12 Aralık 2017 Salı

Penguenlerin Deniz Suyu da İçebildiğini Biliyor muydunuz? Uçamasa da kuşlar aleminin en sevimli, en şaşkın üyelerinden olan penguenlerin tuzlu su da içebildiğini biliyor muydunuz? Yaşadıkları ortamlarda tuzlu suya ulaşmak daha elverişli ve kolay olduğu için tuzlu su içmeye daha çok eğilimli olan penguenlerin göz çevrelerinde tuzlu suyu filtreleyen özel bir bez bulunuyor. İstanbul Akvaryum’un ev sahipliğinde her gün 7’den 77’ye kalabalık bir ziyaretçi grubunu ağırlayan Türkiye’nin ilk Gentoo soğuk iklim penguenleri de özellikle yüzerken ağız dolusu su yutarak su ihtiyaçlarını gidermeleriyle dikkat çekiyor. Şirin görünümlerinin altında eşi benzeri olmayan, meraklı ve sosyal bir kişiliğe sahip olan penguenlerin en az bilinen özelliklerinden biri de, tuzlu su içebilmeleri… Vücutlarındaki tuz düzeylerini dengeli tutmaya yardımcı olan özel bir adaptasyon sistemiyle donatılmış olan penguenler, burunlarının hemen üzerinde, gözlerinin arasında yer alan supraorbital bezler sayesinde tuzu sistemlerine işlemeden filtreden geçirebiliyorlar. Tuzu filtreleyerek burunlarıyla dışarı atarlar! Neden penguenlerin deniz suyunu tatlı suya dönüştüren bir organı var? Aslında o bir organ değil, bir bez. Tuzu penguenlerin kanını süzerek filtreleyen bu bez, supraorbital bez olarak adlandırılıyor. Susuzluklarını gidermenin yanı sıra beslendikleri kabuklu hayvanlar nedeniyle de vücutlarına fazla miktarda tuz alan penguenler, hem küçük böbrekleri hem de burunlarının üstünde, gözlerinin arasında bulunan supraorbital bezleri aracılığı ile karşı akım değişimi adı verilen bir süreçte kanlarından tuzu çıkarabiliyorlar. Bu tuz, bezin içindeki az miktardaki nemle karışarak burun yollarına gidiyor. Tuz yüklü damlaları ancak burunları akınca atabilen penguenler bu yüzden hem akıntıyı salmak hem de gagalarındaki tuzdan kurtulmak için sık sık başlarını sallıyorlar. Tuzlu suyu atmak için başlarını sallıyorlar İstanbul Akvaryum’un en sevilen ve ilgi çeken canlıları haline gelen ve 7’den 77’ye herkesin büyük ilgisiyle karşılaşan Gentoo cinsi penguenler, kendilerine özel tasarlanan yaşam alanlarında bol bol yüzerek vakit geçiriyor. Karla kaplı kuzey kutup temalı büyük yaşam alanlarında tuzlu su da içen penguenler ziyaretçilerin ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Uçamasa da kuşlar aleminin en sevimli, en şaşkın üyelerinden olan penguenlerin tuzlu su da içebildiğini biliyor muydunuz? Yaşadıkları ortamlarda tuzlu suya ulaşmak daha elverişli ve kolay olduğu için tuzlu su içmeye daha çok eğilimli olan penguenlerin göz çevrelerinde tuzlu suyu filtreleyen özel bir bez bulunuyor. İstanbul Akvaryum’un ev sahipliğinde her gün 7’den 77’ye kalabalık bir ziyaretçi grubunu ağırlayan Türkiye’nin ilk Gentoo soğuk iklim penguenleri de özellikle yüzerken ağız dolusu su yutarak su ihtiyaçlarını gidermeleriyle dikkat çekiyor.

Şirin görünümlerinin altında eşi benzeri olmayan, meraklı ve sosyal bir kişiliğe sahip olan penguenlerin en az bilinen özelliklerinden biri de, tuzlu su içebilmeleri… Vücutlarındaki tuz düzeylerini dengeli tutmaya yardımcı olan özel bir adaptasyon sistemiyle donatılmış olan penguenler, burunlarının hemen üzerinde, gözlerinin arasında yer alan supraorbital bezler sayesinde tuzu sistemlerine işlemeden filtreden geçirebiliyorlar.

Tuzu filtreleyerek burunlarıyla dışarı atarlar!

Neden penguenlerin deniz suyunu tatlı suya dönüştüren bir organı var? Aslında o bir organ değil, bir bez. Tuzu penguenlerin kanını süzerek filtreleyen bu bez, supraorbital bez olarak adlandırılıyor. Susuzluklarını gidermenin yanı sıra beslendikleri kabuklu hayvanlar nedeniyle de vücutlarına fazla miktarda tuz alan penguenler, hem küçük böbrekleri hem de burunlarının üstünde, gözlerinin arasında bulunan supraorbital bezleri aracılığı ile karşı akım değişimi adı verilen bir süreçte kanlarından tuzu çıkarabiliyorlar. Bu tuz, bezin içindeki az miktardaki nemle karışarak burun yollarına gidiyor. Tuz yüklü damlaları ancak burunları akınca atabilen penguenler bu yüzden hem akıntıyı salmak hem de gagalarındaki tuzdan kurtulmak için sık sık başlarını sallıyorlar.

