18 Aralık 2017 Pazartesi

Honeywell Türkiye’de 25. Yılını Kutladı SON ÜÇ YILDA GELİRİ İKİYE KATLANDI Yenilikçi teknoloji çözümleri sunan Honeywell, en yüksek büyüme kaydettiği ülkelerden biri olan Türkiye’deki 25’inci yılını tamamladı. Türkiye’nin en önemli sektörlerine hizmet veren Honeywell, Türkiye’deki firmalara özellikle Endüstri 4.0 ve IoT konusundaki en son teknolojileri sunuyor. Ülkemizde 1992 yılından bu yana faaliyet gösteren ve bugün 300’den fazla çalışanı bulunan Honeywell, kurumlara endüstriyel teknoloji uygulamaları sunuyor. Türkiye’deki şirketlerin artan teknoloji ihtiyacına paralel olarak son üç yılda gelirini iki katına çıkartan kurum; performans, güvenlik ve verimlilik konularında Türkiye endüstrisine destek oluyor. Bu sene Türkiye’de 25’inci yılını kutlayan Honeywell bu amaçla özel bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya ev sahipliği yapan Honeywell Türkiye ve Orta Asya Başkanı Orhan Geniş, “Dünyanın en büyük endüstriyel yazılım firmalarından Honeywell, inovasyonla harmanlanmış çözümlerini tüm dünyadaki kilit endüstrilere sunuyor. Teknolojimiz fiziksel donanımla yazılımı, hizmet ve bilgi birikimini birleştiren ürünleri ile insanları, süreçleri ve varlıkları birbirine bağlıyor. Industrial Internet of Things (IIoT) – Endüstriyel Nesnelerin İnterneti Uygulamaları ile sanayinin verimli büyümesine destek oluyor” dedi. Konuşmasında; “Türkiye’de endüstriyel sektörler hızlı büyüyor. Bu açıdan bakıldığında da oldukça şanslı olduğumuzu söyleyebiliriz. Honeywell bu nedenle Türkiye’yi ‘High Growth Region’ yani yüksek büyüme potansiyeli olan bölgeler içinde görüyor. Bu bölgelerin tamamının, dünya ülkelerinin gayri safi milli hasılasının (GDP) yüzde 60’ını oluşturması bekleniyor. Honeywell’in tüm büyümesinin yüzde 50’den fazlasını 2012 yılından itibaren bu bölgeler sağlıyor” diyen Geniş, “Bizimle beraber çalışan firmalar ister petrokimya ister havayolu isterse yapı sektöründe ürünlere sahip olsun, çok büyük miktarlarda veri ortaya çıkıyor. Bu yığınsal verinin işlenmesi ve analizi müşterilerimize büyük fayda sağlıyor. Teknolojimiz sayesinde firmalar süreçlerini iyileştirirken güvenlik, verimlilik ve üretkenlik anlamında daha iyi hizmet verebiliyor” dedi. 25 yıl önce yalnızca 10 kişilik bir ekip ile Türkiye’deki çalışmalarına başlayan Honeywell, bugün 300’den fazla çalışanıyla İstanbul, Ankara ve İzmir ofisleriyle faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’nin en büyük sektörlerine hizmet veren Honeywell, rafineriler ve petrokimya tesislerine kontrol sistemleri sunarken, sivil ve askeri havacılık kurumlarına ise donanım ve yazılım desteği veriyor. Akıllı bina çözümleri, yangın ve güvenlik sistemleri, lojistik ve antrepo otomasyon çözümleri de şirketin sunduğu diğer hizmetler arasında yer alıyor. Honeywell’in yazılım ve teknoloji çözümleri Türkiye’de birçok farklı firma ve sektör tarafından kullanılıyor. TÜPRAŞ, BOTAŞ ve PETKİM tesisleri, TANAP boru hattı, İş Bankası, İstanbul Üçüncü Havaalanı ve Ford Otosan Fabrikalarının akıllı bina çözümleri, Türkiye’de geliştirilen ve üretilen T-129 ATAK Helikopteri ve TLUH – Özgün Helikopter projeleri, Türk Hava Yolları ve Pegasus gibi özel havayollarına ait uçak filoları Honeywell çözümlerinin kullanıldığı kurum ve projelerden sadece bazıları. Dünyada 23 binin üzerinde mühendisi bulunan Honeywell, yaklaşık 11 bin mühendisini yazılım geliştiricisi olarak konumlandırmış durumda. Kurum, önümüzdeki beş yıl içerisinde büyümesinin yüzde 60’ının yazılım ile ilgili dallardan gelmesini bekliyor. Bunların içinde mobil uygulamalar, bulut tabanlı yazılımlar ve nesneleri birbirine bağlayan IoT çözümleri bulunuyor. Honeywell ve Endüstri 4.0 hakkında daha fazla bilgi için honeywell.com adresi ziyaret edilebilinir.

SON ÜÇ YILDA GELİRİ İKİYE KATLANDI

Yenilikçi teknoloji çözümleri sunan Honeywell, en yüksek büyüme kaydettiği ülkelerden biri olan Türkiye’deki 25’inci yılını tamamladı. Türkiye’nin en önemli sektörlerine hizmet veren Honeywell, Türkiye’deki firmalara özellikle Endüstri 4.0 ve IoT konusundaki en son teknolojileri sunuyor.

