8 Ağustos 2018 Çarşamba

“3+1 EĞİTİM MODELİYLE GELECEĞİN LOJİSTİKÇİLERİNİ YETİŞTİRECEĞİZ” Beykoz Üniversitesi, tüm akademik birimlerinde 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı  itibari ile ön lisans programlarında 3+1, lisans programlarında 7+1 eğitim modelini uygulamaya başladı. Bu model ile öğrenciler en az bir yarıyıl sektör işletmelerinde teoride aldıkları bilgileri uygulama imkânı bulacağından sektörün aradığı nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi daha kolaylaşmış olacak. 2008 yılından itibaren eğitim-öğretimini sektörle birlikte uygulamayı ön plana alarak başarılı bir şekilde sürdüren, Türkiye’nin alanında tematik olarak kurulmuş ilk ve tek yükseköğretim kurumu olan Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu sektörün ihtiyacı doğrultusunda, sektör sivil toplum kuruluşlarının ve sektör işletmelerinin cesaretlendirici olumlu görüşlerini alarak 3+1 eğitim modelini diğer akademik birimlerle birlikte başlattı. https://ift.tt/2OT1evG olarak Beykoz Üniversitesi bünyesinde uygulanmaya başlanan yeni eğitim modeli ile ilgili konuşmak için Beykoz Üniversitesi Beykoz Lojistik Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Ezgi Uzel Aydınocak ile bir araya geldik. 3+1 eğitim modeli nedir, biraz anlatır mısınız? Bu yeni model ile birlikte öğrencilerimiz 3 yarıyıl üniversitede teorik; 1 yarı yıl (14 hafta) ise işletmelerde İşyeri Uygulaması yaparak eğitimlerini tamamlayacaklar. Bu yöntemle, teoride aldıkları eğitimlerini gerçek iş hayatının içinde yaşayarak tamamlama olanağı bulacaklar. Bunun için tüm çalışmaları Beykoz Üniversitesi olarak planladılar ve artık sektörün desteğini beklemekteler. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nda tematik olarak lojistik sektörünün tüm alt dallarına yönelik eğitim verildiği için ilgili sektörlerde iş yoğunluğu dikkate alınarak 2018 yılı Güz dönemi itibari ile not ortalamasını belirli bir seviyeye getirmiş öğrenciler sektöre işyeri uygulaması için gönderilebilecekler. SEKTÖR BİZDEN “HER YÖNÜYLE HAZIR VE DENEYİMLİ” ÇALIŞAN BEKLİYOR Lojistik mezunları kolayca iş bulabiliyor mu? Bu durumu izah etmek kolay değil. Büyük bir iletişim kopukluğu içerisindeyiz sektörle. Zira, sektör bizden her yönüyle hazır ve deneyimli çalışan bekliyor. Oysa yeni mezun arkadaşlarımızın deneyim edinmeleri için sektörün istihdamına ihtiyaçları var. Bu kopukluğu gidermek için bu sene Beykoz Üniversitesi olarak ön lisans programlarımızda 3+1, fakülte ve yüksekokullarımızda ise 7+1 eğitim modeline geçtik. 3+1 nedir peki ?  Öğrencilerimiz üç dönem boyunca okulda teorik eğitimlerini alıyorlar. Son dönemde ise on dört hafta boyunca alanlarıyla ilgili  bir firmada iş yeri uygulamasına gidiyorlar. Bu model, sektörden üniversitelere iletilen şikâyetlere karşı sunduğumuz bir çözüm yolu. Daha okurken sektörün ihtiyaçlarını görmek ve sistemi anlamak açısından öğrencilerimize olanak sağlarken firmalarında öğrencilerimizi tanımasını ve yetiştirmesini umut ediyoruz.  Yaşanan sorunlar ortak ve onları gidermek için hep beraber taşın altına elimizi koymamız gerek. Lojistik sektörüne bu yeni modelle nasıl yardımcı olacağınızı düşünüyorsunuz? Biz sektörün haklı olduğu konuların farkındayız.  Genelde bize “Her şey teorik, pratik hiçbir şey öğretmiyorsunuz” diyorlar. Ancak şöyle düşünelim; mühendislikten, tıptan, hukuktan yeni mezun biri işe başlar başlamaz mesleğinin gerekliliklerinin tamamını yerine getirebilir mi? Hayır. Peki, lojistik mezunu işe girer girmez her şeyi nasıl yapacak? Yapamayacak. O yüzden biz sektörün ihtiyaçlarını biliyoruz ama sektörün de bizi anlamasını bekliyoruz. Biz bu modelli işverenlere şu avantajları sunuyoruz: -İşe başlangıç eğitimi yükünden kurtulmaları, -Çalışanların firmalara daha hızlı adaptasyon sağlaması, -Daha kısa sürede nitelikli eleman yetiştirilmesi, -Üniversite ile iş birliği olanağının artması, -İşletme kültürüne uyumlu öğrencilerin tespiti ve ihtiyaç halinde de istihdamı. Şu an okulumuzda; Lojistik (İngilizce ve Türkçe), Dış Ticaret (İngilizce ve Türkçe), Deniz ve Liman İşletmeciliği, Raylı Sistemler İşletmeciliği, Hava Lojistiği, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği, Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri (İngilizce ve Türkçe) programlarında eğitim-öğretim devam etmekte.  2018 yılı Eylül ayından itibaren Dış Ticaret, Lojistik, Raylı Sistemler İşletmeciliği ve Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri, Deniz ve Liman İşletmeciliği programlarından, 2019 Şubat ayından itibaren, Hava Lojistiği, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği ve Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri programlarından öğrencilerimiz işletmelerde çalışmak üzere gönderilebilecek. Bu yeni sürecin hepimize yarar sağlayacağını umut ediyor ve bu süreçte lojistik sektöründen destek rica ediyoruz. “LOJİSTİK 4.0 ANLAYIŞINI DA KURUMUMUZUN ODAĞI YERLEŞTİRDİK” Sektörün gidişatını nasıl buluyorsunuz? Öğrencilerinizi bu konuda nasıl yönlendiriyorsunuz ? Çok kritik bir soru sordunuz. Lojistik, Türkiye’de hizmet sektöründe sıralamada ikinci sırada. Çok başarılı gelişmelere şahit olduk son 10 yıldır. En azından “Taşımacılıktan Lojistiğe Geçiş” master planımız oluştu. Altyapıya yatırımlar yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Türkiye’nin yıllardır söylenen coğrafik avantajını kullanan bir sektör lojistik. Ancak ne yazık ki bu sene Lojistik Performans Endeksi’nde 47. sıraya geriledik. Bu sıralamayı etkileyen en önemli kıstaslardan biri Lojistik Hizmet Kalitesi. 3.31 ortalamadan 3.05’e düşmüş bir lojistik hizmet kalitesi puanı görüyoruz. Bu noktada hem akademi olarak hem de lojistik sektörü olarak kendimizi sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum. Öğrencilerimizi bu konuda sürekli değişim ve gelişim ile kalite odaklılığa yönlendiriyoruz diyebilirim. Özellikle Endüstri 4.0 çağa girmemizle beraber biz Lojistik 4.0 anlayışını da kurumumuzun odağına yerleştirdik. Artık yapay zekanın, robotların, nesnelerin internetinin yer aldığı, alacağı hayatlarımızda teknoloji ile bütünleşmiş, insan odaklı bir eğitim anlayışı geliştirmek zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Ülkemizde de lojistik sektörünün odağında olmalı Lojistik 4.0. Bu konuda yatırımlar yapılmalı ve insan kaynağı da ona göre planlamalı ancak ne yazık ki gidişat öyle görünmüyor şimdilik. Özellikle istihdam konusu büyük problem. Lojistik sektöründe maalesef işe giriş-çıkış hızı epey yüksek. “STRATEJİK İNSAN KAYNAĞI PLANLAMASINA GEÇİLMELİ VE İNSAN KAYNAĞI TÜKETİLMEMELİ” Bunda sektörün yaşadığı ekonomik zorluklarında payı var değil mi? Elbette. Biz lojistik olgusunu bir sistem olarak görüyoruz. Özel sektör, kamu ve üniversiteler bu çerçevede entegre çalışmalıdır. Yaşanan her problem tüm tarafları etkiler. Dünyada ve ülkemizde gerçekleşen tüm politik ve ekonomik zorluklar sektörü etkilediği gibi akademiye de yansıyor. Biz öğrencilerimizi ne kadar iyi yetiştirirsek yetiştirelim sektörde istihdam edilemezlerse ya da istihdam edildiklerinde emeğin karşılığını alamazlarsa, hele de gelecekle ilgili kaygıları artar ve kariyer planlamaları yapılmazsa sıkıntı daha da büyüyecektir. Bu bağlamda insan kaynağına önem verilmeli. Stratejik insan kaynağı planlamasına geçilmeli. İnsan kaynağı tüketilmemeli. Sektör genç neslin sebatkar, sabırlı olmadığını dile getiriyor. Sizce de böyle mi? Bir noktada sektör haklı. Ancak hayatımızda kabul etsek de etmesek de yeni bir kuşak var.  Z kuşağı olarak da adlandırılan bazı kaynaklarda 1995 sonrasında bazılarında ise 2000 sonrasında doğanlar olarak belirlenen bu yeni kuşağın en önemli özelliği teknoloji ile olan yakın ilişkisi ve bilgiye ulaşmadaki hızlarını tüm hayatlarına yaymak istemeleridir. Örgütsel bağlarındaki zayıflığın en önemli nedeni hızlı sonuç almaya yönelik eğilimleri. Bu da aidiyet duygusunu zedeleyen bir durum. İş tatminine ve kariyer planına çok önem veriyorlar. Bu kuşak tüm negatif özelliklerine rağmen teknoloji konusundaki yetkinlikleri, sürekli değişime inanmaları, daha yaratıcı ve daha girişimci olmaları ve tabi ki yüksek özgüvenleri sayesinde aslında işletmelerin önem verdiği birçok aranan özelliğe sahip olmaları açısından dikkat çekiyorlar. Belki de artık bu kuşağın varlığını kabul edip onlarla etkileşimimizi artırıp olumlu özellikleri avantaja çevirmek için yeni stratejiler geliştirmeliyiz. Bu gençler bizim. Eleştirmek bizi kurtaramayacak. Odak değiştirip fayda sağlamaya çalışmalıyız. Son olarak öğrenci arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir? Genç arkadaşlarıma en büyük tavsiyem geleceğe dair umudu korumaları ve hayal etmekten hiç vazgeçmemeleri. Lojistik sevmeden yapılacak bir iş değil. Hareketli, dinamik, yenilikçi ve stresli bir iş. Lojistiği yaşamadan anlamak zor. İşte o yüzden mutlaka eğitimlerini alırken bir yandan da uygulama yapmalarını tavsiye ederim. Deneyimlemek onlara doğru yolu gösterecektir. Röportaj: ŞENEL ÖZDEMİR İçerik: yesillojistikciler.com Kaynak:UTİKAD

