havacılık haberleri, havayolu şirketleri ve sivil havacılık ile ilgili meraklarınızı gidermeye, bilgilerinizi güncellemeye davet ediyoruz.
27 Kasım 2018 Salı
OMAN AIR TÜRKIYE’DE OMAN AIR TÜRKIYE’DE 2015 yılından bu zamana kadar GSA (Genel Satış Acentesi) ile Türkiye’de varlığını sürdürerı Umman Sultanlığı’nın Milli Hava Yolu Oman Air. yatırım yaparak Türkiye ofisini hizrnete açtı. Oman Air Avrupa Bölge Müdürlüğü’ne bağlı olarak çalışacak, Türkiye ofisi ülke Müdürlüğü görevine de Eda Büyükakkaş’ı getirdi. Oman Air Türkiye ofisinin hizmete girmesi sebebiyle, Nişantaşı St Regis Istanbul otelinde 27 Kasım Salı(bu gece) gecesi özel bır kutlama düzenlendi. Türkiye’nın dört bır yanından gelen Oman Air satış acenteleri, tur operatörleri, sektörün önde gelen profesyonelleri ve basın mensuplarının da katılımı ıle gerçekleşen gecede, açılış konuşmasını Eda Büyükakkaş yaptı. Oman Air Ülke Müdürü Büyükakkaş, “Öncelikle davetimize icabet ederek. buraya geldiğiniz ve bizim için son derece anlamlı bu keyifli geceyi bizimle paylaştığınız için Oman Aır adına çok teşekkür ederiz.” dedi. Ardından Oman Air’in Türkiye ofısinde çalışan ekibini katılımcılarla tanıştırdı. Ulke Müdürü Büyukakkaş’ın ardından, Oman Air Avrupa Bölge Müdürü Rogier de Jager. Oman Air’i tanıtan bir sunum gerçekleştirdi. Sunuma başlarken Rogıer de Jager. “Bizim için anlamlı olan bu gecede aramızda olduğunuz ıçin mutluluk duyuyoruz Oman Air olarak Türkiye ofisimiz ile artık daha güçlü bir şekilde Türkiye’de olacak ve Türk seyahat severiere hem rekabetçi, hem de kaliteli servis vereceğiz ” dedi. Oman Air Avrupa Bölge Müdürü Rogıer de Jager konuşmasına, -Oman Air 57 destinasyona uçuyor. Gelecek yıllarda bu sayıyı daha da arttırmak hedefindeyiz ” şeklinde devam etti. Oman Air Avrupa Bolge Müdürü Rogier de Jager sunumunda, Oman Air’in filosunda 4 adet Boeing 787-8. 4 adet 787-9 Dreamliner, 6 tane Airbus 330-300. 4 adet Airbus 330-200. 5 adet Boeing 737-900, 21 adet Boeing 737-800. 4 adet Embraer 175 and 3 adet 737 MAX bulunduğunu belirtti .2018 yılının sonunda Oman Air’in filosuna 5 adet yeni 737 max ve 3 adet 787-9 daha katılacağını ifade etti. Böylelikle 2022 yılındaki filo hedeflerinin, toplamda 70 adet uçak sayısına ulaşacağını da söyledi. Sunumda, ayrıca Avrupa-Orta Doğu ve Afrika nin en iyisi seçilen Business Class servisi, First Class’ın buyüleyici hizmetlen ve ekonomi sınıfında geliştirilmiş daha kaliteli bır hizmetin verildiğini belirtti. Economy Class” koltukların, geniş diz ve dirsek aralığının yanı sıra, ayarlanabilir başlık ve ayak desteğinin de olduğunu ifade etti. Sadece 2 saatlik bağlantı uçuşları ile Maskat üzerinden dünyaya açılan bir kapı olduklannı söyleyen Rogier de Jager, Umman ülkesinin cazip destinasyonlarını, deniz-güneş-doğa. tarih-kültür ve deniz altı zenginliklerinden de detaylıca bahsetti. Maskat Havalimanının yenilendiğini, böylelikle Maskat üzerinden dünyanın değişik ülkelerine uçacak mısafirienn, havalimanında da konforlu ve keyifli zaman geçirebileceklerini müjdeledi. Detaylı bilgi için : www omanair com web sitesıni ziyaret edebilir veya Oman Air Türkiye ofisine 0212 932 82 80 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.
OMAN AIR TÜRKIYE’DE
2015 yılından bu zamana kadar GSA (Genel Satış Acentesi) ile Türkiye’de varlığını sürdürerı Umman Sultanlığı’nın Milli Hava Yolu Oman Air. yatırım yaparak Türkiye ofisini hizrnete açtı. Oman Air Avrupa Bölge Müdürlüğü’ne bağlı olarak çalışacak, Türkiye ofisi ülke Müdürlüğü görevine de Eda Büyükakkaş’ı getirdi.