Ülkemizde 1992 yılından bu yana faaliyet gösteren ve bugün 300’den fazla çalışanı bulunan Honeywell, kurumlara endüstriyel teknoloji uygulamaları sunuyor. Türkiye’deki şirketlerin artan teknoloji ihtiyacına paralel olarak son üç yılda gelirini iki katına çıkartan kurum; performans, güvenlik ve verimlilik konularında Türkiye endüstrisine destek oluyor.

Bu sene Türkiye’de 25’inci yılını kutlayan Honeywell bu amaçla özel bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıya ev sahipliği yapan Honeywell Türkiye ve Orta Asya Başkanı Orhan Geniş, “Dünyanın en büyük endüstriyel yazılım firmalarından Honeywell, inovasyonla harmanlanmış çözümlerini tüm dünyadaki kilit endüstrilere sunuyor. Teknolojimiz fiziksel donanımla yazılımı, hizmet ve bilgi birikimini birleştiren ürünleri ile insanları, süreçleri ve varlıkları birbirine bağlıyor. Industrial Internet of Things (IIoT) – Endüstriyel Nesnelerin İnterneti Uygulamaları ile sanayinin verimli büyümesine destek oluyor” dedi.

Konuşmasında; “Türkiye’de endüstriyel sektörler hızlı büyüyor. Bu açıdan bakıldığında da oldukça şanslı olduğumuzu söyleyebiliriz. Honeywell bu nedenle Türkiye’yi ‘High Growth Region’ yani yüksek büyüme potansiyeli olan bölgeler içinde görüyor. Bu bölgelerin tamamının, dünya ülkelerinin gayri safi milli hasılasının (GDP) yüzde 60’ını oluşturması bekleniyor. Honeywell’in tüm büyümesinin yüzde 50’den fazlasını 2012 yılından itibaren bu bölgeler sağlıyor” diyen Geniş, “Bizimle beraber çalışan firmalar ister petrokimya ister havayolu isterse yapı sektöründe ürünlere sahip olsun, çok büyük miktarlarda veri ortaya çıkıyor. Bu yığınsal verinin işlenmesi ve analizi müşterilerimize büyük fayda sağlıyor. Teknolojimiz sayesinde firmalar süreçlerini iyileştirirken güvenlik, verimlilik ve üretkenlik anlamında daha iyi hizmet verebiliyor” dedi.

25 yıl önce yalnızca 10 kişilik bir ekip ile Türkiye’deki çalışmalarına başlayan Honeywell, bugün 300’den fazla çalışanıyla İstanbul, Ankara ve İzmir ofisleriyle faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’nin en büyük sektörlerine hizmet veren Honeywell, rafineriler ve petrokimya tesislerine kontrol sistemleri sunarken, sivil ve askeri havacılık kurumlarına ise donanım ve yazılım desteği veriyor. Akıllı bina çözümleri, yangın ve güvenlik sistemleri, lojistik ve antrepo otomasyon çözümleri de şirketin sunduğu diğer hizmetler arasında yer alıyor.

Honeywell’in yazılım ve teknoloji çözümleri Türkiye’de birçok farklı firma ve sektör tarafından kullanılıyor. TÜPRAŞ, BOTAŞ ve PETKİM tesisleri, TANAP boru hattı, İş Bankası, İstanbul Üçüncü Havaalanı ve Ford Otosan Fabrikalarının akıllı bina çözümleri, Türkiye’de geliştirilen ve üretilen T-129 ATAK Helikopteri ve TLUH – Özgün Helikopter projeleri, Türk Hava Yolları ve Pegasus gibi özel havayollarına ait uçak filoları Honeywell çözümlerinin kullanıldığı kurum ve projelerden sadece bazıları.

Dünyada 23 binin üzerinde mühendisi bulunan Honeywell, yaklaşık 11 bin mühendisini yazılım geliştiricisi olarak konumlandırmış durumda. Kurum, önümüzdeki beş yıl içerisinde büyümesinin yüzde 60’ının yazılım ile ilgili dallardan gelmesini bekliyor. Bunların içinde mobil uygulamalar, bulut tabanlı yazılımlar ve nesneleri birbirine bağlayan IoT çözümleri bulunuyor.

Honeywell ve Endüstri 4.0 hakkında daha fazla bilgi için honeywell.com adresi ziyaret edilebilinir.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2oBThlC
via IFTTT

