8 Aralık 2017 Cuma

Necmettin Erbakan Üniversitesinde Sektör Buluşması 7 Aralık Dünya Sivil Havacılık Günü kapsamında TGS yetkilileri Necmettin Erbakan Üniversitesinde Havacılıkta Yer Hizmetleri konulu konferans verildi. Herkes İçin Havacılık Derneği Konya Temsilciliği ve Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrenci topluluklarından HÜRKUŞ TOPLULUĞU’NUN katkılarıyla gerçekleşen programda AHL Dış Hatlar TGS yolcu hizmetleri ve eğitim şefi ve aynı zamanda Arel Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Mustafa Kemal Yılmaz. AHL Dış Hatlar TGS Yolcu Hizmetleri istasyon şefi Hakan Aksoy konuk edildi. 4.Sanayi Devrimiyle zaman ve mesafeler çok değişti Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda ilk sözü Mustafa Kemal Yılmaz aldı. Sektör hakkında genel bilgi verdikten sonra katılımcılara tecrübelerinden bahseden Yılmaz, “Havacılık sektörü diyince aklımıza bir firma geliyor ama onlarca firma var. Sadece hayallerinizi belirlerken veya geleceğe dönük plan yaparken Türkiye hudutlarını düşünmeyiniz. Yakın coğrafyada faaliyet gösteren, Türkiye’ye gelip yılın belli dönemlerinde ilan açıp, mülakat yapıp kendi bünyelerinde Türkiye’den de istihdam sağlayan şirketler var. Geleceğiniz çok açık. Kargo kısmına gelecek olursak, Türkiye’de faaliyet gösteren küresel şirketler var. Kargo temelli bir faaliyet düşünüyorsanız ki bu da sizin bir iş dalınız. Geleceğin önemli iş kollarından biri Hava Kargodur. Bugün ticaret farklı bir noktaya evirilmeye başladı. 4. Sanayi Devrimi ile zaman ve mesafeler çok önemli hala gelmeye başladı.” dedi. İşimiz insan Sözü alan Aksoy, “Yolcu Hizmetleri kanadı olarak işimiz insan. Bütün işlerimizde en önemli şey insan, insanı tanımak ve güler yüz. Bu birimde devam etmek için kesinlikle ve kesinlikle bu işi sevmeniz gerekiyor. İşin içine girdikçe daha da güzel oluyor. Tecrübe olmadan hiçbir şey olmaz. Ve şunu öğrendim milyonların girip çıktığı terde insan sarrafı oluyorsunuz ve en güzeli sabrı öğreniyorsunuz.” şeklinde görüş bildirdi. Kendinize ara hedefler belirleyin Sözlerine devam eden Yılmaz“Kimse yeni mezun birini iyi bir pozisyonda işe almak istemez. Kapıları çalacaksınız. CV nizi adım adım yavaşça örerek dolduracaksınız. Yer hizmetleri kuruluşları sizler için çok büyük bir avantaj. Çünkü havayolu firmalarının hepsi sizin müşteriniz. Personel alacakları zaman kendi operasyonlarına hakim tecrübeli eleman almayı tercih ederler. Önce çaba göstereceksiniz. Dolayısıyla burada size büyük bir sorumluluk düşüyor. Kendinize ara hedefler belirlemelisiniz.”değerlendirmesinde bulundu. Öğrencilerin yoğu ilgi gösterdiği etkinlik, TGS yetkililerinin katılımcıların sorularına yanıt verdikten sonra etkinlik sona erdi.  

7 Aralık Dünya Sivil Havacılık Günü kapsamında TGS yetkilileri Necmettin Erbakan Üniversitesinde Havacılıkta Yer Hizmetleri konulu konferans verildi.

Herkes İçin Havacılık Derneği Konya Temsilciliği ve Necmettin Erbakan Üniversitesi öğrenci topluluklarından HÜRKUŞ TOPLULUĞU’NUN katkılarıyla gerçekleşen programda AHL Dış Hatlar TGS yolcu hizmetleri ve eğitim şefi ve aynı zamanda Arel Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Mustafa Kemal Yılmaz. AHL Dış Hatlar TGS Yolcu Hizmetleri istasyon şefi Hakan Aksoy konuk edildi.

4.Sanayi Devrimiyle zaman ve mesafeler çok değişti

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda ilk sözü Mustafa Kemal Yılmaz aldı. Sektör hakkında genel bilgi verdikten sonra katılımcılara tecrübelerinden bahseden Yılmaz, “Havacılık sektörü diyince aklımıza bir firma geliyor ama onlarca firma var. Sadece hayallerinizi belirlerken veya geleceğe dönük plan yaparken Türkiye hudutlarını düşünmeyiniz. Yakın coğrafyada faaliyet gösteren, Türkiye’ye gelip yılın belli dönemlerinde ilan açıp, mülakat yapıp kendi bünyelerinde Türkiye’den de istihdam sağlayan şirketler var. Geleceğiniz çok açık.