Beykoz Üniversitesi, tüm akademik birimlerinde 2017-2018 Eğitim-Öğretim Yılı  itibari ile ön lisans programlarında 3+1, lisans programlarında 7+1 eğitim modelini uygulamaya başladı. Bu model ile öğrenciler en az bir yarıyıl sektör işletmelerinde teoride aldıkları bilgileri uygulama imkânı bulacağından sektörün aradığı nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi daha kolaylaşmış olacak.

2008 yılından itibaren eğitim-öğretimini sektörle birlikte uygulamayı ön plana alarak başarılı bir şekilde sürdüren, Türkiye’nin alanında tematik olarak kurulmuş ilk ve tek yükseköğretim kurumu olan Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu sektörün ihtiyacı doğrultusunda, sektör sivil toplum kuruluşlarının ve sektör işletmelerinin cesaretlendirici olumlu görüşlerini alarak 3+1 eğitim modelini diğer akademik birimlerle birlikte başlattı. https://ift.tt/2OT1evG olarak Beykoz Üniversitesi bünyesinde uygulanmaya başlanan yeni eğitim modeli ile ilgili konuşmak için Beykoz Üniversitesi Beykoz Lojistik Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Ezgi Uzel Aydınocak ile bir araya geldik.

3+1 eğitim modeli nedir, biraz anlatır mısınız?

Bu yeni model ile birlikte öğrencilerimiz 3 yarıyıl üniversitede teorik; 1 yarı yıl (14 hafta) ise işletmelerde İşyeri Uygulaması yaparak eğitimlerini tamamlayacaklar. Bu yöntemle, teoride aldıkları eğitimlerini gerçek iş hayatının içinde yaşayarak tamamlama olanağı bulacaklar. Bunun için tüm çalışmaları Beykoz Üniversitesi olarak planladılar ve artık sektörün desteğini beklemekteler. Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nda tematik olarak lojistik sektörünün tüm alt dallarına yönelik eğitim verildiği için ilgili sektörlerde iş yoğunluğu dikkate alınarak 2018 yılı Güz dönemi itibari ile not ortalamasını belirli bir seviyeye getirmiş öğrenciler sektöre işyeri uygulaması için gönderilebilecekler.