Honeywell Türkiye’de 25. Yılını Kutladı


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2oBThlC

Sertrans üniversitelilere uygulamalı eğitim verdi


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2Bt0xmv

Sertrans üniversitelilere uygulamalı eğitim verdi Sertrans üniversitelilere uygulamalı eğitim verdi   Ulusal ve uluslararası müşterilerine tedarik zinciri yönetiminde katma değerli lojistik hizmetler veren Sertrans Logistics, T.C. Maltepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü ve Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden 18 öğrenciyi ağırladı. Ziyarette öğrenciler Sertrans Logistics’in e-lojistik süreçlerindeki yatırım ve uygulamalarını yerinde görme fırsatı yakaladı.   Sertrans Logistics 1 Aralık Cuma günü T.C. Maltepe Üniversitesi’nden öğrencileri misafir etti. Hadımköy’deki Sertrans Logistics genel merkezinde gerçekleşen ziyarete Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü ve Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden 18 öğrenci, 2 öğretmen katıldı. Öğrenciler gezi süresince, Sertrans Logistics tarafından e-ticaret süreçleri için yapılan yatırımları ve uygulamaları yerinde inceleme fırsatı buldu. Saha gezisinin ardından Sertrans Logistics Lojistik Direktörü Vahap İlhan ve İnsan Kaynakları Departmanı öğrencilerin sorularını yanıtladı.   Gezinin ardından konuşan T.C. Maltepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Burak Küçük; “‘E-Lojistik’ dersi kapsamında, öğrencilerimize verdiğimiz teorik eğitimin sektördeki uygulamalarını göstermek amacıyla Sertrans Logistics merkezi ve deposuna teknik gezi düzenledik. Geziyle birlikte öğrencilerim e-lojistik faaliyetleri çerçevesinde yapılan yatırımları yerinde görüp incelediler. Sertrans Logistics Lojistik Direktörü Vahap Bey’in tecrübeleri ışığında, mezun olduktan sonra lojistik sektöründe kendilerini nasıl bir çalışma ortamının beklediğini görmüş oldular. Bununla birlikte Sertrans Logistics İnsan Kaynakları Departmanı’nın sunduğu eğitim doğrultusunda Sertrans’ta çalışma imkanları hakkında bilgilendirildiler. Bu sayede bazı öğrencilerim için Sertrans Logistics’te hem part-time çalışma hem de staj yapma ihtimali ortaya çıktı. Gezi süresince öğrencilerimin en çok merak ettiği konu Türkiye’deki e-lojistik faaliyetlerinin geleceği ve Sertrans Logistics’in bu kapsamda ne tür yatırımlar yapmayı düşündüğü ve nasıl projeler geliştirdiğiydi. Öğrencilerimin daha önceden gezmiş oldukları depoları karşılaştırma ve gözlemlerini paylaşma imkanı da oldu. Sertrans Logistics’in e-lojistik hizmetleri sayesinde sektörel anlamda oldukça değerli bir avantajı elinde bulundurduğuna şahit olduk. Öğrencilerim adına çok teşekkür ederim” dedi.   Sertrans Logistics CEO’su Nilgün Keleş konuyla ilgili şunları kaydetti; “Lojistik sektörünün geleceği olan gençlerimizi ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Ciddi bir altyapı ve yatırım, ileri IT teknolojileri, yüksek standartlarda kaliteli, kesintisiz, hatasız ve hasarsız hizmet verme deneyimi ve büyük uzmanlık gerektiren e-lojistik konusunda Sertrans olarak pazarda önemli bir paya sahibiz. Bugün İstanbul’un her iki yakasında bulunan; Hadımköy ve Samandıra tesislerimizdeki toplam 50 binm2’lik alanımızı, sadece e-ticaret lojistiği için ayırmış bulunuyoruz. Bu alanlarımızda, yıllık 70 milyon online ürün kapasitesine sahibiz. Gençlerimizin tüm bu çalışmalarımızı sahada gözlemleyebilmiş olmaları onlar için güzel bir deneyim oldu. T.C. Maltepe Üniversitesi’ne, Yrd. Doç. Dr. Burak Küçük hocamıza ve öğrencilerimize çok teşekkür ederiz.”     Sertrans Logistics Hakkında   Sertrans Logistics, uluslararası parsiyel ve multimodal taşımacılık hizmetlerinin yanında, Tedarik Zinciri Yönetimi’nde verdiği katma değerli lojistik hizmetleriyle 28 yıldır ulusal ve uluslararası müşterilerinin güvenilir çözüm ortağıdır. Sertrans Logistics, sektöründe sağladığı yüksek müşteri memnuniyetini; tedarik zincirinin her aşamasında uyguladığı doğru, hızlı, hatasız, sürekli ve şeffaf iş yapma prensibiyle oluşturmuştur. Sahip olduğu deneyimli ve uzman kadrosu, güçlü araç filosu ve ekipman donanımı, ileri IS teknolojileri, yaratıcı Ar-Ge grubu, yurtiçi ve yurtdışına yayılmış ofisleri ve sahip olduğu yüksek kapasiteli depo ve antrepoları ile Sertrans Logistics, müşterilerinin dünya çapındaki lojistik ihtiyaçlarına küresel ölçekte çözüm getiren güçlü ve deneyimli bir yönetim uzmanıdır. 2013 yılı sonunda Avrupa’ya yönelik hayata geçirdiği inovatif ürünü “IQ+ SHUTTLE: Uçak Hızında Karayolu Taşımacılığı” hizmeti ile ithalatçı ve ihracatçı firmalara hız ve maliyet avantajı sunarak, Avrupa pazarında daha da rekabetçi olmalarına destek vermektedir. Avrupa’daki direkt hatlarıyla 19 ülkeye ve 80’den fazla noktaya direkt parsiyel taşımacılık hizmeti veren Sertrans Logistics, uluslararası kara-hava-deniz yolu ve multimodal taşımacılık hizmetleriyle dünyanın 200’e yakın ülkesine, 1.800’den fazla noktaya hizmet vermektedir. Ulusal ve uluslararası pek çok üyelikleri bulunan Sertrans Logistics, Avrupa’nın en büyük grupaj network sistemi “SystemAlliance Europe” üyesi olan ilk ve tek Türk şirketi olma özelliğini ise halen korumaktadır. Sektörde ilklere imza atmaya devam eden Sertrans Logistics’in 50 bin metrekare arazi üzerine kurulu Hadımköy tesisleri ve genel merkezi ise Amerikan Yeşil Binalar Konseyi tarafından verilen “GOLD LEED” sertifikasına sahip Türk lojistik sektöründeki ilk ve tek tesistir. Bu başarısına 2016 yılında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilen Yetkilendirilmiş Yükümlü(AEO) belgesini ekledi.

