24 Eylül 2017 Pazar

Ayla Ekibi Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda! AYLA’nın Yaşayan Kahramanı Astsubay Süleyman Dilbirliği ve Ayla Ekibi Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda Gerçek bir hikayeyi beyazperdeye taşıyan Türkiye’nin Oscar adayı Ayla’nın hala yaşayan kahramanı Astsubay Süleyman Dilbirliği, Bodrum Türk Filmleri Haftası kapsamında gerçekleşen “AYLA” özel gösterimiyle hem filmi ilk kez izledi hem de yine ilk kez halkla ve basın mensuplarıyla buluştu. Gösterim ardından büyük bir sevgi seliyle kucaklanan Dilbirliği’nin etrafını gözyaşları ve minnetle saran izleyiciler, kahraman astsubayın elini öptüler, soru yağmuruna tuttular. Dünyada ve gösterildiği her yerde büyük bir sevgi ve ilgiyle karşılanan Ayla’nın 7.Bodrum Türk Filmleri Haftası kapsamında Bodrum Trafo’da yapılan özel gösterimine filmin gerçek kahramanı Süleyman Dilbirliği ile film ekibi katıldı. Gösterim sonrası Yapımcı Mustafa Uslu, Yönetmen Can Ulkay, filmde Astsubay Süleyman Dilbirliği’ni canlandıran İsmail Hacıoğlu ile birlikte Taner Birsel, Meral Çetinkaya, Caner Kurtaran, Nilgün Kasapbaşoğlu, Sinem Uslu ve Halil Kumova filmin ilk basın toplantısında soruları cevapladılar. Filmin gerçek kahramanı Astsubay Süleyman Dilbirliği, Ayla’yı ilk kez izlerken duygusal anlar yaşandı. Filmden çok etkilenen ve o günleri tekrar aynı yoğun duygularla hatırlayan Süleyman Dilbirliği özellikle Ayla’yı kaybetme ve uzun yıllar sonra yeniden kavuşma sahnelerinde gözyaşlarını tutamadı. Filmin bitiminde izleyiciler Süleyman Dilbirliği’nin yanına giderek elini öptüler, sevgi ve minnetlerini ilettiler. Süleyman Dilbirliği, Trafo’dan ayrılıp oteline geçerken Ayla ekibi basının sorularını cevapladı. Yapımcı Mustafa Uslu: “Herkesin gurur duyacağı bir film yapmaya çalıştık” “Hikaye öyle muhteşem bir hikayeydi ki, dünyada başka bir benzeri yok ve elimizde çok ciddi bir emanet vardı. Bizim de bu emanete yakışır bir prodüksiyon yapmamız gerekiyordu” diyen Uslu, filmin ön çalışmasını titizlikle yaptıklarını anlattı. Yönetmen Can Ulkay: “Uluslararası bir film yapmak için tüm şartları yerine getirdik” “Çok müthiş bir oyuncu kadrosuyla çalıştık. Montajına kadar hepsinin kare kare çok büyük emekleri var. Hem Kare’de hem Türkiye’nin çeşitli yerlerinde büyük setlerde çalıştık. Beraber çok güzel bir film çektik, tüm oyuncularımıza, film ekibine ve yapımcımıza hayrı ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi. İsmail Hacıoğlu: “Çekimler 6 ay sürdü, 6 ay daha gerekse yine çalışırdık” Benim için çok ayrı bir yönü vardı bu projenin. Hala yaşayan, gerçekten başından bu olaylar geçmiş, o kahramanlıkları yapmış çok değerli bir insanı canlandırıyordum ve hiç yorum katmadan oynamalıydım. Umarım hakkını verebilmişimdir” dedi. Hacıoğlu; “Çekimler öncesinde bir araya geldiğimizde Süleyman Amca’nın anlattıklarından Ayla’ya sevgisini, bağlılığını anlamaya çalıştım ve anladığım kadarıyla, yorum katmadan anlatmaya çalıştım” dedi. Taner Birsel: “Bu filmde rol almaktan gurur duyuyorum” Filmi ilk kez 7. Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda izleyen Taner Birsel; “Hem bu özel filmin bir parçası hem de bir izleyicisi olarak, birçok sahnede gözyaşlarımı tutamadım. Belki de bunun sebebi bugünlerde hatırlamakta güçlük çektiğimiz sevgi, dayanışma ve bağlılık gibi insani değerleri iyi vurgulayan, insanın yüreğine dokunan vurucu bir hikayesi olmasıydı. Dünyanın her yerinde izleyiciyi salonlara çekecek, insanları kalbinden yakalayabilecek bir güç taşıyor Ayla. Yapımcı ve yönetimimize beni böyle bir işin parçası yaptıkları için teşekkür ediyorum. Ve bu filmde olmaktan dolayı gurur duyuyorum’ dedi Taner Birsel; “Çekimler öncesi tanıştığımızda filmde Yüzbaşı Fuat’ı oynadığımı Süleyman Amca’ya söyledim. Yaştan dolayı rütbem binbaşı oldu filmin doğası gereği. Ah, diyerek içini çekti… Çadırına bir havan topu geldi, savaş sırasında öldü dedi. O ana kadar bu gerçeği bilmiyordum. Bu bilgi, filmi çekerken oyunculuk psikolojik süreçlerimi de etkiledi. O yüzden tatlı sert bir hava vermeye çalıştım Fuat Yüzbaşı’ya… Umarım verebilmişimdir” dedi. Caner Kurtaran: “Evrensel ve insana dair bir film yaptık” “Evrensel ve insana dair bir film yaptık. Savaşta Türk, Amerikan, Koreli askerler vardı. Türk askerlerinin kayıp çocuğa bakması, sadece askerler değil koca bir tabur, ordu ve Türk hükümetinin Ayla ve onun gibi annesiz babasız çocukları savaş boyunca sahiplenmeleri… Onlara bakmakla yetinmeyip, kimsesiz çocuklara sahip çıkıp okul açmaları, Ankara Okulu… Biz, Türk askerinin yaptığı kahramanlığı anlatıyoruz filmimizde. Uluslararası oyuncularla birlikte dünyaya anlatıyoruz bu gerçeği. Bu işi hakkıyla yapmamıza olanak tanıyan yapımcımıza, yönetmenimize teşekkür ediyorum. Ayla, Türkiye sinemasında mihenk taşı olacak filmlerden birisi” dedi. Meral Çetinkaya: “Ayla, yalın ve sade bir şekilde; “Savaşa hayır!” diyen çok özel bir film” “Emeği geçen herkesi kutluyorum. Emek, yürek ve ekonomik olarak bu kadar uzun soluklu çalışmayı nihayetlendirip, ortaya böyle bir film çıkarmak ve izleyiciyle buluşturabilmek çok özel yapıyor Ayla’yı… İlk kez bu akşam izledim, beni en çok etkileyense; senaryoyu okuduğum zaman da aynı şeyi hissetmiştim; savaşa hayır diyen bunu da sloganlaştırmadan, altını kalın kalın çizmeyen, yalın ve sade olarak anlatan çok özel bir film. Bu saf dille savaşın olmaması gerektiğini anlatış biçimi beni çok etkiliyor. Dünyanın ihtiyacı olan bu insani duyguların yeniden filizlenmesi gerektiğini söylüyor” dedi. Nilgün Kasapbaşoğlu; “Ayla, torunuma bırakacağım bir miras” Şehir tiyatrolarıyla başladığım bu meslekte 55. yılımı doldurdum bu sene. Sevgili Altan Erkekli ile birlikte rol aldığım, onur ve gurur duyduğum bir rolüm var. İnsan sevgisini, biz ait hasletleri anlatan çok özel bir film. Onur ve gurur duyduğum, torunuma bırakacağım bir miras oldu benim için. Ayla’da rol alan genç meslektaşlarımızın hepsini de kutluyorum. Biz mesleğimizi sağlam kişilere emanet ediyoruz” dedi. Halil Kumova: “Herkes Kore Savaşı’nı biliyor ama oradaki insanların hayat hikayeleri ile ilgilenilmedi şimdiye kadar” “Şimdiye kadar Kore Savaşı dendiğinde Amerikan gücü, Menderes dönemi ve Kore gazilerimiz konuşuldu ama bu geniş ve uzaktan bir açısıydı. Şimdiye kadar kimse o savaşa giden askerlerin yani insanın hayat hikayeleriyle hiç ilgilenmedi… İşte Ayla, yakın planda oradaki askerlerin oradaki insanların peşine düşen bir film. Senaryoyu okuduğumda ilk gözüme çarpan buydu, bizi, insanı, aile ilişkilerini anlatıyor. Bu özel filmde küçük de olsa rol almaktan çok büyük mutluluk duyuyorum” dedi.