SEKTÖR BİZDEN “HER YÖNÜYLE HAZIR VE DENEYİMLİ” ÇALIŞAN BEKLİYOR

Lojistik mezunları kolayca iş bulabiliyor mu?

Bu durumu izah etmek kolay değil. Büyük bir iletişim kopukluğu içerisindeyiz sektörle. Zira, sektör bizden her yönüyle hazır ve deneyimli çalışan bekliyor. Oysa yeni mezun arkadaşlarımızın deneyim edinmeleri için sektörün istihdamına ihtiyaçları var. Bu kopukluğu gidermek için bu sene Beykoz Üniversitesi olarak ön lisans programlarımızda 3+1, fakülte ve yüksekokullarımızda ise 7+1 eğitim modeline geçtik. 3+1 nedir peki ?  Öğrencilerimiz üç dönem boyunca okulda teorik eğitimlerini alıyorlar. Son dönemde ise on dört hafta boyunca alanlarıyla ilgili  bir firmada iş yeri uygulamasına gidiyorlar. Bu model, sektörden üniversitelere iletilen şikâyetlere karşı sunduğumuz bir çözüm yolu. Daha okurken sektörün ihtiyaçlarını görmek ve sistemi anlamak açısından öğrencilerimize olanak sağlarken firmalarında öğrencilerimizi tanımasını ve yetiştirmesini umut ediyoruz.  Yaşanan sorunlar ortak ve onları gidermek için hep beraber taşın altına elimizi koymamız gerek.

Lojistik sektörüne bu yeni modelle nasıl yardımcı olacağınızı düşünüyorsunuz?

Biz sektörün haklı olduğu konuların farkındayız.  Genelde bize “Her şey teorik, pratik hiçbir şey öğretmiyorsunuz” diyorlar. Ancak şöyle düşünelim; mühendislikten, tıptan, hukuktan yeni mezun biri işe başlar başlamaz mesleğinin gerekliliklerinin tamamını yerine getirebilir mi? Hayır. Peki, lojistik mezunu işe girer girmez her şeyi nasıl yapacak? Yapamayacak. O yüzden biz sektörün ihtiyaçlarını biliyoruz ama sektörün de bizi anlamasını bekliyoruz.

Biz bu modelli işverenlere şu avantajları sunuyoruz:

-İşe başlangıç eğitimi yükünden kurtulmaları,

-Çalışanların firmalara daha hızlı adaptasyon sağlaması,

-Daha kısa sürede nitelikli eleman yetiştirilmesi,

-Üniversite ile iş birliği olanağının artması,

-İşletme kültürüne uyumlu öğrencilerin tespiti ve ihtiyaç halinde de istihdamı.

Şu an okulumuzda; Lojistik (İngilizce ve Türkçe), Dış Ticaret (İngilizce ve Türkçe), Deniz ve Liman İşletmeciliği, Raylı Sistemler İşletmeciliği, Hava Lojistiği, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği, Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri (İngilizce ve Türkçe) programlarında eğitim-öğretim devam etmekte.  2018 yılı Eylül ayından itibaren Dış Ticaret, Lojistik, Raylı Sistemler İşletmeciliği ve Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri, Deniz ve Liman İşletmeciliği programlarından, 2019 Şubat ayından itibaren, Hava Lojistiği, Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği ve Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri programlarından öğrencilerimiz işletmelerde çalışmak üzere gönderilebilecek. Bu yeni sürecin hepimize yarar sağlayacağını umut ediyor ve bu süreçte lojistik sektöründen destek rica ediyoruz.

“LOJİSTİK 4.0 ANLAYIŞINI DA KURUMUMUZUN ODAĞI YERLEŞTİRDİK”

Sektörün gidişatını nasıl buluyorsunuz? Öğrencilerinizi bu konuda nasıl yönlendiriyorsunuz ?

Çok kritik bir soru sordunuz. Lojistik, Türkiye’de hizmet sektöründe sıralamada ikinci sırada. Çok başarılı gelişmelere şahit olduk son 10 yıldır. En azından “Taşımacılıktan Lojistiğe Geçiş” master planımız oluştu. Altyapıya yatırımlar yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Türkiye’nin yıllardır söylenen coğrafik avantajını kullanan bir sektör lojistik. Ancak ne yazık ki bu sene Lojistik Performans Endeksi’nde 47. sıraya geriledik. Bu sıralamayı etkileyen en önemli kıstaslardan biri Lojistik Hizmet Kalitesi. 3.31 ortalamadan 3.05’e düşmüş bir lojistik hizmet kalitesi puanı görüyoruz. Bu noktada hem akademi olarak hem de lojistik sektörü olarak kendimizi sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.

Öğrencilerimizi bu konuda sürekli değişim ve gelişim ile kalite odaklılığa yönlendiriyoruz diyebilirim. Özellikle Endüstri 4.0 çağa girmemizle beraber biz Lojistik 4.0 anlayışını da kurumumuzun odağına yerleştirdik. Artık yapay zekanın, robotların, nesnelerin internetinin yer aldığı, alacağı hayatlarımızda teknoloji ile bütünleşmiş, insan odaklı bir eğitim anlayışı geliştirmek zorunda olduğumuzun bilincindeyiz.

Ülkemizde de lojistik sektörünün odağında olmalı Lojistik 4.0. Bu konuda yatırımlar yapılmalı ve insan kaynağı da ona göre planlamalı ancak ne yazık ki gidişat öyle görünmüyor şimdilik. Özellikle istihdam konusu büyük problem. Lojistik sektöründe maalesef işe giriş-çıkış hızı epey yüksek.

“STRATEJİK İNSAN KAYNAĞI PLANLAMASINA GEÇİLMELİ VE İNSAN KAYNAĞI TÜKETİLMEMELİ”

Bunda sektörün yaşadığı ekonomik zorluklarında payı var değil mi?

Elbette. Biz lojistik olgusunu bir sistem olarak görüyoruz. Özel sektör, kamu ve üniversiteler bu çerçevede entegre çalışmalıdır. Yaşanan her problem tüm tarafları etkiler. Dünyada ve ülkemizde gerçekleşen tüm politik ve ekonomik zorluklar sektörü etkilediği gibi akademiye de yansıyor. Biz öğrencilerimizi ne kadar iyi yetiştirirsek yetiştirelim sektörde istihdam edilemezlerse ya da istihdam edildiklerinde emeğin karşılığını alamazlarsa, hele de gelecekle ilgili kaygıları artar ve kariyer planlamaları yapılmazsa sıkıntı daha da büyüyecektir. Bu bağlamda insan kaynağına önem verilmeli. Stratejik insan kaynağı planlamasına geçilmeli. İnsan kaynağı tüketilmemeli.

Sektör genç neslin sebatkar, sabırlı olmadığını dile getiriyor. Sizce de böyle mi?