Kargo kısmına gelecek olursak, Türkiye’de faaliyet gösteren küresel şirketler var. Kargo temelli bir faaliyet düşünüyorsanız ki bu da sizin bir iş dalınız. Geleceğin önemli iş kollarından biri Hava Kargodur. Bugün ticaret farklı bir noktaya evirilmeye başladı. 4. Sanayi Devrimi ile zaman ve mesafeler çok önemli hala gelmeye başladı.” dedi.

İşimiz insan

Sözü alan Aksoy, “Yolcu Hizmetleri kanadı olarak işimiz insan. Bütün işlerimizde en önemli şey insan, insanı tanımak ve güler yüz. Bu birimde devam etmek için kesinlikle ve kesinlikle bu işi sevmeniz gerekiyor. İşin içine girdikçe daha da güzel oluyor. Tecrübe olmadan hiçbir şey olmaz. Ve şunu öğrendim milyonların girip çıktığı terde insan sarrafı oluyorsunuz ve en güzeli sabrı öğreniyorsunuz.” şeklinde görüş bildirdi.

Kendinize ara hedefler belirleyin

Sözlerine devam eden Yılmaz“Kimse yeni mezun birini iyi bir pozisyonda işe almak istemez. Kapıları çalacaksınız. CV nizi adım adım yavaşça örerek dolduracaksınız. Yer hizmetleri kuruluşları sizler için çok büyük bir avantaj. Çünkü havayolu firmalarının hepsi sizin müşteriniz. Personel alacakları zaman kendi operasyonlarına hakim tecrübeli eleman almayı tercih ederler. Önce çaba göstereceksiniz. Dolayısıyla burada size büyük bir sorumluluk düşüyor. Kendinize ara hedefler belirlemelisiniz.”değerlendirmesinde bulundu.

Öğrencilerin yoğu ilgi gösterdiği etkinlik, TGS yetkililerinin katılımcıların sorularına yanıt verdikten sonra etkinlik sona erdi.

 



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2iDvADA
via IFTTT

Necmettin Erbakan Üniversitesinde Sektör Buluşması


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2iDvADA

Türk Hava Yolları %79,5 ile tarihinin en yüksek Kasım ayı doluluk oranına ulaştı


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2BNHUc3

Türk Hava Yolları %79,5 ile tarihinin en yüksek Kasım ayı doluluk oranına ulaştı Türk Hava Yolları %79,5 ile tarihinin en yüksek Kasım ayı doluluk oranına ulaştı Açıklanan üçüncü çeyrek finansal sonuçlarına göre tarihinin en başarılı dönemini yaşayan bayrak taşıyıcı havayolu 2017 yılındaki yükseliş ivmesini yılın  son aylarında da sürdürüyor. Küresel taşıyıcı ilk 11 ayda taşıdığı 63,1 milyon yolcu ile 2016 yılının 12 ayında taşıdığı 62,7 milyon yolcu rakamını geride bırakmayı başardı.   Kasım 2017 Trafik Sonuçlarına Göre: Kapasitenin (Arz Edilen Koltuk Kilometre) %9 arttığı Kasım ayında toplam doluluk oranı geçen yılın aynı dönemine göre 5,4 puan gibi önemli bir artışla %79,5, Dış Hat doluluk oranı ise 5,6 puanlık artışla %78,6 olarak gerçekleşmiştir. İç Hat ve Dış Hat uçuşlarımızda Türk Hava Yolları tarihinin en yüksek Kasım ayı yolcu doluluk oranlarına ulaşılmıştır. Temmuz ayında başlayan talepteki (ücretli yolcu kilometre) çift haneli hızlı büyüme %17,1’lik artış ile Kasım ayında da devam etmiştir. Kasım 2016’ya göre, taşınan yolcu sayısı %18,4 artarak 5,3 milyon yolcuya ulaşmıştır. 2015 Kasım ayı ile karşılaştırıldığında da yolcu sayısı %13,4, talep ise %12,4 artmıştır. Dıştan dışa transfer yolcu (transit yolcu) hariç tutulduğunda yurtdışı yolcu sayısında %20,2’lik artış yaşanmıştır. Bu ayda taşınan kargo ve posta hacmi geçen yılın aynı dönemine göre %26,9 artmıştır. Kargodaki bu büyümeye en fazla katkı yapan bölgeler %33,8’lik artış ile Avrupa ve %31,8’lik artış ile Uzak Doğu olmuştur. Kasım ayında geçen yılın aynı dönemine göre tüm bölgelerde yolcu doluluk oranı artış göstermiştir. K.Amerika 8 puan, Orta Doğu 6,4 puan, Uzak Doğu 5,8 puan, Afrika 5,7 puan artarak en fazla artış gösteren bölgeler olmuştur. Ocak-Kasım 2017 Trafik Sonuçları Değerlendirmesi:   Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre talepte %7,2’lik artış yaşanmış, yolcu sayısı da %8,3 artarak 63,1 milyona ulaşmıştır. Toplam Yolcu doluluk oranı Ocak-Kasım döneminde 4,6 puanlık artış ile %79,1 olurken, yurtdışı yolcu doluluğumuz 5 puan artarak %78,3’e ulaşmıştır. Kasım ayındaki kargo ve posta hacmindeki güçlü artış ile birlikte Ocak-Kasım dönemindeki toplam taşınan kargo ve posta geçen yılın aynı dönemine göre %26,3 artarak 1 milyon tona yükselmiştir.

