sorumluluğumuzu taşıyor ve taşımaya devam ediyoruz.   Saygılarımızla, Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Hava-İş)

Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Hava-İş) yaşanılan maddi ve manevi sorunları en makul şekilde çözümleyebilmek adına işveren ile bir dizi görüşmeler gerçekleştirdi ve bu konuda açıklama yaptı. Açıklama aşağıdaki gibidir.

Değerli üyelerimiz; 

Bilindiği üzere geçtiğimiz aylarda yaşanılan maddi ve manevi sorunları en makul şekilde çözümleyebilmek adına işveren ile  bir dizi görüşme gerçekleştirdik. Sizlere daha önceki bilgilendirme maillerimizde de bahsettiğimiz gibi bizler üyelerimizin başta çalışma koşulları, maddi ve manevi hakları olmak üzere süregelen belirsizliği sonlandırmak adına, işveren temsilcileri, siz değerli üyelerimiz ve kamuoyu ile iletişim kanallarını tümüyle açık tuttuk ve tutmaya devam ediyoruz. 

Ancak işveren ile yapmış olduğumuz görüşmelerde tarafımıza şifahen iletilmiş teklifler haricinde işveren tarafından hiçbir resmi teklif verilmemiştir. Yapılan bu şifahi teklifler; maaşlarda 2018 Ocak ayı rakamlarına dönülmesi, ikramiyenin 4’ten 2’ye düşürülmesi ve bu anlaşmanın 2022 yılına kadar geçerli olmasını kapsıyordu. Tarafımıza iletilen bu teklifin resmi bir yolla iletilmesini ve bizimde bu teklifi üyelerimizle paylaşma talebimizi işveren yetkililerine her görüşmemizde ilettik. Resmi teklifin ısrarla iletilmemesi üzerine komisyon görüşmelerini sonlandırma kararı aldık. Bu esnada Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle KÇÖ’nün Temmuz ayı için uzatılması kararı verildi. Bu süreçte 26. Dönem TİS ile hak edilen 4. Dönem zamlarını %7,25 olarak almış olduk.

Aynı zamanda her ne kadar komisyonlarda bir ilerleme sağlanamamış olsa da iyi niyet çerçevesinde işveren ile görüşmelerimiz devam etmiştir. Yapılan görüşmelerde yaşanılan sürecin üyelerimiz için ciddi maddi ve manevi kayıplar oluşturduğunu ve bu süreci tüm üyelerimizle şeffaf bir şekilde değerlendirme talebimizi işverene defaten iletmiş bulunmaktayız. Bu durumun pandemi sürecinde verilen görevleri  sağlıklarını hiçe sayarak ailelerinin geçimlerini sağlamak için layıkıyla yerine getiren siz değerli üyelerimizi  derinden etkilediğini  biliyor ve aynı kaygıları bizler de taşıyoruz.
 
Geçtiğimiz günlerde TBMM de kabul edilen kanun değişikliği ile Kısa Çalışma Ödeneğinin uzatılma yetkisi 31 Aralık 2020 tarihine kadar Sn.Cumhurbaşkanımıza verilmiştir. Bu yetki ile gerekli görülmesi halinde Kısa Çalışma Ödeneği Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından uzatılabilecektir. 

Tüm bu gelişmeler ışığında işveren ile yapmış olduğumuz görüşmelerde son kararı değerli üyelerimizin vereceği bir takım maddeler üzerinde uzlaşmış olmamıza rağmen işverenin KÇÖ’nün devamı için kanundan kaynaklı olanağı kullanma niyetinde olduğunu görüyoruz. İşveren yetkilileri ile yapılan görüşmelerde  önceliğimizin istihdamın devamlılığı olduğunu ilettik ve bu konuda mutabakat sağladık. Bizler sizlerin temsilcisi olarak, yapılan görüşmelerde başta ücret olmak üzere aşağıdaki hususlarda sizlerin onayı ile mutabık kalabileceğimizi belirtmiş bulunmaktayız;