Bir noktada sektör haklı. Ancak hayatımızda kabul etsek de etmesek de yeni bir kuşak var.  Z kuşağı olarak da adlandırılan bazı kaynaklarda 1995 sonrasında bazılarında ise 2000 sonrasında doğanlar olarak belirlenen bu yeni kuşağın en önemli özelliği teknoloji ile olan yakın ilişkisi ve bilgiye ulaşmadaki hızlarını tüm hayatlarına yaymak istemeleridir. Örgütsel bağlarındaki zayıflığın en önemli nedeni hızlı sonuç almaya yönelik eğilimleri. Bu da aidiyet duygusunu zedeleyen bir durum. İş tatminine ve kariyer planına çok önem veriyorlar. Bu kuşak tüm negatif özelliklerine rağmen teknoloji konusundaki yetkinlikleri, sürekli değişime inanmaları, daha yaratıcı ve daha girişimci olmaları ve tabi ki yüksek özgüvenleri sayesinde aslında işletmelerin önem verdiği birçok aranan özelliğe sahip olmaları açısından dikkat çekiyorlar. Belki de artık bu kuşağın varlığını kabul edip onlarla etkileşimimizi artırıp olumlu özellikleri avantaja çevirmek için yeni stratejiler geliştirmeliyiz. Bu gençler bizim. Eleştirmek bizi kurtaramayacak. Odak değiştirip fayda sağlamaya çalışmalıyız.

Son olarak öğrenci arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir?

Genç arkadaşlarıma en büyük tavsiyem geleceğe dair umudu korumaları ve hayal etmekten hiç vazgeçmemeleri. Lojistik sevmeden yapılacak bir iş değil. Hareketli, dinamik, yenilikçi ve stresli bir iş. Lojistiği yaşamadan anlamak zor. İşte o yüzden mutlaka eğitimlerini alırken bir yandan da uygulama yapmalarını tavsiye ederim. Deneyimlemek onlara doğru yolu gösterecektir.

Röportaj: ŞENEL ÖZDEMİR

İçerik: yesillojistikciler.com

Kaynak:UTİKAD


from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2OkDq2z
via IFTTT

“3+1 EĞİTİM MODELİYLE GELECEĞİN LOJİSTİKÇİLERİNİ YETİŞTİRECEĞİZ”


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2OkDq2z

RUSYA, DÜNYANIN EN BÜYÜK KARGO UÇAĞINI YAPACAK Rusya, Sovyetler Birliği döneminde geliştirilen 120 ton kargo taşıma kapasiteli Antonov An-124 Ruslan uçağının yerini alacak dünyanın en büyük kargo uçağını inşa etmeye hazırlanıyor. Rusya, Sovyetler Birliği döneminde geliştirilen Antonov An-124 Ruslan uçağının yerini alacak dünyanın en büyük kargo uçağını inşa etmeye hazırlanıyor. Rusya Başbakan Yardımcısı Yuri Borisov’a göre, Rusya, Antonov An-124 Ruslan uçağının yerine dünyanın en büyük kargo uçağını inşa edecek. 2027’ye kadar uygulanması planlanan devlet silahlanma programı çerçevesindeki projeye, bu zaman dilimi içerisinde başlanacak. Yeni uçak modern ihtiyaçlara göre uyarlanacak ve başka bir isim altında çıkacak. Moskova’dan haziran ayında hala dünyanın en büyük kargo uçaklarından olan Antonov An-124 uçağının üretimine devam edileceği açıklaması gelmişti. Bu uçak ilk olarak 1946’da Rusya’ya ait olan ancak daha sonra Ukrayna’ya geçen Novosibirsk kentindeki Antonov Tasarım Bürosu tarafından inşa edilmişti. Ukrayna uçağın fikir hakkının kendisinde olduğunu ileri sürerken, Rusya uçağın haklarının kendinde olduğunu belirtiyor. Analistlerse Rusya’nın uçağı yenileme kapasitesi olduğunu, ancak uçağın ya ciddi ölçüde modifiye edilmesi ya da tamamen yeni bir uçak yapılması gerektiğini ifade ediyor. Rus askeri pilot Vladimir Popov, Sputnik’e yaptığı açıklamada, Sovyet döneminde gerekli teknolojilerin ilgili kuruluşlara aktarılması ve Rusya’nın üretim hakkı olmasına rağmen Antonov Tasarım Bürosu’nun uçağın inşasını önlemek için elinden geleni yaptığını belirtti. Antonov-124 uçağı, 10 bin metre yükseklikte 4.500 kilometre uzaklığa 120 ton kargo taşıyabiliyor. İlk uçuşunu Aralık 1982’de yapan uçak, Ocak 1986’da hizmete girdi. 36 metre uzunlukta ve 4.4 metre genişlikteki uçak, 60 santigrat derecenin altında, 45 derecenin üstünde faaliyet gösterebiliyor. Kaynak:www. lojiport.com  

Rusya, Sovyetler Birliği döneminde geliştirilen 120 ton kargo taşıma kapasiteli Antonov An-124 Ruslan uçağının yerini alacak dünyanın en büyük kargo uçağını inşa etmeye hazırlanıyor.

Rusya, Sovyetler Birliği döneminde geliştirilen Antonov An-124 Ruslan uçağının yerini alacak dünyanın en büyük kargo uçağını inşa etmeye hazırlanıyor.

Rusya Başbakan Yardımcısı Yuri Borisov’a göre, Rusya, Antonov An-124 Ruslan uçağının yerine dünyanın en büyük kargo uçağını inşa edecek. 2027’ye kadar uygulanması planlanan devlet silahlanma programı çerçevesindeki projeye, bu zaman dilimi içerisinde başlanacak.

Yeni uçak modern ihtiyaçlara göre uyarlanacak ve başka bir isim altında çıkacak.

Moskova’dan haziran ayında hala dünyanın en büyük kargo uçaklarından olan Antonov An-124 uçağının üretimine devam edileceği açıklaması gelmişti. Bu uçak ilk olarak 1946’da Rusya’ya ait olan ancak daha sonra Ukrayna’ya geçen Novosibirsk kentindeki Antonov Tasarım Bürosu tarafından inşa edilmişti.

Ukrayna uçağın fikir hakkının kendisinde olduğunu ileri sürerken, Rusya uçağın haklarının kendinde olduğunu belirtiyor.

Analistlerse Rusya’nın uçağı yenileme kapasitesi olduğunu, ancak uçağın ya ciddi ölçüde modifiye edilmesi ya da tamamen yeni bir uçak yapılması gerektiğini ifade ediyor.