Tuzlu suyu atmak için başlarını sallıyorlar

İstanbul Akvaryum’un en sevilen ve ilgi çeken canlıları haline gelen ve 7’den 77’ye herkesin büyük ilgisiyle karşılaşan Gentoo cinsi penguenler, kendilerine özel tasarlanan yaşam alanlarında bol bol yüzerek vakit geçiriyor. Karla kaplı kuzey kutup temalı büyük yaşam alanlarında tuzlu su da içen penguenler ziyaretçilerin ilgi odağı olmaya devam ediyor.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2BE7MLf
via IFTTT

Sani Şener TÜYİD Zirvesi’nde konuştu


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2C522al

UTİKAD’tan Ordino Hakkında Bilgilendirme


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2iWaCQx

Sani Şener TÜYİD Zirvesi’nde konuştu Sani Şener TÜYİD Zirvesi’nde konuştu TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, şirket yönetiminde yer almayan hissedarların haklarının korunmasının, şeffaf ve tutarlı bir iletişimin önemini vurguladı.   Türkiye Yatırımcı İlişkileri Derneği (TÜYİD) tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen zirve, “Yatırımcı İlişkilerini Yeniden Kodlamak: İvme Kazanma Zamanı” başlığıyla Intercontinental Hotel’de gerçekleştirildi. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, “CEO’ların gözüyle yatırımcı ilişkilerinin katma değeri” başlıklı ilk oturumda konuştu.   Şener panelde yaptığı konuşmada “Şirketin CEO’su olarak Yönetim Kurulu’na karşı sorumluluğumuz var, ancak Yönetim Kurulu’nda temsil edilmeyen kurumsal ve bireysel yatırımcılarımız da şirketimizin ortağı, onlara karşı da sorumluluklarımız var. TAV’da halka açıklık oranımız yüzde 44 seviyesinde ve binlerce yatırımcımız bulunuyor. Şirketin bilinirliği, adil değerinde işlem görmesi, Borsa’daki işlem hacmi ve yatırım yapan hissedar sayısının artmasında aktif yatırımcı ilişkileri stratejimizin olması çok önemli” dedi.   Moderatörlüğünü TÜYİD Onursal Üyesi Funda Güngör Akpınar’ın gerçekleştirdiği panelde Şener’in yanı sıra Türk Telekom CEO’su Paul Doany, Garanti Bankası CEO’su Fuat Erbil ve Anadolu Grubu CEO’su Hurşit Zorlu yer aldı.   Türkiye’nin önde gelen 60 şirketinin üye olduğu TÜYİD ortak bir platform yaratarak mesleki bilgi üretmek ve yatırımcı ilişkileri uygulamalarında dünya standartlarına ulaşmak amacıyla çalışıyor. Derneğin 2017-2019 döneminde yönetim kurulu başkanlığını TAV Havalimanları Yatırımcı İlişkileri Direktörü Nursel İlgen yürütüyor.   TAV Havalimanları hakkında Dünyanın önde gelen havalimanı işletmecileri arasında yer alan TAV Havalimanları, Türkiye’de İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Milas Bodrum ve Gazipaşa Alanya havalimanlarını işletiyor. TAV yurtdışında ise Gürcistan’ın Tiflis ve Batum, Tunus’un Monastır ve Enfidha-Hammamet, Makedonya’nın Üsküp ile Ohrid, Suudi Arabistan’ın Medine ve Hırvatistan’ın Zagreb Havalimanı’nda faaliyet gösteriyor. Holding, duty free, yiyecek-içecek hizmetleri, yer hizmetleri, bilişim, güvenlik ve işletme hizmetleri gibi havalimanı operasyonunun diğer alanlarında da faaliyet gösteriyor. Bu çerçevede TAV Havalimanları, Letonya’nın Riga Havalimanı’nda da duty free, yiyecek içecek ve diğer ticari alanların işletmesini gerçekleştiriyor. Şirket 2016’da iştirakleriyle birlikte 808 bin uçak seferine ve 104 milyon yolcuya hizmet sundu.

Sani Şener TÜYİD Zirvesi’nde konuştu

TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, şirket yönetiminde yer almayan hissedarların haklarının korunmasının, şeffaf ve tutarlı bir iletişimin önemini vurguladı.

 

Türkiye Yatırımcı İlişkileri Derneği (TÜYİD) tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen zirve, “Yatırımcı İlişkilerini Yeniden Kodlamak: İvme Kazanma Zamanı” başlığıyla Intercontinental Hotel’de gerçekleştirildi. TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Sani Şener, “CEO’ların gözüyle yatırımcı ilişkilerinin katma değeri” başlıklı ilk oturumda konuştu.

