havacılık haberleri, havayolu şirketleri ve sivil havacılık ile ilgili meraklarınızı gidermeye, bilgilerinizi güncellemeye davet ediyoruz.
11 Temmuz 2017 Salı
Airbus, Çin’e 23 milyar dolarlık 140 uçak satacaklarını açıkladı
Güneş kalkanı beş besin Gezegenimizdeki hayatın kaynağı olan güneş aynı zamanda mükemmel bir D vitamini deposudur. Bilindiği gibi D vitamini kemik sağlığını geliştirir, bağışıklık sistemini destekleyip güçlendirir, beynin yaşlanmasını önler ve kanserden korur. Saymakla bitmeyecek yararlarına rağmen güneş ışınlarının, özellikle küresel iklim değişikliğiyle hızla artan zararlı etkilerinden korunmak ise daha da acil ve vazgeçilmez hale gelmiş durumda. Güneş altında uzun süre kalmak aşırı sıvı kaybının (dehidratasyon) yanı sıra ve gıda zehirlenmelerine bile yol açabilir. Güneşin yaydığı ultraviyole ışınlarının zararlı etkileri ise ciltte hasar oluşturmanın yanı sıra cilt kanserlerine yol açacak kadar kuvvetli olabilir. Diyetisyen Emre Uzun bu göz korkutan tehditleri bertaraf etmek ve güneşin dost gücünden yararlanmak için su tüketimini artırmanın yanı sıra yeşil çay, domates, soya, brokoli ve üzüm çekirdeğini kullanmayı öneriyor. Emre Uzun ayrıca soya fasulyesi ve domatesle kolayca yapılabilecek bir maskenin de hassas ciltler için tam bir güneş kalkanı işlevini yerine getireceğini belirtiyor. GÜNEŞTEN KORUYAN BESİNLER Peki, bu besinler nasıl ve neden bizi güneşten koruyor? Diyetisyen Emre Uzun bu soruya, antioksidan vitamin ve minerallerle desteklenmiş diyetlerin, güneşin zararlı etkilerini en aza indirmenin garantili bir yolu olduğunu söyleyerek yanıt veriyor. Özellikle A, C, E vitaminleri ile çinko ve selenyum minerallerinin güneşten korunmada önemli rol oynadıklarını belirten Emre Uzun, yeşil çay, domates, soya, brokoli ve üzüm çekirdeğinin bu rolü hakkıyla yerine getirdiklerini vurguluyor. Diyetisyen Emre Uzun bu beş besinin dikkat çekici etkilerini ise şöyle anlatıyor: Yeşil çay Yeşil çayın sahip olduğu EGCG adındaki doğal bileşik, güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından koruduğu cildin kırışmasının da önüne geçer. Domates Domatese kırmızı rengini veren ve çok önemli bir antioksidan olan likopen de ultraviyole ışınlarının yol açabileceği hasarlara karşı koruyucudur. Bu nedenle özellikle güneş kremlerinde antiaging etkisi oluşturmak için likopen kullanılır. Soya Soyanın içerisindeki antioksidan genistein’in ve anti dejeneratif fonksiyonlara sahip moleküllerin, güneşe bağlı cilt hasarlarını azalttığı ve cildi güçlendirdiği saptanmıştır. Brokoli Bolca tüketilen brokoli ve brokoli ekstreleri, ultraviyoleye bağlı cilt hasarlarını önemli derecede azaltır. Üzüm Çekirdeği Özellikle güneşin yol açtığı lekelenmelere karşı koruyucu olan üzüm çekirdeği ekstresi ayrıca kan şekerinin düzenlenmesi ve kan kolesterolünün düşürülmesinde de etkindir. BU MASKEYLE GÜNEŞ LEKELERİNE SON! Diyetisyen Emre Uzun güneş lekelerinin oluşumunu engellemek ve oluşan lekeleri gidermek için antioksidan vitamin ve mineraller bakımından zengin besinlerle doğal maskeler yapılabileceğini de belirtiyor. Emre Uzun soya fasulyesi ve domates ile yapılan güneş lekesi maskesini özellikle öneriyor ve maskenin hazırlanışını şöyle anlatıyor. Bir gün öncesinde ıslatıp beklettiğiniz iki yemek kaşığı soya fasulyesini, 20 dakika boyunca hafif kiremit kırmızısı rengini alana kadar kaynatın. Soya fasulyesini ılımaya bırakıp bir adet domatesi küçük küçük doğrayın. İki yemek kaşığı yulaf ezmesi ve ılımış olan soya fasulyesi suyunu doğranmış domatesin üzerine ekleyip tümünü püre kıvamına gelene kadar ezin. Ortaya çıkan karışımı, cildinizdeki lekeli bölgenin tamamına uygulayın ve yaklaşık 30 dakika bekletin.
