13 Eylül 2017 Çarşamba

“Şirketler öğrencilerimizi usta-çırak anlayışıyla yetiştirsin” “VİZYONERLERLE BULUŞMALAR”DA KONUŞAN PROF.DR. KEMAL SUHER: “Şirketler öğrencilerimizi usta-çırak anlayışıyla yetiştirsin”dedi Dijital Sistem Geliştiricileri Derneği’nin (DSDER), üyelerine yönelik geliştirdiği “Vizyonerlerle Buluşmalar” adlı seri etkinlikleri devam ediyor. Söz konusu etkinlikler çerçevesinde Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) İletişim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. H. Kemal Suher, DSDER üyelerine bilgi verirken üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde şirketlere öğrenci gönderdiklerini belirterek “Stajyer yolladığımız proje ortaklarımızdan öğrencilerimizi usta-çırak anlayışıyla yetiştirmelerini istiyoruz” diyor. DSDER’in BAU İletişim Fakültesi’nin Galata Kampüsünde gerçekleştirilen “Vizyonerlerle Buluşmalar etkinliğinde konuşan Dekan Prof. Dr. H. Kemal Suher başlattıkları Ortak Eğitim Programı hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Suher konuyla ilgili şu bilgileri verdi: “Öğrencilerimiz, haftanın üç günü, eğitim konusunda işbirliği yaptığımız partnerlerle çalışıyor, iki gün bizde ders görüyor. Öğrencinin sigortasını biz ödüyoruz. Partnerlerimizden de öğrencilerimize stajyer gözüyle bakmayıp, onu usta-çırak anlayışıyla yetiştirmesini; hatta iki dersinin notunu da onların vermesini istiyoruz. Üretim sektörü akademinin önünde gidiyor. Bu yüzden biz de üniversite-sanayi işbirliğini farklı bir noktaya taşıdık.” Prof. Dr. Suher, dijital anlamda tüm birimleriyle işbirliğine hazır olduğunu söyledi. DSDER Başkanı Gül Gürer Alimgil de BAU ile ilk adımını attıkları üniversitelerle işbirliği çalışmalarını hızlandıracaklarını vurguladı. Konuşmasında son yıllarda internet ve sosyal medya alanlarında yaşanan gelişmelerin iletişim ve marka yönetimine etkilerini özetleyen Prof. Dr. Suher’in anlattıklarını sizin şöyle özetledik: Mesajınız sosyal medyaya yansıdıktan sonra artık onun sahibi olmaktan çıkıyorsunuz. İletişim kazalarını önlemek için profesyonel destek alın, bir iletişim uzmanı istihdam edin. Z kuşağına samimi olun, yalan söylediğinizi fark ederse anında üstünüzü çizdiğini unutmayın Marka inanç ve faydalara çıkan en kestirme yoldur. Marka yaratmak istiyorsanız basit, akılda kalıcı özellikleri öne çıkarın. Devletleri de markalar anlatıp yapılandırıyor. Günümüzde tüketici eğilimleri çevresel sürdürülebilirlik, kişiselleştirme, organik, çok kültürlülük ve zaman kazandırma özellikleriyle karşımıza çıkıyor. Etkinliğin sonunda DSDER Başkanı Gül Gürer Alimgil, başta verdiği bilgilerden dolayı Prof. Dr. Suher’e teşekkür edip, “Üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde biz de DSDER olarak tüm ilgili üniversitelerle işbirliklerimizi genişletmeyi hedefliyoruz” dedi.

“VİZYONERLERLE BULUŞMALAR”DA KONUŞAN PROF.DR. KEMAL SUHER:

“Şirketler öğrencilerimizi usta-çırak anlayışıyla yetiştirsin”dedi

Dijital Sistem Geliştiricileri Derneği’nin (DSDER), üyelerine yönelik geliştirdiği “Vizyonerlerle Buluşmalar” adlı seri etkinlikleri devam ediyor. Söz konusu etkinlikler çerçevesinde Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) İletişim Fakültesi Dekanı Prof.Dr. H. Kemal Suher, DSDER üyelerine bilgi verirken üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde şirketlere öğrenci gönderdiklerini belirterek “Stajyer yolladığımız proje ortaklarımızdan öğrencilerimizi usta-çırak anlayışıyla yetiştirmelerini istiyoruz” diyor.

DSDER’in BAU İletişim Fakültesi’nin Galata Kampüsünde gerçekleştirilen “Vizyonerlerle Buluşmalar etkinliğinde konuşan Dekan Prof. Dr. H. Kemal Suher başlattıkları Ortak Eğitim Programı hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Suher konuyla ilgili şu bilgileri verdi: Öğrencilerimiz, haftanın üç günü, eğitim konusunda işbirliği yaptığımız partnerlerle çalışıyor, iki gün bizde ders görüyor. Öğrencinin sigortasını biz ödüyoruz. Partnerlerimizden de öğrencilerimize stajyer gözüyle bakmayıp, onu usta-çırak anlayışıyla yetiştirmesini; hatta iki dersinin notunu da onların vermesini istiyoruz. Üretim sektörü akademinin önünde gidiyor. Bu yüzden biz de üniversite-sanayi işbirliğini farklı bir noktaya taşıdık.”

Prof. Dr. Suher, dijital anlamda tüm birimleriyle işbirliğine hazır olduğunu söyledi. DSDER Başkanı Gül Gürer Alimgil de BAU ile ilk adımını attıkları üniversitelerle işbirliği çalışmalarını hızlandıracaklarını vurguladı. Konuşmasında son yıllarda internet ve sosyal medya alanlarında yaşanan gelişmelerin iletişim ve marka yönetimine etkilerini özetleyen Prof. Dr. Suher’in anlattıklarını sizin şöyle özetledik:

  • Mesajınız sosyal medyaya yansıdıktan sonra artık onun sahibi olmaktan çıkıyorsunuz.
  • İletişim kazalarını önlemek için profesyonel destek alın, bir iletişim uzmanı istihdam edin.
  • Z kuşağına samimi olun, yalan söylediğinizi fark ederse anında üstünüzü çizdiğini unutmayın
  • Marka inanç ve faydalara çıkan en kestirme yoldur. Marka yaratmak istiyorsanız basit, akılda kalıcı özellikleri öne çıkarın. Devletleri de markalar anlatıp yapılandırıyor.
  • Günümüzde tüketici eğilimleri çevresel sürdürülebilirlik, kişiselleştirme, organik, çok kültürlülük ve zaman kazandırma özellikleriyle karşımıza çıkıyor.