 

Şener panelde yaptığı konuşmada “Şirketin CEO’su olarak Yönetim Kurulu’na karşı sorumluluğumuz var, ancak Yönetim Kurulu’nda temsil edilmeyen kurumsal ve bireysel yatırımcılarımız da şirketimizin ortağı, onlara karşı da sorumluluklarımız var. TAV’da halka açıklık oranımız yüzde 44 seviyesinde ve binlerce yatırımcımız bulunuyor. Şirketin bilinirliği, adil değerinde işlem görmesi, Borsa’daki işlem hacmi ve yatırım yapan hissedar sayısının artmasında aktif yatırımcı ilişkileri stratejimizin olması çok önemli” dedi.

 

Moderatörlüğünü TÜYİD Onursal Üyesi Funda Güngör Akpınar’ın gerçekleştirdiği panelde Şener’in yanı sıra Türk Telekom CEO’su Paul Doany, Garanti Bankası CEO’su Fuat Erbil ve Anadolu Grubu CEO’su Hurşit Zorlu yer aldı.

 

Türkiye’nin önde gelen 60 şirketinin üye olduğu TÜYİD ortak bir platform yaratarak mesleki bilgi üretmek ve yatırımcı ilişkileri uygulamalarında dünya standartlarına ulaşmak amacıyla çalışıyor. Derneğin 2017-2019 döneminde yönetim kurulu başkanlığını TAV Havalimanları Yatırımcı İlişkileri Direktörü Nursel İlgen yürütüyor.

 

TAV Havalimanları hakkında

Dünyanın önde gelen havalimanı işletmecileri arasında yer alan TAV Havalimanları, Türkiye’de İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Milas Bodrum ve Gazipaşa Alanya havalimanlarını işletiyor. TAV yurtdışında ise Gürcistan’ın Tiflis ve Batum, Tunus’un Monastır ve Enfidha-Hammamet, Makedonya’nın Üsküp ile Ohrid, Suudi Arabistan’ın Medine ve Hırvatistan’ın Zagreb Havalimanı’nda faaliyet gösteriyor. Holding, duty free, yiyecek-içecek hizmetleri, yer hizmetleri, bilişim, güvenlik ve işletme hizmetleri gibi havalimanı operasyonunun diğer alanlarında da faaliyet gösteriyor. Bu çerçevede TAV Havalimanları, Letonya’nın Riga Havalimanı’nda da duty free, yiyecek içecek ve diğer ticari alanların işletmesini gerçekleştiriyor. Şirket 2016’da iştirakleriyle birlikte 808 bin uçak seferine ve 104 milyon yolcuya hizmet sundu.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2C522al
via IFTTT