Sertrans üniversitelilere uygulamalı eğitim verdi

 

Ulusal ve uluslararası müşterilerine tedarik zinciri yönetiminde katma değerli lojistik hizmetler veren Sertrans Logistics, T.C. Maltepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü ve Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden 18 öğrenciyi ağırladı. Ziyarette öğrenciler Sertrans Logistics’in e-lojistik süreçlerindeki yatırım ve uygulamalarını yerinde görme fırsatı yakaladı.

 

Sertrans Logistics 1 Aralık Cuma günü T.C. Maltepe Üniversitesi’nden öğrencileri misafir etti. Hadımköy’deki Sertrans Logistics genel merkezinde gerçekleşen ziyarete Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü ve Endüstri Mühendisliği Bölümü’nden 18 öğrenci, 2 öğretmen katıldı. Öğrenciler gezi süresince, Sertrans Logistics tarafından e-ticaret süreçleri için yapılan yatırımları ve uygulamaları yerinde inceleme fırsatı buldu. Saha gezisinin ardından Sertrans Logistics Lojistik Direktörü Vahap İlhan ve İnsan Kaynakları Departmanı öğrencilerin sorularını yanıtladı.

 

Gezinin ardından konuşan T.C. Maltepe Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Yönetimi Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Burak Küçük; “‘E-Lojistik’ dersi kapsamında, öğrencilerimize verdiğimiz teorik eğitimin sektördeki uygulamalarını göstermek amacıyla Sertrans Logistics merkezi ve deposuna teknik gezi düzenledik. Geziyle birlikte öğrencilerim e-lojistik faaliyetleri çerçevesinde yapılan yatırımları yerinde görüp incelediler. Sertrans Logistics Lojistik Direktörü Vahap Bey’in tecrübeleri ışığında, mezun olduktan sonra lojistik sektöründe kendilerini nasıl bir çalışma ortamının beklediğini görmüş oldular. Bununla birlikte Sertrans Logistics İnsan Kaynakları Departmanı’nın sunduğu eğitim doğrultusunda Sertrans’ta çalışma imkanları hakkında bilgilendirildiler. Bu sayede bazı öğrencilerim için Sertrans Logistics’te hem part-time çalışma hem de staj yapma ihtimali ortaya çıktı. Gezi süresince öğrencilerimin en çok merak ettiği konu Türkiye’deki e-lojistik faaliyetlerinin geleceği ve Sertrans Logistics’in bu kapsamda ne tür yatırımlar yapmayı düşündüğü ve nasıl projeler geliştirdiğiydi. Öğrencilerimin daha önceden gezmiş oldukları depoları karşılaştırma ve gözlemlerini paylaşma imkanı da oldu. Sertrans Logistics’in e-lojistik hizmetleri sayesinde sektörel anlamda oldukça değerli bir avantajı elinde bulundurduğuna şahit olduk. Öğrencilerim adına çok teşekkür ederim” dedi.

 

Sertrans Logistics CEO’su Nilgün Keleş konuyla ilgili şunları kaydetti; “Lojistik sektörünün geleceği olan gençlerimizi ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Ciddi bir altyapı ve yatırım, ileri IT teknolojileri, yüksek standartlarda kaliteli, kesintisiz, hatasız ve hasarsız hizmet verme deneyimi ve büyük uzmanlık gerektiren e-lojistik konusunda Sertrans olarak pazarda önemli bir paya sahibiz. Bugün İstanbul’un her iki yakasında bulunan; Hadımköy ve Samandıra tesislerimizdeki toplam 50 binm2’lik alanımızı, sadece e-ticaret lojistiği için ayırmış bulunuyoruz. Bu alanlarımızda, yıllık 70 milyon online ürün kapasitesine sahibiz. Gençlerimizin tüm bu çalışmalarımızı sahada gözlemleyebilmiş olmaları onlar için güzel bir deneyim oldu. T.C. Maltepe Üniversitesi’ne, Yrd. Doç. Dr. Burak Küçük hocamıza ve öğrencilerimize çok teşekkür ederiz.”