Türk Hava Yolları %79,5 ile tarihinin en yüksek Kasım ayı doluluk oranına ulaştı

Açıklanan üçüncü çeyrek finansal sonuçlarına göre tarihinin en başarılı dönemini yaşayan bayrak taşıyıcı havayolu 2017 yılındaki yükseliş ivmesini yılın  son aylarında da sürdürüyor. Küresel taşıyıcı ilk 11 ayda taşıdığı 63,1 milyon yolcu ile 2016 yılının 12 ayında taşıdığı 62,7 milyon yolcu rakamını geride bırakmayı başardı.

 

Kasım 2017 Trafik Sonuçlarına Göre:

  • Kapasitenin (Arz Edilen Koltuk Kilometre) %9 arttığı Kasım ayında toplam doluluk oranı geçen yılın aynı dönemine göre 5,4 puan gibi önemli bir artışla %79,5, Dış Hat doluluk oranı ise 5,6 puanlık artışla %78,6 olarak gerçekleşmiştir. İç Hat ve Dış Hat uçuşlarımızda Türk Hava Yolları tarihinin en yüksek Kasım ayı yolcu doluluk oranlarına ulaşılmıştır.

  • Temmuz ayında başlayan talepteki (ücretli yolcu kilometre) çift haneli hızlı büyüme %17,1’lik artış ile Kasım ayında da devam etmiştir.

  • Kasım 2016’ya göre, taşınan yolcu sayısı %18,4 artarak 5,3 milyon yolcuya ulaşmıştır. 2015 Kasım ayı ile karşılaştırıldığında da yolcu sayısı %13,4, talep ise %12,4 artmıştır.

  • Dıştan dışa transfer yolcu (transit yolcu) hariç tutulduğunda yurtdışı yolcu sayısında %20,2’lik artış yaşanmıştır.

  • Bu ayda taşınan kargo ve posta hacmi geçen yılın aynı dönemine göre %26,9 artmıştır. Kargodaki bu büyümeye en fazla katkı yapan bölgeler %33,8’lik artış ile Avrupa ve %31,8’lik artış ile Uzak Doğu olmuştur.

  • Kasım ayında geçen yılın aynı dönemine göre tüm bölgelerde yolcu doluluk oranı artış göstermiştir. K.Amerika 8 puan, Orta Doğu 6,4 puan, Uzak Doğu 5,8 puan, Afrika 5,7 puan artarak en fazla artış gösteren bölgeler olmuştur.

Ocak-Kasım 2017 Trafik Sonuçları Değerlendirmesi:

 

  • Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine göre talepte %7,2’lik artış yaşanmış, yolcu sayısı da %8,3 artarak 63,1 milyona ulaşmıştır.

  • Toplam Yolcu doluluk oranı Ocak-Kasım döneminde 4,6 puanlık artış ile %79,1 olurken, yurtdışı yolcu doluluğumuz 5 puan artarak %78,3’e ulaşmıştır.

  • Kasım ayındaki kargo ve posta hacmindeki güçlü artış ile birlikte Ocak-Kasım dönemindeki toplam taşınan kargo ve posta geçen yılın aynı dönemine göre %26,3 artarak 1 milyon tona yükselmiştir.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2BNHUc3
via IFTTT