Etkinliğin sonunda DSDER Başkanı Gül Gürer Alimgil, başta verdiği bilgilerden dolayı Prof. Dr. Suher’e teşekkür edip, Üniversite-sanayi işbirliği çerçevesinde biz de DSDER olarak tüm ilgili üniversitelerle işbirliklerimizi genişletmeyi hedefliyoruz” dedi.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2eVCZMC
via IFTTT

Çocuklarda El-Ayak-Ağız Salgınına Dikkat! El-Ayak-Ağız hastalığı bazı virüslerin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Etken olan enterovirüs: sıklıkla Uzakdoğu ülkelerinde görülmektedir. Coxsackie ise ülkemiz ve Avrupa ülkelerinde daha sıktır. Yrd. Doç. Dr. Ferit Durankuş, ‘’Bu virüs daha çok yaz ve sonbahar mevsimlerinde görülmektedir. Grip salgınlarından sonra salgın yapabilen ikinci önemli etkendir. Kalabalık yaşayan toplumlarda, çevre düzenlenmesinin bozuk olduğu ülkelerde, kişisel hijyenin iyi olmadığı toplumlarda, virüs bulaşmış su ve besinlerin bulunduğu ortamlarda sık görülür. Etken vücut salgıları ile veya bu enfekte salgılarla temas etmiş yüzeylerden bulaşabilir. Solunum yolundan damlacıkla, direk salgı teması ile, oyuncaklarla, ellerle, dışkı ile bulaşabilir’’ dedi. Vücuda burun veya ağızdan giren virüs mukozal bölgeden lenf nodlarına ulaşır. Burada çoğalır ve viremi meydana getirir. Sinir sistemine, deriye, kalp dokusuna ve diğer sistemlere kan yolu ile ulaşır. Viremi sonunda gittiği organlarda hücre hasarı sonucunda hastalığı meydana getirir. Birçok farklı organı tuttuğu için klinik bulguları da çeşitlilik gösterir. Çocuklarda bu virüslere karşı koruyuculuk düzeyi düşük olduğundan enfeksiyon hastalık semptomları ile seyrederken, erişkinlerde asemptomatik de olabilir. Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ferit Durankuş, El-Ayak-Ağız Hastalığı hakkında merak edilenleri anlattı. El-Ayak-Ağız hastalığının en tipik özelliği çocuk yaş gurubunda özellikle de üç yaş altında görülmesidir. Bulaşmayı takiben kuluçka dönemi 5-7 gündür. İlk klinik bulgular halsizlik, kırgınlık halidir. Bunu düşük düzeyde bir ateş takip eder. Ateş 38-38,5 C dir. Ateşin süresi ortalama 3 gündür. Bu süre 7 güne kadar da uzayabilir. Bu ateşli dönemde boğaz ağrısı, yeme sorunları iştahsızlık eşlik eder. Bunun neticesi oral alım kısıtlanır ve çocuklarda sıvı kayıpları görülebilir. IV sıvı vermeyi gerektirecek düzeyde olabilir. Döküntüler ateşle beraber veya ateşten kısa süre sonra çıkabilir. Döküntüler ağız boşluğunda daha sonra da deride gözlenir. Eğer deride döküntü olmaz sadece ağız boşluğunda kalırsa “herpangina” olarak adlandırılır. Ağız boşluğunda sıklıkla arka kısımda yer alır. Küçük, yuvarlak karakterde, sarımsı renkte, zemini eritemli, hemen hemen hepsi birbirinin aynı boyutunda, fazla ağrılı olmayan yaralar şeklindedir. Bu lezyonlar ağız boşluğu çevresinde de görülebilir. Derideki döküntüler makülopapüler, veziküler karakterde olur. Elde avuç içinde, ayak tabanında, ekstremitelerde ve gluteal bölgededir. Zemini yine kırmızı renkte, içi sarımsı renkte sıvı ile dolu, elipsoid lezyonlardır. Geç dönemde bazı çocuklarda tırnaklar kendiliğinden yatağından sökülür ve düşer. Tanı için bu tariflenen üç bulgu önemlidir: Ateş, ağız bulguları ve döküntü olması tanı için yeterlidir. Hastalık 7-10 gün kadar sürer. Ancak virüsün vücut salgılarında ve dışkıda atılımı ile haftalar sürebilmektedir. Tanı klinik bulgulara dayanır. Viral tetkikler gereksizdir. Ancak herhangi bir komplikasyon gelişmiş, kritik bulguları olan, yoğun bakımda tedavi gören vakalarda istenebilir. Virüs ağız salgısından, dışkıdan, derideki lezyonlardan izole edilebilir. Tedavide direk etkin bir antiviral ajan yoktur. Antipiretik analjezikler kullanılabilir. Aspirin kullanılmamalıdır. Ağızdaki yaraların bakımı için lokal uygulamalar, ağız spreyleri, vitamin ve eser element (çinko) desteği verilebilir. Deri lezyonlarının bakımında serum fizyolojik ile yapılacak bakım çoğu kez yeterlidir. İlave bakteriyel bir enfeksiyon yoksa antibiyotik verilmemelidir. Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ferit Durankuş, El-Ayak-Ağız Hastalığından korunma yollarını anlattı. El yıkama alışkanlığının çocuklara kazandırılması önemlidir. El yıkamak en önemli koruyucu uygulamadır. Oyuncakların ve çocukların bulunduğu ortamların temizliği önem taşır. Virüs çok fazla dayanıklı değildir. Sabunla dahi etkisiz hale gelebilmektedir. Hasta çocukların özellikle ateşli olduğu dönemlerde izolasyonu önem taşır. Ancak uzun süre dışkı ile virüs atılabildiği için çok sıkı bir izolasyon yapılmaz. Ateşsiz çocuğun yuvaya, kreşe gitmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Bu etkene karşı bir aşı bulunmamaktadır. Hastalık düzeldikten sonra diğer aşıları uygulanabilir, bir engel teşkil etmez.

El-Ayak-Ağız hastalığı bazı virüslerin neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Etken olan enterovirüs: sıklıkla Uzakdoğu ülkelerinde görülmektedir. Coxsackie ise ülkemiz ve Avrupa ülkelerinde daha sıktır. Yrd. Doç. Dr. Ferit Durankuş, ‘’Bu virüs daha çok yaz ve sonbahar mevsimlerinde görülmektedir. Grip salgınlarından sonra salgın yapabilen ikinci önemli etkendir. Kalabalık yaşayan toplumlarda, çevre düzenlenmesinin bozuk olduğu ülkelerde, kişisel hijyenin iyi olmadığı toplumlarda, virüs bulaşmış su ve besinlerin bulunduğu ortamlarda sık görülür. Etken vücut salgıları ile veya bu enfekte salgılarla temas etmiş yüzeylerden bulaşabilir. Solunum yolundan damlacıkla, direk salgı teması ile, oyuncaklarla, ellerle, dışkı ile bulaşabilir’’ dedi.