Rus askeri pilot Vladimir Popov, Sputnik’e yaptığı açıklamada, Sovyet döneminde gerekli teknolojilerin ilgili kuruluşlara aktarılması ve Rusya’nın üretim hakkı olmasına rağmen Antonov Tasarım Bürosu’nun uçağın inşasını önlemek için elinden geleni yaptığını belirtti.

Antonov-124 uçağı, 10 bin metre yükseklikte 4.500 kilometre uzaklığa 120 ton kargo taşıyabiliyor. İlk uçuşunu Aralık 1982’de yapan uçak, Ocak 1986’da hizmete girdi. 36 metre uzunlukta ve 4.4 metre genişlikteki uçak, 60 santigrat derecenin altında, 45 derecenin üstünde faaliyet gösterebiliyor.

Kaynak:www. lojiport.com

 



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2vppeya
via IFTTT

RUSYA, DÜNYANIN EN BÜYÜK KARGO UÇAĞINI YAPACAK


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2vppeya

FIATA Diploma Eğitimi Programı Katılımcıları Görüşlerini Meslektaşları İle Paylaştı Taşıma İşleri Organizatörlüğü Yönetmeliği’nde yer alan “FIATA Diploma Eğitimi programını tamamlayan sektör çalışanlarında ODY ve ÜDY belgeleri aranmayacak” maddesi ile ulusal platformda değerini arttıran FIATA Diploma Eğitimi 3. Dönem mezunlarını geçtiğimiz aylarda verdi. Türkiye’de sadece UTİKAD tarafından verilen FIATA Diploması’nı 30 Eylül 2017- 29 Nisan 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilen programı tamamlayarak almaya hak kazanan katılımcılar, eğitim ile ilgili düşüncelerini meslektaşları ile paylaştı. Merve Yıldız Güler- Türkiye İhracatçılar Meclisi Uluslararası alanda kabul gören FIATA Diploma Programı sayesinde sektörün duayen temsilcileri ve önde gelen saygın akademisyenleri ile lojistik faaliyetlerin haricinde, ülkemizin dış ticaret süreçlerinin işleyişini alanında uzman katılımcılarla beraber interaktif bir şekilde tartışma şansı yakaladık. Teorik bilgilerimizi yaşanmış vakalarla pekiştirdik. Ürünlerin zamanında, güvenli ve sağlam şekilde alıcıya teslimi açısından işlenen konuların hassasiyeti, özellikle ihracatçılara yeni bir bakış açısı geliştirme fırsatı sağlayacaktır. Zaman ve maliyet hususlarına önem veren ihracatçılar programa katılarak müşterileri ve acenteleri ile ilişkilerini sağlamlaştırma ve karlılıklarını artırma imkanı yaratacak bilgi ve tecrübelerden faydalanabilirler. Merih Açıkkol – Gebrüder Weiss Bu sektörde kariyer planlayan ve Basiretli birer Taşıma İşleri Organizatörü olmayı hedefleyen meslektaşlarımızın FIATA Diploma Eğitimi’ne katılmalarında çok büyük fayda göreceklerine inanıyorum. Alanında uzman ve tecrübeli eğitmenlerin katkılarıyla, teorik bilgileri pratikte kullandığımız bilgilerle harmanlanması eğitimi daha da başarılı kıldı. Büşra Yalman – Komet Noatum Lojistik Hepsi kendi alanında başarılı eğitmen ve sektör ortaklarını tanımak ve lojistiğin arka mutfağını en ince ayrıntısına kadar görerek özümsemek bana çok şey kattı. Sektörle ilgili edinmiş olduğum güncel ve yararlı bilgiler sayesinde, farklı bakış açıları geliştirerek profesyonel hayatımda çok daha etkin oldum. Semihcan Akbulut – Arkas Lojistik Oldukça kapsamlı eğitimler sırasında hem teorik hem pratik olarak lojistiğin güncel tüm opsiyonlarını değerlendirme şansı elde ettiğimiz faydalı bir eğitim programını tamamlamış olduk. Kendini geliştirmek isteyen tüm sektör çalışanlarının bu diploma programından yararlanmasını öneririm. Ertan Toprak – Borusan Lojistik UTİKAD’ın önderliğinde gerçekleşen FIATA Diploma Eğitimi, gerek öğrettiği sektörel bilgiler gerekse eğitmenlerin kendi yaşadıkları deneyimlerini bizlere aktarması ile mutlaka her yıl olması gereken bir eğitim. İçerik olarak kapsamlı teorik ve pratik bilgiler aktarılıyor. Bunun yanı sıra alanında akademik olarak ta kendilerini ispatlamış eğitmenler tarafından bilgiler öğretiliyor, tanıştığımız hocalarımız ile eğitim dışında da kendilerinden bir yardım istediğimizde ya da bir sorumuz olduğunda birebir iletişime geçme imkanımız oluyor. Ekin Akkol – İbrakom Lojistik Lojistik sektörünün hangi alanda eksiği var diye sorarsanız, ilk cevabım “eğitim” olacaktır. İşte UTIKAD’ın FİATA Diploma Eğitimi” ile tüm paydaşlara teori ve pratiği bir arada bulabileceğin, interaktif ve bilgi düzeyi yüksek bir eğitim imkanı sunmaktadır. Yusuf İbili – B2C Direct FIATA Diploma Eğitimi’nin gerek detaylı ve örneklerle tasarlanmış içeriği, gerekse tecrübeli ve başarılı yönetici/eğitmenleri ile hayatımız etrafında yürüyen lojistik dinamiklerini çok daha iyi anlamamıza katkısı olurken, iş hayatımızda nasıl uygulamalar yapabileceğimize dair büyük bir getirisi olduğunu düşünüyorum. Yoğun bir eğitim programı olmasına rağmen, bu sektörde inovatif ve katma değerli çözüm üretmek isteyen tüm kişilere, uluslararası geçerliliği olan bu eğitimi almalarını mutlaka tavsiye ediyorum. Ender Atat – Militzer&Münch Her biri alanında uzman olan, gerek akademik gerekse direkt sektör içerisinden gelen eğitimcileriyle, teori ve pratiği birleştirerek konuları ele alan bu eğitimin programının sektörümüzdeki eğitim açığını kapatmada çok etkin bir rol oynadığını düşünüyorum. Katılım için belirli bir sektör tecrübesi gerektiren ve 150’den fazla ülkede geçerli olan bu diplomanın Türkiye’deki üçüncü dönem mezunlarından olduğum için gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum. Ersan Arslanyılmaz – Arkas Lojistik “FIATA Diploma Eğitimi’ne başlarken, bilmediğimiz ne kaldı ki, sıkıcı bir eğitim maratonunun beni beklediği düşüncesindeydim. Fakat ilk dersten itibaren önyargım kırılmaya başladı. Sektörün çok önemli isimleri anlattıkça, bildiklerimin denizde bir damla olduğunu fark ettim. Bilgi denizinde yüzmeye başlamıştım. Beklediğimin aksine dersler sıkıcı değil gayet akıcıydı. Haftalar ilerledikçe sektör hakkında bilgi seviyemin ciddi şekilde arttığını fark ettim. Farklı şirketlerden arkadaşlar edindim. Sektörün önemli isimlerini tanıma fırsatı buldum. Liman, gemi ve çeşitli lojistik tesislerini gezme imkanımız oldu. FIATA diploma eğitimi gerçekten çok önemli bir hizmet. Ferit Kozalı – Arkas Lojistik UTİKAD sayesinde düzenlenen FIATA Diploma Eğitimi programı, sıradan bir eğitim platformu olmaktan ziyade, sektörde farklı görevlerde çalışan birbirinden değerli eğitmen ve katılımcıların bir araya geldiği, sektör sorunlarını ve çözüm yollarının konuşulduğu, zaman zaman iş ortaklıklarının bile ortaya çıktığı, saha ziyaretlerinin olduğu, sosyal bir eğitim programı. Bu program sayesinde birçok taşıma modeli hakkında bilgi sahibi oldum. Bingül Ece Aydın – On İki Levha Yayıncılık Hukuk Fakültesi mezunuyum ve uzun bir süre avukat olarak çalıştım. Derslere katılım öncesi lojistik eğitimi almamış olmam ve sektörde faaliyet göstermemiş olmamın dersleri takip edebilmem bakımından sakıncasının olup olmayacağını çok düşündüm. Ancak alanlarında uzman ve tecrübeli olan her bir eğitmenin, teorik ve pratik bilgilerini paylaşmalarının öğrenmemde oldukça etkili olduğunu söyleyebilirim. Bu eğitime girmeden önce sadece hukuki boyutları ile belirli uyuşmazlıklar hakkında bilgim vardı ancak şuanda, lojistik sektörü ile ilgili kapsamlı olarak havayolu, denizyolu, karayolu taşımacılık, gümrük ve depo yönetimi olmak üzere bir çok uygulama alanı hakkında bilgim oldu. Şu an gerçekten tecrübe etmek istediğim bir alan olduğunu düşünüyorum. Kaynak:UTİKAD

