from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2yrHo4L
via IFTTT
havacılık haberleri, havayolu şirketleri ve sivil havacılık ile ilgili meraklarınızı gidermeye, bilgilerinizi güncellemeye davet ediyoruz.
Yolcusunun fenalaşması üzerine havada 7 saat 20 dakika tur atan THY uçağıyla ilgili konuşan eski pilotlar, pilotun güvenli iniş için bunu yapmak zorunda kaldığını söyledi
THY’nin İstanbul-Montreal seferini yaparken, 16 yaşındaki bir yolcunun aniden fenalaşması ile Marmara Denizi üzerinde 7 saat 20 dakika tur atan THY uçağı tartışmalara neden oldu. Yakıt boşaltma sistemi bulunmadığı belirtilen Airbus A330-300 tipi yolcu uçağının, iniş ağırlığına ulaşması için İstanbul semalarında 7 saat 22 dakika tur atmasını değerlendiren uzmanlar ise pilotun güvenli iniş için bunu yapmak zorunda kaldığını söyledi.
‘Riskli durumlar belli’
Emekli Kaptan Pilot Mete Dane, yolcu uçaklarının belli bir iniş-kalkış ağırlıkları olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi: “Boeing marka uçakların kalkış ağırlığı ortalama 77 ton, iniş ağırlıkları ise 64 ton civarındadır. Bu oranlar uçakların türlerine göre birkaç ton fark eder. Yolcu uçaklarının bu limitlerin üzerinde iniş veya kalkış yapmaları durumunda kaza riski doğabilir. Pilotun ‘hemen yakıtı boşaltayım’ deme şansı yok. Bu gibi durumlarda ancak yüksek motor devrine geçip, havada tur atarak yakıtı bitirebilirsiniz. Ancak ortada yangın veya motor arızası gibi bir durum varsa, uçağın iniş ağırlığına ulaşması beklenmeden acil iniş yaparsınız. Kaptan pilot hem 253 yolcunun, hem de uçuş personelinin güvenliğini düşünmek zorunda. Risk almanız gereken durumlar bellidir. Yolcu uçaklarında askeri uçaklardaki gibi yakıt atma sistemi bulunmaz. Pilot güvenli iniş için en doğru olanı yapmıştır.”
‘Başka neden olabilir’
Emekli Kaptan Pilot Gökten Gürel ise tartışma yaratan inişle ilgili şunları dile getirdi: “Dışarıdan bakıldığında havada saatlerce tur atması tuhaf gelebilir. Ancak ortada bilmediğimiz başka nedenler olabilir. Her uçakta yakıt boşaltma sistemi bulunmaz. Ancak motor arızası, yangın veya çok ciddi sorunlar olursa acil iniş riskleri alınabilir. Kaptan pilot mutlaka durum değerlendirmesi yapmıştır.”
Editörün Yorumu
İstanbul Monreal arası 10 saat 30 dakika , uçak İstanbul semalarında 7 saatten fazla uçmuştur. 7 saat 22 dakika süren bir acil iniş tuhaf geliyor. Kaptanlar doğru olanı yapmışlardır muhakkak, 3 saat daha uçsalar Monreal’e varacaklardı.
Değişen yaşam şeklimiz ve beslenme alışkanlıklarımız sağlığımızı etkilemekte obeziteyi, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sık rastlanan önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkartmaktadır.
Obezite, vücutta sağlığı bozacak şekilde anormal ve aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmaktadır. Vücuttaki yağ oranı yüzde 25, kadınlarda ise yüzde 30’un üzerine çıktığında obezite söz konusudur.
Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Abdulcabbar Kartal, obezite hakkında sık sorulanları cevapladı.
Şişmanlık Cerrahisi Nedir?
Beden Kitle İndeksi ya da vücuttaki yağ oranı ölçülerek şişman oldukları belirlenen hastaların kilo vermelerine yardımcı olmak amacıyla sindirim sistemine cerrahi müdahalede bulunulmasına “obezite cerrahisi” ya da “bariatrik cerrahi” denmektedir.
En Uygun Adaylar Kimlerdir?