Vücuda burun veya ağızdan giren virüs mukozal bölgeden lenf nodlarına ulaşır. Burada çoğalır ve viremi meydana getirir. Sinir sistemine, deriye, kalp dokusuna ve diğer sistemlere kan yolu ile ulaşır. Viremi sonunda gittiği organlarda hücre hasarı sonucunda hastalığı meydana getirir. Birçok farklı organı tuttuğu için klinik bulguları da çeşitlilik gösterir. Çocuklarda bu virüslere karşı koruyuculuk düzeyi düşük olduğundan enfeksiyon hastalık semptomları ile seyrederken, erişkinlerde asemptomatik de olabilir.

Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ferit Durankuş, El-Ayak-Ağız Hastalığı hakkında merak edilenleri anlattı.

El-Ayak-Ağız hastalığının en tipik özelliği çocuk yaş gurubunda özellikle de üç yaş altında görülmesidir. Bulaşmayı takiben kuluçka dönemi 5-7 gündür. İlk klinik bulgular halsizlik, kırgınlık halidir. Bunu düşük düzeyde bir ateş takip eder. Ateş 38-38,5 C dir. Ateşin süresi ortalama 3 gündür. Bu süre 7 güne kadar da uzayabilir. Bu ateşli dönemde boğaz ağrısı, yeme sorunları iştahsızlık eşlik eder. Bunun neticesi oral alım kısıtlanır ve çocuklarda sıvı kayıpları görülebilir. IV sıvı vermeyi gerektirecek düzeyde olabilir.

Döküntüler ateşle beraber veya ateşten kısa süre sonra çıkabilir. Döküntüler ağız boşluğunda daha sonra da deride gözlenir. Eğer deride döküntü olmaz sadece ağız boşluğunda kalırsa “herpangina” olarak adlandırılır. Ağız boşluğunda sıklıkla arka kısımda yer alır. Küçük, yuvarlak karakterde, sarımsı renkte, zemini eritemli, hemen hemen hepsi birbirinin aynı boyutunda, fazla ağrılı olmayan yaralar şeklindedir. Bu lezyonlar ağız boşluğu çevresinde de görülebilir.

Derideki döküntüler makülopapüler, veziküler karakterde olur. Elde avuç içinde, ayak tabanında, ekstremitelerde ve gluteal bölgededir. Zemini yine kırmızı renkte, içi sarımsı renkte sıvı ile dolu, elipsoid lezyonlardır. Geç dönemde bazı çocuklarda tırnaklar kendiliğinden yatağından sökülür ve düşer. Tanı için bu tariflenen üç bulgu önemlidir: Ateş, ağız bulguları ve döküntü olması tanı için yeterlidir. Hastalık 7-10 gün kadar sürer. Ancak virüsün vücut salgılarında ve dışkıda atılımı ile haftalar sürebilmektedir.

Tanı klinik bulgulara dayanır. Viral tetkikler gereksizdir. Ancak herhangi bir komplikasyon gelişmiş, kritik bulguları olan, yoğun bakımda tedavi gören vakalarda istenebilir. Virüs ağız salgısından, dışkıdan, derideki lezyonlardan izole edilebilir.

Tedavide direk etkin bir antiviral ajan yoktur. Antipiretik analjezikler kullanılabilir. Aspirin kullanılmamalıdır. Ağızdaki yaraların bakımı için lokal uygulamalar, ağız spreyleri, vitamin ve eser element (çinko) desteği verilebilir. Deri lezyonlarının bakımında serum fizyolojik ile yapılacak bakım çoğu kez yeterlidir. İlave bakteriyel bir enfeksiyon yoksa antibiyotik verilmemelidir.

Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ferit Durankuş, El-Ayak-Ağız Hastalığından korunma yollarını anlattı.

El yıkama alışkanlığının çocuklara kazandırılması önemlidir. El yıkamak en önemli koruyucu uygulamadır. Oyuncakların ve çocukların bulunduğu ortamların temizliği önem taşır. Virüs çok fazla dayanıklı değildir. Sabunla dahi etkisiz hale gelebilmektedir. Hasta çocukların özellikle ateşli olduğu dönemlerde izolasyonu önem taşır. Ancak uzun süre dışkı ile virüs atılabildiği için çok sıkı bir izolasyon yapılmaz. Ateşsiz çocuğun yuvaya, kreşe gitmesinde bir sakınca bulunmamaktadır. Bu etkene karşı bir aşı bulunmamaktadır. Hastalık düzeldikten sonra diğer aşıları uygulanabilir, bir engel teşkil etmez.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2fi7DQN
via IFTTT