 

 

Sertrans Logistics Hakkında

 

Sertrans Logistics, uluslararası parsiyel ve multimodal taşımacılık hizmetlerinin yanında, Tedarik Zinciri Yönetimi’nde verdiği katma değerli lojistik hizmetleriyle 28 yıldır ulusal ve uluslararası müşterilerinin güvenilir çözüm ortağıdır. Sertrans Logistics, sektöründe sağladığı yüksek müşteri memnuniyetini; tedarik zincirinin her aşamasında uyguladığı doğru, hızlı, hatasız, sürekli ve şeffaf iş yapma prensibiyle oluşturmuştur. Sahip olduğu deneyimli ve uzman kadrosu, güçlü araç filosu ve ekipman donanımı, ileri IS teknolojileri, yaratıcı Ar-Ge grubu, yurtiçi ve yurtdışına yayılmış ofisleri ve sahip olduğu yüksek kapasiteli depo ve antrepoları ile Sertrans Logistics, müşterilerinin dünya çapındaki lojistik ihtiyaçlarına küresel ölçekte çözüm getiren güçlü ve deneyimli bir yönetim uzmanıdır. 2013 yılı sonunda Avrupa’ya yönelik hayata geçirdiği inovatif ürünü “IQ+ SHUTTLE: Uçak Hızında Karayolu Taşımacılığı” hizmeti ile ithalatçı ve ihracatçı firmalara hız ve maliyet avantajı sunarak, Avrupa pazarında daha da rekabetçi olmalarına destek vermektedir. Avrupa’daki direkt hatlarıyla 19 ülkeye ve 80’den fazla noktaya direkt parsiyel taşımacılık hizmeti veren Sertrans Logistics, uluslararası kara-hava-deniz yolu ve multimodal taşımacılık hizmetleriyle dünyanın 200’e yakın ülkesine, 1.800’den fazla noktaya hizmet vermektedir.

Ulusal ve uluslararası pek çok üyelikleri bulunan Sertrans Logistics, Avrupa’nın en büyük grupaj network sistemi “SystemAlliance Europe” üyesi olan ilk ve tek Türk şirketi olma özelliğini ise halen korumaktadır. Sektörde ilklere imza atmaya devam eden Sertrans Logistics’in 50 bin metrekare arazi üzerine kurulu Hadımköy tesisleri ve genel merkezi ise Amerikan Yeşil Binalar Konseyi tarafından verilen “GOLD LEED” sertifikasına sahip Türk lojistik sektöründeki ilk ve tek tesistir. Bu başarısına 2016 yılında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından verilen Yetkilendirilmiş Yükümlü(AEO) belgesini ekledi.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2Bt0xmv
via IFTTT

Köpekler usandı, ama insanlar usanmadı! Uyuşturucu konusunda havaalanı ve deniz limanlarında görevli polislerin yanı sıra, narkotik dedektör köpekler bile usandı, ama insanlar bir türlü usanmadı. En fazla da Ercan Havaalanı’nda… Gün geçmiyor ki, gelen bazı yolcuların üzerinden uyuşturucu çıkmasın. Kiminde 1 gram, kiminde 3 gram… Kimi turist, kimi öğrenci… Geçen gün gene Ercan Havaalanı’ndan ülkeye giriş yapan iki kişinin üzerinde hintkeneviri türü uyuşturucu bulundu. Narkotik dedektör köpek tarafından tespit edildiler ve yapılan aramada tasarruflarında uyuşturucu madde bulundu.  Beri yandan Ortaköy’de düzenlenen bir operasyonda eroin ve sentetik cannabionit türü uyuşturucu madde ele geçirildi. Gün geçmez ki, gazetelerde uyuşturucu ile ilgili bir haber çıkmasın. Kuzey’de durum bu haldeyken, Güney’in de bizden geri kalır yanı yok. Hatta onlarda daha fazla! Rum basınını da takip ediyor ve görüyoruz. Uyuşturucu kullanma yaşı da her iki kesimde de giderek küçülme kaydediyor. Tüm önlemlere ve de Başbakanlık bünyesinde oluşturulan komisyona rağmen, Hasan Karaokçu’nun konuya ilişkin devamlı surette bilinçlendirme çalışmalarına karşın uyuşturucunun yaygın bir hale gelmesinin nedenleri elbette bilinmektedir. Böyle olmasına rağmen bu konuda etkili önlemler alınamaması düşündürücüdür. Yargının konuya ilişkin verdiği kararlar bir şekilde caydırıcı olsa da, bu konuda Merkezi Cezaevi’nde de alınması gereken önlemler olduğu inancındayız. Kıbrıs öteden beri Avrupa, Afrika ve Asya kıtaları arasında, Doğu Akdeniz’de bir kesişme noktasında olduğundan geçmişte korsanların sık sık saldırısına uğramaktaydı. Burada yaşayanlar, korsanlardan el aman çekmişlerdi. Günümüzde ise uyuşturucu belası hem Kuzeyde, hem de Güneyde giderek büyüyen ve tehlikeli boyutlara ulaşan bir sorun niteliğindedir. Özellikle kapıların açılmasından sonra, uyuşturucu trafiğindeki hızlı artış dikkati çekmektedir. Bu konularda esaslı araştırmalar yapılarak ve işin uzmanlarının görüş ve tavsiyelerine kulak vererek, çalışmalar yapılması gerekmektedir. Küçük yaşlarda uyuşturucuya olan eğilim de dikkate alınarak, suçlu duruma düşen genç mahkûmların bu illetten kurtarılması ve topluma yeniden kazandırılması yönünde çalışmalara şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır. Eskiden çocuk denecek yaştaki suçlular Lapta Islah Evi’ne gönderilir ve orada çeşitli sanat dallarında çalışır ve topluma yararlı birer zanaatkâr olarak çıkarlardı…  Kimse de kendilerine yan gözle bakmaz ve devletin de himayesi hissedilirdi. Ancak şimdilerde çocuk denecek yaştaki suçlular maalesef kendi kaderlerine terk edilmiş vaziyette olup, topluma yeniden kazandırılmaları kolay değildir. Seçim havalarında bu tür sorunlara değinmek istemezdik. Ancak uyuşturucunun giderek artması karşısında bu güncel soruna yeniden değinmekte yarar olduğu inancındayız. Trafik konusu gibi, uyuşturucu da bu toplumun kanayan yaralarından biridir. Yarayı tedavi etmek ve tam olarak değilse de, kısmen olsun önünü almak hükümet edenlerin görevidir. Bu güne kadar gelmiş geçmiş hükümetler bu konuda maalesef etkin bir varlık göstermiş değillerdir. Avuç içi kadar bu ülkede yetersiz polis sayısına rağmen yine de uyuşturucu ve benzeri suçlar ortaya çıkarılabiliyorsa, mahkemeler de gerekli cezayı veriyorsa, bunu da bir başarı olarak görmek lazım. Ama bu konularda yürünecek uzun bir yol vardır. Nedenlerini ortaya koymak, sıkı kontrol ve denetim mekanizmalarını artırarak suyun önü kesilebilir. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da ciddiyet esastır. Sorunu basite indirgemek ve ona göre değerlendirme yapmakla bir yere varılamaz. Geçmişte polis örgütünün bünyesinde bu tür suçlarla ilgilenen deneyimli personelin de tecrübelerinden yararlanarak, çağdaş donanımlarla mücadele edildiği takdirde iyi bir mesafe kat edilebilir diye düşünüyoruz. Uyuşturucu yalnız bu ülkenin değil, tüm ülkelerin sorunudur ve değişik mücadele yöntemleri vardır. Küçük bir ada olmamız hasebiyle bu alanda başarı elde etmiş olan ülkelerden örnekler almak da, bu yöndeki çalışmalara ivme kazandıracaktır. Akay CEMAL Kaynak:http://ift.tt/2nyUaG2