Gezegenimizdeki hayatın kaynağı olan güneş aynı zamanda mükemmel bir D vitamini deposudur. Bilindiği gibi D vitamini kemik sağlığını geliştirir, bağışıklık sistemini destekleyip güçlendirir, beynin yaşlanmasını önler ve kanserden korur. Saymakla bitmeyecek yararlarına rağmen güneş ışınlarının, özellikle küresel iklim değişikliğiyle hızla artan zararlı etkilerinden korunmak ise daha da acil ve vazgeçilmez hale gelmiş durumda.
Güneş altında uzun süre kalmak aşırı sıvı kaybının (dehidratasyon) yanı sıra ve gıda zehirlenmelerine bile yol açabilir. Güneşin yaydığı ultraviyole ışınlarının zararlı etkileri ise ciltte hasar oluşturmanın yanı sıra cilt kanserlerine yol açacak kadar kuvvetli olabilir.
Diyetisyen Emre Uzun bu göz korkutan tehditleri bertaraf etmek ve güneşin dost gücünden yararlanmak için su tüketimini artırmanın yanı sıra yeşil çay, domates, soya, brokoli ve üzüm çekirdeğini kullanmayı öneriyor. Emre Uzun ayrıca soya fasulyesi ve domatesle kolayca yapılabilecek bir maskenin de hassas ciltler için tam bir güneş kalkanı işlevini yerine getireceğini belirtiyor.
GÜNEŞTEN KORUYAN BESİNLER
Peki, bu besinler nasıl ve neden bizi güneşten koruyor? Diyetisyen Emre Uzun bu soruya, antioksidan vitamin ve minerallerle desteklenmiş diyetlerin, güneşin zararlı etkilerini en aza indirmenin garantili bir yolu olduğunu söyleyerek yanıt veriyor. Özellikle A, C, E vitaminleri ile çinko ve selenyum minerallerinin güneşten korunmada önemli rol oynadıklarını belirten Emre Uzun, yeşil çay, domates, soya, brokoli ve üzüm çekirdeğinin bu rolü hakkıyla yerine getirdiklerini vurguluyor. Diyetisyen Emre Uzun bu beş besinin dikkat çekici etkilerini ise şöyle anlatıyor:
Yeşil çay
Yeşil çayın sahip olduğu EGCG adındaki doğal bileşik, güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından koruduğu cildin kırışmasının da önüne geçer.
Domates
Domatese kırmızı rengini veren ve çok önemli bir antioksidan olan likopen de ultraviyole ışınlarının yol açabileceği hasarlara karşı koruyucudur. Bu nedenle özellikle güneş kremlerinde antiaging etkisi oluşturmak için likopen kullanılır.
Soya
Soyanın içerisindeki antioksidan genistein’in ve anti dejeneratif fonksiyonlara sahip moleküllerin, güneşe bağlı cilt hasarlarını azalttığı ve cildi güçlendirdiği saptanmıştır.
Brokoli
Bolca tüketilen brokoli ve brokoli ekstreleri, ultraviyoleye bağlı cilt hasarlarını önemli derecede azaltır.
Üzüm Çekirdeği
Özellikle güneşin yol açtığı lekelenmelere karşı koruyucu olan üzüm çekirdeği ekstresi ayrıca kan şekerinin düzenlenmesi ve kan kolesterolünün düşürülmesinde de etkindir.
BU MASKEYLE GÜNEŞ LEKELERİNE SON!
