13 Ekim 2017 Cuma

Akıllı değil zeki telefon


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2zjLXw1

Akıllı değil zeki telefon Yapay zeka teknolojisindeki gelişmeler telefonları dönüştürüyor Akıllı değil zeki telefon Yapay zekanın teknoloji sektöründe birçok alanda hayatımıza girmesiyle birlikte, akıllı cihaz pazarında yaşanan rekabet de farklı bir boyuta taşındı. Teknolojinin gelişimi ve tüketici beklentisine paralel olarak dijital dönüşümü destekleyen Huawei, yeni nesil cihazlarda yakaladığı pazar payı başarısını “zeki telefonlar” ile artıracak. “Zeki telefon” tanımıyla akıllı telefon segmentinin ötesine geçmeyi planlayan Huawei, yeni nesil cihazlarına kattığı inovatif özellikleri sayesinde yapay zeka alanındaki başarısına da somut örnekler kazandıracak. Günümüzde teknolojinin yaşamın her alanını etkiliyor. Bunun en yaygın örneği ise cep telefonları. İletişim ve teknoloji alanındaki küresel gelişmeler, tüm cihazların daha iyisini, daha kapasitelisini, daha hızlısını, daha güvenlisini ve daha hesaplısını pazara sunmayı teşvik ediyor. Huawei yenilikçi tutumu ve inovasyona verdiği önem ile içinde olduğu bu yarışta giderek öne çıkarken, teknolojiye liderlik eden bir merkez haline geldi. Huawei’nin geliştirdiği inovasyonlarda son olarak üzerinde çalıştığı ve rekabete hazır olduğu konu ise zeki telefonlar.. Dijital bilgi çağında, her an yanımızda olan akıllı telefonlar geleneksel bir bilgisayarın neredeyse tüm işlevlerini yerine getirebilir hale geldi. Zeka ve etkileşimdeki gelişmeler, akıllı telefon endüstrisindeki dönüşümü yönlendiren iki merkezi güç haline geleceği öngörülüyor. Etkileşim araçları, yapay zeka teknolojisini doğrudan gerçek hayat senaryolarında “kullanılabilir” hale getirmenin merkezinde yer alıyor. Yapay zeka destekli cihazların derin anlama, proaktif hizmet kapasitesi ve hayat boyu öğrenme özellikleri bu konuda ön plana çıkıyor. Yapay zeka ile cihazlar kullanıcıları derinlemesine anlıyor Günümüzde kullanıcılar, birden fazla akıllı cihaz kullanıyor. Sayısal asistanların kullanıcıların gereksinimlerini ve tercihlerini anlaması, cihazlar arasındaki etkileşimleri kontrol etmeye ve yönetmeye yardımcı olabilmesi oldukça önemli bir hale geldi. Bununla beraber yapay zeka kullanıcıları derinlemesine anlayabilme özelliği oldukça ön plana çıktı. Yapay zeka ile birlikte cihazlar reaktif olmaktan proaktif olmaya geçiyor. Böylelikle yapay zeka entegrasyonu bulunan cihazlar proaktif olarak kullanıcıların neye ihtiyaç duyduğunu keşfedebilirken, istediklerini proaktif hizmet konumu olarak bilinen sadece tek bir adımda yapmalarını sağlayabiliyor. Son olarak, yapay zeka destekli cihazlar , tek aşamalı öğrenme yerine sürekli bir öğrenme sürecinde olarak kullanıcı senaryolarındaki değişikliklere uyum sağlayarak görevleri tamamlamak için en uygun yaklaşımı bulabiliyor.

Yapay zeka teknolojisindeki gelişmeler telefonları dönüştürüyor

Akıllı değil zeki telefon

Yapay zekanın teknoloji sektöründe birçok alanda hayatımıza girmesiyle birlikte, akıllı cihaz pazarında yaşanan rekabet de farklı bir boyuta taşındı. Teknolojinin gelişimi ve tüketici beklentisine paralel olarak dijital dönüşümü destekleyen Huawei, yeni nesil cihazlarda yakaladığı pazar payı başarısını “zeki telefonlar” ile artıracak. “Zeki telefon” tanımıyla akıllı telefon segmentinin ötesine geçmeyi planlayan Huawei, yeni nesil cihazlarına kattığı inovatif özellikleri sayesinde yapay zeka alanındaki başarısına da somut örnekler kazandıracak.