  • Dönem Toplu İş Sözleşmesi’nin şartlarından feragat etmeden sözleşmenin yürürlükte kalması (İkramiyelerin ikiye düşürülmemesi, pazar mesaisi, fazla çalışma ücretleri, yol ve harcırah ücretlerinin ödenmesi suretiyle);
  • Hiçbir sebeple işten çıkarmaların (toplu ya da bireysel) olmaması,
  • Yapılması muhtemel protokolde 5000 TL altında ücret alan hiçbir üyemize maaş indirimi uygulanmaması, ( A0 ve A1 Kadroları dâhil )
  • İşveren tarafından şifahen olarak iletilen 2018 Ocak rakamları yerine çalışılan birimler özelinde %25 – %40 arasında maaş indirimlerinin üyelerimiz tarafından onaylanması şartıyla anlaşma yapılabileceği,
  • Yapılması muhtemel protokol süresinin en fazla 6 aylık olması ve 6 ayda bir günün koşullarının değerlendirilip ihtiyaç halinde tekrar masaya oturulması,

 işveren yetkililerine yapılan tüm görüşmelerde iletilmiştir.

Ancak geldiğimiz durumda üyelerimiz için belirsizlik anlamına gelen, devletin sırtına ek yükler bindirecek olan Kısa Çalışma Ödeneği işveren tarafından ticari olarak daha cazip görülmektedir. 

Ülkemizin şanlı bayrağını göklerde dalgalandırmak gibi önemli bir misyonu yüklenmiş olan THY’nin yöneticileri bu misyonu daha da göklere çıkarmak yerine işçilere ve devlete ek yükler getirecek Kısa Çalışma modelini benimsemek istemesi anlaşılabilir değildir. Havacılığın ticari bir faaliyet olmaktan çok uçuş emniyeti temelli olduğu bilincini taşıyan üyelerimiz, içinden geçtiğimiz olağanüstü şartlarda her türlü fedakarlığı yapma taraftarı iken THY Yönetiminin süreci bilinmezliğe sürüklemesi en çok zararı Bayrak Taşıyıcımız, gözbebeğimiz THY markasına vermektedir. Bizler pandeminin tüm sıkıntılarının sadece üyelerimize yüklenmesini doğru bulmuyoruz. Sizlerinde bildiği gibi yaşanan bu belirsizlik ortamı çalışanları etkilemekte bu da uçuş emniyeti ve güvenliğini riske atmaktadır.

Buradan bir kez daha belirtmek isteriz ki, yaşanan bu belirsizlik ortamının bir an önce sona ermesi gerekmektedir. Daha önce yapılan  fedakârlıklar gibi belirlenen şartlarda bir protokol yapıp bayrak taşıyıcımızı daha yükseğe taşımaya hazır olduğumuzu, bu süreci siz değerli üyelerimizin onayına sunarak ve sizlerin desteği ile yürütmek istediğimizi bir kez daha belirtiriz. Devlete daha fazla yük olmanın bir çözüm olmadığını; işveren çalışan el birliği ile bu zor günleri atlatmanın çalışanlar açısından daha uygun olduğunu hatırlatırız. Daha önce de THY’nin yaşadığı her türlü zor zamanda yanında olduğumuz gibi bu sıkıntılı günlerinde de Hava–İş Sendikası olarak elimizi taşın altına koyma sorumluluğumuzu taşıyor ve taşımaya devam ediyoruz. 
 Saygılarımızla,
Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (Hava-İş)