Diyetisyen Emre Uzun güneş lekelerinin oluşumunu engellemek ve oluşan lekeleri gidermek için antioksidan vitamin ve mineraller bakımından zengin besinlerle doğal maskeler yapılabileceğini de belirtiyor. Emre Uzun soya fasulyesi ve domates ile yapılan güneş lekesi maskesini özellikle öneriyor ve maskenin hazırlanışını şöyle anlatıyor.
Bir gün öncesinde ıslatıp beklettiğiniz iki yemek kaşığı soya fasulyesini, 20 dakika boyunca hafif kiremit kırmızısı rengini alana kadar kaynatın. Soya fasulyesini ılımaya bırakıp bir adet domatesi küçük küçük doğrayın. İki yemek kaşığı yulaf ezmesi ve ılımış olan soya fasulyesi suyunu doğranmış domatesin üzerine ekleyip tümünü püre kıvamına gelene kadar ezin. Ortaya çıkan karışımı, cildinizdeki lekeli bölgenin tamamına uygulayın ve yaklaşık 30 dakika bekletin.
from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2tasZDH
via IFTTT
TEMA Vakfı: Danıştay’ın Cerattepe kararı üzüntü verici
TEMA Vakfı: Danıştay’ın Cerattepe kararı üzüntü verici “Cerattepe’nin madenciliğe açılması dönüşü olmayan zararlar verecek” Danıştay’ın Cerattepe kararı üzüntü verici Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe Mevkii’nde madencilik faaliyetleri için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verdiği ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu’ kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan Türkiye’nin en büyük çevre davasında, Rize İdare Mahkemesi’nin bölgede madencilik yapılabileceğine dair verdiği karar Danıştay tarafından onaylandı. Verilen bu kararla Cerattepe’de madencilik faaliyetlerinin önü açıldı. Cerattepe madenciliğe kurban edilmemeli Konuyla ilgili konuşan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “TEMA Vakfı olarak davacısı olduğumuz ve hukuki sürecini yakından takip ettiğimiz Artvin’in Cerattepe mevkiinde yapılması planlanan madencilik faaliyeti için Danıştay kararını açıkladı. Maalesef karar bölgenin madenciliğe açılması yönünde. Verilen bu kararı üzüntüyle karşıladık. Çünkü Cerattepe çok kıymetli ve eşsiz doğal varlıklara sahip bir bölge. Bu değerin bilincinde olan Artvinliler 1987’den bu yana yaşam alanlarını korumak ve doğal varlıklara sahip çıkmak amacıyla madencilik faaliyetlerine karşı hukuki çalışmalar yürütüyordu. 30 yıldır devam eden hukuki süreçte bölgede madencilik yapılamayacağına dair verilen kararlara rağmen Danıştay böyle bir karar aldı. Ancak bir kez daha altını çizmek istiyoruz. Artvin’in doğal varlıkları yer altı kaynaklarından çok daha değerlidir. Artvin ve doğası, korunduğu takdirde Türkiye’nin ekonomik gelişimine büyük katkılar sağlayacak bir potansiyele sahiptir. Artvin’e ve doğasına zarar verecek, geleceğini karartacak madencilik faaliyetleri yerine ormanlarını, biyolojik çeşitliliğini, toprağını, suyunu koruyacak politikalar ve uygulamaları konuşmalıyız. Ülkemiz doğal varlıklarını koruyarak ekonomik değer yaratma konusunu gündeme getirmekte ve uygulamalar geliştirmekte çok geç kaldı. Gelecek nesillere de ait olan bu varlıkları çok kısa vadeli kazançlar için kullanmaya hakkımız yok” dedi. Artvin’de maden ile neleri kaybederiz? Artvin halkının yaşam alanını Maden ruhsat alanı, Artvin ili yerleşim yeri alanının yaklaşık 15 katı büyüklüğünde yamaç üzerinde bir alan(10.000 futbol sahası, 4.156,25 ha). Artvin şehir merkezinin üst mahallelerine kadar iniyor. 