Taşıma İşleri Organizatörlüğü Yönetmeliği’nde yer alan “FIATA Diploma Eğitimi programını tamamlayan sektör çalışanlarında ODY ve ÜDY belgeleri aranmayacak” maddesi ile ulusal platformda değerini arttıran FIATA Diploma Eğitimi 3. Dönem mezunlarını geçtiğimiz aylarda verdi.

Türkiye’de sadece UTİKAD tarafından verilen FIATA Diploması’nı 30 Eylül 2017- 29 Nisan 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilen programı tamamlayarak almaya hak kazanan katılımcılar, eğitim ile ilgili düşüncelerini meslektaşları ile paylaştı.

Merve Yıldız Güler- Türkiye İhracatçılar Meclisi

Uluslararası alanda kabul gören FIATA Diploma Programı sayesinde sektörün duayen temsilcileri ve önde gelen saygın akademisyenleri ile lojistik faaliyetlerin haricinde, ülkemizin dış ticaret süreçlerinin işleyişini alanında uzman katılımcılarla beraber interaktif bir şekilde tartışma şansı yakaladık. Teorik bilgilerimizi yaşanmış vakalarla pekiştirdik. Ürünlerin zamanında, güvenli ve sağlam şekilde alıcıya teslimi açısından işlenen konuların hassasiyeti, özellikle ihracatçılara yeni bir bakış açısı geliştirme fırsatı sağlayacaktır. Zaman ve maliyet hususlarına önem veren ihracatçılar programa katılarak müşterileri ve acenteleri ile ilişkilerini sağlamlaştırma ve karlılıklarını artırma imkanı yaratacak bilgi ve tecrübelerden faydalanabilirler.

Merih Açıkkol – Gebrüder Weiss

Bu sektörde kariyer planlayan ve Basiretli birer Taşıma İşleri Organizatörü olmayı hedefleyen meslektaşlarımızın FIATA Diploma Eğitimi’ne katılmalarında çok büyük fayda göreceklerine inanıyorum. Alanında uzman ve tecrübeli eğitmenlerin katkılarıyla, teorik bilgileri pratikte kullandığımız bilgilerle harmanlanması eğitimi daha da başarılı kıldı.

Büşra Yalman – Komet Noatum Lojistik

Hepsi kendi alanında başarılı eğitmen ve sektör ortaklarını tanımak ve lojistiğin arka mutfağını en ince ayrıntısına kadar görerek özümsemek bana çok şey kattı. Sektörle ilgili edinmiş olduğum güncel ve yararlı bilgiler sayesinde, farklı bakış açıları geliştirerek profesyonel hayatımda çok daha etkin oldum.

Semihcan Akbulut – Arkas Lojistik

Oldukça kapsamlı eğitimler sırasında hem teorik hem pratik olarak lojistiğin güncel tüm opsiyonlarını değerlendirme şansı elde ettiğimiz faydalı bir eğitim programını tamamlamış olduk. Kendini geliştirmek isteyen tüm sektör çalışanlarının bu diploma programından yararlanmasını öneririm.

Ertan Toprak – Borusan Lojistik

UTİKAD’ın önderliğinde gerçekleşen FIATA Diploma Eğitimi, gerek öğrettiği sektörel bilgiler gerekse eğitmenlerin kendi yaşadıkları deneyimlerini bizlere aktarması ile mutlaka her yıl olması gereken bir eğitim. İçerik olarak kapsamlı teorik ve pratik bilgiler aktarılıyor. Bunun yanı sıra alanında akademik olarak ta kendilerini ispatlamış eğitmenler tarafından bilgiler öğretiliyor, tanıştığımız hocalarımız ile eğitim dışında da kendilerinden bir yardım istediğimizde ya da bir sorumuz olduğunda birebir iletişime geçme imkanımız oluyor.

Ekin Akkol – İbrakom Lojistik

Lojistik sektörünün hangi alanda eksiği var diye sorarsanız, ilk cevabım “eğitim” olacaktır. İşte UTIKAD’ın FİATA Diploma Eğitimi” ile tüm paydaşlara teori ve pratiği bir arada bulabileceğin, interaktif ve bilgi düzeyi yüksek bir eğitim imkanı sunmaktadır.