AYLA’nın Yaşayan Kahramanı Astsubay Süleyman Dilbirliği ve Ayla Ekibi

Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda

Gerçek bir hikayeyi beyazperdeye taşıyan Türkiye’nin Oscar adayı Ayla’nın hala yaşayan kahramanı Astsubay Süleyman Dilbirliği, Bodrum Türk Filmleri Haftası kapsamında gerçekleşen “AYLA” özel gösterimiyle hem filmi ilk kez izledi hem de yine ilk kez halkla ve basın mensuplarıyla buluştu. Gösterim ardından büyük bir sevgi seliyle kucaklanan Dilbirliği’nin etrafını gözyaşları ve minnetle saran izleyiciler, kahraman astsubayın elini öptüler, soru yağmuruna tuttular.

Dünyada ve gösterildiği her yerde büyük bir sevgi ve ilgiyle karşılanan Ayla’nın 7.Bodrum Türk Filmleri Haftası kapsamında Bodrum Trafo’da yapılan özel gösterimine filmin gerçek kahramanı Süleyman Dilbirliği ile film ekibi katıldı. Gösterim sonrası Yapımcı Mustafa Uslu, Yönetmen Can Ulkay, filmde Astsubay Süleyman Dilbirliği’ni canlandıran İsmail Hacıoğlu ile birlikte Taner Birsel, Meral Çetinkaya, Caner Kurtaran, Nilgün Kasapbaşoğlu, Sinem Uslu ve Halil Kumova filmin ilk basın toplantısında soruları cevapladılar.

Filmin gerçek kahramanı Astsubay Süleyman Dilbirliği, Ayla’yı ilk kez izlerken duygusal anlar yaşandı. Filmden çok etkilenen ve o günleri tekrar aynı yoğun duygularla hatırlayan Süleyman Dilbirliği özellikle Ayla’yı kaybetme ve uzun yıllar sonra yeniden kavuşma sahnelerinde gözyaşlarını tutamadı. Filmin bitiminde izleyiciler Süleyman Dilbirliği’nin yanına giderek elini öptüler, sevgi ve minnetlerini ilettiler.

Süleyman Dilbirliği, Trafo’dan ayrılıp oteline geçerken Ayla ekibi basının sorularını cevapladı.

Yapımcı Mustafa Uslu: “Herkesin gurur duyacağı bir film yapmaya çalıştık”

“Hikaye öyle muhteşem bir hikayeydi ki, dünyada başka bir benzeri yok ve elimizde çok ciddi bir emanet vardı. Bizim de bu emanete yakışır bir prodüksiyon yapmamız gerekiyordu” diyen Uslu, filmin ön çalışmasını titizlikle yaptıklarını anlattı.

Yönetmen Can Ulkay: “Uluslararası bir film yapmak için tüm şartları yerine getirdik”

“Çok müthiş bir oyuncu kadrosuyla çalıştık. Montajına kadar hepsinin kare kare çok büyük emekleri var. Hem Kare’de hem Türkiye’nin çeşitli yerlerinde büyük setlerde çalıştık. Beraber çok güzel bir film çektik, tüm oyuncularımıza, film ekibine ve yapımcımıza hayrı ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

İsmail Hacıoğlu: “Çekimler 6 ay sürdü, 6 ay daha gerekse yine çalışırdık”

Benim için çok ayrı bir yönü vardı bu projenin. Hala yaşayan, gerçekten başından bu olaylar geçmiş, o kahramanlıkları yapmış çok değerli bir insanı canlandırıyordum ve hiç yorum katmadan oynamalıydım. Umarım hakkını verebilmişimdir” dedi. Hacıoğlu; “Çekimler öncesinde bir araya geldiğimizde Süleyman Amca’nın anlattıklarından Ayla’ya sevgisini, bağlılığını anlamaya çalıştım ve anladığım kadarıyla, yorum katmadan anlatmaya çalıştım” dedi.

Taner Birsel: “Bu filmde rol almaktan gurur duyuyorum”

Filmi ilk kez 7. Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda izleyen Taner Birsel; “Hem bu özel filmin bir parçası hem de bir izleyicisi olarak, birçok sahnede gözyaşlarımı tutamadım. Belki de bunun sebebi bugünlerde hatırlamakta güçlük çektiğimiz sevgi, dayanışma ve bağlılık gibi insani değerleri iyi vurgulayan, insanın yüreğine dokunan vurucu bir hikayesi olmasıydı. Dünyanın her yerinde izleyiciyi salonlara çekecek, insanları kalbinden yakalayabilecek bir güç taşıyor Ayla. Yapımcı ve yönetimimize beni böyle bir işin parçası yaptıkları için teşekkür ediyorum. Ve bu filmde olmaktan dolayı gurur duyuyorum’ dedi

Taner Birsel; “Çekimler öncesi tanıştığımızda filmde Yüzbaşı Fuat’ı oynadığımı Süleyman Amca’ya söyledim. Yaştan dolayı rütbem binbaşı oldu filmin doğası gereği. Ah, diyerek içini çekti… Çadırına bir havan topu geldi, savaş sırasında öldü dedi. O ana kadar bu gerçeği bilmiyordum. Bu bilgi, filmi çekerken oyunculuk psikolojik süreçlerimi de etkiledi. O yüzden tatlı sert bir hava vermeye çalıştım Fuat Yüzbaşı’ya… Umarım verebilmişimdir” dedi.

Caner Kurtaran: “Evrensel ve insana dair bir film yaptık”

“Evrensel ve insana dair bir film yaptık. Savaşta Türk, Amerikan, Koreli askerler vardı. Türk askerlerinin kayıp çocuğa bakması, sadece askerler değil koca bir tabur, ordu ve Türk hükümetinin Ayla ve onun gibi annesiz babasız çocukları savaş boyunca sahiplenmeleri… Onlara bakmakla yetinmeyip, kimsesiz çocuklara sahip çıkıp okul açmaları, Ankara Okulu… Biz, Türk askerinin yaptığı kahramanlığı anlatıyoruz filmimizde. Uluslararası oyuncularla birlikte dünyaya anlatıyoruz bu gerçeği. Bu işi hakkıyla yapmamıza olanak tanıyan yapımcımıza, yönetmenimize teşekkür ediyorum. Ayla, Türkiye sinemasında mihenk taşı olacak filmlerden birisi” dedi.