GÖZYAŞI O KADAR DA MASUM DEĞİL..! Sevinirken, üzülürken, hayal kırıklığına uğrarken, canınız acıdığında, sarıldığınızda, ayrıldığınızda ağlıyorsanız Psikoloji Bilim Doktoru Dr. Zafer Akıncı’nın size bir haberi var. Gözyaşlarınızın içindeki kimyasalların içeriği ağladığınız sebebe göre değişim gösteriyor. Hatta masum sanılan o gözyaşı, bazı durumlarda ağzınıza gidiyorsa, zehir bile olabiliyor… Psikoloji Bilim Doktoru Dr. Zafer Akıncı, gözyaşına dair bilinmeyenleri bilimsel gerçekler ışığında açıkladı. İnsanların neden ağladığını merak ettiniz mi? Bilim bu konu ile uzun süredir yakından ilgileniyor. Burada gözlerin yaşarması ile ağlamayı ayırt etmek gerekiyor. Davranışsal nörolog olan Michael Trimble insanların gözlerinden 3 tip yaş geldiğini bilimsel olarak açıklıyor. Bu açıklamaya göre birinci gözyaşı “bazal gözyaşı sistemi” diye bilinen ve gözlerin sağlığını ve işlevselliğini sürdürebileceği biyolojik ortamın oluşturulması amaçlı salgılanan gözyaşı türüdür. İkinci tür gözyaşı ise temel bir biyolojik savun sistemi olan “refleks gözyaşı sistemidir”. Soğan doğrama esnasında salgıladığımız gözyaşı türüdür. Üçündü tür gözyaşı ise “duygusal gözyaşı sistemi” diye bilinen insanların duygusal durumlarının bir tür dışa vurumu olarak nitelendirilir. Duygusal gözyaşı salgılandığında biz bunu ağlamak olarak tanımlarız. Ağlamanın Çok Çeşidi Var Yaş fark etmeksizin hepimizin ortak yaptığı birkaç şeyden birisi hiç şüphesiz ağlamaktır. Ağlamak çoğunlukla hüzünle eşleştirilmiştir. Aslında ağlamanın bir çok çeşidi vardır. Mutluluktan ağlama, hüzünden ağlama, bir yerin acımasından ağlama,… Ağlamayı kimyasal bir tepkime olarak görsek de, bu tepkimeler iç dünyamızın stresini, heyecanını, aşırı yükselen duygularını dışarı vurmak olarak tanımlayabiliriz. Bilim insanları inanılmaz bir şekilde gözyaşının içeriğinin değişik zamanlardaki ağlamalarda farklı olduğunu ortaya çıkardı. Bunun anlamı bir kişi hangi gerekçe ile ağlıyorsa gözyaşı içeriği ona göre şekilleniyordu. Ağlama Mutluluğu Artırır Tillburg Üniversitesinden Dr. Vingerhoets ve arkadaşları 3000 den fazla gözyaşının içeriğini ve ağlayan kişilerdeki etkisin incelediler. Sonuç gerçekten çok ilginçti. Ağlama türüne göre gözyaşı içeriği değişiyor ve ağlama sonrası, bu kişilerde mutluluk hormonunda anlamlı oranda bir yükselme gösteriyordu. Bir başka deyişle kişiler ağladıklarında içlerinde zehri bir yönü ile dışarı atmış oluyorlardı. Soğan Kaynaklı Ağlama Dr. Willia Frey bu çalışmaları biraz daha ileriye götürdü. Soğandan kaynaklı ağlama ile duygusal filmlerden sonraki ağlamanın biyokimyasal analizlerine baktığında, çok şaşırtıcı bir durum olduğunu ortaya koymuş oldu. Kendi deyimiyle “ağlama, insanda atıkları ve zararlı maddeleri dışarıya atmanın iyi bir yolu” diyerek ağlamanın rahatlatıcı etkisini aslında sadece psikolojik değil, aynı zamanda fizyolojik bir temizlenmenin de temeli olduğunu ortaya koydu. Gözyaşınızı Yutmayın Hatta psikolojik olarak negatif duyguları yükselmiş birisinin, ağlayarak psikolojik ve biyolojik bu negatif duyguların etkisinden kurtuluyordu. Bu yüzden bir çok bilim insanı ağlarken ağzınıza giren gözyaşını yutmanın çok da doğru olmadığından bahsediyorlar. Yani üzülüyorsanız mutlaka ağlamalısınız. Ağlamak sizi fiziki ve ruhsal olarak rahatlatacaktır. Ağlarken yaşanan bu fiziksel ve psikolojik rahatlama olgusuna bilim “katarsis etkisi” olarak tanımlıyor. Kimin Yanında Ağladığınıza Dikkat Edin Ne yazık ki doğu kültürünün etkisinde olan bizler, ağlamaktan utanmak gibi gereksiz bir güçlü görünme çabası içerisindeyiz. Hatta Biyolog Oren Hasson’unu bir çalışmasında ağlananın psikolojik ve duygusal bağlayıcı etkisinden bahsediyor. Hatta bunun deneysel çalışmalarını da yapıyor. Bu durum, eğer bir kişinin yanında ağlıyorsanız o kişiye karşı otomatik bir psikolojik ve duygusal bağlanma eğilimi oluşturuyorsunuz anlamına geliyor. Hele bir de siz ağlarken yanında olduğunuz kişi size şefkatli temasla birlikte destek oluyorsa, ona karşı güçlü güven ve bağlanma duygusu yaşama ihtimaliniz çok güçleniyor demektir. Yani kimin yanında ağladığınıza çok dikkat edin. Çünkü belirli bir tekrardan sonra duygusal kontrolünüzü kaybedebilirsiniz.