Uyuşturucu konusunda havaalanı ve deniz limanlarında görevli polislerin yanı sıra, narkotik dedektör köpekler bile usandı, ama insanlar bir türlü usanmadı. En fazla da Ercan Havaalanı’nda… Gün geçmiyor ki, gelen bazı yolcuların üzerinden uyuşturucu çıkmasın.

Kiminde 1 gram, kiminde 3 gram… Kimi turist, kimi öğrenci…

Geçen gün gene Ercan Havaalanı’ndan ülkeye giriş yapan iki kişinin üzerinde hintkeneviri türü uyuşturucu bulundu. Narkotik dedektör köpek tarafından tespit edildiler ve yapılan aramada tasarruflarında uyuşturucu madde bulundu.  Beri yandan Ortaköy’de düzenlenen bir operasyonda eroin ve sentetik cannabionit türü uyuşturucu madde ele geçirildi.

Gün geçmez ki, gazetelerde uyuşturucu ile ilgili bir haber çıkmasın. Kuzey’de durum bu haldeyken, Güney’in de bizden geri kalır yanı yok. Hatta onlarda daha fazla! Rum basınını da takip ediyor ve görüyoruz. Uyuşturucu kullanma yaşı da her iki kesimde de giderek küçülme kaydediyor.

Tüm önlemlere ve de Başbakanlık bünyesinde oluşturulan komisyona rağmen, Hasan Karaokçu’nun konuya ilişkin devamlı surette bilinçlendirme çalışmalarına karşın uyuşturucunun yaygın bir hale gelmesinin nedenleri elbette bilinmektedir. Böyle olmasına rağmen bu konuda etkili önlemler alınamaması düşündürücüdür. Yargının konuya ilişkin verdiği kararlar bir şekilde caydırıcı olsa da, bu konuda Merkezi Cezaevi’nde de alınması gereken önlemler olduğu inancındayız.

Kıbrıs öteden beri Avrupa, Afrika ve Asya kıtaları arasında, Doğu Akdeniz’de bir kesişme noktasında olduğundan geçmişte korsanların sık sık saldırısına uğramaktaydı. Burada yaşayanlar, korsanlardan el aman çekmişlerdi. Günümüzde ise uyuşturucu belası hem Kuzeyde, hem de Güneyde giderek büyüyen ve tehlikeli boyutlara ulaşan bir sorun niteliğindedir. Özellikle kapıların açılmasından sonra, uyuşturucu trafiğindeki hızlı artış dikkati çekmektedir.

Bu konularda esaslı araştırmalar yapılarak ve işin uzmanlarının görüş ve tavsiyelerine kulak vererek, çalışmalar yapılması gerekmektedir. Küçük yaşlarda uyuşturucuya olan eğilim de dikkate alınarak, suçlu duruma düşen genç mahkûmların bu illetten kurtarılması ve topluma yeniden kazandırılması yönünde çalışmalara şiddetle ihtiyaç duyulmaktadır.