Günümüzde teknolojinin yaşamın her alanını etkiliyor. Bunun en yaygın örneği ise cep telefonları. İletişim ve teknoloji alanındaki küresel gelişmeler, tüm cihazların daha iyisini, daha kapasitelisini, daha hızlısını, daha güvenlisini ve daha hesaplısını pazara sunmayı teşvik ediyor.

Huawei yenilikçi tutumu ve inovasyona verdiği önem ile içinde olduğu bu yarışta giderek öne çıkarken, teknolojiye liderlik eden bir merkez haline geldi. Huawei’nin geliştirdiği inovasyonlarda son olarak üzerinde çalıştığı ve rekabete hazır olduğu konu ise zeki telefonlar..

Dijital bilgi çağında, her an yanımızda olan akıllı telefonlar geleneksel bir bilgisayarın neredeyse tüm işlevlerini yerine getirebilir hale geldi. Zeka ve etkileşimdeki gelişmeler, akıllı telefon endüstrisindeki dönüşümü yönlendiren iki merkezi güç haline geleceği öngörülüyor. Etkileşim araçları, yapay zeka teknolojisini doğrudan gerçek hayat senaryolarında “kullanılabilir” hale getirmenin merkezinde yer alıyor. Yapay zeka destekli cihazların derin anlama, proaktif hizmet kapasitesi ve hayat boyu öğrenme özellikleri bu konuda ön plana çıkıyor.

Yapay zeka ile cihazlar kullanıcıları derinlemesine anlıyor

Günümüzde kullanıcılar, birden fazla akıllı cihaz kullanıyor. Sayısal asistanların kullanıcıların gereksinimlerini ve tercihlerini anlaması, cihazlar arasındaki etkileşimleri kontrol etmeye ve yönetmeye yardımcı olabilmesi oldukça önemli bir hale geldi. Bununla beraber yapay zeka kullanıcıları derinlemesine anlayabilme özelliği oldukça ön plana çıktı.

Yapay zeka ile birlikte cihazlar reaktif olmaktan proaktif olmaya geçiyor. Böylelikle yapay zeka entegrasyonu bulunan cihazlar proaktif olarak kullanıcıların neye ihtiyaç duyduğunu keşfedebilirken, istediklerini proaktif hizmet konumu olarak bilinen sadece tek bir adımda yapmalarını sağlayabiliyor.

Son olarak, yapay zeka destekli cihazlar , tek aşamalı öğrenme yerine sürekli bir öğrenme sürecinde olarak kullanıcı senaryolarındaki değişikliklere uyum sağlayarak görevleri tamamlamak için en uygun yaklaşımı bulabiliyor.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2zjLXw1
via IFTTT