Meral Çetinkaya: “Ayla, yalın ve sade bir şekilde; “Savaşa hayır!” diyen çok özel bir film”

“Emeği geçen herkesi kutluyorum. Emek, yürek ve ekonomik olarak bu kadar uzun soluklu çalışmayı nihayetlendirip, ortaya böyle bir film çıkarmak ve izleyiciyle buluşturabilmek çok özel yapıyor Ayla’yı… İlk kez bu akşam izledim, beni en çok etkileyense; senaryoyu okuduğum zaman da aynı şeyi hissetmiştim; savaşa hayır diyen bunu da sloganlaştırmadan, altını kalın kalın çizmeyen, yalın ve sade olarak anlatan çok özel bir film. Bu saf dille savaşın olmaması gerektiğini anlatış biçimi beni çok etkiliyor. Dünyanın ihtiyacı olan bu insani duyguların yeniden filizlenmesi gerektiğini söylüyor” dedi.

Nilgün Kasapbaşoğlu; “Ayla, torunuma bırakacağım bir miras”

Şehir tiyatrolarıyla başladığım bu meslekte 55. yılımı doldurdum bu sene. Sevgili Altan Erkekli ile birlikte rol aldığım, onur ve gurur duyduğum bir rolüm var. İnsan sevgisini, biz ait hasletleri anlatan çok özel bir film. Onur ve gurur duyduğum, torunuma bırakacağım bir miras oldu benim için. Ayla’da rol alan genç meslektaşlarımızın hepsini de kutluyorum. Biz mesleğimizi sağlam kişilere emanet ediyoruz” dedi.

Halil Kumova: “Herkes Kore Savaşı’nı biliyor ama oradaki insanların hayat hikayeleri ile ilgilenilmedi şimdiye kadar”

“Şimdiye kadar Kore Savaşı dendiğinde Amerikan gücü, Menderes dönemi ve Kore gazilerimiz konuşuldu ama bu geniş ve uzaktan bir açısıydı. Şimdiye kadar kimse o savaşa giden askerlerin yani insanın hayat hikayeleriyle hiç ilgilenmedi… İşte Ayla, yakın planda oradaki askerlerin oradaki insanların peşine düşen bir film. Senaryoyu okuduğumda ilk gözüme çarpan buydu, bizi, insanı, aile ilişkilerini anlatıyor. Bu özel filmde küçük de olsa rol almaktan çok büyük mutluluk duyuyorum” dedi.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2xxo8Cg
via IFTTT

Ayla Ekibi Bodrum Türk Filmleri Haftası’nda!


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2xxo8Cg

6 Kasım’da Adana-Katar Arasında Uçak Seferleri Başlıyor Katar Havayolları Müdürü Ahmet Ferit Aksu, Adana Havalimanı’ndan Adana-Katar arasındaki direkt uçuş seferlerinin 6 Kasım 2017 tarihinden itibaren başlatılacağını kaydetti. Aksu, Adana Valisi Mahmut Demirtaş’ı ziyaretinde, Katar Havayolları’nın Adana’dan Katar’ın başkenti Doha’ya haftanın üç günü uçak seferleri başlatacağını belirterek, Adana’dan Qatar Airways’in küresel uçuş ağına seyahat eden yolcuların, son teknoloji ile donatılmış Hamad Uluslararası Havalimanı’ndan; Bangkok, Singapur, Kuala Lumpur, Tokyo-Narita, Şangay, Pekin, Guangzhou, Hong Kong gibi 150’den fazla uçuş noktasına tek aktarmalı olarak seyahat edebileceklerini dile getirdi. Vali Mahmut Demirtaş ise yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki dostluk, kardeşlik ve ekonomik işbirliğinin direk uçuş seferleri ile daha da pekişeceğinden dolayı ayrıca mutluluk duyduğunu ifade etti. Kaynak:http://eborsahaber.com/

Katar Havayolları Müdürü Ahmet Ferit Aksu, Adana Havalimanı’ndan Adana-Katar arasındaki direkt uçuş seferlerinin 6 Kasım 2017 tarihinden itibaren başlatılacağını kaydetti.

Aksu, Adana Valisi Mahmut Demirtaş’ı ziyaretinde, Katar Havayolları’nın Adana’dan Katar’ın başkenti Doha’ya haftanın üç günü uçak seferleri başlatacağını belirterek, Adana’dan Qatar Airways’in küresel uçuş ağına seyahat eden yolcuların, son teknoloji ile donatılmış Hamad Uluslararası Havalimanı’ndan; Bangkok, Singapur, Kuala Lumpur, Tokyo-Narita, Şangay, Pekin, Guangzhou, Hong Kong gibi 150’den fazla uçuş noktasına tek aktarmalı olarak seyahat edebileceklerini dile getirdi.