UŞAK’A RUANDA’DAN KARDEŞ BELEDİYE GELİYOR EKONOMİK İŞBİRLİĞİ GÖRÜŞMESİ UŞAK VE RUANDA’YI YAKINLAŞTIRDI Ruanda’nın Ankara Büyükelçisi Williams Nkurunziza, ekonomik ve kültürel alanlarda iş birliği sağlamak ve incelemelerde bulunmak amacıyla Uşak’ı ziyaret etti. Büyükelçi, Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan ve Uşaklı işadamlarıyla bir araya geldi. Yapılan görüşmede ekonomi ve ticari ilişkilerin yanı sıra Uşak Belediyesi için Ruanda’dan kardeş bir belediyenin belirlenmesi de konuşuldu. Ruanda’nın Ankara Büyükelçisi Williams Nkurunziza, Uşak’ta Belediye Başkanı Nurullah Cahan, AK Parti Uşak Milletvekili Alim Tunç, sanayici ve iş adamlarıyla kahvaltı programında bir araya geldi. Ruanda ve Uşak arasında yapılabilecek ekonomik iş birlikleri, sosyal ve kültürel anlamda da çalışmaların konuşulduğu toplantıda Uşak Belediyesi ile kardeş bir belediyenin belirlenmesi de gündeme geldi. Konuyla ilgili Belediye Başkanı Nurullah Cahan, Uşak’tan Ruanda’ya bir heyetin gitmesi konusunda Büyükelçi ile görüşmeler yaptı. Kahvaltı sonrası açıklamalar yapan Büyükelçi Williams Nkurunziza, Uşak’ta olmaktan dolayı emutlu olduğunu dile getirerek “Uşak’ı çok sevdim çünkü harika insanları var. Dün Uşak’a geldiğimde bir yabancıydım ama bugün kendimi ailenin bir parçası gibi hissediyorum. Güzel işlere imza atılacağından eminim.” dedi. Türk insanındaki paylaşımcılık ruhunun Uşak’ta da kendisini belirgin olarak gösterdiğini söyleyen Nkurunziza, Uşak ziyaretindeki amacının şehrin insanlarıyla, yöneticileriyle tanışmak ve ticari ilişkileri güçlendirmek olduğunu belirtti. Sanayi üzerine odaklanacağız Ruanda Büyükelçisi Williams Nkurunziza, “Uşak’ta seramik, deri, yemek ve giyim sektörlerinde ticarete devam etmek, Ruanda ile Uşak arasında ticari hacmi yükseltmek ve bunu sağlarken de liderler arasında ilişkiyi sağlamak ve olabildiğince yatırımlarımızı paylaşmak istiyoruz. Bu kapsamda özellikle sanayi üzerine odaklanacağız. Ekonomik alanda gelişim için çift taraflı yürütülecek olumlu bir diyalog herkes için önemli. Kültürel noktada da bu gelişimi sağlayacağız.” açıklamalarında bulundu. Kentin yemek kültürüne de değinen ve Türkiye’nin tamamında olduğu gibi Uşak’ın da güzel bir damak tadına sahip olduğunu kaydeden Büyükelçi tarhana çorbasının lezzetine tam not verdi. Başkan Cahan: “Uşak’tan Ruanda’ya bir heyet göndereceğiz”Büyükelçi Williams Nkurunziza’nın gerçekleştirdiği ziyaret nedeniyle memnuniyet duyduklarını belirten Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan, “Yaptığımız görüşmelerin hem ülkemiz hem de Uşak adına oldukça olumlu geçtiğini söyleyebilirim. Sayın Büyükelçi’nin de görüşmelerden memnun kalmasından bizler de mutluluk duyduk. Biz de Uşak’tan bir heyet ile Ruanda’yı ziyaret etmek, burada planladığımız ticari görüşmeleri hayata geçirmek için gerekli görüşmeleri yapmayı planlıyoruz. Böylelikle hem kardeşliğimiz hem de ticari ilişkimiz karşılıklı olarak gelişecek ve Uşak için yeni yatırım alanları oluşmuş olacak.” diye konuştu. Cahan ayrıca Uşak sanayisinin, Ruanda ülke ekonomisine önemli faydalar sağlayabileceğini ve bir yandan da ticaret ve yatırımla Uşak’ın ticaret kapasitesinin arttırılabileceğini ifade etti. Başkan Cahan, ziyaretin gerçekleşmesinde emeği geçen Uşak Milletvekili Alim Tunç’a teşekkürlerini de iletti.

EKONOMİK İŞBİRLİĞİ GÖRÜŞMESİ UŞAK VE RUANDA’YI YAKINLAŞTIRDI

Ruanda’nın Ankara Büyükelçisi Williams Nkurunziza, ekonomik ve kültürel alanlarda iş birliği sağlamak ve incelemelerde bulunmak amacıyla Uşak’ı ziyaret etti. Büyükelçi, Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan ve Uşaklı işadamlarıyla bir araya geldi. Yapılan görüşmede ekonomi ve ticari ilişkilerin yanı sıra Uşak Belediyesi için Ruanda’dan kardeş bir belediyenin belirlenmesi de konuşuldu.

Ruanda’nın Ankara Büyükelçisi Williams Nkurunziza, Uşak’ta Belediye Başkanı Nurullah Cahan, AK Parti Uşak Milletvekili Alim Tunç, sanayici ve iş adamlarıyla kahvaltı programında bir araya geldi. Ruanda ve Uşak arasında yapılabilecek ekonomik iş birlikleri, sosyal ve kültürel anlamda da çalışmaların konuşulduğu toplantıda Uşak Belediyesi ile kardeş bir belediyenin belirlenmesi de gündeme geldi. Konuyla ilgili Belediye Başkanı Nurullah Cahan, Uşak’tan Ruanda’ya bir heyetin gitmesi konusunda Büyükelçi ile görüşmeler yaptı.

Kahvaltı sonrası açıklamalar yapan Büyükelçi Williams Nkurunziza, Uşak’ta olmaktan dolayı emutlu olduğunu dile getirerek “Uşak’ı çok sevdim çünkü harika insanları var. Dün Uşak’a geldiğimde bir yabancıydım ama bugün kendimi ailenin bir parçası gibi hissediyorum. Güzel işlere imza atılacağından eminim.” dedi.

Türk insanındaki paylaşımcılık ruhunun Uşak’ta da kendisini belirgin olarak gösterdiğini söyleyen Nkurunziza, Uşak ziyaretindeki amacının şehrin insanlarıyla, yöneticileriyle tanışmak ve ticari ilişkileri güçlendirmek olduğunu belirtti.

Sanayi üzerine odaklanacağız
Ruanda Büyükelçisi Williams Nkurunziza, “Uşak’ta seramik, deri, yemek ve giyim sektörlerinde ticarete devam etmek, Ruanda ile Uşak arasında ticari hacmi yükseltmek ve bunu sağlarken de liderler arasında ilişkiyi sağlamak ve olabildiğince yatırımlarımızı paylaşmak istiyoruz. Bu kapsamda özellikle sanayi üzerine odaklanacağız. Ekonomik alanda gelişim için çift taraflı yürütülecek olumlu bir diyalog herkes için önemli. Kültürel noktada da bu gelişimi sağlayacağız.” açıklamalarında bulundu.

Kentin yemek kültürüne de değinen ve Türkiye’nin tamamında olduğu gibi Uşak’ın da güzel bir damak tadına sahip olduğunu kaydeden Büyükelçi tarhana çorbasının lezzetine tam not verdi.

Başkan Cahan: “Uşak’tan Ruanda’ya bir heyet göndereceğiz”
Büyükelçi Williams Nkurunziza’nın gerçekleştirdiği ziyaret nedeniyle memnuniyet duyduklarını belirten Uşak Belediye Başkanı Nurullah Cahan, “Yaptığımız görüşmelerin hem ülkemiz hem de Uşak adına oldukça olumlu geçtiğini söyleyebilirim. Sayın Büyükelçi’nin de görüşmelerden memnun kalmasından bizler de mutluluk duyduk. Biz de Uşak’tan bir heyet ile Ruanda’yı ziyaret etmek, burada planladığımız ticari görüşmeleri hayata geçirmek için gerekli görüşmeleri yapmayı planlıyoruz. Böylelikle hem kardeşliğimiz hem de ticari ilişkimiz karşılıklı olarak gelişecek ve Uşak için yeni yatırım alanları oluşmuş olacak.” diye konuştu.