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2EnZQjP
via IFTTT

SunExpress, uçak içi ikram servisini yeniledi


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/3jMK16A

SunExpress, uçak içi ikram servisini yeniledi Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, yolcularının gönül rahatlığı ile seyahat edebilmeleri için uçak içi ikramlarını yeni standardına göre uyarladı. Haziran ayında yurt içi ve yurt dışı uçuşlarına yeniden başlayan havayolu, seferlerini her ay artırarak ve yeni seyahat standardını sürekli olarak güncelleyerek misafirlerini ağırlıyor. SunExpress, bu doğrultuda uçak içi ikram servisini, küresel salgının getirdiği yeni düzenlemeleri dikkate alarak tekrar güncelledi. Yaz aylarında uluslararası uçuşlarda sunulan SunCafe menüsünde tas kebabı, tavuklu sandviç, vegan lazanya veya vejeteryan noodle gibi sıcak yemeklerin yanı sıra çeşitli tatlı ve tuzlu atıştırmalıklar ile sıcak ve soğuk içecekler bulunuyor. Otoriteler tarafından getirilen kısıtlamalara bağlı olarak, SunExpress iç hat uçuşlarında yemek servisi sunmuyor. Temas yoluyla oluşabilecek enfeksiyon riskini en aza indirmek için koltuk ceplerinde bulunan basılı menü kartlarını ve dergilerini de uygulamadan kaldıran SunExpress, yolcularına bu bilgileri yeni kabin içi eğlence sistemi (IFE) aracılığıyla dijital ortamda sunuyor. Yolcular kendi akıllı telefonlarından ya da tabletlerinden sisteme bağlanarak istedikleri yemeği sipariş edebiliyorlar. Misafirlerinin ve uçuş ekibinin sağlığını ve emniyetini her zaman ön planda tutan SunExpress, uçak içinde yolcularına güvenli ve hijyenik bir ortam sağlamak adına ulusal ve uluslararası otoritelerle iş birliği içinde bütün önlemleri almaktadır. Uçakların düzenli olarak dezenfekte edilmesinin yanı sıra, SunExpress maske takma zorunluğuna ek olarak, modern ve verimli Boeing 737 filosundaki tüm lavabolar dezenfektanlarla donatıp, bütün misafirlerine uçağa biniş sırasında dezenfektan mendil dağıtmaktadır. Uçuş öncesinde, uçuş sırasında ve sonrasında temas noktalarını azaltmak amacıyla kabine sadece dizüstü bilgisayar çantaları, küçük el çantaları ve bebek ürünleri gibi temel kişisel eşyalar kabul edilmektedir. Kabin bagajı, el arabaları ve büyük sırt çantası gibi diğer her türlü eşyalar check-in işlemi sırasında bagaja verilmektedir. SunExpress misafirleri, mümkün olan maksimum hijyeni sağlamak için önceden paketlenmiş yemek alternatiflerini içeren SunCafe Menüsü’ne SunExpress internet sitesinden veya yolculukları sırasında Uçak İçi Eğlence Sistemi’nden ulaşılabilir.

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, yolcularının gönül rahatlığı ile seyahat edebilmeleri için uçak içi ikramlarını yeni standardına göre uyarladı. Haziran ayında yurt içi ve yurt dışı uçuşlarına yeniden başlayan havayolu, seferlerini her ay artırarak ve yeni seyahat standardını sürekli olarak güncelleyerek misafirlerini ağırlıyor.

SunExpress, bu doğrultuda uçak içi ikram servisini, küresel salgının getirdiği yeni düzenlemeleri dikkate alarak tekrar güncelledi. Yaz aylarında uluslararası uçuşlarda sunulan SunCafe menüsünde tas kebabı, tavuklu sandviç, vegan lazanya veya vejeteryan noodle gibi sıcak yemeklerin yanı sıra çeşitli tatlı ve tuzlu atıştırmalıklar ile sıcak ve soğuk içecekler bulunuyor. Otoriteler tarafından getirilen kısıtlamalara bağlı olarak, SunExpress iç hat uçuşlarında yemek servisi sunmuyor.