Vali Mahmut Demirtaş ise yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki dostluk, kardeşlik ve ekonomik işbirliğinin direk uçuş seferleri ile daha da pekişeceğinden dolayı ayrıca mutluluk duyduğunu ifade etti.

Kaynak:http://eborsahaber.com/



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2xonjMw
via IFTTT

6 Kasım’da Adana-Katar Arasında Uçak Seferleri Başlıyor


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2xonjMw

“7. Bodrum Türk Filmleri Haftası”nın Ödül Töreni Gerçekleşti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Bodrum Belediyesi, Kos (İstanköy) Belediyesi ve Oasis Alışveriş Merkezi’nin katkıları ile Bodrum Sinema ve Kültür Derneği, Cinemarine Sinemaları, Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) ve Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) tarafından düzenlenen “7. Bodrum Türk Filmleri Haftası”nda ödüller 22 Eylül Cuma akşamı Bodrum Trafo’da gerçekleşen görkemli bir ödül töreni ile takdim edildi. Sunuculuğunu Hakan Bilgin’in üstlendiği geceye Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz, Bodrum İlçe Emniyet Müdürü Ertan Sarıkaya, Magazin Gazetecileri Derneği (MGD), Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY), SİSAY Emek Ödülü alan oyuncular, “AYLA” filmin oyuncuları, yönetmeni, yapımcısı ve çok sayıda basın mensubu katıldı. SİSAY Derneği Başkanı Cenk Sezgin’in açılış konuşmasını yaptığı gecede Bodrum Türk Filmleri Haftası’na katılan çok sayıda yapımcı, yönetmen, oyuncu, sinema salonu yatırımcıları, sahipleri ve sponsor kurumlar plaket alırken, SİSAY Başarı Ödülü Taner Birsel’e, SİSAY Basın Ödülü Magazin Gazetecileri Derneği Başkanı Okan Sarıkaya’ya SİSAY Medya Ödülü NTV Gece Gündüz programına, SİSAY Emek Ödülleri Attilla Olgaç, Deniz Gökçer, Tarık Ünlüoğlu ve Eşref Kolçak’a takdim edildi. SİSAY Büyük Onur Ödülü Yönetmen Osman Sınav’a verilirken, SİSAY Yaşam Boyu Onur Ödülü ise Türkan Şoray’a verildi. Rahatsızlığı nedeniyle geceye katılamayan Türkan Şoray’ın ödülünü ise yapımcı Şükrü Avşar aldı. SİSAY Emek Ödülü’nü alan Eşref Kolçak ise yaptığı konuşma sonrası ayakta alkışlanırken, Bodrum Türk Filmleri Haftası’nın giderek büyümesini ve önümüzdeki yıldan itibaren festival olarak yoluna devam etmesini temenni etti. Ödül gecesinin sürprizi ise “Ayla” filminin gerçek kahramanı 94 yaşındaki Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin törene katılması ve filmin oyuncularından Taner Birsel’e SİSAY Başarı Ödülü’nü vermesiyle yaşandı. Duygulu anların yaşandığı ödül töreninden sonra gerçek bir hikaye ile Türkiye’yi tüm dünyada gururla temsil edecek olan “AYLA” filminin, “7. Bodrum Türk Filmleri Haftası” nın büyülü Bodrum manzarasında özel gösterimi gerçekleşti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü, Bodrum Belediyesi, Kos (İstanköy) Belediyesi ve Oasis Alışveriş Merkezi’nin katkıları ile Bodrum Sinema ve Kültür Derneği, Cinemarine Sinemaları, Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY) ve Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) tarafından düzenlenen “7. Bodrum Türk Filmleri Haftası”nda ödüller 22 Eylül Cuma akşamı Bodrum Trafo’da gerçekleşen görkemli bir ödül töreni ile takdim edildi.

Sunuculuğunu Hakan Bilgin’in üstlendiği geceye Bodrum Kaymakamı Bekir Yılmaz, Bodrum İlçe Emniyet Müdürü Ertan Sarıkaya, Magazin Gazetecileri Derneği (MGD), Sinema Salonu Yatırımcıları Derneği (SİSAY), SİSAY Emek Ödülü alan oyuncular, “AYLA” filmin oyuncuları, yönetmeni, yapımcısı ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

SİSAY Derneği Başkanı Cenk Sezgin’in açılış konuşmasını yaptığı gecede Bodrum Türk Filmleri Haftası’na katılan çok sayıda yapımcı, yönetmen, oyuncu, sinema salonu yatırımcıları, sahipleri ve sponsor kurumlar plaket alırken, SİSAY Başarı Ödülü Taner Birsel’e, SİSAY Basın Ödülü Magazin Gazetecileri Derneği Başkanı Okan Sarıkaya’ya SİSAY Medya Ödülü NTV Gece Gündüz programına, SİSAY Emek Ödülleri Attilla Olgaç, Deniz Gökçer, Tarık Ünlüoğlu ve Eşref Kolçak’a takdim edildi. SİSAY Büyük Onur Ödülü Yönetmen Osman Sınav’a verilirken, SİSAY Yaşam Boyu Onur Ödülü ise Türkan Şoray’a verildi. Rahatsızlığı nedeniyle geceye katılamayan Türkan Şoray’ın ödülünü ise yapımcı Şükrü Avşar aldı.