Öncelikle kişinin en az üç yıldır devam eden obezite şikayetinin bulunması, kronik alkol ve ilaç bağımlılığının bulunmaması ve kabul edilebilir ameliyat riski sınırları içinde olmasıgerekir. Obezite cerrahisi yapılacak bir hastanın aktif bir psikiyatrik hastalığı olmamalıdır.Yaş sınırlaması olmamakla beraber 20-60 yaşları arasında daha güvenle ameliyat yapılabilir. Cerrahi, kilo vermede son çare olarak düşünülmelidir. Obezite cerrahisi hormonal rahatsızlığı olmadığı halde kilo veremeyen, diğer tedavi yöntemlerinde başarı sağlayamayan ya da tekrar kilo almış kişilerin, sağlık durumları bozulmaya başladığında yapılmalıdır..
Şişmanlık Cerrahisi Ameliyatı Nasıl Etkili Oluyor?
Obezite tedavisinde cerrahi yöntemleri temelde gıda alımını azaltan, besinlerin emilimini kısıtlayan ya da her ikisini birden sağlayan yöntemler olarak sınıflandırabiliriz. Kısıtlayıcı ameliyatlarda, midenin hacmi küçültülür; mideye giren gıdaların miktarı ve kişinin yediği gıda miktarı azaltılır. Emilimi azaltan ameliyatlarda, besin emilimini azaltmak için bağırsakların bir kısmı bypass edilir. Ameliyat olan hastanın yapılan ameliyat tipine bağlı olarak aldığı günlük gıda miktarı ve alınan gıdanın bağırsaklarda emilim oranı azalır. Böylece hasta hızlıca kilo verir. Fakat Obezite cerrahisinin kilo verme konusunda kesin ve kalıcı bir etki sağlaması için kişinin önemli bir operasyon geçirdiğinin bilincinde olması, ameliyat sonrasında beslenmesine ve egzersizlerine devam etmesi gerekir.
En Sık Hangi Ameliyat Yapılıyor?
Günümüzde obezite cerrahisinde en sık yapılan iki ameliyat gastrik bypass (mide baypası) ve sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlar laparoskopik olarak, küçük deliklerden yapılabiliyor. Bu yöntem ile daha küçük kesilerle daha az ağrılı ve güvenli bir şekilde ameliyat gerçekleştirilebiliyor. Gastrik bypass ameliyatında ilk olarak mide hacmi küçültülerek hastanın alabileceği yiyecek miktarı azaltılmaktadır. Buna ilave olarak ince barsakların bir kısmı bypass edilmektedir. İnce bağırsakta gıdaların kat ettiği yol kısaldığı için besinlerin emilimi azalmaktadır. Bu ameliyat tekniği yüksek kalorili diyetle beslenme alışkanlığı olan hastalarda daha fazla tercih edilmelidir. Çünkü bu tip hastalar az miktarda ama yüksek kalorili gıdalarla beslenme alışkanlığına sahiptirler.
Tüp Midede Ne Yapılıyor?
Sadece gıda alımını azaltan ameliyatlarla yeterli kilo kaybına ulaşmak mümkün olmayabilir. Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ameliyatında ise midenin büyük kenarı kesilip çıkartılarak bir mide tüpü oluşturulur. Bu teknik ile hem midenin hacmi azaldığı için alınan gıda miktarı azalır hem de çıkartılan mide bölümünden salgılanan ve açlık hormonu olarak tanımlanan GHRELİN hormon seviyesinde düşme sağlandığı için tokluk hissi oluşumu gerçekleşmektedir. Böylece hastaların normal sindirim sistemi bütünlüğü korunarak hızlıca kilo verebilmeleri sağlanabilir.
Dünyada ve Türkiye’de En Çok Gastrik Bypass Ameliyatı Uygulanıyor!
Gastrik bypass ameliyatı yakın zamana kadar Amerika Birleşik Devletler’inde en sık uygulanan ameliyat tekniğiydi. Fakat tüp mide ameliyatı hem daha kolay olması hem de bypass ameliyatına benzer sonuçlar elde edilmeye başlanması nedeniyle hem dünyada hem de ülkemizde en sık uygulanmaya başlanan ameliyat olmuştur.
Ameliyat Uzun Sürüyor Mu?
Ameliyat süresi yapılan ameliyatın tipine, hastanın şişmanlık derecesine ve cerrahi ekibin deneyim ve tecrübesine göre farklılık gösterebilir. Tüp mide ameliyatları genellikle 60-90 dk kadar sürmektedir. Ayrıca hastanın ameliyata hazırlanması ve uyutulması 20-25 dk ve hastanın ameliyattan sonra uyandırılması da 20-25 dk kadar sürmektedir. Gastrik bypass ameliyatında bu süre bir miktar daha uzun olabilmektedir.