TUA ile hedef uzaya uydu fırlatmak Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Arslan, “Sadece uydu üreten ve gönderen değil, uydu fırlatma kapasitesine de erişen bir ülke olmak istiyoruz.” dedi. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, yaptığı açıklamada, Türkiye’de havacılık ve uzay alanındaki faaliyetlerin yürütülmesi, yeni teknolojilerin takip edilerek kullanılması ve projelerde koordinasyonun sağlanması amacıyla Türkiye Uzay Ajansının (TUA) kurulmasına ilişkin çalışmaların 2010 yılında başlatıldığını hatırlattı. Bilim, Sanayi ve Teknoloji ile Milli Savunma bakanlıklarının zaman zaman parçalı çalışmalar yaptıklarına işaret eden Arslan, sektörde var olmak, ülkeye katma değer oluşturmak, dünyadaki rekabette yer almak için bu alandaki çalışmaların tek çatı altında toplanmasının önemli olduğunu söyledi. Arslan, Bakanlık bünyesinde 2011’de Uzay ve Havacılık Genel Müdürlüğü kurulduğunu anımsatarak, “Gördük ki bizde genel müdürlüğün olması, başka birimlerde farklı isimler altında yapıların bulunması ülke adına ortak menfaat çerçevesinde bir politika izlenmesini ve gereğinin yapılmasını zorlaştırıyor, ulaşmak istediğimiz hedefe de hızlı gidemiyoruz.” diye konuştu. “Türkiye Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı”nın TBMM Genel Kurulu gündemine geldiğini ifade eden Arslan, Anayasa değişikliği ve yaz tatili dolayısıyla henüz Genel Kurulda görüşülemediğini dile getirdi. Arslan, bu yasama yılındaki çalışmalarla TUA‘yı kuracaklarının altını çizerek, “Böylece sadece uydu üreten ve gönderen değil, uydu fırlatma kapasitesine de erişen bir ülke olmak istiyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız yürüyor.” ifadelerini kullandı. Ajansın kurulmasına ilişkin üniversitelerle iş birliği yapıldığını belirten Arslan, Türksat 6A uydusunun da fırlatılacağı göz önüne alındığında, uzaya yönelik faaliyetlerin Başbakanlığa bağlı bir birim marifetiyle tek çatı altında yürütülmesinin çok önemli olduğunu kaydetti. Arslan, geleceğin uzayda olduğunu vurgulayarak, “O sektörde var olup, oradan kaynaklı ülkemize katma değer oluşturacak çalışmalar yapacağız. Bu çalışmalara, gelecekte uzaya astronot göndermek de dahil.” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak:trthaber.com

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Arslan, “Sadece uydu üreten ve gönderen değil, uydu fırlatma kapasitesine de erişen bir ülke olmak istiyoruz.” dedi.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, yaptığı açıklamada, Türkiye’de havacılık ve uzay alanındaki faaliyetlerin yürütülmesi, yeni teknolojilerin takip edilerek kullanılması ve projelerde koordinasyonun sağlanması amacıyla Türkiye Uzay Ajansının (TUA) kurulmasına ilişkin çalışmaların 2010 yılında başlatıldığını hatırlattı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji ile Milli Savunma bakanlıklarının zaman zaman parçalı çalışmalar yaptıklarına işaret eden Arslan, sektörde var olmak, ülkeye katma değer oluşturmak, dünyadaki rekabette yer almak için bu alandaki çalışmaların tek çatı altında toplanmasının önemli olduğunu söyledi.

Arslan, Bakanlık bünyesinde 2011’de Uzay ve Havacılık Genel Müdürlüğü kurulduğunu anımsatarak, “Gördük ki bizde genel müdürlüğün olması, başka birimlerde farklı isimler altında yapıların bulunması ülke adına ortak menfaat çerçevesinde bir politika izlenmesini ve gereğinin yapılmasını zorlaştırıyor, ulaşmak istediğimiz hedefe de hızlı gidemiyoruz.” diye konuştu.

“Türkiye Uzay Ajansı Kurulması ve Uzaya Yönelik Faaliyetlerin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı”nın TBMM Genel Kurulu gündemine geldiğini ifade eden Arslan, Anayasa değişikliği ve yaz tatili dolayısıyla henüz Genel Kurulda görüşülemediğini dile getirdi.

Arslan, bu yasama yılındaki çalışmalarla TUA‘yı kuracaklarının altını çizerek, “Böylece sadece uydu üreten ve gönderen değil, uydu fırlatma kapasitesine de erişen bir ülke olmak istiyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız yürüyor.” ifadelerini kullandı.

Ajansın kurulmasına ilişkin üniversitelerle iş birliği yapıldığını belirten Arslan, Türksat 6A uydusunun da fırlatılacağı göz önüne alındığında, uzaya yönelik faaliyetlerin Başbakanlığa bağlı bir birim marifetiyle tek çatı altında yürütülmesinin çok önemli olduğunu kaydetti.