SİSAY Emek Ödülü’nü alan Eşref Kolçak ise yaptığı konuşma sonrası ayakta alkışlanırken, Bodrum Türk Filmleri Haftası’nın giderek büyümesini ve önümüzdeki yıldan itibaren festival olarak yoluna devam etmesini temenni etti.

Ödül gecesinin sürprizi ise “Ayla” filminin gerçek kahramanı 94 yaşındaki Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin törene katılması ve filmin oyuncularından Taner Birsel’e SİSAY Başarı Ödülü’nü vermesiyle yaşandı. Duygulu anların yaşandığı ödül töreninden sonra gerçek bir hikaye ile Türkiye’yi tüm dünyada gururla temsil edecek olan “AYLA” filminin, “7. Bodrum Türk Filmleri Haftası” nın büyülü Bodrum manzarasında özel gösterimi gerçekleşti.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2hpbX4T
via IFTTT

“7. Bodrum Türk Filmleri Haftası”nın Ödül Töreni Gerçekleşti.


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2hpbX4T

Şişecam 3. Havalimanı İçin Ürün Geliştirdi Şişecam Düzcam, bu kapsamda faaliyet gösterilen tüm pazarlar ve ürün grupları için inovatif, çevreci ve müşteri ihtiyaçlarını karşılayan ürünler geliştiriyor. Binaların enerji performansını artıran Low-E ve Solar Low-E kaplamalı cam geliştirme faaliyetleri kapsamında 2016 yılında mimari cam pazarına yönelik yeni ürünler pazara sunduklarını dile getiren Şişecam Düzcam Pazarlama Satış Başkan Yardımcısı Ebru Şapoğlu, “Öte yandan İstanbul’un 3’üncü Havalimanı projesinde kullanılmak üzere ısı yalıtımı ve güneş kontrolü sağlayan ‘Temperlenebilir Solar Low-E Cam’ ürününü geliştirdik. Ürün portföyünü genişletme hedefi doğrultusunda yeni ürün geliştirme faaliyetleri ve üretim yetkinliklerini artırma çalışmaları bu yıl da devam ediyor” dedi. Binalar için güvenlik, dekorasyon ve gürültü kontrolünün yanı sıra yalıtıma yönelik enerji tasarrufu sağlayan cam çözümleri sunduklarını kaydeden Ebru Şapoğlu, bugün itibarıyla 12 float hattı ile Türkiye, Almanya, Slovakya, Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, Hindistan, Mısır ve İtalya olmak üzere 10 farklı ülkede üretim yaptıklarını ifade etti. Şapoğlu, iç pazarda faaliyetlerini sürdürürken yurtdışında da yeni yatırımlarla üretim alanı ve pazar payını genişletme çalışmalarına devam ettiklerini söyledi. Bu kapsamda İtalya’da faaliyet gösteren Sangalli Vetro Porto Nogaro S.p.a firmasının varlıklarını 2016 yılının sonunda satın aldıklarını açıklayan Şapoğlu, “Böylece yıllık 220 bin ton üretim kapasiteli float ve 4 milyon metrekare lamine hattını bünyemize kattık. Söz konusu kapasite artışlarıyla üretim kapasitesi açısından Avrupa’da liderliğe yükseldik. Markalarımız ile hızlı büyüyen ve yenilikçi çözümler sunan global bir düzcam şirketi olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Özellikle Türkiye, Bulgaristan ve Rusya’daki üretim tesisleriyle yerel üretici konumundayız. Bölgedeki büyümemizi sürdürmeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı. “2016 Yılında Nitelikli Ürün Satışlarımızda Artış Sağladık” 2016 yılında küresel ölçekte ekonomik, sosyal ve politik sorunların yaşadığını hatırlatan Ebru Şapoğlu, değişken pazar koşulları karşısındaki esnek yönetim yaklaşımı, operasyonel odaklı çalışma ve çeşitlilik gösteren u¨ru¨n portföyleri sayesinde başarılı bir yıl olarak geride bıraktıklarını iletti. Büyüyen üretim altyapısının yanında müşteri odaklı