Yusuf İbili – B2C Direct

FIATA Diploma Eğitimi’nin gerek detaylı ve örneklerle tasarlanmış içeriği, gerekse tecrübeli ve başarılı yönetici/eğitmenleri ile hayatımız etrafında yürüyen lojistik dinamiklerini çok daha iyi anlamamıza katkısı olurken, iş hayatımızda nasıl uygulamalar yapabileceğimize dair büyük bir getirisi olduğunu düşünüyorum. Yoğun bir eğitim programı olmasına rağmen, bu sektörde inovatif ve katma değerli çözüm üretmek isteyen tüm kişilere, uluslararası geçerliliği olan bu eğitimi almalarını mutlaka tavsiye ediyorum.

Ender Atat – Militzer&Münch

Her biri alanında uzman olan, gerek akademik gerekse direkt sektör içerisinden gelen eğitimcileriyle, teori ve pratiği birleştirerek konuları ele alan bu eğitimin programının sektörümüzdeki eğitim açığını kapatmada çok etkin bir rol oynadığını düşünüyorum. Katılım için belirli bir sektör tecrübesi gerektiren ve 150’den fazla ülkede geçerli olan bu diplomanın Türkiye’deki üçüncü dönem mezunlarından olduğum için gurur duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Ersan Arslanyılmaz – Arkas Lojistik

“FIATA Diploma Eğitimi’ne başlarken, bilmediğimiz ne kaldı ki, sıkıcı bir eğitim maratonunun beni beklediği düşüncesindeydim. Fakat ilk dersten itibaren önyargım kırılmaya başladı. Sektörün çok önemli isimleri anlattıkça, bildiklerimin denizde bir damla olduğunu fark ettim. Bilgi denizinde yüzmeye başlamıştım. Beklediğimin aksine dersler sıkıcı değil gayet akıcıydı. Haftalar ilerledikçe sektör hakkında bilgi seviyemin ciddi şekilde arttığını fark ettim. Farklı şirketlerden arkadaşlar edindim. Sektörün önemli isimlerini tanıma fırsatı buldum. Liman, gemi ve çeşitli lojistik tesislerini gezme imkanımız oldu. FIATA diploma eğitimi gerçekten çok önemli bir hizmet.

Ferit Kozalı – Arkas Lojistik

UTİKAD sayesinde düzenlenen FIATA Diploma Eğitimi programı, sıradan bir eğitim platformu olmaktan ziyade, sektörde farklı görevlerde çalışan birbirinden değerli eğitmen ve katılımcıların bir araya geldiği, sektör sorunlarını ve çözüm yollarının konuşulduğu, zaman zaman iş ortaklıklarının bile ortaya çıktığı, saha ziyaretlerinin olduğu, sosyal bir eğitim programı. Bu program sayesinde birçok taşıma modeli hakkında bilgi sahibi oldum.

Bingül Ece Aydın – On İki Levha Yayıncılık

Hukuk Fakültesi mezunuyum ve uzun bir süre avukat olarak çalıştım. Derslere katılım öncesi lojistik eğitimi almamış olmam ve sektörde faaliyet göstermemiş olmamın dersleri takip edebilmem bakımından sakıncasının olup olmayacağını çok düşündüm. Ancak alanlarında uzman ve tecrübeli olan her bir eğitmenin, teorik ve pratik bilgilerini paylaşmalarının öğrenmemde oldukça etkili olduğunu söyleyebilirim. Bu eğitime girmeden önce sadece hukuki boyutları ile belirli uyuşmazlıklar hakkında bilgim vardı ancak şuanda, lojistik sektörü ile ilgili kapsamlı olarak havayolu, denizyolu, karayolu taşımacılık, gümrük ve depo yönetimi olmak üzere bir çok uygulama alanı hakkında bilgim oldu. Şu an gerçekten tecrübe etmek istediğim bir alan olduğunu düşünüyorum.

Kaynak:UTİKAD


from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2KBgNER
via IFTTT

FIATA Diploma Eğitimi Programı Katılımcıları Görüşlerini Meslektaşları İle Paylaştı


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2KBgNER

CORENDON AIRLINES FİLOSUNA 3 YENİ BOEING 737 MAX 8 DAHA KATILIYOR! Türkiye’nin ilk Boeing 737 MAX 8’ini 2018’in Mayıs ayında filosuna katarak havacılık dünyasında tüm dikkatleri üzerine çeken Corendon Airlines, filosuna bu sessiz ve çevreci modelden üç uçak daha dahil etmek için yeni bir anlaşma imzaladı. Boeing’in Seattle’daki fabrikasında üretilecek uçaklardan ikisi 2019, biri ise 2020’de uçuş operasyonlarına katılacak. Boeing tarihindeki en hızlı satılan uçak modeli 737 MAX 8’i Türkiye’de filosuna katan ilk hava yolu firması olan Corendon Airlines, aynı modelden üç tane uçak daha almak için anlaşmaları imzaladı. Corendon Airlines bu hamlesi ile hem karbon ayak izini düşürüp çevreci politikasını sürdürüyor hem de 737 MAX 8’in LED ışıklandırmaları ve ferah kabin tasarımı ile yolcularına keyifli bir uçuş deneyimi sağlıyor.   Boeing 737 MAX 8 ile ilk ticari uçuşlarını 19 Mayıs 2018’de Antalya’dan Eindhoven’a yaptıklarını hatırlatan Corendon Havayolları Grubu Kurucusu ve CEO’su Yıldıray Karaer, yeni anlaşmalar hakkında bilgi verdi. Filo genişletme ve gençleştirmenin yanı sıra verimlilik ve çevreci filo stratejileri doğrultusunda MAX 8 serisini filolarına dahil etmeye devam edeceklerini belirten Karaer, “Boeing’in üstün özelliklerle donatılan 737 MAX 8 modeli ile filomuzu genişletmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Boeing’in bu yeni serisinin sağladığı yakıt tasarrufu sayesinde havayollarının operasyonel verimliliği önemli ölçüde artıyor. Aynı zamanda sessiz ve ferah kabin deneyimi yolcu memnuniyetini üst seviyelere taşıyor. İki yeni Boeing 737 MAX 8 uçağımızı 2019’un Mayıs ve Haziran aylarında, bir uçağımızı ise Mayıs 2020’de filomuza dahil ederek yolcularımıza konforlu ve keyifli uçuş deneyimi yaşatmayı sürdüreceğiz” dedi.   Sessiz ve çevreci! Sky Interior kabin dizaynına sahip Boeing 737 MAX 8, LED ışıklandırmaları ve ferah kabin tasarımıyla yolculara benzersiz bir uçuş deneyimi yaşatıyor. Gücünü CFM International’ın Boeing 737 MAX’e özel olarak ürettiği LEAP-1B motorlardan alan uçak, %15 daha çok yakıt tasarrufu sağlayarak karbon emisyonunu da azaltıyor. 3.550 mil (6.570 km) menzil özelliği sayesinde MAX 8, Boeing 737 Next Generation serisine oranla daha uzun mesafelere ulaşabiliyor. MAX serisi, yeni aerodinamik tasarımıyla da dikkat çekerken rakiplerine oranla hem daha çevreci hem de günümüz tek koridorlu uçak modellerine göre %40 daha sessiz olma özelliği taşıyor.   Corendon Airlines Hakkında Kurulduğu 2005 yılından bu yana “Fark Yarat” sloganıyla girdiği havacılık sektöründe birçok örnek uygulamaya ve ilklere imza atan Corendon Airlines, Avrupa’da ilk “ISO 10002:2004 Müşteri Memnuniyeti Sertifikası” alan havayolu firması olmasının yanı sıra dünyada az sayıda havayolu şirketinin ulaşabildiği“IOSA” (IATA Operasyonel Güvenlik Audit) ve “ISO: 14001 Çevre Yönetim Sistemi” sertifikalarına sahiptir. Engelli yolcuların rahatlıkla uçabilmesi için gerekli şartları sağlamasıyla Türk Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından “Engelsiz Hava Taşımacılığı Belgesi”ni alan Türkiye’deki ilk havayolu şirketi olan Corendon Airlines, 12 Nisan 2005’te Amsterdam’dan Sabiha Gökçen’e ve 4 Nisan 2012’de Gazipaşa Havalimanı’na yaptığı uçuşlar ile bu meydanlara ilk kez yolcu uçağı indiren havayolu şirketi olmuştu. Havacılıkta ilklerin şirketi olan Corendon, 2011 yılında kurulan Hollanda tescilli Corendon Dutch Airlines ve 2017 yılında kurulan Corendon Airlines Europe ile 45 ülkede 145’ten fazla destinasyona uçuşlar gerçekleştiriyor. Corendon Airlines Group’un filosunda 16 adet Boeing 737-800 ve 1 adet Boeing 737 MAX 8 bulunuyor.