Arslan, geleceğin uzayda olduğunu vurgulayarak, “O sektörde var olup, oradan kaynaklı ülkemize katma değer oluşturacak çalışmalar yapacağız. Bu çalışmalara, gelecekte uzaya astronot göndermek de dahil.” değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak:trthaber.com



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2ylcsCU
via IFTTT

TUA ile hedef uzaya uydu fırlatmak


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2ylcsCU

Kışın da “yaz gelini” olma hayalinizi Dubai’de gerçekleştirin! Kışın evlenen çiftler genellikle balayı için yazı beklemek zorunda kalır. Ya da yaz düğünü yapmak isteyen çiftler aylarca yaz mevsimini bekler. Peki ya kış ortasında evlenip, yaz tatili hayali kuranlar? İşte size önerimiz: Dubai. Masmavi gökyüzü, tüm yıl sıcak havası, muhteşem denizi, yıl boyu bitmeyen eğlencesi ve alışverişin kalbi olma özelliği ile size hayallerinizdeki düğün ve balayını yaşatacak!   Güneşli günleri sadece yaz mevsiminde yaşamak geride kaldı. Çünkü, kışın Dubai’de yaz mevsimini yaşamak mümkün. Tüm güzelliklerinin yanında, kışı bir t-shirt ile geçirme düşüncesi bile, Birleşik Arap Emirlikleri’nin incisinde, unutulmaz bir düğün planlamaya ya da balayı geçirmeye teşvik ediyor.   Her kadının hayalinde muhteşem bir düğün planı vardır. Mekân, detaylar ve iklim bu planda en önemli unsurları oluşturur. Standartlara takılmak istemeyen gelinlerin yeni tercihi ise doğası, mimarisi, hoş iklimi ve muhteşem organizasyonları ile Dubai…   Dubai, çok farklı ve çok yönlü bir şehir olması nedeniyle son yıllarda düğün ve balayı destinasyonu için arayışa giren çiftler tarafından fazlasıyla tercih ediliyor. Tercihinize bağlı olarak, masmavi denizin kıyısında, uçsuz bucaksız çölde, yüksek bir binanın çatısında ya da bir teknede hayalinizdeki düğünü gerçekleştirebilirsiniz. Bu muhteşem şehirde gerçekleşen düğün sonrası, balayı için alternatif düşünmenize bile gerek yok aradığınız her şey Dubai’de var…   Her yaş grubuna ve eğlence seven çiftlere, birbirinden farklı etkinlik alternatifleri sunan Dubai, balayı destinasyonları arasında ön planda yer alıyor. Farklı kültürlerden kozmopolit bir topluma ev sahipliği yapan Dubai, zengin mutfağa sahip restoranları ve fantastik gece hayatı ile farklı zevklere hitap ediyor.   Kış mevsiminde ortalama günlük sıcaklıkların 21 oC ile 32 oC olarak değiştiği Dubai’de şu aralar, Basra Körfezi’nin inci beyazı kumlarına uzanmak için mükemmel bir zaman. Dubai’de muhteşem bir düğüne ek olarak, yıl boyunca su parkları, akvaryum ve alışveriş merkezleri gibi cazibe merkezlerinde balayı keyfini çıkarmak da mümkün.   Size unutulmaz anlar vadeden Dubai’de, aşkınızı doya doya yaşayabilir, romantik ve hareketli bir balayı tatili ile düğün stresini üzerinizden atabilirsiniz. İşte Dubai’de muhteşem bir balayı için dört günlük plan:   Birinci gün! Tatilin ilk gününde şehre alışmak ve çevreyi keşfetmek için kısa bir şehir turu planlayın! Dubai’nin en modern yerlerine ve Körfez stili hayatın hala görünür olduğu eski şehre ziyaret gerçekleştirip eski ve yeni Dubai’yi keşfederek gezinizin keyfini çıkartın.   Hindistan ve İran’dan tacirlerin ve girişimcilerin yer aldığı Deira’daki Dubai Altın Pazar’ı, kurulduğu yıllardan beri tüm dünyada bilinir ve pek çok kişinin tatili için Dubai’yi seçmesinin başlıca nedenidir. İnanılmaz sayıdaki mağazası, dikkat çeken ürün çeşidi ve makul fiyatları ile Dubai Altın Pazar’ı mücevher sevenlerin son durağıdır. Üst üste yerleştirilmiş bilezikler, kolyeler, yüzükler, pırlantalar, zümrütler, yakutlar, safirler ve daha pek çok şey ile dolu vitrinler Altın Pazarı’nı Orta Doğu’nun en gözde turist merkezlerinden biri haline getiriyor. Özellikle de geceleri muhteşem görünüyor.   