Cahan ayrıca Uşak sanayisinin, Ruanda ülke ekonomisine önemli faydalar sağlayabileceğini ve bir yandan da ticaret ve yatırımla Uşak’ın ticaret kapasitesinin arttırılabileceğini ifade etti. Başkan Cahan, ziyaretin gerçekleşmesinde emeği geçen Uşak Milletvekili Alim Tunç’a teşekkürlerini de iletti.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2w8SgVc
via IFTTT

Çocuklarda El-Ayak-Ağız Salgınına Dikkat!


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2fi7DQN

UŞAK’A RUANDA’DAN KARDEŞ BELEDİYE GELİYOR


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2w8SgVc

Geleceğin bilişim dehaları Kodu Cup’ta turizm için kod yazdı Türkiye’yi teknoloji alanında bir üst lige taşıyacak olan gelecek neslin bilişim dehaları, basit ve görsel bir programlama dili olan Kodu ile hazırladıkları “Yeni Nesil Turizm” temalı birbirinden yaratıcı ve eğlenceli oyunlarla Kodu Cup Türkiye 2017’de yarıştı. Yarışmada 8-11 yaş grubunda İstanbul’dan Astro Girls, İzmir’den The Spirit of Adventure ve TED Gamers, Amasya’dan Harşena, Ankara’dan Ted Code Land takımları yarıştı. 12-14 yaş grubunda Ankara’dan Windmill, Manisa’dan Phoenix, Şanlıurfa’dan Coders of Gize, İstanbul’dan ScorPions ve Kuşadası’ndan Gezdik Gördük Öğrendik takımları yarıştı. Microsoft Türkiye, QNB Finansbank ve Habitat Derneği’nin işbirliği ile hayata geçirilen Kodu Cup Türkiye 2017’de çocuklar, Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor projesinde aldıkları kodlama eğitimi sonrası yarattıkları oyunlarıyla yarıştılar. Çocuklar, kodlamadaki hünerlerini Türkiye’nin turizmini merkeze alan oyunlara yansıttılar ve birbirinden eğlenceli oyunlar geliştirdiler. “Yeni Nesil Turizm” temasıyla düzenlenen yarışmada finale kalan 8-11 yaş aralığında beş, 12-14 yaş aralığında beş olmak üzere toplam 10 ekip “Ekoturizm” konusunda projelerini alanında uzman isimlerden oluşan jüriye sundu. Microsoft Türkiye, QNB Finansbank ve Habitat Derneği işbirliği ile çocukları kodlamaya teşvik etme amacıyla düzenlenen Kodu Cup Türkiye 2017’de final heyecanı 12 Eylül Salı günü yaşandı. “Yeni Nesil Turizm” temasıyla düzenlenen ve Türkiye’nin dört bir yanından 8-14 yaş arası çocukların katıldığı yarışmada finale kalan ekipler ilk üçe girmek için yarıştı. İki kategoride 10 finalist ekip yarıştı Kodu Cup Türkiye 2017’ye Türkiye’nin dört bir yanından 100’den fazla ekip birbirinden eğlenceli ve yaratıcı oyunlarla katıldı. Yapılan ön elemeler sonucunda 8-11 ve 12-14 yaş kategorilerinden 5’er (toplam 10 ekip) finale kalarak, aileleri ile birlikte final heyecanını yaşama şansı yakaladı. Geveze’nin sunduğu yarışma boyunca kendilerine verilen kısıtlı zaman içinde heyecanla oyunlarını anlatan ve jürinin sorularını yanıtlayan ekipler arasında seçim yapmak, jüri üyeleri için de zor oldu. Yarışmada 8-11 yaş grubunda İstanbul’dan Astro Girls, İzmir’den The Spirit of Adventure ve TED Gamers, Amasya’dan Harşena, Ankara’dan Ted Code Land takımları yarıştı. 12-14 yaş grubunda Ankara’dan Windmill, Manisa’dan Phoenix, Şanlıurfa’dan Coders of Gize, İstanbul’dan ScorPions ve Kuşadası’ndan Gezdik Gördük Öğrendiktakımları yarıştı. Jürinin kararını QNB Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç ve Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır açıklayarak ilk üçe giren takımlara ödüllerini verdi. Bu yıl Kodu Cup’ın şampiyonları 8-11 yaş grubunda Spirit of All Adventures, 12-14 yaş grubunda Coding Explorers takımları oldu. Sinerji yaratan bir birliktelik QNB Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, sosyal sorumluluk çalışmalarında çocuklara odaklandıklarını belirterek bilim, sanat ve eğitim konusunda onlara katkı sunmayı amaçladıklarını söyledi. Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor projemiz kapsamında eğitimlerin başladığı Haziran 2015’ten bugüne Siirt’ten İstanbul’a 27 farklı ilde; 11 binden fazla çocuğun, 203 gönüllü tarafından 8’er saatllik kodlama eğitimi aldığını belirten Güzeloğlu sözlerine şöyle devam etti: “Hedefimiz 20 binlere ulaşmak… Programlama eğitimine erken yaşlarda başlanıldığında algoritmik düşünme becerisinin geliştiğini ve bu beceriden kişinin hayatın her alanında faydalanabileceğini görüyoruz. Bu tam da QNB Finansbank olarak bizim bakış açımız ve hedefimizle örtüşüyordu. O nedenle sinerji yaratan bir birliktelik oldu. Çünkü bir çocuğa dokunmanın, Türkiye’nin inovasyon liderlerine dokunmak olduğuna inanıyoruz. Liderlik ve Yaratıcılık da, bizi biz yapan değerlerimiz arasında yer alıyor. Bu yaklaşımla projelerimizi araştırırken, değerlendirirken okul dışı eğitim ve sanat alanlarına odaklandık.‘ İyi bir kurumsal vatandaş’ olan bankamızın topluma katkısını, vizyoner bakış açısını yansıtan projeleri kapsaması açısından da büyük bir hassasiyet gösterdik. Tüm Türkiye’ye ulaşarak en çok sayıda çocuğa ulaşabilmeyi hedefledik. Bu kapsamda bizi en çok heyecanlandıran, harekete geçiren projelerden birisi Microsoft Türkiye ve HABİTAT işbirliği ile hayata geçirdiğimiz ‘Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor’ projesi oldu.” Erken kodlayan yol alır Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç, böylesine anlamlı bir çalışmanın bir parçası olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Dijital dönüşüm, günümüzdeki bütün piyasaları derinden etkiliyor. Otomotivden finansa, eğitimden perakendeye kadar tüm sektörler, yepyeni oyuncularla yeniden şekilleniyor. Tüm iş dünyası böyle değişirken, çocuklarımızı ve gençlerimizi de bu dijital dönüşümü sürükleyecek yetkinliklerle yetiştirmemiz gerekiyor. Kodlama ve algoritmik düşünce, bu dönüşümü yönetmek için en gerekli olacak yetkinliklerin başında geliyor. Bu çerçevede, 2012 yılından beri Açık Akademi üzerinde yürütmekte olduğumuz faaliyetleri, 3 seneye yakın süredir QNB Finansbank ve Habitat’la beraber “Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor” projesiyle taçlandırdık. Kodu Game Lab’in Türkçeleştirilmesiyle başlayan ve çocuklarımıza kendi oyunlarını geliştirmelerine imkan sağlayan projemiz, Türkiye’nin dört bir yanında 10 binden fazla öğrenciye ulaşmamızı sağlarken, Açık Akademi üzerinden uzaktan eğitim alan öğrencilerle bu sayı 20 binleri geçti. Projeye ve çocuklarımızın algoritmik düşüncelerini geliştirmeye olan inancımız devam ediyor. Hedefimiz, önümüzdeki dönemde çok daha fazla öğrenciye, gönüllüye ve eğitmene ulaşabilmek”. 27 ilde 203 Finansçı gönüllü oldu Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır da, “Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor” projesindeki başarının projenin ortakları arasındaki sinerji olduğuna dikkat çekerek “27 ilde yürüttüğümüz bu projemizde yerel işbirliklerine de önem veriyoruz. Yerelde kamu kurumları ve yerel yönetimlerle işbirlikleri geliştiriyoruz. Kodlama bilmek artık okuma yazma bilmek kadar önemli. Bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de kodlamanın ders olarak yer almamasının önündeki en büyük engel bunu verecek yetişmiş insan gücünün olmaması. Bugüne kadar 27 proje ilinde yüzlerce gönüllü eğitmen yetiştirdik” dedi.