Obezite Cerrahisi Sonrası Ne Kadar Sürede Ne Kadar Kilo Verilir?
Laparoskopik gastrik bypass ameliyatlarında iki yıl sonunda beklenen kilo kaybı yaklaşık yüzde 70, sleeve gastrektomi ameliyatında yaklaşık yüzde 60 civarında olup verilen toplam kiloda hastanın ameliyat sonrasındaki uyumu çok önemlidir. Kilo vermedeki başarı hastanın ameliyat sonrası diyet ve egzersiz programına uyması ile doğru orantılıdır.
Ameliyat Sonrası Ne Zaman İşe Dönmek Mümkün?
Obezite ameliyatlarından sonra genellikle hastalarımıza 15 gün ev istirahatı önermekteyiz. Hasta masa başı çalışıyor ise 15 gün sonra işine dönebilmektedir. Yoğun fiziksel aktivite gerektiren işler için ve spora başlamak için yaklaşık 30 gün beklenmesi tavsiye edilir.
Tekrar Kilo Alma Riski Var Mı?
Obezite ameliyatlarından sonra kilo verme yaklaşık 1,5 – 2 sene kadar devam etmektedir. Bazı durumlarda hastalar fazla kilolarını bu süreç tamamlanmadan bir yıl gibi kısa bir sürede verebilmektedir. Ameliyat sonrasında sağlıklı kilo verme ve ideal kilonun korunması için en önemli faktörler dengeli beslenme ve egzersizdir. Bununla beraber uzun dönemde asıl başarı size önerilen tüm kurallara ne kadar uyduğunuza da bağlıdır. Eski beslenme alışkanlıklarını değiştirip, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı edinmek, düzenli egzersiz yapmak, ameliyat sonrası kontrollerini aksatmamak, motivasyonunu bozmamak ve gerekirse psikolojik destek almak verilen kiloların geri alınmaması için önemlidir.
Şişmanlık Ameliyatlarının Riski Nedir?
Obezite cerrahisi tüm diğer ciddi cerrahi müdahaleler gibi belirli riskler taşır. Standart risk faktörleri hastanın genel sağlık durumu, hastanenin teknik imkanları ve cerrahi ekibin deneyimidir. Obezite ameliyatlarının en sık görülen riskleri kanama, anastomoz kaçakları (zımba hattında kaçak), demir, kalsiyum, vitamin D ve B12 eksiklikleri, beslenme bozuklukları ve safra kesesi taşı oluşumudur. Tüm laparoskopik obezite ameliyatlarından sonra açık cerrahiye dönme ve vücudun belli yerlerinde sarkmalar görülmesi mümkündür.
İyi Dersler Şoför Amca Projesi’nin yeni dönemi başladı. 2017-2018 dönemi boyunca 10 yeni ilde eğitim çalışmalarını gerçekleştirecek olan proje kapsamında 20 bin şoför ve 7 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonları ve Michelin iş birliğiyle “Trafikte Sorumluluk Hareketi” kapsamında gerçekleştirilen ‘İyi Dersler Şoför Amca Projesi’nin yeni dönem çalışmaları başladı. Proje, yeni dönemde de taşımalı eğitim servis şoförlerinin yanı sıra ilkokul öğrencileri, okul yönetimi, öğretmenler ve veliler için de trafik güvenliği konusunda farkındalığı artırıcı çalışmalar düzenlemeye devam edecek. 2017-2018 dönemi boyunca 10 yeni ilde eğitim çalışmalarını gerçekleştirecek olan proje kapsamında 20 bin şoför ve 7 bin öğrenciye ulaşılması hedefleniyor.
Projenin yeni döneminde, ilkokul 4. sınıf öğrencileri için 2 yıldır düzenlenen afiş yarışmasına ek olarak şoförler için bir de sürpriz fotoğraf yarışması düzenlenmesi planlanıyor.
Montana, “Yol ve yolcu güvenliği için çalışmaya devam edeceğiz.”