Eski ve yeni Dubai’yi gördükten sonra, yıl boyunca Dubai plajlarından eksik olmayan güneşin altında tembellik yapıp bronzlaşmak ya da yüzüp, eğlenmek için Beach Waterpark’ta gününüzü geçirebilirsiniz. Sahildeki kafe veya restoranlarda yenilen öğle yemeğinden sonra Dubai Marina metro istasyonuna ulaşarak günün son durağı, Mall of the Emirates’e ulaşabilirsiniz.   İkinci gün! Yerçekimine meydan okuyan Wild Wadi, heyecan ve macera arayan çiftleri güne hızlı başlamaya davet ediyor. Maceradan sonraki durak ise dünyanın en büyük alışveriş merkezi olan, Dubai Mall. 1200 mağaza, 150’den fazla restoran, beş yıldızlı bir otel, sayısız tatil mekânı ve büyük moda markalarına ev sahipliği yapan Dubai Mall’un ilgi çekici noktaları arasında 33,000 deniz canlısı ile dolu bir akvaryumu, kapalı temalı parkı, olimpik boyutta buz pateni pisti ve büyük ekranlı sineması yer alıyor. Bir sonraki durak ise merak ve ilgi uyandıran, dünyanın en uzun binası olan Burj Khalifa. 124. katı seyir bölümü olarak kullanılan Burj Khalifa’dan bu modern mimari ve mühendislik harikası şehri seyredebileceksiniz. Ayrıca, anı olarak saklayacağınız selfieler çekerek dünyayı bu yükseklikten görmenin nasıl bir his olduğunu keşfedeceksiniz.   Binanın 122.’ci katındaki şık restoran At.mosphere’in lounge bölümünde, 30 dönümlük alana yayılan Burj Gölü ve hemen ortasında ses ve ışık gösterileri sunan Dubai Fountain’ın keyfini çıkarabilirsiniz. Şovu izledikten sonra geleneksel yiyecek ve eşyaların satıldığı Souk Al Bahar’a uğrayabilirsiniz. Kapalı ya da açık hava gurme restoran seçenekleriyle güzel bir yemekle gününüzü sonlandırabilirsiniz.   Üçüncü gün! “Kumdan- kara geçiş”, bu sadece Dubai’de mümkün olabilir. Bölgenin ilk açık kayak merkezi Ski Dubai’de ki beş kayak pisti ve Snow Bullet hattı ile dışarıda ki sıcak havaya meydan okuyabilir, sonrasında öğleden sonraki, egzotik çöl safarisi için hazırlanmak üzere otele dönebilirsiniz. Başka bir oyun alanı ise Arap çölü, develerle gerçekleşen çöl gezintisinin yanı sıra safari, tur ve diğer aktivitelerin heyecanlandırıcı bir yelpazesini sunuyor. Geleneksel danslar ve alev gösterilerinin yer aldığı bedevi kampında ağırlana geleneksel Emirlik elbiseleri ve kına dövmeler ile bol bol hatıra fotoğrafı çektirebilirsiniz. Ayrıca, bir birinden farklı meze, ızgara ve kebap çeşitlerinden oluşan kraliyet yemeklerinin de keyfini çıkarabilirsiniz.   Dördüncü gün! Dubai’deki dördüncü günü sadece eğlenceye ayırın! Dubai, yıl boyunca büyük küçük herkesin akınına uğrayan dünyaca ünlü tema parkları ile muhteşem bir eğlence sunuyor. Dünyanın en büyük kapalı eğlence parkı olan Img Worlds Of Adventure, Marvel, Cartoon Network, Lost Valley ve IMG bulvarı olmak üzere dört bölümden oluşuyor. 13 Hollywood filmini içeren Motiongate Park ise Ghostbusters, The Hunger Games, Kung Fu Panda, Shrek and How to Train Your Dragon gibi filmlerin tema ve karakterlerini görme şansı sağlıyor, Dubai Bollywood Parks Bollywood’ta da renkli filmleri, müzikleri, canlı performansları ve temalı restaurantları, sinema klasikleri eşliğinde keşfetmek mümkün. Altı tema adasından oluşan Legoland Dubai ise 60 milyon LEGO parçasından yaratılan 15,000 modele ev sahipliği yapıyor.   Dubai’deki anılarınıza adrenalin dolu bir son eklemek istiyorsanız yapacağınız şey çok basit: Skydive. Palmiye adalarının eşsiz manzarasında gökyüzünde süzülmeyi kim istemez ki! Yaklaşık 4 kilometre – 13 bin feet yükseklikte, uçaktan gerçekleştireceğiniz Skydive serbest atlayış, size ömür boyu unutamayacağınız bir anı bırakacak.   Seyahatinizi planlayın Türkiye’den Dubai’ye ulaşım, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan, Emirates Boeing 777-300ER uçağı ile gerçekleşiyor. Emirates ile Economy Class biletler vergiler dâhil gidiş dönüş 409 Dolar’dan, Business Class biletler ise 2.181 Dolar’dan başlayan fiyatlarla satın alınabiliyor. EXPLORER-2 TP-15