Türkiye’yi teknoloji alanında bir üst lige taşıyacak olan gelecek neslin bilişim dehaları, basit ve görsel bir programlama dili olan Kodu ile hazırladıkları “Yeni Nesil Turizm” temalı birbirinden yaratıcı ve eğlenceli oyunlarla Kodu Cup Türkiye 2017’de yarıştı. Yarışmada 8-11 yaş grubunda İstanbul’dan Astro Girls, İzmir’den The Spirit of Adventure ve TED Gamers, Amasya’dan Harşena, Ankara’dan Ted Code Land takımları yarıştı. 12-14 yaş grubunda Ankara’dan Windmill, Manisa’dan Phoenix, Şanlıurfa’dan Coders of Gize, İstanbul’dan ScorPions ve Kuşadası’ndan Gezdik Gördük Öğrendik takımları yarıştı.

Microsoft Türkiye, QNB Finansbank ve Habitat Derneği’nin işbirliği ile hayata geçirilen Kodu Cup Türkiye 2017’de çocuklar, Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor projesinde aldıkları kodlama eğitimi sonrası yarattıkları oyunlarıyla yarıştılar. Çocuklar, kodlamadaki hünerlerini Türkiye’nin turizmini merkeze alan oyunlara yansıttılar ve birbirinden eğlenceli oyunlar geliştirdiler.

“Yeni Nesil Turizm” temasıyla düzenlenen yarışmada finale kalan 8-11 yaş aralığında beş, 12-14 yaş aralığında beş olmak üzere toplam 10 ekip “Ekoturizm” konusunda projelerini alanında uzman isimlerden oluşan jüriye sundu.

Microsoft Türkiye, QNB Finansbank ve Habitat Derneği işbirliği ile çocukları kodlamaya teşvik etme amacıyla düzenlenen Kodu Cup Türkiye 2017’de final heyecanı 12 Eylül Salı günü yaşandı. “Yeni Nesil Turizm” temasıyla düzenlenen ve Türkiye’nin dört bir yanından 8-14 yaş arası çocukların katıldığı yarışmada finale kalan ekipler ilk üçe girmek için yarıştı.

İki kategoride 10 finalist ekip yarıştı

Kodu Cup Türkiye 2017’ye Türkiye’nin dört bir yanından 100’den fazla ekip birbirinden eğlenceli ve yaratıcı oyunlarla katıldı. Yapılan ön elemeler sonucunda 8-11 ve 12-14 yaş kategorilerinden 5’er (toplam 10 ekip) finale kalarak, aileleri ile birlikte final heyecanını yaşama şansı yakaladı. Geveze’nin sunduğu yarışma boyunca kendilerine verilen kısıtlı zaman

içinde heyecanla oyunlarını anlatan ve jürinin sorularını yanıtlayan ekipler arasında seçim yapmak, jüri üyeleri için de zor oldu.

Yarışmada 8-11 yaş grubunda İstanbul’dan Astro Girls, İzmir’den The Spirit of Adventure ve TED Gamers, Amasya’dan Harşena, Ankara’dan Ted Code Land takımları yarıştı.

12-14 yaş grubunda Ankara’dan Windmill, Manisa’dan Phoenix, Şanlıurfa’dan Coders of Gize, İstanbul’dan ScorPions ve Kuşadası’ndan Gezdik Gördük Öğrendiktakımları yarıştı.

Jürinin kararını QNB Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç ve Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır açıklayarak ilk üçe giren takımlara ödüllerini verdi.

Bu yıl Kodu Cup’ın şampiyonları 8-11 yaş grubunda Spirit of All Adventures, 12-14 yaş grubunda Coding Explorers takımları oldu.

Sinerji yaratan bir birliktelik

QNB Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, sosyal sorumluluk çalışmalarında çocuklara odaklandıklarını belirterek bilim, sanat ve eğitim konusunda onlara katkı sunmayı amaçladıklarını söyledi.

Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor projemiz kapsamında eğitimlerin başladığı Haziran 2015’ten bugüne Siirt’ten İstanbul’a 27 farklı ilde11 binden fazla çocuğun, 203 gönüllü tarafından 8’er saatllik kodlama eğitimi aldığını belirten Güzeloğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Hedefimiz 20 binlere ulaşmak… Programlama eğitimine erken yaşlarda başlanıldığında algoritmik düşünme becerisinin geliştiğini ve bu beceriden kişinin hayatın her alanında faydalanabileceğini görüyoruz. Bu tam da QNB Finansbank olarak bizim bakış açımız ve hedefimizle örtüşüyordu. O nedenle sinerji yaratan bir birliktelik oldu. Çünkü bir çocuğa dokunmanın, Türkiye’nin inovasyon liderlerine dokunmak olduğuna inanıyoruz. Liderlik ve Yaratıcılık da, bizi biz yapan değerlerimiz arasında yer alıyor. Bu yaklaşımla projelerimizi araştırırken, değerlendirirken okul dışı eğitim ve sanat alanlarına odaklandık.‘ İyi bir kurumsal vatandaş’ olan bankamızın topluma katkısını, vizyoner bakış açısını yansıtan projeleri kapsaması açısından da büyük bir hassasiyet gösterdik. Tüm Türkiye’ye ulaşarak en çok

sayıda çocuğa ulaşabilmeyi hedefledik. Bu kapsamda bizi en çok heyecanlandıran, harekete geçiren projelerden birisi Microsoft Türkiye ve HABİTAT işbirliği ile hayata geçirdiğimiz ‘Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor’ projesi oldu.”

Erken kodlayan yol alır

Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç, böylesine anlamlı bir çalışmanın bir parçası olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Dijital dönüşüm, günümüzdeki bütün piyasaları derinden etkiliyor. Otomotivden finansa, eğitimden perakendeye kadar tüm sektörler, yepyeni oyuncularla yeniden şekilleniyor. Tüm iş dünyası böyle değişirken, çocuklarımızı ve gençlerimizi de bu dijital dönüşümü sürükleyecek yetkinliklerle yetiştirmemiz gerekiyor. Kodlama ve algoritmik düşünce, bu dönüşümü yönetmek için en gerekli olacak yetkinliklerin başında geliyor. Bu çerçevede, 2012 yılından beri Açık Akademi üzerinde yürütmekte olduğumuz faaliyetleri, 3 seneye yakın süredir QNB Finansbank ve Habitat’la beraber “Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor” projesiyle taçlandırdık. Kodu Game Lab’in Türkçeleştirilmesiyle başlayan ve çocuklarımıza kendi oyunlarını geliştirmelerine imkan sağlayan projemiz, Türkiye’nin dört bir yanında 10 binden fazla öğrenciye ulaşmamızı sağlarken, Açık Akademi üzerinden uzaktan eğitim alan öğrencilerle bu sayı 20 binleri geçti. Projeye ve çocuklarımızın algoritmik düşüncelerini geliştirmeye olan inancımız devam ediyor. Hedefimiz, önümüzdeki dönemde çok daha fazla öğrenciye, gönüllüye ve eğitmene ulaşabilmek”.

27 ilde 203 Finansçı gönüllü oldu

Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır da, “Minik Parmaklar Geleceği Programlıyor” projesindeki başarının projenin ortakları arasındaki sinerji olduğuna dikkat çekerek “27 ilde yürüttüğümüz bu projemizde yerel işbirliklerine de önem veriyoruz. Yerelde kamu kurumları ve yerel yönetimlerle işbirlikleri geliştiriyoruz. Kodlama bilmek artık okuma yazma bilmek kadar önemli. Bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de kodlamanın ders olarak yer almamasının önündeki en büyük engel bunu verecek yetişmiş insan gücünün olmaması. Bugüne kadar 27 proje ilinde yüzlerce gönüllü eğitmen yetiştirdik” dedi.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2xxHIPI
via IFTTT

Susuzluk Öğrenmeyi Zorlaştırıyor Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, öğrencileri ve velileri uyardı: Susuzluk öğrenmeyi zorlaştırıyor! Çocuğunuzun ders dinlerken hemen dikkati dağılıyor hatta uykusu geliyorsa, bunun nedeni okulu sevmemesi değil, susuzluk olabilir! Çocukların yetişkinlere göre susuzluktan daha çok etkilendiğinin altını çizen Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, hem öğrencilere hem de velilere uyarılarda bulundu. Aksoy ayrıca, okulların açılmasıyla birlikte velileri her gün düşündüren, “Beslenme çantasına bugün ne koyalım” sorusuna karşılık, çocukların çok seveceği beş günlük örnek beslenme çantası oluşturdu. Uzun yaz tatilinin ardından kimi öğrenciler uyum haftası kapsamında okula gitmeye başladı, büyük çoğunluk ise 18 Eylül’ü bekliyor. Veliler de bir yandan alışveriş, servis gibi hazırlıklarla uğraşırken, bir yandan da çocukları için en sağlıklı beslenme programını hazırlamaya çalışıyor. Çocuklar için bir haftalık örnek menü oluşturan Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, su tüketimi konusunda da önemli uyarılarda bulundu. Derste uyku geliyorsa sebebi susuzluk olabilir Susuz kalan çocukların derslerini dinlemede zorluk yaşayacağını söyleyen Canan Aksoy, “Yeterince su içmeyen çocuğun bilişsel ve fiziksel fonksiyonları yavaşlar, dikkati dağınık olacağından öğrenim süreci etkilenir. Sıvı kaybı devam edip eksilen su yerine konulmadığında solunum artar, terleme ve idrar çıkışları azalır. Bunlarla beraber ağız kuruluğu gelişir, zamansız uyku görülmeye başlar” diye konuştu. Çocukların su ihtiyacının yetişkinlerden daha fazla olduğunu ve susuzluktan daha çok etkilendiklerini belirten Aksoy, beslenme çantasına büyük bir şişe su koyulmasını tavsiye etti. Çocukların ortalama su gereksinimleri hakkında bilgi veren Canan Aksoy, aktivitesi yüksek, terleyen ve egzersiz yapan çocuklarda bu miktarın artacağının da altını çizdi. Çocuklarda tüketilmesi gereken su miktarı Yaş Grubu Kız Çocuk Erkek Çocuk 4 – 6 900 – 1200 ml (4 – 6 su bardağı) 900 – 1200 ml (4 – 6 su bardağı) 7 – 8 1 – 1,4 litre (5 – 7 su bardağı) 1 – 1,4 litre (5 – 7 su bardağı) 9 – 13 2 litre (8 su bardağı) 2,2 litre (9 su bardağı) Çantadan çıkan sürpriz içecekler! Diyetisyen Canan Aksoy, bal ile tatlandırılmış şeftalili ve limonlu buzlu çay, ballı – muzlu süt, çubuk tarçın eklenmiş ıhlamur gibi evde kolaylıkla hazırlanabilecek tariflerin, çocukların beslenme çantalarına hem sağlıklı hem de leziz içecek alternatifleri olarak eklenebileceğini söyledi. Aksoy, bu içeceklerin suyun yerine geçmeyeceğine dikkat çekerek, beslenme çantasında ek içecek olsa bile su miktarının azaltılmaması gerektiğini ifade etti. Çocukların bayılacağı beş günlük örnek beslenme çantası Büyüme çağında kazanılan beslenme alışkanlıklarının ileriki yaşlarda da devam ettiğini hatırlatan Diyetisyen Aksoy, ebeveynlerin bu konuya özellikle dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı. “Başta karbonhidrat, protein ve yağ gibi makrobesin ögeler olmak üzere, vitamin ve minerallerin de eklenmesiyle çocukların çok yönlü beslenmesi sağlanabilir” diyen Aksoy, velileri her gün düşündüren, “Beslenme çantasına ne koyalım” sorusuna karşılık da, örnek bir menü hazırladı. Pazartesi: Fıstık ezmeli ekmek rulosu (Kavrulmuş fıstık, bal ve fındık yağını karıştırarak ev yapımı fıstık ezmesi yapabilirsiniz), elma dilimleri, yoğurt, ceviz ve kuru üzüm Salı: İnce dilim tam buğday ekmeği üzerine yumurta, kaşar, domates, biber, zeytin ve az sucuktan oluşan pizza, ayran Çarşamba: Krem peynirli maydanozlu lavaş dürüm, domates, salatalık, havuç, yoğurt, mürdüm eriği Perşembe: Kabak böreği (4 – 5 adet kabağı rendeleyip hafifçe suyunu sıkın. İçine 3 yumurta kırın. Bir su bardağı beyaz peynirle karıştırıp fırında pişirin), ayran, ceviz, incir Cuma: Kaşar peyniri, füme et, ince dilim tam buğday ekmeği, badem, yoğurt, tarçınlı elma dilimleri

Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, öğrencileri ve velileri uyardı: Susuzluk öğrenmeyi zorlaştırıyor!

Çocuğunuzun ders dinlerken hemen dikkati dağılıyor hatta uykusu geliyorsa, bunun nedeni okulu sevmemesi değil, susuzluk olabilir! Çocukların yetişkinlere göre susuzluktan daha çok etkilendiğinin altını çizen Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, hem öğrencilere hem de velilere uyarılarda bulundu. Aksoy ayrıca, okulların açılmasıyla birlikte velileri her gün düşündüren, “Beslenme çantasına bugün ne koyalım” sorusuna karşılık, çocukların çok seveceği beş günlük örnek beslenme çantası oluşturdu.

Uzun yaz tatilinin ardından kimi öğrenciler uyum haftası kapsamında okula gitmeye başladı, büyük çoğunluk ise 18 Eylül’ü bekliyor. Veliler de bir yandan alışveriş, servis gibi hazırlıklarla uğraşırken, bir yandan da çocukları için en sağlıklı beslenme programını hazırlamaya çalışıyor. Çocuklar için bir haftalık örnek menü oluşturan Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, su tüketimi konusunda da önemli uyarılarda bulundu.

Derste uyku geliyorsa sebebi susuzluk olabilir

Susuz kalan çocukların derslerini dinlemede zorluk yaşayacağını söyleyen Canan Aksoy, “Yeterince su içmeyen çocuğun bilişsel ve fiziksel fonksiyonları yavaşlar, dikkati dağınık olacağından öğrenim süreci etkilenir. Sıvı kaybı devam edip eksilen su yerine konulmadığında solunum artar, terleme ve idrar çıkışları azalır. Bunlarla beraber ağız kuruluğu gelişir, zamansız uyku görülmeye başlar” diye konuştu.

Çocukların su ihtiyacının yetişkinlerden daha fazla olduğunu ve susuzluktan daha çok etkilendiklerini belirten Aksoy, beslenme çantasına büyük bir şişe su koyulmasını tavsiye etti. Çocukların ortalama su gereksinimleri hakkında bilgi veren Canan Aksoy, aktivitesi yüksek, terleyen ve egzersiz yapan çocuklarda bu miktarın artacağının da altını çizdi.

Çocuklarda tüketilmesi gereken su miktarı

Yaş Grubu Kız Çocuk Erkek Çocuk
4 – 6 900 – 1200 ml (4 – 6 su bardağı) 900 – 1200 ml (4 – 6 su bardağı)
7 – 8 1 – 1,4 litre (5 – 7 su bardağı) 1 – 1,4 litre (5 – 7 su bardağı)
9 – 13 2 litre (8 su bardağı) 2,2 litre (9 su bardağı)

Çantadan çıkan sürpriz içecekler!

Diyetisyen Canan Aksoy, bal ile tatlandırılmış şeftalili ve limonlu buzlu çay, ballı – muzlu süt, çubuk tarçın eklenmiş ıhlamur gibi evde kolaylıkla hazırlanabilecek tariflerin, çocukların beslenme çantalarına hem sağlıklı hem de leziz içecek alternatifleri olarak eklenebileceğini söyledi. Aksoy, bu içeceklerin suyun yerine geçmeyeceğine dikkat çekerek, beslenme çantasında ek içecek olsa bile su miktarının azaltılmaması gerektiğini ifade etti.

Çocukların bayılacağı beş günlük örnek beslenme çantası

Büyüme çağında kazanılan beslenme alışkanlıklarının ileriki yaşlarda da devam ettiğini hatırlatan Diyetisyen Aksoy, ebeveynlerin bu konuya özellikle dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı. “Başta karbonhidrat, protein ve yağ gibi makrobesin ögeler olmak üzere, vitamin ve minerallerin de eklenmesiyle çocukların çok yönlü beslenmesi sağlanabilir” diyen Aksoy, velileri her gün düşündüren, “Beslenme çantasına ne koyalım” sorusuna karşılık da, örnek bir menü hazırladı.

Pazartesi: Fıstık ezmeli ekmek rulosu (Kavrulmuş fıstık, bal ve fındık yağını karıştırarak ev yapımı fıstık ezmesi yapabilirsiniz), elma dilimleri, yoğurt, ceviz ve kuru üzüm

Salı: İnce dilim tam buğday ekmeği üzerine yumurta, kaşar, domates, biber, zeytin ve az sucuktan oluşan pizza, ayran

Çarşamba: Krem peynirli maydanozlu lavaş dürüm, domates, salatalık, havuç, yoğurt, mürdüm eriği

Perşembe: Kabak böreği (4 – 5 adet kabağı rendeleyip hafifçe suyunu sıkın. İçine 3 yumurta kırın. Bir su bardağı beyaz peynirle karıştırıp fırında pişirin), ayran, ceviz, incir

Cuma: Kaşar peyniri, füme et, ince dilim tam buğday ekmeği, badem, yoğurt, tarçınlı elma dilimleri



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2vToW11
via IFTTT