Marka olarak en büyük sorumluluk alanlarının yol ve yolcu güvenliği sağlamak olduğuna değinen Michelin Türkiye Genel Müdürü Manuel Montana, “2011 yılından bu yana büyük bir mutlulukla içerisinde yer aldığımız ‘İyi Dersler Şoför Amca’ projemizin Türkiye için çok büyük bir önem taşıdığını düşünüyoruz. Taşımalı eğitim, ülkemizi bir bütün olarak ele aldığımızda eğitim sisteminin devamlılığı için gerçek bir ihtiyaç. Bu sistem içerisinde yer alan öğrenciler, uzun saatlerini serviste geçirerek okullarına varıyor ve bu süreçte servis şoförleri çocuklar için bir rol modele dönüşüyor. Biz de İyi Dersler Şoför Amca projesi ile taşımalı eğitim servis şoförlerini “Trafikte Güvenlik”, “Trafikte İletişim ve Davranış” ve “Trafikte İlkyardım” konularında eğitiyor, farkındalık düzeylerini yükseltiyoruz. Her dönem yeni 10 ilde yer alarak projemizin tüm Türkiye’ye yayılmasını umut ediyoruz.” dedi.
10 yeni ilde eğitimler devam edecek
3 yıl içerisinde 30 ilde gerçekleştirilen eğitimler, projenin yeni döneminde Çanakkale, Denizli, Erzurum, Giresun, Hatay, Kahramanmaraş, Sakarya, Şanlıurfa, Tokat ve Yozgat olmak üzere 10 yeni ilde şoförlere ulaşarak “Trafikte Güvenlik”, “Trafikte İletişim ve Davranış” ve “Trafikte İlkyardım” konularında bilinçlendirecek. Eğitimler önceki yıllarda Balıkesir, Edirne, Gaziantep, Isparta, Karabük, Kars, Malatya, Muğla, Nevşehir, Trabzon, Ankara, Bursa, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Samsun, Manisa, Mersin, Sivas, Tekirdağ, Adana, Antalya, Adıyaman, Aydın, Çankırı, İzmir, Kocaeli, Konya, Zonguldak ve Düzce illerinde gerçekleştirilmişti.
Daha fazla bilgi edinmek için: http://ift.tt/2ylGlkO
Economist Intelligence Unit (EIU) tarafından geliştirilen ve küresel pazara yenilikçi ürünler, malzemeler ve hizmetler sunan bilim şirketi DuPont tarafından desteklenen Küresel Gıda Güvenliği Endeksi (GFSI) 2017’de Türkiye bu yıl 113 ülke arasında 49’uncu sırada yer aldı.
Dünyanın dört bir yanındaki gıda sistemlerinin dinamiklerini inceleyerek, gıda güvencesizliğinin altında yatan nedenlerin anlaşılması için ortak bir çerçeve sunan Küresel Gıda Güvenliği Endeksi’nde bu yıl küresel anlamda düşüşler dikkati çekti. Dünya genelinde yaşanan siyasi istikrarsızlıklar, artan göçler ve azalan kamu sektörü yatırımları 2017 genelinde endekste düşüşe neden oldu.
Türkiye ise listede ‘iyi’ performans göster ülkeler arasında yer aldı. Türkiye; Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin (MENA) değerlendirildiği kategoride ise 15 ülke arasında 8. sırada yer aldı. Küresel Gıda Güvenlği Endeksi’nde bu yıl İrlanda ilk sırada gelirken ABD ve İngiltere onu izledi. İrlanda, 2008-2010 döneminde bankacılık sektöründe yaşanan kriz sonrasında ekonomisindeki toparlanmanın yanı sıra, araştırma ve geliştirme alanına istikrarlı ve yüksek oranlarda yapılan kamu yatırımları sayesinde ABD’yi geride bırakarak, GFSI indeksinin zirvesine yerleşti. Burundi’nin en son sırada yer aldığı listede Afrika ülkeleri zayıf performansları ve gıda yardımına giderek artan ihtiyaçları ile dikkat çekti.
2012 yılından bu yana küresel anlamda yapılan ve her yıl ‘satın alınabilirlik’, ‘ulaşılabilirlik’ ve ‘kalite’ faktörleri olmak üzere üç kategoride değerlendirilen endekse bu yıl ‘Doğal Kaynaklar ve Direnç’ faktörleri de eklendi. Endeks, 113 ülkenin tarım alanındaki yatırımlarını, işbirliklerini, politikalarını ve etkilerini 28 farklı gıda güvenliği göstergesine göre ölçümlüyor.