Sevinirken, üzülürken, hayal kırıklığına uğrarken, canınız acıdığında, sarıldığınızda, ayrıldığınızda ağlıyorsanız Psikoloji Bilim Doktoru Dr. Zafer Akıncı’nın size bir haberi var. Gözyaşlarınızın içindeki kimyasalların içeriği ağladığınız sebebe göre değişim gösteriyor. Hatta masum sanılan o gözyaşı, bazı durumlarda ağzınıza gidiyorsa, zehir bile olabiliyor… Psikoloji Bilim Doktoru Dr. Zafer Akıncı, gözyaşına dair bilinmeyenleri bilimsel gerçekler ışığında açıkladı.

İnsanların neden ağladığını merak ettiniz mi? Bilim bu konu ile uzun süredir yakından ilgileniyor. Burada gözlerin yaşarması ile ağlamayı ayırt etmek gerekiyor. Davranışsal nörolog olan Michael Trimble insanların gözlerinden 3 tip yaş geldiğini bilimsel olarak açıklıyor.

Bu açıklamaya göre birinci gözyaşı “bazal gözyaşı sistemi” diye bilinen ve gözlerin sağlığını ve işlevselliğini sürdürebileceği biyolojik ortamın oluşturulması amaçlı salgılanan gözyaşı türüdür.

İkinci tür gözyaşı ise temel bir biyolojik savun sistemi olan “refleks gözyaşı sistemidir”. Soğan doğrama esnasında salgıladığımız gözyaşı türüdür.

Üçündü tür gözyaşı ise “duygusal gözyaşı sistemi” diye bilinen insanların duygusal durumlarının bir tür dışa vurumu olarak nitelendirilir. Duygusal gözyaşı salgılandığında biz bunu ağlamak olarak tanımlarız.

Ağlamanın Çok Çeşidi Var

Yaş fark etmeksizin hepimizin ortak yaptığı birkaç şeyden birisi hiç şüphesiz ağlamaktır. Ağlamak çoğunlukla hüzünle eşleştirilmiştir. Aslında ağlamanın bir çok çeşidi vardır.

Mutluluktan ağlama, hüzünden ağlama, bir yerin acımasından ağlama,…

Ağlamayı kimyasal bir tepkime olarak görsek de, bu tepkimeler iç dünyamızın stresini, heyecanını, aşırı yükselen duygularını dışarı vurmak olarak tanımlayabiliriz.

Bilim insanları inanılmaz bir şekilde gözyaşının içeriğinin değişik zamanlardaki ağlamalarda farklı olduğunu ortaya çıkardı. Bunun anlamı bir kişi hangi gerekçe ile ağlıyorsa gözyaşı içeriği ona göre şekilleniyordu.

Ağlama Mutluluğu Artırır

Tillburg Üniversitesinden Dr. Vingerhoets ve arkadaşları 3000 den fazla gözyaşının içeriğini ve ağlayan kişilerdeki etkisin incelediler. Sonuç gerçekten çok ilginçti. Ağlama türüne göre gözyaşı içeriği değişiyor ve ağlama sonrası, bu kişilerde mutluluk hormonunda anlamlı oranda bir yükselme gösteriyordu.

Bir başka deyişle kişiler ağladıklarında içlerinde zehri bir yönü ile dışarı atmış oluyorlardı.

Soğan Kaynaklı Ağlama

Dr. Willia Frey bu çalışmaları biraz daha ileriye götürdü. Soğandan kaynaklı ağlama ile duygusal filmlerden sonraki ağlamanın biyokimyasal analizlerine baktığında, çok şaşırtıcı bir durum olduğunu ortaya koymuş oldu.

Kendi deyimiyle “ağlama, insanda atıkları ve zararlı maddeleri dışarıya atmanın iyi bir yolu” diyerek ağlamanın rahatlatıcı etkisini aslında sadece psikolojik değil, aynı zamanda fizyolojik bir temizlenmenin de temeli olduğunu ortaya koydu.

Gözyaşınızı Yutmayın

Hatta psikolojik olarak negatif duyguları yükselmiş birisinin, ağlayarak psikolojik ve biyolojik bu negatif duyguların etkisinden kurtuluyordu.