UTİKAD’tan Ordino Hakkında Bilgilendirme Bir süredir ordino konusunda devam eden değerlendirmelerde, yükün varış yerinde alıcısına fiziki olarak teslim edilmesi ve bu süreçte taşıyanın yük teslim onayının aranması hakkında mevcut mevzuatımıza ters düşen açıklamalar yapılmaktadır. UTİKAD olarak kamuoyuyla, basınla ve üyelerimizle paylaştığımız açıklamalarda bu mekanizmanın ve uygulamanın dayanağı olan ulusal ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası mevzuat hakkında bilgiler verilmiştir. Ancak basında da yer almaya devam eden yanlış değerlendirme ve yorumlar içeren demeçlerde, yükün fiziki teslim sürecinin sadece gümrük idaresinin uhdesinde bir işlem olduğu yorumu yapılarak, aslında 1999’da yasalaşmış olan Gümrük Kanunu’ndan bu yana gümrük mevzuatında zaten yer almayan ordino belgesi mevzuattan sanki bugün yeni çıkartılmış gibi bir algı yaratılmıştır. Oysa mevcut gümrük mevzuatımıza göre ithalat gümrük işlemlerine başlamak ve tamamlamak için gümrük idaresi tarafından ordino veya yük teslim talimat formu gibi bir belge zaten yıllardır aranmamaktadır. Ancak yük tesliminde taşıyanın onayının aranması mekanizması uluslararası taşıma sürecinin vazgeçilmez bir adımıdır. Süregelen yanlış beyanlar UTİKAD’ın konuyla ilgili üçüncü bir açıklama yapması gereğini ortaya çıkarmıştır. Konuyla ilgili olarak Uluslararası Yük Teslim Süreci ve Ordino Belgesi ile ilgili UTİKAD görüşünü içeren basın bültenimizi bilgilerinize sunarız. 12 Aralık 2017 tarihli UTİKAD Basın Bülteni : ULUSLARARASI YÜK TESLİM SÜRECİ VE ORDİNO BELGESİ – 3 ÖZET: 1- Ordino veya yük teslim belgesi Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı organlarının kararlarıyla da onaylanmış hukuki bir belgedir. 2- Ordino veya yük teslim belgesi 1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’ndan bu yana zaten gümrük idareleri tarafından aranan bir belge değildi. 3- Bakanlık yetkilileri de ordino belgesini ve işlevini teyit etmektedirler. 4- İthalat işlemleri sırasında ödenen pek çok başka masraf da ücreti fahiş denilen ordino bedeline dahil edilmeye çalışılmaktadır. 5- Verilen hizmetin sonucu olarak, serbest ekonomi ilkeleri ve piyasa koşullarında belirlenen makul ordino ücreti doğal ve yasaldır. 6- Kamu idaresi, özel sektörün serbest piyasa koşullarında belirlenen ticaretine ilişkin hizmet bedellerine müdahale etmemelidir. Ordino konusunda bir süredir devam eden değerlendirmelerde, yükün varış yerinde alıcısına fiziki olarak teslim edilmesi ve bu süreçte taşıyanın yük teslim onayının aranması hakkında mevcut mevzuatımıza ters düşen açıklamalar yapılmaktadır. UTİKAD olarak kamuoyuyla, basınla ve üyelerimizle paylaştığımız açıklamalarda bu mekanizmanın ve uygulamanın dayanağı olan ulusal ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası mevzuat hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca yük tesliminde taşıyanın onayını gösteren belgenin aranması süreciyle ilgili Yargıtay tarafından onanmış çeşitli mahkeme kararları, T.C. Danıştay 10. Hukuk Dairesi’nin yük tesliminde ordino veya yük teslim talimat formu olarak adlandırılan belgenin aranmasıyla ilgili kararı ve Rekabet Kurumu’nun ordino ücretleriyle ilgili kararları da bilgilendirme amacıyla ilgili paydaşlara iletilmiştir. Ancak basında yer almaya devam eden yanlış değerlendirme ve yorumlar içeren demeçlerde, yükün fiziki teslim sürecinin sadece gümrük idaresinin uhdesinde bir işlem olduğu yorumu yapılarak, aslında 1999’da yasalaşmış olan Gümrük Kanunu’ndan bu yana gümrük mevzuatında zaten yer almayan ordino belgesi mevzuattan sanki bugün yeni çıkartılmış gibi bir algı yaratılmıştır. Oysa mevcut gümrük mevzuatımıza göre ithalat gümrük işlemlerine başlamak ve tamamlamak için gümrük idaresi tarafından ordino veya yük teslim talimat formu gibi bir belge zaten yıllardır aranmamaktadır. Nitekim ordino zaten hiçbir zaman malın gümrük muamelesi ile ilgili bir işlem ya da evrak olmamış, taşımanın sonunda yükün nakliyeci ile ilişkisinin kesildiğini belgeleyen ve gümrük idaresinin de geçici depolama işleticisi olduğu dönemlerde mutlaka aradığı bir evrak olmuştur. Gerek geçmişte gerekse bugün taşıyanın taşımadan doğan haklarının korunmasını sağlayan bir evrak olma hüviyetiyle bugün de bu işlem için geçerliliğini ve hukukiliğini sürdürmektedir. Konuyla ilgili olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde kamu yöneticilerimizin de gümrük işlemleri tamamlandıktan sonra yükün fiziki olarak alıcıya teslim sürecinde taşıyanın onayının aranmasına yönelik herhangi bir tereddüt taşımadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra basında yer alan birtakım demeçlerde, hem ordino belgesi hukuki olmadığı için ücret ödenmemesi gerektiği hem de fahiş ordino ücretleri tahakkuk ettirildiği hususları yer almaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki ordino veya yük teslim belgesi taşıma hizmeti sürecinin sonunda yer alan ve hukuki dayanaklar doğrultusunda üretilen bir belge ve onay mekanizmasıdır; bu sebeple de bir ücreti olması doğaldır. Nitekim taşıma türüne ve verilen hizmetlere göre taşıma firmaları, piyasa koşullarında kendi belirledikleri dokümantasyon veya ordino bedellerini müşterilerine fatura etmektedirler. Öte yandan ordino almak için birkaç bin dolarlarla ifade edilen çok yüksek rakamlar ödenmek zorunda kalındığı yönünde demeçler verilmektedir. Bilinmelidir ki, taşıma sürecinin sonunda, alıcı tarafından taşımadan doğan ücretlerin taşıyana ödenmesi sırasında, varsa navlun ve taşımayla ilgili diğer masrafların yanı sıra ordino ücreti de ödenmektedir. Yani taşıyana ödenen navlun dışındaki rakamlar sadece ordino belge ücretini değil, yükün varış terminalindeki indirme-bindirme-terminal masraflarını, ardiye, iç nakliye ve benzeri diğer hizmetleri de içermektedir. Uygulamada kimi zaman ithalatçılar tarafından masrafların birbirine karıştırıldığı da görülmektedir. Ayrıca gümrük işlemleri sırasında, gümrük müşavirleri müşterisi olan dış ticaret firmaları adına çeşitli kurumlara ithalata ilişkin masraflar da ödemektedir. Bunlar çeşitli kuruluşların ve kamu kurumlarının ithalat işlemlerine ilişkin verdiği hizmetlere ait TSE analiz, deney ve laboratuvar ücretleri, tareks ücretleri, izin belgesi gibi pek çok farklı isim altında tahakkuk ettirilen ücretlerdir. İthalatçı tüm bu işlemler sonucunda, kendisi adına gümrük işlemlerini yürüten gümrük müşavirleri tarafından gerek taşıyıcıya gerekse diğer kurumlara yapılan masrafları öderken, alışkanlıkla bunların tümünü ordino ücreti olarak da isimlendirebilmektedir. Basında yer alan demeçlerde ordino için birkaç bin dolar ücret ödendiği yönünde ifadeler yer almaktadır. Önerimiz bu ifadeyi doğrulayan örnek faturaların da kamuoyuyla paylaşılmasıdır. Haksız kazanca sebep olacak fahiş fiyat uygulamaları UTİKAD tarafından da kesinlikle kabul edilemez. Ancak bu şekilde uygulamalara girişen taşımacı firmalar da basiretli tüccarların ve ithalatçıların bilinçlenmesi ve taşımalarını kendilerinin kontrol ve organize etmesiyle piyasa koşulları dahilinde yok olacaktır. Bir diğer deyişle tüccar basiretli davranmadığı durumlarda, bunun faturasını devlete çıkarmamalı, çözümü devletten beklememelidir. En azından serbest piyasa koşulları ve Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin ikinci fıkrası bunu gerektirir. Dolayısıyla özel hukuk ve sözleşme serbestisi çerçevesinde gönderici-taşıyan-alıcı arasında, yani özel sektör aktörleri arasında yürütülen ticaretin gereği oluşan ordino ücreti dahil çeşitli bedeller, serbest ekonomi rejimini ve ilkelerini uygulayan bir ülkede kamu idaresi tarafından bir tarifeye bağlanmamalı veya bedeli sıfırlanmamalıdır. Aksi takdirde özel sektörün yürüttüğü ticarette bugün ordino, yarın başka bir masraf kaleminin devletçe belirlenmesi gibi bir süreç yaşanmaya başlar ki bu da işin içinden çıkılmaz sorunlar ve hukuki sonuçlar doğuracaktır. Ancak ne olursa olsun, uluslararası ve ulusal mevzuat ve uygulamalarda yer alan, varlığı ve geçerliliği yargı kararlarıyla da onanmış bir işlem olan ordino veya yük teslim belgesinin ve bu belge için istenen ücretin hukuksuzluğuna yönelik kamuoyunu yanlış bilgilendiren söylemlere bir an önce son verilmelidir. 12 Aralık 2017 UTİKAD Hakkında; 1986 yılında kurulan Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD); lojistik sektörünün en önemli sivil toplum kuruluşlarından birisi olarak Türkiye’de ve uluslararası alanda kara, hava, deniz, demiryolu, kombine taşımacılığı ile lojistik hizmetler üreten firmaları aynı çatı altında toplamaktadır. UTİKAD, üyelerine verdiği hizmetlerin yanı sıra, lojistik sektörünün dünya çapındaki en büyük sivil toplum kuruluşu olan Uluslararası Taşıma İşleri Organizatörleri Dernekleri Federasyonu’nun (FIATA) Türkiye temsilciliğini üstlenmiş ve ülkemizi FIATA Yönetim Kurulu’nda temsil etmektedir. Ayrıca Avrupa Taşıma İşleri Organizatörleri, Taşımacılık, Lojistik ve Gümrükleme Hizmetleri Derneği (CLECAT) üyesi ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Lojistik Sağlayıcıları Dernekleri Federasyonu (ECOLPAF) kurucu üyesidir.