Türkiye’nin en güçlü alanı ‘kalite ve güvenlik’ oldu
Küresel Gıda Güvenliği Endeksi 2017’ye göre Türkiye’nin en yüksek skoru ‘kalite ve güvenlik’ alanında çıkarken onu ‘ulaşılabilirlik’ ve ‘satın alınabilirlik’ kategorileri izledi.
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye’nin en güçlü yönleri; beslenme standartları, küresel açlık sınırı altında yer alan nüfus oranındaki iyileşmeler, gıda güvenliği programlarının varlığı ve çiftçi finansman programlarına ulaşılabilirlik kategorileri oldu.
Satın alınabilirlik kategorisinde ise küresel yoksulluk sınırı altındaki nüfusun oranı, gıda güvenliği programlarının varlığı ve çiftçilerin finansmana erişimi kategorilerinde Türkiye üst sıralarda yer aldı.
Bu yıl endekse yeni eklenen ‘doğal kaynaklar ve direnç’ kategorisinde iklim ile ilgili risklerin ülkelerdeki gıda sistemleri için uzun vadeli tehditler oluşturduğuna dikkat çekildi. Türkiye, ilk defa değerlendirmenin yapıldığı bu kategoride ise 113 ülke arasında 38’inci sırada geldi.
DuPont Türkiye Ülke Müdürü Halide Aydınlık; “DuPont olarak, Türkiye’nin gıda güvenliği konusunda yapılan çalışmalardaki artış ve kalite/güvenlik alanında istikrarlı bir ilerleme kaydettiğini görüyoruz. Ayrıca gıda güvenliği programlarının varlığı ve çiftçilerin finansmana erişimi gibi alanda yapılan çalışmalarla önümüzdeki yıllarda daha üst sıralarda olacağımıza inanıyoruz.” dedi.
Göçler ve tarımda azalan kamu yatırımları küresel düşüşü tetikledi
2017 Küresel Gıda Güvenliği Endeksi’nde bu yıl genel düşüş de dikkati çekiyor. Yükselişe geçen siyasi istikrarsızlık, artan göçler ve azalan kamu sektörü yatırımları 2017 genelinde endekste düşüşe neden oldu. Küresel Gıda Güvenliği İndeksinde (GFSI) yer alan ülkelerin %60’tan fazlası geçtiğimiz yılki puanlarında düşüş yaşadı.
Kamu sektöründen tarıma yapılan yatırımlar gelişmiş ekonomilerde düşmeye devam ederken, öte yandan siyasî istikrar riskinin dünyanın pek çok bölgesinde artmasıyla; endeks dört yıldır artan kazanımların ardından küresel gıda güvenliğinde düşüş kaydetti. En çok dikkati çeken örnekler arasında, okyanusların kabarması sonucu insanların hayatı ve geçim kaynakları üzerinde oluşan etkiler artan oranda büyük nüfus hareketlerine yol açıyor; Bangladeş’te de gözlemlendiği gibi, çok büyük tarım arazileri ortadan kalkıyor.
Küresel Gıda Güvenliği Endeksi, 2012 yılından bu yana Birleşmiş Milletlerin 2030 yılına kadar dünyada açlığı sıfırlama ilkesinden yola çıkarak hazırlanıyor. Açlığa 2030 yılına kadar son verilmesi hedefleyen bu ilke çerçevesinde kamu harcamalarında yıllık ekstra 11 milyar dolar harcanması öngörülüyor. Ancak endekste çıkan sonuçlara göre tarımda kamu yatırımlarında yaşanan düşüşler bu hedefe ulaşılmasını tehdit ediyor.
Endekse bu yıl eklenen Doğal Kaynaklar ve Direnç kategorisinde ise küresel gıda güvenliğinin değişen hava modelleri, kuraklık, artan yağışlar ve su baskınlarıyla karşı karşıya kaldığı tehdide rağmen, kemer sıkma uygulamalarının gelişmiş ekonomilerde standart olmaya devam ettiği vurgulandı. Endekste hükûmetlerin afet riskini azaltma stratejilerine yatırım yapması gerektiğine dikkat çekildi. Öte yandan hem devletlerin hem de özel sektörün bir araya gelip, gelecekteki gıda arzının artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarına yetmesini sağlamak için gereken finansmanı ve inovasyonları ortaya koyması zorunlu olduğuna vurgu yapıldı.
**
2017 yılında da Türkiye’nin en güçlü alanı “Kalite & Güvenlik” oldu