Türkiye’nin ilk Boeing 737 MAX 8’ini 2018’in Mayıs ayında filosuna katarak havacılık dünyasında tüm dikkatleri üzerine çeken Corendon Airlines, filosuna bu sessiz ve çevreci modelden üç uçak daha dahil etmek için yeni bir anlaşma imzaladı. Boeing’in Seattle’daki fabrikasında üretilecek uçaklardan ikisi 2019, biri ise 2020’de uçuş operasyonlarına katılacak.

Boeing tarihindeki en hızlı satılan uçak modeli 737 MAX 8’i Türkiye’de filosuna katan ilk hava yolu firması olan Corendon Airlines, aynı modelden üç tane uçak daha almak için anlaşmaları imzaladı. Corendon Airlines bu hamlesi ile hem karbon ayak izini düşürüp çevreci politikasını sürdürüyor hem de 737 MAX 8’in LED ışıklandırmaları ve ferah kabin tasarımı ile yolcularına keyifli bir uçuş deneyimi sağlıyor.

 

Boeing 737 MAX 8 ile ilk ticari uçuşlarını 19 Mayıs 2018’de Antalya’dan Eindhoven’a yaptıklarını hatırlatan Corendon Havayolları Grubu Kurucusu ve CEO’su Yıldıray Karaer, yeni anlaşmalar hakkında bilgi verdi. Filo genişletme ve gençleştirmenin yanı sıra verimlilik ve çevreci filo stratejileri doğrultusunda MAX 8 serisini filolarına dahil etmeye devam edeceklerini belirten Karaer, “Boeing’in üstün özelliklerle donatılan 737 MAX 8 modeli ile filomuzu genişletmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Boeing’in bu yeni serisinin sağladığı yakıt tasarrufu sayesinde havayollarının operasyonel verimliliği önemli ölçüde artıyor. Aynı zamanda sessiz ve ferah kabin deneyimi yolcu memnuniyetini üst seviyelere taşıyor. İki yeni Boeing 737 MAX 8 uçağımızı 2019’un Mayıs ve Haziran aylarında, bir uçağımızı ise Mayıs 2020’de filomuza dahil ederek yolcularımıza konforlu ve keyifli uçuş deneyimi yaşatmayı sürdüreceğiz” dedi.

 

Sessiz ve çevreci!

Sky Interior kabin dizaynına sahip Boeing 737 MAX 8, LED ışıklandırmaları ve ferah kabin tasarımıyla yolculara benzersiz bir uçuş deneyimi yaşatıyor. Gücünü CFM International’ın Boeing 737 MAX’e özel olarak ürettiği LEAP-1B motorlardan alan uçak, %15 daha çok yakıt tasarrufu sağlayarak karbon emisyonunu da azaltıyor. 3.550 mil (6.570 km) menzil özelliği sayesinde MAX 8, Boeing 737 Next Generation serisine oranla daha uzun mesafelere ulaşabiliyor. MAX serisi, yeni aerodinamik tasarımıyla da dikkat çekerken rakiplerine oranla hem daha çevreci hem de günümüz tek koridorlu uçak modellerine göre %40 daha sessiz olma özelliği taşıyor.

 

Corendon Airlines Hakkında

Kurulduğu 2005 yılından bu yana “Fark Yarat” sloganıyla girdiği havacılık sektöründe birçok örnek uygulamaya ve ilklere imza atan Corendon Airlines, Avrupa’da ilk “ISO 10002:2004 Müşteri Memnuniyeti Sertifikası” alan havayolu firması olmasının yanı sıra dünyada az sayıda havayolu şirketinin ulaşabildiği“IOSA” (IATA Operasyonel Güvenlik Audit) ve ISO: 14001 Çevre Yönetim Sistemi” sertifikalarına sahiptir. Engelli yolcuların rahatlıkla uçabilmesi için gerekli şartları sağlamasıyla Türk Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından “Engelsiz Hava Taşımacılığı Belgesi”ni alan Türkiye’deki ilk havayolu şirketi olan Corendon Airlines, 12 Nisan 2005’te Amsterdam’dan Sabiha Gökçen’e ve 4 Nisan 2012’de Gazipaşa Havalimanı’na yaptığı uçuşlar ile bu meydanlara ilk kez yolcu uçağı indiren havayolu şirketi olmuştu. Havacılıkta ilklerin şirketi olan Corendon, 2011 yılında kurulan Hollanda tescilli Corendon Dutch Airlines ve 2017 yılında kurulan Corendon Airlines Europe ile 45 ülkede 145’ten fazla destinasyona uçuşlar gerçekleştiriyor. Corendon Airlines Group’un filosunda 16 adet Boeing 737-800 ve 1 adet Boeing 737 MAX 8 bulunuyor.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri https://ift.tt/2nmUz0m
via IFTTT