Bir süredir ordino konusunda devam eden değerlendirmelerde, yükün varış yerinde alıcısına fiziki olarak teslim edilmesi ve bu süreçte taşıyanın yük teslim onayının aranması hakkında mevcut mevzuatımıza ters düşen açıklamalar yapılmaktadır. UTİKAD olarak kamuoyuyla, basınla ve üyelerimizle paylaştığımız açıklamalarda bu mekanizmanın ve uygulamanın dayanağı olan ulusal ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası mevzuat hakkında bilgiler verilmiştir.

Ancak basında da yer almaya devam eden yanlış değerlendirme ve yorumlar içeren demeçlerde, yükün fiziki teslim sürecinin sadece gümrük idaresinin uhdesinde bir işlem olduğu yorumu yapılarak, aslında 1999’da yasalaşmış olan Gümrük Kanunu’ndan bu yana gümrük mevzuatında zaten yer almayan ordino belgesi mevzuattan sanki bugün yeni çıkartılmış gibi bir algı yaratılmıştır. Oysa mevcut gümrük mevzuatımıza göre ithalat gümrük işlemlerine başlamak ve tamamlamak için gümrük idaresi tarafından ordino veya yük teslim talimat formu gibi bir belge zaten yıllardır aranmamaktadır. Ancak yük tesliminde taşıyanın onayının aranması mekanizması uluslararası taşıma sürecinin vazgeçilmez bir adımıdır.

Süregelen yanlış beyanlar UTİKAD’ın konuyla ilgili üçüncü bir açıklama yapması gereğini ortaya çıkarmıştır.

Konuyla ilgili olarak Uluslararası Yük Teslim Süreci ve Ordino Belgesi ile ilgili UTİKAD görüşünü içeren basın bültenimizi bilgilerinize sunarız.

12 Aralık 2017 tarihli UTİKAD Basın Bülteni :

ULUSLARARASI YÜK TESLİM SÜRECİ VE ORDİNO BELGESİ – 3 ÖZET:

1- Ordino veya yük teslim belgesi Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı organlarının kararlarıyla da onaylanmış hukuki bir belgedir.

2- Ordino veya yük teslim belgesi 1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’ndan bu yana zaten gümrük idareleri tarafından aranan bir belge değildi.