Eskiden çocuk denecek yaştaki suçlular Lapta Islah Evi’ne gönderilir ve orada çeşitli sanat dallarında çalışır ve topluma yararlı birer zanaatkâr olarak çıkarlardı…  Kimse de kendilerine yan gözle bakmaz ve devletin de himayesi hissedilirdi. Ancak şimdilerde çocuk denecek yaştaki suçlular maalesef kendi kaderlerine terk edilmiş vaziyette olup, topluma yeniden kazandırılmaları kolay değildir.

Seçim havalarında bu tür sorunlara değinmek istemezdik. Ancak uyuşturucunun giderek artması karşısında bu güncel soruna yeniden değinmekte yarar olduğu inancındayız.

Trafik konusu gibi, uyuşturucu da bu toplumun kanayan yaralarından biridir. Yarayı tedavi etmek ve tam olarak değilse de, kısmen olsun önünü almak hükümet edenlerin görevidir. Bu güne kadar gelmiş geçmiş hükümetler bu konuda maalesef etkin bir varlık göstermiş değillerdir. Avuç içi kadar bu ülkede yetersiz polis sayısına rağmen yine de uyuşturucu ve benzeri suçlar ortaya çıkarılabiliyorsa, mahkemeler de gerekli cezayı veriyorsa, bunu da bir başarı olarak görmek lazım.

Ama bu konularda yürünecek uzun bir yol vardır. Nedenlerini ortaya koymak, sıkı kontrol ve denetim mekanizmalarını artırarak suyun önü kesilebilir. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da ciddiyet esastır. Sorunu basite indirgemek ve ona göre değerlendirme yapmakla bir yere varılamaz.

Geçmişte polis örgütünün bünyesinde bu tür suçlarla ilgilenen deneyimli personelin de tecrübelerinden yararlanarak, çağdaş donanımlarla mücadele edildiği takdirde iyi bir mesafe kat edilebilir diye düşünüyoruz.

Uyuşturucu yalnız bu ülkenin değil, tüm ülkelerin sorunudur ve değişik mücadele yöntemleri vardır. Küçük bir ada olmamız hasebiyle bu alanda başarı elde etmiş olan ülkelerden örnekler almak da, bu yöndeki çalışmalara ivme kazandıracaktır.

Akay CEMAL

Kaynak:http://ift.tt/2nyUaG2



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2B8i8mV
via IFTTT

Köpekler usandı, ama insanlar usanmadı!


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2B8i8mV

10 balıktan 1’i ‘uçarak’ gitti Su ürünleri ihracatı için hedef “milyar dolar” Türkiye’nin levrek, çipura ve alabalığın başı çektiği su ürünlerinde ihracatı son 10 yılda 2,5 kat artarak 850 milyon dolar sınırına ulaştı. Sektör önüne 2018 yılı sonu için 1 milyar dolarlık ihracat hedefi koydu. Çiftliklerde üretilen ve avcılık yoluyla elde edilen balık ihracatından gelecek yıl 1 milyar dolar gelir hedefleniyor. Ege İhracatçı Birlikleri verilerinden derlenen bilgiye göre, Türkiye’nin su ürünlerindeki ihracatı, balık çiftliklerinin yaygınlaştığı 2000’li yıllarda hızlı bir artış trendi yakaladı. 2000 yılında büyük bölümü av balıklarından 59 milyon dolarlık ihracat yapan Türkiye, deniz ve iç sulardaki çiftlik sayısının artmasıyla paralel satışlarını düzenli olarak artırdı. Ağırlıklı olarak levrek, çipura, alabalık ve orkinos ihracatının yapıldığı sektör, 2007 yılında 324 milyon dolarlık dış satışa ulaştı. Avrupa pazarının ardından hava kargo yoluyla ABD pazarında da iddiasını artıran sektör, geçen yıl ocak-kasım döneminde 708 milyon dolarlık ihracat rakamını yakaladı. 2017 yılının ocak-kasım döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 artışla 770 milyon dolarlık ihracata imza attı. Su ürünlerinde en fazla ihracat sırasıyla Hollanda, İtalya, İngiltere ve Almanya’ya yapıldı. Hava kargoyla yapılan ihracatta ise ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail ön plana çıktı. Bu yıl levrek 282 milyon dolarlık ihracat tutarıyla dünyanın en çok tercih ettiği balık oldu. Çipuradan 224 milyon dolar, alabalıktan 91 milyon dolar, sadece Japonların tercih ettiği orkinostan 39 milyon dolar, diğer türlerden ise 134 milyon dolar gelir elde edildi. “Sürekli artış kaydediyor” Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, yaptığı açıklamada, su ürünlerinde ihracatın 2008’de kısa süreli düşünün dışında 2000 yılından bu yana sürekli artış kaydettiğini söyledi. Türkiye’de üretilen levrek ve çipuranın Avrupa’da tüm restoranların menülerine girdiğini ve market raflarında yerini aldığını dile getiren Kızıltan, 2017 yılını 850 milyon dolar seviyesinde ihracat ile geride bırakacaklarını ifade etti. Türkiye’de üretilen balık markalaşacak Son 10 yılda 2,5 katlık bir artışla Türkiye’nin en başarılı sektörleri arasına girdiklerini dile getiren Kızıltan, dünyada “Türk Balığı”nı markalaştırmak üzere TİM çatısı altında kurulan Türkiye Tanıtım Grubu’na toplam 16 proje sunduklarını bildirdi. Su ürünlerinde iç tüketimin de artırılmasının önemli olduğuna işaret eden Kızıltan, projeler kapsamında 8 kilogram seviyesinde olan kişi başı tüketimi 15 kilograma çıkarmayı da hedeflediklerini kaydetti. Kızıltan, “Gireceğimiz yeni pazarlarla ihracatımızı artık milyar dolar seviyesine çıkarmak istiyoruz. 2018 yılı sonunda 1 milyar dolar ihracat yaparak 2000’de 59 milyon dolar seviyesinden aldığımız ihracatı 17 yılda 17 kat artırma hedefiyle çalışıyoruz” diye konuştu. 10 balıktan 1’i ‘uçarak’ gitti İhracat artışında Türk Hava Yolları’nın hava kargo desteğinin de çok önemli olduğuna dikkati çeken Kızıltan, 2010 yılında 8 milyon dolar olan havadan ihracatın bu yılın 11 aylık döneminde 73 milyon dolara ulaştığını, ihraç edilen her 10 balıktan 1’inin 40 ülkeye uçarak gittiğini söyledi. Kaynak:www.dunya.com