Temas yoluyla oluşabilecek enfeksiyon riskini en aza indirmek için koltuk ceplerinde bulunan basılı menü kartlarını ve dergilerini de uygulamadan kaldıran SunExpress, yolcularına bu bilgileri yeni kabin içi eğlence sistemi (IFE) aracılığıyla dijital ortamda sunuyor. Yolcular kendi akıllı telefonlarından ya da tabletlerinden sisteme bağlanarak istedikleri yemeği sipariş edebiliyorlar.

Misafirlerinin ve uçuş ekibinin sağlığını ve emniyetini her zaman ön planda tutan SunExpress, uçak içinde yolcularına güvenli ve hijyenik bir ortam sağlamak adına ulusal ve uluslararası otoritelerle iş birliği içinde bütün önlemleri almaktadır. Uçakların düzenli olarak dezenfekte edilmesinin yanı sıra, SunExpress maske takma zorunluğuna ek olarak, modern ve verimli Boeing 737 filosundaki tüm lavabolar dezenfektanlarla donatıp, bütün misafirlerine uçağa biniş sırasında dezenfektan mendil dağıtmaktadır. Uçuş öncesinde, uçuş sırasında ve sonrasında temas noktalarını azaltmak amacıyla kabine sadece dizüstü bilgisayar çantaları, küçük el çantaları ve bebek ürünleri gibi temel kişisel eşyalar kabul edilmektedir. Kabin bagajı, el arabaları ve büyük sırt çantası gibi diğer her türlü eşyalar check-in işlemi sırasında bagaja verilmektedir.

SunExpress misafirleri, mümkün olan maksimum hijyeni sağlamak için önceden paketlenmiş yemek alternatiflerini içeren SunCafe Menüsü’ne SunExpress internet sitesinden veya yolculukları sırasında Uçak İçi Eğlence Sistemi’nden ulaşılabilir.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/3jMK16A
via IFTTT

27 Temmuz 2020 Pazartesi

UTİKAD, ORDİNO BELGESİ İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA YAPTI