Bu yüzden bir çok bilim insanı ağlarken ağzınıza giren gözyaşını yutmanın çok da doğru olmadığından bahsediyorlar.

Yani üzülüyorsanız mutlaka ağlamalısınız. Ağlamak sizi fiziki ve ruhsal olarak rahatlatacaktır. Ağlarken yaşanan bu fiziksel ve psikolojik rahatlama olgusuna bilim “katarsis etkisi” olarak tanımlıyor.

Kimin Yanında Ağladığınıza Dikkat Edin

Ne yazık ki doğu kültürünün etkisinde olan bizler, ağlamaktan utanmak gibi gereksiz bir güçlü görünme çabası içerisindeyiz. Hatta Biyolog Oren Hasson’unu bir çalışmasında ağlananın psikolojik ve duygusal bağlayıcı etkisinden bahsediyor. Hatta bunun deneysel çalışmalarını da yapıyor.

Bu durum, eğer bir kişinin yanında ağlıyorsanız o kişiye karşı otomatik bir psikolojik ve duygusal bağlanma eğilimi oluşturuyorsunuz anlamına geliyor.

Hele bir de siz ağlarken yanında olduğunuz kişi size şefkatli temasla birlikte destek oluyorsa, ona karşı güçlü güven ve bağlanma duygusu yaşama ihtimaliniz çok güçleniyor demektir.

Yani kimin yanında ağladığınıza çok dikkat edin. Çünkü belirli bir tekrardan sonra duygusal kontrolünüzü kaybedebilirsiniz.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kDGLjL
via IFTTT

GÖZYAŞI O KADAR DA MASUM DEĞİL..!