Kışın da “yaz gelini” olma hayalinizi Dubai’de gerçekleştirin!


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2gBfGc7

Vize Sorunlarından Bunaldı, Çözümü “Komşu”da buldu Sultanahmet Köftecisi Bulgaristan’da üs kuruyor. Yurt dışına kalifiye eleman gönderirken yaşadığı vize sorunlarından bunalan asırlık köfteci, Sofya’da “MTS Food Ltd” adıyla şirket kurdu. Şirket aracılığıyla hem AB ülkelerindeki dükkanlarında çalışacak kalifiye eleman yetiştirilecek, hem de köfte üretimi yapılacak. Son yıllarda Avrupa ve ABD’deki yatırımlarıyla dikkatleri çeken Tarihi Sultanahmet Köftecisi, yurt dışına kalifiye eleman gönderirken yaşadığı vize sorunlarını aşmak için Bulgaristan’da şirket kurdu. Sultanahmet Köftecisi Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Mehmet Tezçakın, Azerbaycan’da 3 şube açarak başlattıkları yurt dışı franchise şube çalışmalarını, son dönemde Almanya ve İngiltere’ye kaydırdıklarını belirtti. İngiltere’de Manchester, Almanya’da ise Münih ve Nürnberg’te şube açtıklarını kaydeden Tezçakın, “Hiç baharat kullanılmadan özel bir formülle üretilen köftelerimiz Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da yoğun ilgi gördü. Kısa sürede değişik Avrupa ülkelerinden çok yoğun talep aldık” dedi. Avrupa’nın alım gücü yüksek 500 milyonluk bir nüfusu barındırdığını vurgulayan Tezçakın, şunları söyledi: “Avrupa’daki yatırımlara önem veriyoruz ve yeni şubeler açmak istiyoruz. Ancak, özellikle kalifiye eleman bulmakta sorun yaşıyoruz. Türkiye’den eleman gönderirken de vize sorunları oluyor, iş planları aksıyor. Bu da bizi sıkıntıya sokuyor. Ayrıca Avrupa’da bir üretim merkezimizin olması gerekiyor. Bu nedenlerle, hem işgücü hem de et maliyeti düşük olan Avrupa Birliği üyesi komşu Bulgaristan’ı üs olarak kullanmaya karar verdik ve başkent Sofya’da bir şirket kurduk. Şirketin marka tescil belgesi de alındı. Yaklaşık beş aydır fizibilitesi yapılan yaklaşık 500 bin Euro’luk projeye 20 Eylül’de başladık. MTS Food Ltd. adıyla kurulan şirket aracılığıyla Sofya’nın en merkezi yerinde adımıza yakışır bir dükkân açacağız. Burada Avrupa’daki dükkanlarımıza gönderilmek üzere köfte üretimi yapılacak. Bu dükkân aynı zamanda eğitim merkezimiz olacak. Avrupa Birliği ülkelerinde açtığımız, bundan sonra da açacağımız tüm dükkanların personel ihtiyacı bu merkezden sağlanacak.” -Sırada ABD Projesi Var Tezçakın, Sultanahmet Köftecisi’nin yurt dışı yatırımlarının Avrupa ile sınırlı kalmayacağının altını çizerek, “ABD’de de New York merkezi bir şirket kurduk. Kısa süre içinde ABD projesini de hayata geçireceğiz. Hedefimiz, Sultanahmet Köftecisi markasını tüm dünyada tanınan bir marka yapabilmek. Bunun için de mutlaka Turquality desteği almamız gerekiyor. Şirketimizin CEO’su Mert Tezçakın ve Genel Müdür Burak Duman’ın Turquality konusunda yoğun çalışmaları var. En kısa zamanda bu çalışmaların sonuç vereceğine inanıyorum” diye konuştu.