Su ürünleri ihracatı için hedef “milyar dolar”

Türkiye’nin levrek, çipura ve alabalığın başı çektiği su ürünlerinde ihracatı son 10 yılda 2,5 kat artarak 850 milyon dolar sınırına ulaştı. Sektör önüne 2018 yılı sonu için 1 milyar dolarlık ihracat hedefi koydu.

Çiftliklerde üretilen ve avcılık yoluyla elde edilen balık ihracatından gelecek yıl 1 milyar dolar gelir hedefleniyor.

Ege İhracatçı Birlikleri verilerinden derlenen bilgiye göre, Türkiye’nin su ürünlerindeki ihracatı, balık çiftliklerinin yaygınlaştığı 2000’li yıllarda hızlı bir artış trendi yakaladı.

2000 yılında büyük bölümü av balıklarından 59 milyon dolarlık ihracat yapan Türkiye, deniz ve iç sulardaki çiftlik sayısının artmasıyla paralel satışlarını düzenli olarak artırdı.

Ağırlıklı olarak levrek, çipura, alabalık ve orkinos ihracatının yapıldığı sektör, 2007 yılında 324 milyon dolarlık dış satışa ulaştı. Avrupa pazarının ardından hava kargo yoluyla ABD pazarında da iddiasını artıran sektör, geçen yıl ocak-kasım döneminde 708 milyon dolarlık ihracat rakamını yakaladı. 2017 yılının ocak-kasım döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 artışla 770 milyon dolarlık ihracata imza attı.

Su ürünlerinde en fazla ihracat sırasıyla Hollanda, İtalya, İngiltere ve Almanya’ya yapıldı. Hava kargoyla yapılan ihracatta ise ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail ön plana çıktı.

Bu yıl levrek 282 milyon dolarlık ihracat tutarıyla dünyanın en çok tercih ettiği balık oldu. Çipuradan 224 milyon dolar, alabalıktan 91 milyon dolar, sadece Japonların tercih ettiği orkinostan 39 milyon dolar, diğer türlerden ise 134 milyon dolar gelir elde edildi.

“Sürekli artış kaydediyor”

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, yaptığı açıklamada, su ürünlerinde ihracatın 2008’de kısa süreli düşünün dışında 2000 yılından bu yana sürekli artış kaydettiğini söyledi.

Türkiye’de üretilen levrek ve çipuranın Avrupa’da tüm restoranların menülerine girdiğini ve market raflarında yerini aldığını dile getiren Kızıltan, 2017 yılını 850 milyon dolar seviyesinde ihracat ile geride bırakacaklarını ifade etti.

Türkiye’de üretilen balık markalaşacak

Son 10 yılda 2,5 katlık bir artışla Türkiye’nin en başarılı sektörleri arasına girdiklerini dile getiren Kızıltan, dünyada “Türk Balığı”nı markalaştırmak üzere TİM çatısı altında kurulan Türkiye Tanıtım Grubu’na toplam 16 proje sunduklarını bildirdi.

Su ürünlerinde iç tüketimin de artırılmasının önemli olduğuna işaret eden Kızıltan, projeler kapsamında 8 kilogram seviyesinde olan kişi başı tüketimi 15 kilograma çıkarmayı da hedeflediklerini kaydetti.

Kızıltan, “Gireceğimiz yeni pazarlarla ihracatımızı artık milyar dolar seviyesine çıkarmak istiyoruz. 2018 yılı sonunda 1 milyar dolar ihracat yaparak 2000’de 59 milyon dolar seviyesinden aldığımız ihracatı 17 yılda 17 kat artırma hedefiyle çalışıyoruz” diye konuştu.

10 balıktan 1’i ‘uçarak’ gitti

İhracat artışında Türk Hava Yolları’nın hava kargo desteğinin de çok önemli olduğuna dikkati çeken Kızıltan, 2010 yılında 8 milyon dolar olan havadan ihracatın bu yılın 11 aylık döneminde 73 milyon dolara ulaştığını, ihraç edilen her 10 balıktan 1’inin 40 ülkeye uçarak gittiğini söyledi.

Kaynak:www.dunya.com



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2ja4R1y
via IFTTT