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kDGLjL

0-2 yaş arası bebekleri olan anne babalar dikkat! ZEKA GELİŞİMİNİ ARTIRACAK 5 ÖNEMLİ ÖNERİ Anne babalar olarak çocuklarımızın beden ve ruh sağlığını geliştirmek her zaman öncelikli amacımızı oluşturuyor. Ancak zeka gelişimine katkıda bulunacak çabalardan da geri durmuyoruz. Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol, çocuklarda zekayı geliştirecek en önemli unsurun konuşmak, şarkı söylemek gibi karşılıklı etkileşim olduğunu söylüyor. Sağlıklı bedensel gelişimlerini sürdüren çocukların zeka gelişimleri de beraberinde geliyor. Ancak anne babalar olarak “daha zeki çocuklarımız olsun” dürtüsüyle bu yönde çaba göstermekten de kendimizi alamıyoruz. Araştırmalar, aslında bunun için ekstra bir çaba sarf etmeye de gerek olmadığını gösteriyor. Kullanabileceğimiz en önemli araç sevgimiz ve vereceğimiz güven…Onlarla konuşmak, oyun oynamak, şarkı söylemek gibi karşılıklı etkileşim kurmak, çocuklarımızın zeka gelişimi için en önemli katkı oluyor. Bunun yanı sırası hamilelikten itibaren alacağımız önlemler ve doğru alışkanlıklar konusunda Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol,şu önerilerde bulunuyor… Hamilelikte dengeli beslenin Beynimizde milyonlarca nöron bulunuyor ve zeka gelişimi bu nöronlar arasında yapılan bağlantıların yani sinapsların artması olarak tanımlanıyor. Bu gelişim hamilelik döneminden itibaren başlıyor. Dolayısıyla anne adayının sağlığı bebeğin beyin gelişimini de direkt olarak etkiliyor. Bu nedenle öncelikle düzenli sağlık kontrollerinin ihmal etmeyin ve sağlıklı beslenmeye önem verin. Folik asit ve omega eksikliği varsa bunlar takviye edin. Bebeğin beyin gelişimini negatif yönde etkilediği için hamilelik ve emzirme boyunca alkol ve sigaradan uzak durun. Sizin salgıladığınız mutluluk hormonunun bebeğinizi de etkileyeceğini unutmayın. Onunla sohbet edin, birlikte müzik dinleyin ve mümkün olduğunca stresten uzak durun. Mutlaka emzirin Zeka gelişiminde en önemli sermayenin anne sütü olduğunu söyleyen Dr. Reyhan Erol, bu fırsatı iyi kullanmak gerektiğini belirterek şunları anlatıyor: “Araştırmalar anne sütünün zeka gelişimi üzerindeki etkisini gösteriyor. Özellikle okul çağı çocuklarının performansında anne sütü almış olmak önemli bir fark yaratıyor. Bununla birlikte emzirme anında anneye dokunan ve göz teması kuran bebeğin beynindeki kan akımı ve sinaps denen nöronlar arası bağlantılar artıyor. Ayrıca emzirme sürecinde annenin bebeğiyle yumuşak bir ses tonuyla konuşması, gülmesi, ona dokunması da öğrenme ve hafızayı da barındıran, genel olarak limbik sistem olarak bilinen yapıyı etkilediği biliniyor.” Yeterli ve kaliteli uyku almasını sağlayın Bebeklikten itibaren çocukluğun her döneminde yeterli ve kesintisiz uyku, bedensel gelişim kadar beyin gelişimi için de son derece değer taşıyor. Bu nedenle çocukların kaliteli uyku almalarını sağlamak için gerekli ortamı oluşturmaya özen gösterin. Ayrıca, tiroit bezinin iyi çalışmaması durumunda zeka geriliği riski doğduğu için, doğumdan hemen sonra bebekten topuk kanı alınarak değerlendirme yapılmasını sağlayın. 0-2 yaş arasında televizyon izlettirmeyin Beyin gelişiminin yüzde 70-80’ilk bölümü ilk iki yaş döneminde tamamlanıyor. Dolayısıyla özelikle bu dönem gelişimi olumsuz etkileyebilecek uyaranlardan uzak durmak önem taşıyor. Zekayı negatif yönde etkileyen unsurların başında da televizyon geliyor. Bu nedenle hayatın ilk yıllarında çocukları televizyondan mümkün olduğunca uzak tutun. İki yaşından sonra da günde en fazla bir saat televizyon izlettirin ve bunu birlikte yapın. Ve çocuğunuzla izlediği şey hakkında konuşarak, sorular sorun ve cevap vermesini sağlayarak etkileşiminizi sürdürün. Dünyayı dokunarak öğrenmesine izin verin Çocukların öğrenme süreçlerinde özellikle bir yaşından sonra eller çok önemli bir araç oluyor. Bu dönemde çocukların dünyayı dokunarak anlamaya çalıştıklarını hatırlatan Dr. Reyhan Erol, “Çocuklar bu yüzden ellerine aldıkları her şeyi ağızlarına götürüyor. Ve tüm bu bilgiler beyne aktarılıyor. Bu nedenle çocuğun güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde, her şeye dokunmasına izin vermek gerekiyor. Aksi şekilde davranmak ise beyin gelişimini ters yönde etkileyebiliyor” diyor. Ayrıca bu dönemde çocukları mümkün olduğunca anlamaya çalışmak ve her şeye ‘hayır’ dememeye de özen göstermek önem taşıyor. Sevdiği aktiviteleri yaptırın Çocuktan gelen uyarılara her zaman kulak vermek gerekiyor. Onun da birey olduğunu ve söz hakkının bulunduğunu unutmayın. Yedi aylık bebeğinizin bile yemeğini kendi başına yeme çabasını desteklemek için eline kaşık vermeniz, hem özgüvenini, hem de zekasını geliştirmeye yardım edecektir. Okul çağındaki çocukları da sevdiği spor aktivitelerine yönlendirerek, arkadaşlarıyla ve evde oyun oynayacak zaman için izin vererek gelişimlerine önemli katkı sağlayabilirsiniz. Bu arada onunla göz teması kuracak ve karşılıklı etkileşim sağlayacak her türlü fırsatı değerlendirin.

ZEKA GELİŞİMİNİ ARTIRACAK 5 ÖNEMLİ ÖNERİ

Anne babalar olarak çocuklarımızın beden ve ruh sağlığını geliştirmek her zaman öncelikli amacımızı oluşturuyor. Ancak zeka gelişimine katkıda bulunacak çabalardan da geri durmuyoruz. Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol, çocuklarda zekayı geliştirecek en önemli unsurun konuşmak, şarkı söylemek gibi karşılıklı etkileşim olduğunu söylüyor.

Sağlıklı bedensel gelişimlerini sürdüren çocukların zeka gelişimleri de beraberinde geliyor. Ancak anne babalar olarak “daha zeki çocuklarımız olsun” dürtüsüyle bu yönde çaba göstermekten de kendimizi alamıyoruz. Araştırmalar, aslında bunun için ekstra bir çaba sarf etmeye de gerek olmadığını gösteriyor. Kullanabileceğimiz en önemli araç sevgimiz ve vereceğimiz güven…Onlarla konuşmak, oyun oynamak, şarkı söylemek gibi karşılıklı etkileşim kurmak, çocuklarımızın zeka gelişimi için en önemli katkı oluyor. Bunun yanı sırası hamilelikten itibaren alacağımız önlemler ve doğru alışkanlıklar konusunda Acıbadem Ankara Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Reyhan Erol,şu önerilerde bulunuyor…