3- Bakanlık yetkilileri de ordino belgesini ve işlevini teyit etmektedirler.

4- İthalat işlemleri sırasında ödenen pek çok başka masraf da ücreti fahiş denilen ordino bedeline dahil edilmeye çalışılmaktadır.

5- Verilen hizmetin sonucu olarak, serbest ekonomi ilkeleri ve piyasa koşullarında belirlenen makul ordino ücreti doğal ve yasaldır.

6- Kamu idaresi, özel sektörün serbest piyasa koşullarında belirlenen ticaretine ilişkin hizmet bedellerine müdahale etmemelidir.

Ordino konusunda bir süredir devam eden değerlendirmelerde, yükün varış yerinde alıcısına fiziki olarak teslim edilmesi ve bu süreçte taşıyanın yük teslim onayının aranması hakkında mevcut mevzuatımıza ters düşen açıklamalar yapılmaktadır. UTİKAD olarak kamuoyuyla, basınla ve üyelerimizle paylaştığımız açıklamalarda bu mekanizmanın ve uygulamanın dayanağı olan ulusal ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası mevzuat hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca yük tesliminde taşıyanın onayını gösteren belgenin aranması süreciyle ilgili Yargıtay tarafından onanmış çeşitli mahkeme kararları, T.C. Danıştay 10. Hukuk Dairesi’nin yük tesliminde ordino veya yük teslim talimat formu olarak adlandırılan belgenin aranmasıyla ilgili kararı ve Rekabet Kurumu’nun ordino ücretleriyle ilgili kararları da bilgilendirme amacıyla ilgili paydaşlara iletilmiştir.

Ancak basında yer almaya devam eden yanlış değerlendirme ve yorumlar içeren demeçlerde, yükün fiziki teslim sürecinin sadece gümrük idaresinin uhdesinde bir işlem olduğu yorumu yapılarak, aslında 1999’da yasalaşmış olan Gümrük Kanunu’ndan bu yana gümrük mevzuatında zaten yer almayan ordino belgesi mevzuattan sanki bugün yeni çıkartılmış gibi bir algı yaratılmıştır. Oysa mevcut gümrük mevzuatımıza göre ithalat gümrük işlemlerine başlamak ve tamamlamak için gümrük idaresi tarafından ordino veya yük teslim talimat formu gibi bir belge zaten yıllardır aranmamaktadır. Nitekim ordino zaten hiçbir zaman malın gümrük muamelesi ile ilgili bir işlem ya da evrak olmamış, taşımanın sonunda yükün nakliyeci ile ilişkisinin kesildiğini belgeleyen ve gümrük idaresinin de geçici depolama işleticisi olduğu dönemlerde mutlaka aradığı bir evrak olmuştur.

Gerek geçmişte gerekse bugün taşıyanın taşımadan doğan haklarının korunmasını sağlayan bir evrak olma hüviyetiyle bugün de bu işlem için geçerliliğini ve hukukiliğini sürdürmektedir.

Konuyla ilgili olarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı yetkilileriyle yaptığımız görüşmelerde kamu yöneticilerimizin de gümrük işlemleri tamamlandıktan sonra yükün fiziki olarak alıcıya teslim sürecinde taşıyanın onayının aranmasına yönelik herhangi bir tereddüt taşımadığı görülmüştür.

Bunun yanı sıra basında yer alan birtakım demeçlerde, hem ordino belgesi hukuki olmadığı için ücret ödenmemesi gerektiği hem de fahiş ordino ücretleri tahakkuk ettirildiği hususları yer almaktadır.

Öncelikle belirtmek gerekir ki ordino veya yük teslim belgesi taşıma hizmeti sürecinin sonunda yer alan ve hukuki dayanaklar doğrultusunda üretilen bir belge ve onay mekanizmasıdır; bu sebeple de bir ücreti olması doğaldır. Nitekim taşıma türüne ve verilen hizmetlere göre taşıma firmaları, piyasa koşullarında kendi belirledikleri dokümantasyon veya ordino bedellerini müşterilerine fatura etmektedirler.

Öte yandan ordino almak için birkaç bin dolarlarla ifade edilen çok yüksek rakamlar ödenmek zorunda kalındığı yönünde demeçler verilmektedir. Bilinmelidir ki, taşıma sürecinin sonunda, alıcı tarafından taşımadan doğan ücretlerin taşıyana ödenmesi sırasında, varsa navlun ve taşımayla ilgili diğer masrafların yanı sıra ordino ücreti de ödenmektedir. Yani taşıyana ödenen navlun dışındaki rakamlar sadece ordino belge ücretini değil, yükün varış terminalindeki indirme-bindirme-terminal masraflarını, ardiye, iç nakliye ve benzeri diğer hizmetleri de içermektedir. Uygulamada kimi zaman ithalatçılar tarafından masrafların birbirine karıştırıldığı da görülmektedir.