Oman Air Türkiye ofisinin hizmete girmesi sebebiyle, Nişantaşı St Regis Istanbul otelinde 27 Kasım Salı(bu gece) gecesi özel bır kutlama düzenlendi. Türkiye’nın dört bır yanından gelen Oman Air satış acenteleri, tur operatörleri, sektörün önde gelen profesyonelleri ve basın mensuplarının da katılımı ıle gerçekleşen gecede, açılış konuşmasını Eda Büyükakkaş yaptı.
Oman Air Ülke Müdürü Büyükakkaş, “Öncelikle davetimize icabet ederek. buraya geldiğiniz ve bizim için son derece anlamlı bu keyifli geceyi bizimle paylaştığınız için Oman Aır adına çok teşekkür ederiz.” dedi. Ardından Oman Air’in Türkiye ofısinde çalışan ekibini katılımcılarla tanıştırdı.
Ulke Müdürü Büyukakkaş’ın ardından, Oman Air Avrupa Bölge Müdürü Rogier de Jager. Oman Air’i tanıtan bir sunum gerçekleştirdi. Sunuma başlarken Rogıer de Jager. “Bizim için anlamlı olan bu gecede aramızda olduğunuz ıçin mutluluk duyuyoruz Oman Air olarak Türkiye ofisimiz ile artık daha güçlü bir şekilde Türkiye’de olacak ve Türk seyahat severiere hem rekabetçi, hem de kaliteli servis vereceğiz ” dedi.
Oman Air Avrupa Bölge Müdürü Rogıer de Jager konuşmasına, -Oman Air 57 destinasyona uçuyor. Gelecek yıllarda bu sayıyı daha da arttırmak hedefindeyiz ” şeklinde devam etti.
Oman Air Avrupa Bolge Müdürü Rogier de Jager sunumunda, Oman Air’in filosunda 4 adet Boeing 787-8. 4 adet 787-9 Dreamliner, 6 tane Airbus 330-300. 4 adet Airbus 330-200. 5 adet Boeing 737-900, 21 adet Boeing 737-800. 4 adet Embraer 175 and 3 adet 737 MAX bulunduğunu belirtti .2018 yılının sonunda Oman Air’in filosuna 5 adet yeni 737 max ve 3 adet 787-9 daha katılacağını ifade etti. Böylelikle 2022 yılındaki filo hedeflerinin, toplamda 70 adet uçak sayısına ulaşacağını da söyledi. Sunumda, ayrıca Avrupa-Orta Doğu ve Afrika nin en iyisi seçilen Business Class servisi, First Class’ın buyüleyici hizmetlen ve ekonomi sınıfında geliştirilmiş daha kaliteli bır hizmetin verildiğini belirtti. Economy Class” koltukların, geniş diz ve dirsek aralığının yanı sıra, ayarlanabilir başlık ve ayak desteğinin de olduğunu ifade etti. Sadece 2 saatlik bağlantı uçuşları ile Maskat üzerinden dünyaya açılan bir kapı olduklannı söyleyen Rogier de Jager, Umman ülkesinin cazip destinasyonlarını, deniz-güneş-doğa. tarih-kültür ve deniz altı zenginliklerinden de detaylıca bahsetti. Maskat Havalimanının yenilendiğini, böylelikle Maskat üzerinden dünyanın değişik ülkelerine uçacak mısafirienn, havalimanında da konforlu ve keyifli zaman geçirebileceklerini müjdeledi.
Detaylı bilgi için : www omanair com web sitesıni ziyaret edebilir veya Oman Air Türkiye ofisine 0212 932 82 80 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.