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/3hHfh5e

THY Romanya seferlerini başlatmak için hazırlık yapıyor


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2D8tIA7

UTİKAD, ORDİNO BELGESİ İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA YAPTI UTİKAD, ORDİNO BELGESİ İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA YAPTI Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği UTİKAD, ‘Yük Teslim Talimat Formu’ diğer adıyla ordino ile ilgili Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün 24.07.2020 tarihli yazısı üzerine yeniden harekete geçti. UTİKAD konuyla ilgili hazırlanan yazıyı ilgili kamu kurumları ile paylaştı. 2017 yılının Kasım ayında ordino belgesinin yasal olup olmadığı ile ilgili kamuoyunda başlayan tartışmalar, dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Recep Akdağ’a kadar uzanmıştı. Belgenin yasal olup olmadığı ve uluslararası lojistik sektöründeki yeri konulu tartışmaların sonunda yasal olduğu ortaya konan ordino ücretlerine tavan ve taban fiyat uygulaması getirildi. O tarihten itibaren rafa kaldırılan ordino tartışması, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün 24.07.2020 tarihli yazısı ile yeniden gündeme geldi. UTİKAD, konuyla ilgili hazırladığı bilgilendirme yazısını ilgili kamu kurumları, liman işletmeleri ve sivil toplum kuruluşları ile paylaştı. UTİKAD’ın yazısında aşağıdaki hususlar yer aldı: “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün yazısında denizyoluyla ithal edilen malların alıcısına tesliminde “Yük Teslim Talimat Formu”nun düzenlenmesi ve ibraz edilmesine ilişkin mülga Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü’nün 17.05.2011 gün ve 14765 sayılı yazısının T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından iptal edildiği bildirilmişti. Yazıda bu itibarla, bahse konu deniz yoluyla ithal edilerek geçici depo ve antrepolara teslim edilen yüklerin alıcılarına tesliminde uyulacak hususlar ile Yük Teslim Talimat Formu uygulamasının söz konusu Mahkeme kararına istinaden yürürlükten kaldırıldığı bildirilmiştir. T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun bu kararı, 2011 tarihli yazının iptal edildiğine ilişkindir. Ancak bu karar, ithal edilen yükün geçici depolama yeri veya liman işletmesi tarafından taşıyanın yük teslim onayı olmadan alıcıya teslim edilebileceğiyle ilgili bir karar değildir. Nitekim Türk Ticaret Kanunu’nun aşağıdaki maddeleri yük tesliminin nasıl yapılacağını açıkça belirlemektedir. a.         Türk Ticaret Kanunun Madde 1228: Konişmento Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir. b.         Türk Ticaret Kanunu Madde 1236: Konişmentonun geri verilmesi karşılığında eşyanın teslimi Eşya, ancak konişmento nüshasının, eşyanın teslim alındığına ilişkin şerh düşülerek geri verilmesi karşılığında teslim edilir. Yukarıdaki TTK maddelerinin hükmettiği üzere yük ancak konişmentonun taşıyana geri verilmesi karşılığı alıcısına teslim edilebilir. Dolayısıyla alıcının konişmentoyu gümrük idaresine veya geçici depolama yerine değil, ancak taşıyana ibraz etmesini takiben, taşıyan yükü kendi adına deposunda tutmakta olan geçici depolama yerine yükün alıcısına fiziken teslim edilebileceğini bildiren bir onay verir ve yük ancak bundan sonra alıcısına teslim edilebilir. Ancak bu süreçle ilgili bazı yanlış yorumlar yapılmaktadır. Malın ithal gümrükleme işlemleri ile alıcıya teslimi birbirinden apayrı ve bağımsız süreçlerdir. İthal edilen eşyanın gümrük süreçleri tamamlandıktan sonra, yapılan taşımacılık sözleşmesinin tamamlanması ve taşıyan ile taşıyanın ifa yardımcısı tarafından alıcıya fiziki olarak teslim edilmesi süreci Gümrük İdaresi’nin yetkisi ve kontrolünde olan bir işlem değildir. Bu işlem doğası gereği her ne kadar gümrüklü saha içinde gerçekleşiyor olsa da Gümrük İdaresi’nin taraf olduğu ve bu nedenle gümrük mevzuatıyla düzenlenen bir alan değildir. Ancak bu hususun gümrük mevzuatında yer almıyor olması, gümrük işlemleri sırasında değil ama yükün fiziki teslimi sırasında taşıyan onayının aranmayacağı anlamına gelmemektedir. Yukarıda belirtildiği üzere bu sürecin yasal dayanağı Gümrük Kanunu ve mevzuatı değil, uluslararası deniz taşıma konvansiyonları ile ilgili maddelerinin aktarıldığı Türk Ticaret Kanunu’dur. Yük teslim talimat formu, yük teslim belgesi, etiketli konişmento veya ordino gibi isimlerle anılan bu doküman, taşıyanın yükün alıcısına teslim edilebileceğine ilişkin bir onay belgesidir. Dolayısıyla bu belge taşıma hizmetinin ve sözleşmesinin sonlandırılması sürecinde, uluslararası hukuki gereklilikler doğrultusunda, taşıyanın yükü alıcısına teslim borcunu tamamlamasını ve bunu ispatlamasını sağlamak amacıyla üretilen bir belge ve/veya onay mekanizması olma işlevini hiçbir belirsizliğe yer bırakmaksızın sürdürmektedir. Bu belge halen, taşıyan tarafından geçici depolama yeri ve antrepolara emaneten teslim edilmiş olan malların alıcısına fiziki olarak teslim edilebilmesi için, geçici depolama yeri ve antrepo işleticilerine basılı veya elektronik olarak ibraz edilmesi zorunlu olan bir onay dokümanıdır. Üyelerimiz ile taşıyanların ifa yardımcısı konumunda olan geçici depolama yeri, liman ve antrepo işletmelerinin uygulamayı yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda sürdürmeleri, ileride hukuki sorunlarla karşılaşmamaları, ülkemizin dünya değer zinciri ve ticaretindeki güvenilirliği açısından büyük önem arz etmektedir.”