yaklaşımı, çok yönlü satış yapabilme yetkinliği ve katma değerli ürünleri ile girdi verdikleri sektörlerdeki değişken şartlara ayak uydurduklarını anlatan Şapoğlu, “Çevre ülke üreticilerinin iç pazara yönelik devam eden faaliyetlerinin etkili olduğu rekabet ortamında tüm değer zincirine yönelik sürdürülen iletişim ve iş geliştirme faaliyetleri, çözüm odaklı yaklaşım ve ihtiyaca uygun hizmet sunularak, Türkiye’de mimari cam satışları artırıldı. Uluslararası pazarda ise yüksek kapasite imkânı, geniş ürün portföyümüzün sağladığı avantaj ve yaygın dağıtım ağı ile özellikle nnitelikli ürün satışlarımızı artırdık” dedi. Ar-Ge İle Enerji Tasarrufu Sağlayan Ürünler Geliştiriyor Öte yandan Türkiye’de ithal edilen enerjinin yaklaşık yüzde 30’unun binalarda tüketildiğini belirten Ebru Şapoğlu, ısı kayıplarının yaklaşık yüzde 30’unun yalıtımsız pencerelerden kaynaklandığına dikkat çekti. Cam alanların pencerenin yüzde 85’ini oluşturduğunu ifade eden Şapoğlu, “Yapılarda ısıtma ve soğutma amacıyla tüketilen enerjinin azaltılması için cephelerde kullanılan camların önemi ortaya çıkıyor. Ar-Ge çalışmaları sonucunda geliştirdiğimiz yeni ürünler olan Temperlenebilir Low-E ve Solar Low-E camlar, nötral ve şeffaf yapısı ile yazın güneş ısısı girişini kontrol ederek, kışın ise ısıyı içeride tutarak binanın soğutma ve ısıtma yükünü azaltıyor. Ar-Ge çalışmalarıyla enerji tasarrufu sağlayan ürünler ile binalarda enerji tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyoruz” dedi. Ayrıca camla daha etkin ısı yalıtımı ve güneş kontrolünün yanında enerji tasarrufu sağlamak amacıyla standart camın şeffaflığına sahip olan Low-E ve Solar Low-E kaplamalı camlar ile üretilen yalıtım camları ‘Isıcam S’ ve ‘Isıcam K’yı geliştirdiklerini ifade etti. Isıcam S bünyesindeki Low-E kaplamalı cam sayesinde çift cama göre ısı kayıpları yüzde 50 azaltılarak, yakıt tasarrufu sağladığını aktaran Şapoğlu, şunları kaydetti: “Dört mevsimi bir arada yaşayan Türkiye’de birçok bölgemizde hem kış hem de yaz koşulları geçerli oluyor. Bu ihtiyaca yönelik olan Isıcam K ile Isıcam S’nin ısı yalıtım özelliğine ek olarak, yazın güneş ısısı girişi yüzde 40 azaltılarak, klima kullanımından doğan elektrik masraflarından da tasarruf sağlanıyor. Ayrıca yeni geliştirilen üçlü ısıcam üniteleri ‘Isıcam S 3+’ ve ‘Isıcam K 3+’, standart çift camlara göre yaklaşık dört kat, Isıcam S ve Isıcam K’ya göre ise yaklaşık iki kat daha iyi ısı yalıtımı sağlıyor. Buna ilave güneş ısısı girişini yüzde 48 azaltıyor” ifadelerini kullandı. Kaynak:http://eborsahaber.com/

Şişecam Düzcam, bu kapsamda faaliyet gösterilen tüm pazarlar ve ürün grupları için inovatif, çevreci ve müşteri ihtiyaçlarını karşılayan ürünler geliştiriyor. Binaların enerji performansını artıran Low-E ve Solar Low-E kaplamalı cam geliştirme faaliyetleri kapsamında 2016 yılında mimari cam pazarına yönelik yeni ürünler pazara sunduklarını dile getiren Şişecam Düzcam Pazarlama Satış Başkan Yardımcısı Ebru Şapoğlu, “Öte yandan İstanbul’un 3’üncü Havalimanı projesinde kullanılmak üzere ısı yalıtımı ve güneş kontrolü sağlayan ‘Temperlenebilir Solar Low-E Cam’ ürününü geliştirdik. Ürün portföyünü genişletme hedefi doğrultusunda yeni ürün geliştirme faaliyetleri ve üretim yetkinliklerini artırma çalışmaları bu yıl da devam ediyor” dedi.