from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2ScXLJd
via IFTTT
Bozayılar sağlıklı yaşam alanlarının göstergesi
Bozayılar sağlıklı yaşam alanlarının göstergesi Bozayılar (Ursus arctos) beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimleri ile içinde bulunduğu yaşam alanlarının sağlıklı olduğunun göstergesi. Bu nadir türün korunması insanın da dahil olduğu tüm canlılar için büyük değer taşıyor. Bu nedenle ayılar Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Yaban Hayatı ve Doğal Yaşam Ortamlarını Koruma (Bern) Sözleşmesi’ne göre kesin koruma altında. Ayıların yaşam alanlarında zaman zaman karşılaşılan ayı insan çatışmasını ise ayıları öldürmeden ortadan kaldırmak için pek çok yenilikçi yöntem bulunuyor. Büyük memeliler konusunda çalışan Dr. Yasin İlemin’in konu hakkında yaptığı açıklamaya göre “Bütün yırtıcı türleri gibi bozayıların bir alanda bulunması o alanın ekolojik olarak doğal yapısını koruduğunu göstermektedir. Çünkü bozayı gibi yırtıcı hayvanlar doğada avı olan diğer hayvanlar üzerinde bir kontrol mekanizmasıdır. Bozayı, kurt, vaşak ve karakulak gibi türlerin yok olması ekosistemde otçul türlerin ve yaban domuzlarının aşırı artacağı anlamına gelmektedir ve biz bugün bunu Ege ve Akdeniz bölgesinde özellikle Muğla’da acı bir şekilde görüyoruz.” Dr.Yasin İlemin’e göre bozayılarınTürkiye’deki nüfusu en çok 4000 bireyden oluşuyor. Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Itri Levent Erkol ise konu hakkında şunları ifade etti: “Sıkçagündeme gelen bozayı insan çatışması başta insan kaynaklı sorunlar nedeniyle ortaya çıkıyor. Bozayılar bugün diğer türleride tehdit eden plansız yapılaşma, yol ve baraj inşaatları gibi sebeplerle yaşam alanları ve beslenme kaynaklarını kaybetmekte.Ayılarla insanlar arasındaki çatışma, bozayıların doğal yaşam alanlarının insan faaliyetleri sonucunda parçalanması ve bu nedenle ayıların insanların olduğu bölgelere giderek daha fazla yönelmesinin bir yansıması. Bu nedenle, bu çatışmanın çözülmesi için ayıların öldürülmesi değil, insanın ayılar ve tüm canlılarla uyum içinde yaşayabileceği çözümlerin üretilmesi gerekiyor. Doğa Derneği, önceki yıllarda WSPA (Dünya Hayvanları Koruma Derneği) ile birlikte yürüttüğü çalışmalarda ayı ve insan çatışmasını ortadan kaldırmak için örnek çalışmalar uygulamıştı.” Bozayılar Türkiye’nin taraf olduğu iki uluslararası anlaşmaya göre de kesin olarak korunması gereken türler arasında yer alıyor. Bu anlaşmalardan biri Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi, kısa adıyla Bern Sözleşmesi. Bakanlık kararı ile vurulmak istenen boz ayılar, Bern Sözleşmesi Ek II listesi içerisinde yani “kesin koruma altında olan fauna türleri” arasında “ayıgiller” sınıfında yer alıyor. Konuyla ilgili diğer bir anlaşma ise Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme, kısaca CITES. Bu sözleşme de ayıları mutlak korunması gereken ve ticareti yapılamayacak türler arasına dahil ediyor. Bozayı, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na göre “av hayvanları” arasında değil, “yaban hayvanları” arasında yer alıyor ve bu nedenle avlanması yasak. “Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” ise yaban hayvanlarından zararlı olanlarla mücadele olanağı tanımakla birlikte ve bunun ancak ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında çıkarılacak usul ve esaslar çerçevesinde yapılabileceğini ifade ediyor. Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Itri Levent Erkol sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de doğanın bütünü ve özellikle de bozayı gibi büyük canlılar zaten büyük tehdit altında. Yeşil Yol, diğer yol inşaatları,HES’ler, barajlar, madenler ve sayısız başka proje ayıların ve diğer canlıların yaşam alanlarını böldü, parçaladı, daralttı. Doğa Derneği, 2006 – 2010 yılları arasında bozayılar üzerine gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda ayıların yaşam alanlarının kaybı nedeniyle ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ortayakoymuştu. Kısacası ayılar bize değil, biz onlara zarar veriyoruz. Yaşanan ayı insan çatışmasını çözmek ise ayıları öldürmeden de mümkün. Doğa Derneği yine önceki yıllarda bu konuda pek çok somut uygulama gerçekleştirdi ve Karadeniz Bölgesi’nde başarılı örnekler oluşturdu. Örneğin,arıcılık yapanların kovanlarını korumak için Rizeİkizdere ve ArtvinYusufeli’dearı platformlarıyapıldı. Arı kovanları,dayanıklı malzemeden yapılan ve yerden üç metre yükseklikte olan bu platformlarınüzerine yerleştirildi. Bugünayıları öldürmek yerine, tüm dünyada olduğu gibi bu örnek uygulamaların yaygınlaştırılması ve daha da geliştirilmesi gerekiyor” dedi.
Bozayılar (Ursus arctos) beslenme alışkanlıkları ve yaşam biçimleri ile içinde bulunduğu yaşam alanlarının sağlıklı olduğunun göstergesi. Bu nadir türün korunması insanın da dahil olduğu tüm canlılar için büyük değer taşıyor. Bu nedenle ayılar Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Yaban Hayatı ve Doğal Yaşam Ortamlarını Koruma (Bern) Sözleşmesi’ne göre kesin koruma altında. Ayıların yaşam alanlarında zaman zaman karşılaşılan ayı insan çatışmasını ise ayıları öldürmeden ortadan kaldırmak için pek çok yenilikçi yöntem bulunuyor.