UTİKAD, ORDİNO BELGESİ İLE İLGİLİ ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA YAPTI

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği UTİKAD, ‘Yük Teslim Talimat Formu’ diğer adıyla ordino ile ilgili Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün 24.07.2020 tarihli yazısı üzerine yeniden harekete geçti. UTİKAD konuyla ilgili hazırlanan yazıyı ilgili kamu kurumları ile paylaştı.

2017 yılının Kasım ayında ordino belgesinin yasal olup olmadığı ile ilgili kamuoyunda başlayan tartışmalar, dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Recep Akdağ’a kadar uzanmıştı. Belgenin yasal olup olmadığı ve uluslararası lojistik sektöründeki yeri konulu tartışmaların sonunda yasal olduğu ortaya konan ordino ücretlerine tavan ve taban fiyat uygulaması getirildi. O tarihten itibaren rafa kaldırılan ordino tartışması, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün 24.07.2020 tarihli yazısı ile yeniden gündeme geldi. UTİKAD, konuyla ilgili hazırladığı bilgilendirme yazısını ilgili kamu kurumları, liman işletmeleri ve sivil toplum kuruluşları ile paylaştı. UTİKAD’ın yazısında aşağıdaki hususlar yer aldı:

“Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü’nün yazısında denizyoluyla ithal edilen malların alıcısına tesliminde “Yük Teslim Talimat Formu”nun düzenlenmesi ve ibraz edilmesine ilişkin mülga Denizcilik Müsteşarlığı Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü’nün 17.05.2011 gün ve 14765 sayılı yazısının T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından iptal edildiği bildirilmişti. Yazıda bu itibarla, bahse konu deniz yoluyla ithal edilerek geçici depo ve antrepolara teslim edilen yüklerin alıcılarına tesliminde uyulacak hususlar ile Yük Teslim Talimat Formu uygulamasının söz konusu Mahkeme kararına istinaden yürürlükten kaldırıldığı bildirilmiştir.

T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun bu kararı, 2011 tarihli yazının iptal edildiğine ilişkindir. Ancak bu karar, ithal edilen yükün geçici depolama yeri veya liman işletmesi tarafından taşıyanın yük teslim onayı olmadan alıcıya teslim edilebileceğiyle ilgili bir karar değildir. Nitekim Türk Ticaret Kanunu’nun aşağıdaki maddeleri yük tesliminin nasıl yapılacağını açıkça belirlemektedir.

a.         Türk Ticaret Kanunun Madde 1228: Konişmento

Konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan, eşyanın taşıyan tarafından teslim alındığını veya gemiye yüklendiğini gösteren ve taşıyanın eşyayı, ancak onun ibrazı karşılığında teslimle yükümlü olduğu senettir.

b.         Türk Ticaret Kanunu Madde 1236: Konişmentonun geri verilmesi karşılığında eşyanın teslimi

Eşya, ancak konişmento nüshasının, eşyanın teslim alındığına ilişkin şerh düşülerek geri verilmesi karşılığında teslim edilir.

Yukarıdaki TTK maddelerinin hükmettiği üzere yük ancak konişmentonun taşıyana geri verilmesi karşılığı alıcısına teslim edilebilir. Dolayısıyla alıcının konişmentoyu gümrük idaresine veya geçici depolama yerine değil, ancak taşıyana ibraz etmesini takiben, taşıyan yükü kendi adına deposunda tutmakta olan geçici depolama yerine yükün alıcısına fiziken teslim edilebileceğini bildiren bir onay verir ve yük ancak bundan sonra alıcısına teslim edilebilir.