Binalar için güvenlik, dekorasyon ve gürültü kontrolünün yanı sıra yalıtıma yönelik enerji tasarrufu sağlayan cam çözümleri sunduklarını kaydeden Ebru Şapoğlu, bugün itibarıyla 12 float hattı ile Türkiye, Almanya, Slovakya, Macaristan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, Hindistan, Mısır ve İtalya olmak üzere 10 farklı ülkede üretim yaptıklarını ifade etti. Şapoğlu, iç pazarda faaliyetlerini sürdürürken yurtdışında da yeni yatırımlarla üretim alanı ve pazar payını genişletme çalışmalarına devam ettiklerini söyledi. Bu kapsamda İtalya’da faaliyet gösteren Sangalli Vetro Porto Nogaro S.p.a firmasının varlıklarını 2016 yılının sonunda satın aldıklarını açıklayan Şapoğlu, “Böylece yıllık 220 bin ton üretim kapasiteli float ve 4 milyon metrekare lamine hattını bünyemize kattık. Söz konusu kapasite artışlarıyla üretim kapasitesi açısından Avrupa’da liderliğe yükseldik. Markalarımız ile hızlı büyüyen ve yenilikçi çözümler sunan global bir düzcam şirketi olma vizyonuyla hareket ediyoruz. Özellikle Türkiye, Bulgaristan ve Rusya’daki üretim tesisleriyle yerel üretici konumundayız. Bölgedeki büyümemizi sürdürmeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı.

“2016 Yılında Nitelikli Ürün Satışlarımızda Artış Sağladık”

2016 yılında küresel ölçekte ekonomik, sosyal ve politik sorunların yaşadığını hatırlatan Ebru Şapoğlu, değişken pazar koşulları karşısındaki esnek yönetim yaklaşımı, operasyonel odaklı çalışma ve çeşitlilik gösteren u¨ru¨n portföyleri sayesinde başarılı bir yıl olarak geride bıraktıklarını iletti. Büyüyen üretim altyapısının yanında müşteri odaklı yaklaşımı, çok yönlü satış yapabilme yetkinliği ve katma değerli ürünleri ile girdi verdikleri sektörlerdeki değişken şartlara ayak uydurduklarını anlatan Şapoğlu, “Çevre ülke üreticilerinin iç pazara yönelik devam eden faaliyetlerinin etkili olduğu rekabet ortamında tüm değer zincirine yönelik sürdürülen iletişim ve iş geliştirme faaliyetleri, çözüm odaklı yaklaşım ve ihtiyaca uygun hizmet sunularak, Türkiye’de mimari cam satışları artırıldı. Uluslararası pazarda ise yüksek kapasite imkânı, geniş ürün portföyümüzün sağladığı avantaj ve yaygın dağıtım ağı ile özellikle nnitelikli ürün satışlarımızı artırdık” dedi.

Ar-Ge İle Enerji Tasarrufu Sağlayan Ürünler Geliştiriyor

Öte yandan Türkiye’de ithal edilen enerjinin yaklaşık yüzde 30’unun binalarda tüketildiğini belirten Ebru Şapoğlu, ısı kayıplarının yaklaşık yüzde 30’unun yalıtımsız pencerelerden kaynaklandığına dikkat çekti. Cam alanların pencerenin yüzde 85’ini oluşturduğunu ifade eden Şapoğlu, “Yapılarda ısıtma ve soğutma amacıyla tüketilen enerjinin azaltılması için cephelerde kullanılan camların önemi ortaya çıkıyor. Ar-Ge çalışmaları sonucunda geliştirdiğimiz yeni ürünler olan Temperlenebilir Low-E ve Solar Low-E camlar, nötral ve şeffaf yapısı ile yazın güneş ısısı girişini kontrol ederek, kışın ise ısıyı içeride tutarak binanın soğutma ve ısıtma yükünü azaltıyor. Ar-Ge çalışmalarıyla enerji tasarrufu sağlayan ürünler ile binalarda enerji tüketiminin azaltılmasına katkı sağlıyoruz” dedi.

Ayrıca camla daha etkin ısı yalıtımı ve güneş kontrolünün yanında enerji tasarrufu sağlamak amacıyla standart camın şeffaflığına sahip olan Low-E ve Solar Low-E kaplamalı camlar ile üretilen yalıtım camları ‘Isıcam S’ ve ‘Isıcam K’yı geliştirdiklerini ifade etti. Isıcam S bünyesindeki Low-E kaplamalı cam sayesinde çift cama göre ısı kayıpları yüzde 50 azaltılarak, yakıt tasarrufu sağladığını aktaran Şapoğlu, şunları kaydetti: “Dört mevsimi bir arada yaşayan Türkiye’de birçok bölgemizde hem kış hem de yaz koşulları geçerli oluyor. Bu ihtiyaca yönelik olan Isıcam K ile Isıcam S’nin ısı yalıtım özelliğine ek olarak, yazın güneş ısısı girişi yüzde 40 azaltılarak, klima kullanımından doğan elektrik masraflarından da tasarruf sağlanıyor. Ayrıca yeni geliştirilen üçlü ısıcam üniteleri ‘Isıcam S 3+’ ve ‘Isıcam K 3+’, standart çift camlara göre yaklaşık dört kat, Isıcam S ve Isıcam K’ya göre ise yaklaşık iki kat daha iyi ısı yalıtımı sağlıyor. Buna ilave güneş ısısı girişini yüzde 48 azaltıyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak:http://eborsahaber.com/



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2yzfxgQ
via IFTTT