Ayrıca gümrük işlemleri sırasında, gümrük müşavirleri müşterisi olan dış ticaret firmaları adına çeşitli kurumlara ithalata ilişkin masraflar da ödemektedir. Bunlar çeşitli kuruluşların ve kamu kurumlarının ithalat işlemlerine ilişkin verdiği hizmetlere ait TSE analiz, deney ve laboratuvar ücretleri, tareks ücretleri, izin belgesi gibi pek çok farklı isim altında tahakkuk ettirilen ücretlerdir.

İthalatçı tüm bu işlemler sonucunda, kendisi adına gümrük işlemlerini yürüten gümrük müşavirleri tarafından gerek taşıyıcıya gerekse diğer kurumlara yapılan masrafları öderken, alışkanlıkla bunların tümünü ordino ücreti olarak da isimlendirebilmektedir. Basında yer alan demeçlerde ordino için birkaç bin dolar ücret ödendiği yönünde ifadeler yer almaktadır. Önerimiz bu ifadeyi doğrulayan örnek faturaların da kamuoyuyla paylaşılmasıdır.

Haksız kazanca sebep olacak fahiş fiyat uygulamaları UTİKAD tarafından da kesinlikle kabul edilemez. Ancak bu şekilde uygulamalara girişen taşımacı firmalar da basiretli tüccarların ve ithalatçıların bilinçlenmesi ve taşımalarını kendilerinin kontrol ve organize etmesiyle piyasa koşulları dahilinde yok olacaktır. Bir diğer deyişle tüccar basiretli davranmadığı durumlarda, bunun faturasını devlete çıkarmamalı, çözümü devletten beklememelidir. En azından serbest piyasa koşulları ve Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin ikinci fıkrası bunu gerektirir.

Dolayısıyla özel hukuk ve sözleşme serbestisi çerçevesinde gönderici-taşıyan-alıcı arasında, yani özel sektör aktörleri arasında yürütülen ticaretin gereği oluşan ordino ücreti dahil çeşitli bedeller, serbest ekonomi rejimini ve ilkelerini uygulayan bir ülkede kamu idaresi tarafından bir tarifeye bağlanmamalı veya bedeli sıfırlanmamalıdır. Aksi takdirde özel sektörün yürüttüğü ticarette bugün ordino, yarın başka bir masraf kaleminin devletçe belirlenmesi gibi bir süreç yaşanmaya başlar ki bu da işin içinden çıkılmaz sorunlar ve hukuki sonuçlar doğuracaktır.

Ancak ne olursa olsun, uluslararası ve ulusal mevzuat ve uygulamalarda yer alan, varlığı ve geçerliliği yargı kararlarıyla da onanmış bir işlem olan ordino veya yük teslim belgesinin ve bu belge için istenen ücretin hukuksuzluğuna yönelik kamuoyunu yanlış bilgilendiren söylemlere bir an önce son verilmelidir.

12 Aralık 2017

UTİKAD Hakkında;

1986 yılında kurulan Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD); lojistik sektörünün en önemli sivil toplum kuruluşlarından birisi olarak Türkiye’de ve uluslararası alanda kara, hava, deniz, demiryolu, kombine taşımacılığı ile lojistik hizmetler üreten firmaları aynı çatı altında toplamaktadır. UTİKAD, üyelerine verdiği hizmetlerin yanı sıra, lojistik sektörünün dünya çapındaki en büyük sivil toplum kuruluşu olan Uluslararası Taşıma İşleri Organizatörleri Dernekleri Federasyonu’nun (FIATA) Türkiye temsilciliğini üstlenmiş ve ülkemizi FIATA Yönetim Kurulu’nda temsil etmektedir. Ayrıca Avrupa Taşıma İşleri Organizatörleri, Taşımacılık, Lojistik ve Gümrükleme Hizmetleri Derneği (CLECAT) üyesi ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Lojistik Sağlayıcıları Dernekleri Federasyonu (ECOLPAF) kurucu üyesidir.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2iWaCQx
via IFTTT