Ancak bu süreçle ilgili bazı yanlış yorumlar yapılmaktadır. Malın ithal gümrükleme işlemleri ile alıcıya teslimi birbirinden apayrı ve bağımsız süreçlerdir. İthal edilen eşyanın gümrük süreçleri tamamlandıktan sonra, yapılan taşımacılık sözleşmesinin tamamlanması ve taşıyan ile taşıyanın ifa yardımcısı tarafından alıcıya fiziki olarak teslim edilmesi süreci Gümrük İdaresi’nin yetkisi ve kontrolünde olan bir işlem değildir. Bu işlem doğası gereği her ne kadar gümrüklü saha içinde gerçekleşiyor olsa da Gümrük İdaresi’nin taraf olduğu ve bu nedenle gümrük mevzuatıyla düzenlenen bir alan değildir. Ancak bu hususun gümrük mevzuatında yer almıyor olması, gümrük işlemleri sırasında değil ama yükün fiziki teslimi sırasında taşıyan onayının aranmayacağı anlamına gelmemektedir. Yukarıda belirtildiği üzere bu sürecin yasal dayanağı Gümrük Kanunu ve mevzuatı değil, uluslararası deniz taşıma konvansiyonları ile ilgili maddelerinin aktarıldığı Türk Ticaret Kanunu’dur.

Yük teslim talimat formu, yük teslim belgesi, etiketli konişmento veya ordino gibi isimlerle anılan bu doküman, taşıyanın yükün alıcısına teslim edilebileceğine ilişkin bir onay belgesidir. Dolayısıyla bu belge taşıma hizmetinin ve sözleşmesinin sonlandırılması sürecinde, uluslararası hukuki gereklilikler doğrultusunda, taşıyanın yükü alıcısına teslim borcunu tamamlamasını ve bunu ispatlamasını sağlamak amacıyla üretilen bir belge ve/veya onay mekanizması olma işlevini hiçbir belirsizliğe yer bırakmaksızın sürdürmektedir. Bu belge halen, taşıyan tarafından geçici depolama yeri ve antrepolara emaneten teslim edilmiş olan malların alıcısına fiziki olarak teslim edilebilmesi için, geçici depolama yeri ve antrepo işleticilerine basılı veya elektronik olarak ibraz edilmesi zorunlu olan bir onay dokümanıdır.

Üyelerimiz ile taşıyanların ifa yardımcısı konumunda olan geçici depolama yeri, liman ve antrepo işletmelerinin uygulamayı yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda sürdürmeleri, ileride hukuki sorunlarla karşılaşmamaları, ülkemizin dünya değer zinciri ve ticaretindeki güvenilirliği açısından büyük önem arz etmektedir.”



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/3hHfh5e
via IFTTT

THY Romanya seferlerini başlatmak için hazırlık yapıyor Romanya Hükümeti #COVID19 tedbirleri kapsamında riskli ülkeler listesinden Türkiye’yi çıkardı. Romanya’da oturumu veya geçerli vizesi olan vatandaşlarımız ülkeye girişlerinde 15 gün karantinaya girmeyecekler. Romanya Hükümeti #COVID19 tedbirleri kapsamında riskli ülkeler listesinden Türkiye’yi çıkardı. Romanya’da oturumu veya geçerli vizesi olan vatandaşlarımız ülkeye girişlerinde 15 gün karantinaya girmeyecekler.#THY #Romanya seferlerini başlatmak için hazırlık yapıyor. pic.twitter.com/hYLPmHRdrc — Yavuz Selim KIRAN (@yavuzselimkiran) July 27, 2020

Romanya Hükümeti #COVID19 tedbirleri kapsamında riskli ülkeler listesinden Türkiye’yi çıkardı. Romanya’da oturumu veya geçerli vizesi olan vatandaşlarımız ülkeye girişlerinde 15 gün karantinaya girmeyecekler.

Resim


from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2D8tIA7
via IFTTT