Hamilelikte dengeli beslenin

Beynimizde milyonlarca nöron bulunuyor ve zeka gelişimi bu nöronlar arasında yapılan bağlantıların yani sinapsların artması olarak tanımlanıyor. Bu gelişim hamilelik döneminden itibaren başlıyor. Dolayısıyla anne adayının sağlığı bebeğin beyin gelişimini de direkt olarak etkiliyor. Bu nedenle öncelikle düzenli sağlık kontrollerinin ihmal etmeyin ve sağlıklı beslenmeye önem verin. Folik asit ve omega eksikliği varsa bunlar takviye edin. Bebeğin beyin gelişimini negatif yönde etkilediği için hamilelik ve emzirme boyunca alkol ve sigaradan uzak durun. Sizin salgıladığınız mutluluk hormonunun bebeğinizi de etkileyeceğini unutmayın. Onunla sohbet edin, birlikte müzik dinleyin ve mümkün olduğunca stresten uzak durun.

Mutlaka emzirin

Zeka gelişiminde en önemli sermayenin anne sütü olduğunu söyleyen Dr. Reyhan Erol, bu fırsatı iyi kullanmak gerektiğini belirterek şunları anlatıyor: “Araştırmalar anne sütünün zeka gelişimi üzerindeki etkisini gösteriyor. Özellikle okul çağı çocuklarının performansında anne sütü almış olmak önemli bir fark yaratıyor. Bununla birlikte emzirme anında anneye dokunan ve göz teması kuran bebeğin beynindeki kan akımı ve sinaps denen nöronlar arası bağlantılar artıyor. Ayrıca emzirme sürecinde annenin bebeğiyle yumuşak bir ses tonuyla konuşması, gülmesi, ona dokunması da öğrenme ve hafızayı da barındıran, genel olarak limbik sistem olarak bilinen yapıyı etkilediği biliniyor.”

Yeterli ve kaliteli uyku almasını sağlayın

Bebeklikten itibaren çocukluğun her döneminde yeterli ve kesintisiz uyku, bedensel gelişim kadar beyin gelişimi için de son derece değer taşıyor. Bu nedenle çocukların kaliteli uyku almalarını sağlamak için gerekli ortamı oluşturmaya özen gösterin. Ayrıca, tiroit bezinin iyi çalışmaması durumunda zeka geriliği riski doğduğu için, doğumdan hemen sonra bebekten topuk kanı alınarak değerlendirme yapılmasını sağlayın.

0-2 yaş arasında televizyon izlettirmeyin

Beyin gelişiminin yüzde 70-80’ilk bölümü ilk iki yaş döneminde tamamlanıyor. Dolayısıyla özelikle bu dönem gelişimi olumsuz etkileyebilecek uyaranlardan uzak durmak önem taşıyor. Zekayı negatif yönde etkileyen unsurların başında da televizyon geliyor. Bu nedenle hayatın ilk yıllarında çocukları televizyondan mümkün olduğunca uzak tutun. İki yaşından sonra da günde en fazla bir saat televizyon izlettirin ve bunu birlikte yapın. Ve çocuğunuzla izlediği şey hakkında konuşarak, sorular sorun ve cevap vermesini sağlayarak etkileşiminizi sürdürün.

Dünyayı dokunarak öğrenmesine izin verin

Çocukların öğrenme süreçlerinde özellikle bir yaşından sonra eller çok önemli bir araç oluyor. Bu dönemde çocukların dünyayı dokunarak anlamaya çalıştıklarını hatırlatan Dr. Reyhan Erol, “Çocuklar bu yüzden ellerine aldıkları her şeyi ağızlarına götürüyor. Ve tüm bu bilgiler beyne aktarılıyor. Bu nedenle çocuğun güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde, her şeye dokunmasına izin vermek gerekiyor. Aksi şekilde davranmak ise beyin gelişimini ters yönde etkileyebiliyor” diyor. Ayrıca bu dönemde çocukları mümkün olduğunca anlamaya çalışmak ve her şeye ‘hayır’ dememeye de özen göstermek önem taşıyor.

Sevdiği aktiviteleri yaptırın

Çocuktan gelen uyarılara her zaman kulak vermek gerekiyor. Onun da birey olduğunu ve söz hakkının bulunduğunu unutmayın. Yedi aylık bebeğinizin bile yemeğini kendi başına yeme çabasını desteklemek için eline kaşık vermeniz, hem özgüvenini, hem de zekasını geliştirmeye yardım edecektir. Okul çağındaki çocukları da sevdiği spor aktivitelerine yönlendirerek, arkadaşlarıyla ve evde oyun oynayacak zaman için izin vererek gelişimlerine önemli katkı sağlayabilirsiniz. Bu arada onunla göz teması kuracak ve karşılıklı etkileşim sağlayacak her türlü fırsatı değerlendirin.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2kBiQBr
via IFTTT