Sultanahmet Köftecisi Bulgaristan’da üs kuruyor.

Yurt dışına kalifiye eleman gönderirken yaşadığı vize sorunlarından bunalan asırlık köfteci, Sofya’da “MTS Food Ltd” adıyla şirket kurdu.

Şirket aracılığıyla hem AB ülkelerindeki dükkanlarında çalışacak kalifiye eleman yetiştirilecek, hem de köfte üretimi yapılacak.

Son yıllarda Avrupa ve ABD’deki yatırımlarıyla dikkatleri çeken Tarihi Sultanahmet Köftecisi, yurt dışına kalifiye eleman gönderirken yaşadığı vize sorunlarını aşmak için Bulgaristan’da şirket kurdu.

Sultanahmet Köftecisi Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Mehmet Tezçakın, Azerbaycan’da 3 şube açarak başlattıkları yurt dışı franchise şube çalışmalarını, son dönemde Almanya ve İngiltere’ye kaydırdıklarını belirtti.

İngiltere’de Manchester, Almanya’da ise Münih ve Nürnberg’te şube açtıklarını kaydeden Tezçakın, “Hiç baharat kullanılmadan özel bir formülle üretilen köftelerimiz Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da yoğun ilgi gördü. Kısa sürede değişik Avrupa ülkelerinden çok yoğun talep aldık” dedi.

Avrupa’nın alım gücü yüksek 500 milyonluk bir nüfusu barındırdığını vurgulayan Tezçakın, şunları söyledi:

“Avrupa’daki yatırımlara önem veriyoruz ve yeni şubeler açmak istiyoruz. Ancak, özellikle kalifiye eleman bulmakta sorun yaşıyoruz. Türkiye’den eleman gönderirken de vize sorunları oluyor, iş planları aksıyor. Bu da bizi sıkıntıya sokuyor. Ayrıca Avrupa’da bir üretim merkezimizin olması gerekiyor. Bu nedenlerle, hem işgücü hem de et maliyeti düşük olan Avrupa Birliği üyesi komşu Bulgaristan’ı üs olarak kullanmaya karar verdik ve başkent Sofya’da bir şirket kurduk. Şirketin marka tescil belgesi de alındı. Yaklaşık beş aydır fizibilitesi yapılan yaklaşık 500 bin Euro’luk projeye 20 Eylül’de başladık.

MTS Food Ltd. adıyla kurulan şirket aracılığıyla Sofya’nın en merkezi yerinde adımıza yakışır bir dükkân açacağız. Burada Avrupa’daki dükkanlarımıza gönderilmek üzere köfte üretimi yapılacak. Bu dükkân aynı zamanda eğitim merkezimiz olacak. Avrupa Birliği ülkelerinde açtığımız, bundan sonra da açacağımız tüm dükkanların personel ihtiyacı bu merkezden sağlanacak.”

-Sırada ABD Projesi Var

Tezçakın, Sultanahmet Köftecisi’nin yurt dışı yatırımlarının Avrupa ile sınırlı kalmayacağının altını çizerek, “ABD’de de New York merkezi bir şirket kurduk. Kısa süre içinde ABD projesini de hayata geçireceğiz. Hedefimiz, Sultanahmet Köftecisi markasını tüm dünyada tanınan bir marka yapabilmek. Bunun için de mutlaka Turquality desteği almamız gerekiyor. Şirketimizin CEO’su Mert Tezçakın ve Genel Müdür Burak Duman’ın Turquality konusunda yoğun çalışmaları var. En kısa zamanda bu çalışmaların sonuç vereceğine inanıyorum” diye konuştu.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2yfDSe8
via IFTTT