Büyük memeliler konusunda çalışan Dr. Yasin İlemin’in konu hakkında yaptığı açıklamaya göre “Bütün yırtıcı türleri gibi bozayıların bir alanda bulunması o alanın ekolojik olarak doğal yapısını koruduğunu göstermektedir. Çünkü bozayı gibi yırtıcı hayvanlar doğada avı olan diğer hayvanlar üzerinde bir kontrol mekanizmasıdır. Bozayı, kurt, vaşak ve karakulak gibi türlerin yok olması ekosistemde otçul türlerin ve yaban domuzlarının aşırı artacağı anlamına gelmektedir ve biz bugün bunu Ege ve Akdeniz bölgesinde özellikle Muğla’da acı bir şekilde görüyoruz.” Dr.Yasin İlemin’e göre bozayılarınTürkiye’deki nüfusu en çok 4000 bireyden oluşuyor.
Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Itri Levent Erkol ise konu hakkında şunları ifade etti: “Sıkçagündeme gelen bozayı insan çatışması başta insan kaynaklı sorunlar nedeniyle ortaya çıkıyor. Bozayılar bugün diğer türleride tehdit eden plansız yapılaşma, yol ve baraj inşaatları gibi sebeplerle yaşam alanları ve beslenme kaynaklarını kaybetmekte.Ayılarla insanlar arasındaki çatışma, bozayıların doğal yaşam alanlarının insan faaliyetleri sonucunda parçalanması ve bu nedenle ayıların insanların olduğu bölgelere giderek daha fazla yönelmesinin bir yansıması. Bu nedenle, bu çatışmanın çözülmesi için ayıların öldürülmesi değil, insanın ayılar ve tüm canlılarla uyum içinde yaşayabileceği çözümlerin üretilmesi gerekiyor. Doğa Derneği, önceki yıllarda WSPA (Dünya Hayvanları Koruma Derneği) ile birlikte yürüttüğü çalışmalarda ayı ve insan çatışmasını ortadan kaldırmak için örnek çalışmalar uygulamıştı.”
Bozayılar Türkiye’nin taraf olduğu iki uluslararası anlaşmaya göre de kesin olarak korunması gereken türler arasında yer alıyor. Bu anlaşmalardan biri Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi, kısa adıyla Bern Sözleşmesi. Bakanlık kararı ile vurulmak istenen boz ayılar, Bern Sözleşmesi Ek II listesi içerisinde yani “kesin koruma altında olan fauna türleri” arasında “ayıgiller” sınıfında yer alıyor. Konuyla ilgili diğer bir anlaşma ise Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme, kısaca CITES. Bu sözleşme de ayıları mutlak korunması gereken ve ticareti yapılamayacak türler arasına dahil ediyor.
Bozayı, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu’na göre “av hayvanları” arasında değil, “yaban hayvanları” arasında yer alıyor ve bu nedenle avlanması yasak. “Yaban Hayvanlarının ve Yaşam Alanlarının Korunması, Zararlılarıyla Mücadele Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” ise yaban hayvanlarından zararlı olanlarla mücadele olanağı tanımakla birlikte ve bunun ancak ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında çıkarılacak usul ve esaslar çerçevesinde yapılabileceğini ifade ediyor.
Konu hakkında açıklama yapan Doğa Derneği Koruma Programı Koordinatörü Itri Levent Erkol sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de doğanın bütünü ve özellikle de bozayı gibi büyük canlılar zaten büyük tehdit altında. Yeşil Yol, diğer yol inşaatları,HES’ler, barajlar, madenler ve sayısız başka proje ayıların ve diğer canlıların yaşam alanlarını böldü, parçaladı, daralttı. Doğa Derneği, 2006 – 2010 yılları arasında bozayılar üzerine gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda ayıların yaşam alanlarının kaybı nedeniyle ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğunu ortayakoymuştu. Kısacası ayılar bize değil, biz onlara zarar veriyoruz. Yaşanan ayı insan çatışmasını çözmek ise ayıları öldürmeden de mümkün. Doğa Derneği yine önceki yıllarda bu konuda pek çok somut uygulama gerçekleştirdi ve Karadeniz Bölgesi’nde başarılı örnekler oluşturdu. Örneğin,arıcılık yapanların kovanlarını korumak için Rizeİkizdere ve ArtvinYusufeli’dearı platformlarıyapıldı. Arı kovanları,dayanıklı malzemeden yapılan ve yerden üç metre yükseklikte olan bu platformlarınüzerine yerleştirildi. Bugünayıları öldürmek yerine, tüm dünyada olduğu gibi bu örnek uygulamaların yaygınlaştırılması ve daha da geliştirilmesi gerekiyor” dedi.
from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2FGPKLa
via IFTTT