Mutfağı Sanatla Buluşturan “Tablodan Tabağa: Gastronomi 3 Duyu Sergisi” Açıldı İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları öğrencileri, yemeği sanatla buluşturdukları yepyeni bir sergi deneyimine imza attı. Öğrencilerin “Tablodan Tabağa: Gastronomi 3 Duyu” ismini verdikleri sergi renkli ve özel bir lansmanla ziyarete açıldı. Küratörlüğünü BİLGİ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dilistan Shipman’ın üstlendiği sergi, 28 Aralık tarihine kadar santralistanbul Kampüsü Enerji Müzesi’nde ziyaret edilebilecek. İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencilerinin, ünlü tablo ve müziklerden ilham alarak hazırladıkları yemeklerin fotoğraflarından oluşan “Tablodan Tabağa: Gastronomi 3 Duyu Sergisi” özel bir lansmanla ziyarete açıldı. Resim, müzik ve edebiyat sanat dallarını mutfakla buluşturan yirmi beş eserin yer aldığı serginin küratörlüğünü BİLGİ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dilistan Shipman üstlendi. Sergi açılışı aynı zamanda BİLGİ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencilerinin canlı müzik performansıyla renklendi. Öğrencilerden oluşan Gastro Cookies isimli grup, yan flüt ve gitarla beraber bir çok mutfak aletini enstrüman şeklinde kullanarak katılımcılara keyif dolu anlar yaşattı. Sergi açılışında konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektör Vekili Ege Yazgan, BİLGİ olarak ilklere imza atan, önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan gurur duyduğunu belirtti. Sergi küratörü İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dilistan Shipman açılışta “Bugün uzun zamandır hayalini kurduğum bir ilki gerçekleştiriyoruz. Sizi bir üçgende yolculuğa davet ediyorum. Bu üçgenin bir ucunda resim, bir ucunda edebiyat, bir diğer ucunda müzik var. Üçgenin tam ortasında ise yemek yer alıyor” dedi. Türkiye’de akademisyen kimliğinden önce “ekmek ustası” olarak anıldığını anlatan Yrd. Doç. Dr. Dilistan, yeni çıkardığı kitabın müjdesini verdi. “Bir Lokma Ekmek Bir Yudum Çay” isimli son kitabının sergi açılışında elde edilecek gelirinin yüzde 10’unu ihtiyaç sahibi öğrencilerin yararlanacağı kumbaraya aktarılacağını vurguladı. Lansmana sanatçı Selami Şahin, fotoğrafçı Mehmet Turgut, Öztiryakiler şirketi sahibi Tahsin Öztiryaki, TÜRES Genel Başkanı Ramazan Bingöl, ünlü şef ve yazar Elif Edes Tapan, yazar Sevim Gökyıldız’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen ve gastronomi sektörünün önde gelen isimleri katıldı. Resim, müzik ve edebiyat sanat dallarını mutfakla buluşturan sergi, 28 Aralık 2017 tarihine kadar santralistanbul Kampüsü, Enerji Müzesi’nde ziyaret edilebilecek. Sergide ziyaretçiler, öğrencilerin esinlendiği tabloyu inceleyip, tablonun hikâyesini okurken ilham katan müziği de dinleyebilecekler.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları öğrencileri, yemeği sanatla buluşturdukları yepyeni bir sergi deneyimine imza attı. Öğrencilerin “Tablodan Tabağa: Gastronomi 3 Duyu” ismini verdikleri sergi renkli ve özel bir lansmanla ziyarete açıldı. Küratörlüğünü BİLGİ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dilistan Shipman’ın üstlendiği sergi, 28 Aralık tarihine kadar santralistanbul Kampüsü Enerji Müzesi’nde ziyaret edilebilecek.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencilerinin, ünlü tablo ve müziklerden ilham alarak hazırladıkları yemeklerin fotoğraflarından oluşan “Tablodan Tabağa: Gastronomi 3 Duyu Sergisi” özel bir lansmanla ziyarete açıldı. Resim, müzik ve edebiyat sanat dallarını mutfakla buluşturan yirmi beş eserin yer aldığı serginin küratörlüğünü BİLGİ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dilistan Shipman üstlendi. Sergi açılışı aynı zamanda BİLGİ Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencilerinin canlı müzik performansıyla renklendi. Öğrencilerden oluşan Gastro Cookies isimli grup, yan flüt ve gitarla beraber bir çok mutfak aletini enstrüman şeklinde kullanarak katılımcılara keyif dolu anlar yaşattı.

Sergi açılışında konuşan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektör Vekili Ege Yazgan, BİLGİ olarak ilklere imza atan, önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan gurur duyduğunu belirtti.

Sergi küratörü İstanbul Bilgi Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Dilistan Shipman açılışta “Bugün uzun zamandır hayalini kurduğum bir ilki gerçekleştiriyoruz. Sizi bir üçgende yolculuğa davet ediyorum. Bu üçgenin bir ucunda resim, bir ucunda edebiyat, bir diğer ucunda müzik var. Üçgenin tam ortasında ise yemek yer alıyor” dedi. Türkiye’de akademisyen kimliğinden önce “ekmek ustası” olarak anıldığını anlatan Yrd. Doç. Dr. Dilistan, yeni çıkardığı kitabın müjdesini verdi. “Bir Lokma Ekmek Bir Yudum Çay” isimli son kitabının sergi açılışında elde edilecek gelirinin yüzde 10’unu ihtiyaç sahibi öğrencilerin yararlanacağı kumbaraya aktarılacağını vurguladı.

Lansmana sanatçı Selami Şahin, fotoğrafçı Mehmet Turgut, Öztiryakiler şirketi sahibi Tahsin Öztiryaki, TÜRES Genel Başkanı Ramazan Bingöl, ünlü şef ve yazar Elif Edes Tapan, yazar Sevim Gökyıldız’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen ve gastronomi sektörünün önde gelen isimleri katıldı.

Resim, müzik ve edebiyat sanat dallarını mutfakla buluşturan sergi, 28 Aralık 2017 tarihine kadar santralistanbul Kampüsü, Enerji Müzesi’nde ziyaret edilebilecek. Sergide ziyaretçiler, öğrencilerin esinlendiği tabloyu inceleyip, tablonun hikâyesini okurken ilham katan müziği de dinleyebilecekler.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2BD3W5g
via IFTTT

Mutfağı Sanatla Buluşturan “Tablodan Tabağa: Gastronomi 3 Duyu Sergisi” Açıldı


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2BD3W5g