2. Artvin’in kültür ve geleneklerini Cerattepe Artvinlilerin kültür ve geleneklerine bağlılığının da simgesi. Geleneksel Kafkasör şenliklerinin yapıldığı alan bu bölgenin içinde. 3. Artvin halkının temiz su hakkını Maden arama ve işletilmesi faaliyetinden yer altı ve yer üstü suları etkilenecektir. Şehrin içme ve kullanma suyu kaynaklarının bir kısmı, maden ruhsat alanını da içine alacak şekilde Kafkasör bölgesi ile bu alanın Genya Dağı ile birleştiği alandan gelmektedir. 4. Hatila Milli Parkı’ndan fazlasını Artvin’de madene karşı mücadele başladığı yıllarda, 1995’te Hatila Vadisi Milli Park olarak ilan edildi. Ancak Hatila Vadisi Milli Parkı’nda madenin olduğu alan, vadi içinde kalmasına rağmen milli park sınırları içine alınmadı. Topoğrafik haritada havzanın su ayrım çizgileri çizildiğinde, maden alanı Hatila Vadisi havzası içinde yer aldığı görülmektedir. Vadinin bütünlüğü bozularak, maden işletme alanı Milli Park sınırı dışında bırakılmıştır. Havza tümüyle milli park ilan edilse idi, maden işletme ruhsatı verilirken milli park olması nedeniyle engel ortaya çıkacaktı. 5. Biyolojik çeşitliliği, bir daha asla geri kazanamayacağımız türleri Bölgede madencilik faaliyetleri, Avrupa’dan Orta Asya’ya uzanan bu geniş coğrafyadaki en büyük doğal yaşlı orman ekosistemlerini ve sadece ülkemizde bulunan nadir endemik türleri ve zengin biyoçeşitliliği tehdit ediyor. Biyolojik çeşitlilik bir kez kaybedilince bir daha geri kazanılamıyor. Kafkasör Yaylası, Camili Havzası, Hatila ve Çoruh vadileri ile Artvin’in ılıman kuşak ormanları, biyolojik çeşitlilik açısından olağanüstü bir zenginliğe sahip. Bunlardan proje sahasında hem endemik hem de nesli tehlike altında olan yani yok olmak üzere olan, ismini Artvin’den alan Crocus biflorus subsp artvinensis türünün proje alanında bulunduğu, yine iki adet nadir ve endemik olan türün de Tehlike Altına Girebilir kategorisinde yer aldığı ÇED raporunda belirtilmektedir. Ayrıca proje alanında 7 adet nadir bulunan tür bulunmaktadır ve sadece teleferik hattında 6 endemik tür yer almaktadır. Bu türler istisnasız mutlak koruma altına alınması gereken türlerdir. Bu bölge maruz kaldığı tehditler nedeniyle konunun uzmanı uluslararası kuruluşlara göre (Conservation International, WWF International, IUCN) dünyanın doğa koruma açısından en önemli ekolojik bölgelerinden biri olan “Kafkasya Sıcak Noktası” içerisinde yer alıyor. Bölgede 21 memeli hayvan türünün varlığı saptanmıştır. Yine Bern Sözleşmesinin Ek Liste ll’de yer alan “Kesin Koruma Altına Alınan Fauna Türleri” içinde çok sayıda tür Cerattepe-Kafkasör –Genya bölgesinde yaşamını sürdürmektedir. Artvin, 200’ü sadece bu bölgede yetişen (endemik) 305’i ise nadir bulunan yaklaşık 1900 bitki türü ile Antalya ve İstanbul’dan sonra, ülkemizin en zengin üçüncü ilidir. Artvin’de uluslararası sözleşmelere göre risk altında olan ve korunması gereken çok sayıda bitki türü ve habitatları da mevcuttur. Uluslararası Doğa Koruma Birliği (International Union for Conservation of Nature-IUCN) ve WWF tarafından desteklenen ve dünya üzerinde endemik ve nadir bitkilerin çok sayıda bulunduğu koruma değeri yüksek alanların tespiti amacıyla yapılan çalışmalar neticesinde dünya üzerinde 234 “Bitkisel Çeşitlilik Merkezi” tespit edilmiştir. Ülkemizden 5 alan bu kapsamdadır. Artvin ilindeki maden sahası “Kuzeydoğu Anadolu Bitkisel Çeşitlilik Merkezi (SWA.19)” olarak tanımlanan kesim içerisinde yer almaktadır. Maden alanında 2 adeti kibritotugiller, 20 adeti eğrelti türü, 337 adeti tohumlu bitkilerden olmak üzere toplam 359 tür tespit edilmiştir. Bunların60 kadarı ağaç ve çalı türleri oluşturmaktadır. Bunlar arasında Doğu Karadeniz Göknarı, Papaz külahı, hanımeli ve çınar yapraklı akçaağaç, beş parmak akçaağacı, üç loblu akçaağaç, aslan pençesi gibi türler sadece bu bölgede yetişir, endemiktir. Dağ gülü ve Doğu Karadeniz meşesi ise alanda bulunan en önemli kalıntı (relik) türlerdir. 6. Dünyanın en büyük el değmemiş, doğal, yaşlı orman ekosistemini Kafkasör, Hatila Vadisi ve Çoruh Vadisi, dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en zengin ve aynı zamanda tehlike altındaki en önemli 25 karasal ekolojik bölgesinden biri olarak kabul ediliyor. Üstelik, Avrupa ve Orta Asya’yı içine alan geniş coğrafyadaki en büyük doğal yaşlı orman ekosistemine burada rastlanıyor. Maden sahası, aynı zamanda, Batı Avrasya’daki Üçüncü Zaman’a ait ormanların en önemli sığınak ve relikt (kalıntı) alanıdır. Dünya üzerinde ılıman yaprak döken ormanların Üçüncü Zaman’dan bu yana kesintiye uğramadan varlığını sürdürdüğü nadir bölgelerdendir. Avrupa ile Orta Asya’yı içine alan geniş coğrafyadaki en büyük “doğal yaşlı orman” ekosistemlerine burada rastlanmaktadır. Doğal yaşlı orman ekosistemi; insan müdahaleleri ile değişime uğratılmamış, biyolojik çeşitlilik zenginliği ve değişik türde yaban hayvanlarına barınak sağlaması açısından özel önemde olan korunan ormanlardır. Bundan dolayıdır ki, bölgenin koruma açısından önemini kabul eden Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), bu kesimin ılıman kuşak ve doğal yaşlı ormanlarını Dünya üzerinde korumada öncelikli “200 Ekolojik Bölge”den biri olarak ilan etmiştir. 7. Bölgedeki ormanların gelecek nesillerini Türkiye’de tanımlanan 144 “Önemli Bitki Alanı”ndan 4’ü (Karçal Dağları-Çoruh Vadisi-Doğu Karadeniz Dağları ve Yalnızçam Dağları) Artvin il sınırları içerisinde kalmaktadır. Maden sahası da taşıdığı bitkisel zenginlik ile Çoruh Vadisi ve Doğu Karadeniz Dağları Önemli Bitki Alanları içerisinde kalmaktadır. Çoruh Vadisi Önemli Bitki Alanı bünyesinde yer alan Fıstıklı Köyü civarındaki yaklaşık 100 ha’lık Pinus pinea (Fıstık Çamı) ormanı ile birçok Akdeniz kökenli kalıntı bitki de Artvin’in, bitkisel tür zenginliği açısından oldukça büyük bir öneme sahip olduğunu gösteren kanıtlardır. Bu alan aynı zamanda Gen Koruma Ormanı olarak ilan edilmiştir ve öncelikli korunması gereken alanlar arasındadır. 8. Göç eden kuşların konacağı yuvaları Bölgenin hayvan çeşitliliği de (fauna) çok önemlidir. Yırtıcı kuşların ülkemizden geçen 2 ana göç yolundan birisi Kafkasör – Genya Dağı bölgesidir. Birçok uluslararası sözleşmede göç yollarının korunması hüküm altına alınmıştır. Cerattepe Madeni Kronoloji 1980’lerin başlarında MTA gözlem ve sondaja başladı. 1987’de (kimi kaynaklara göre ise 1988’de) ilk arama/çıkarma ruhsatı alındı. 1992’de ruhsat Cominco isimli Kanada’lı bir şirkete devredildi ve şirket arama ve sondaj çalışmalarına başladı. 1994 yılında sondaj çalışmaları sonrasında ilk olumsuz etkiler görünmeye başlandı ve ölen bazı ineklerin arama çalışmaları sırasında kullanılan kimyasal maddelerin sulara karışması sonrası öldüğü iddia edildi. Konunun araştırılması amacıyla alınan ve Erzurum’a gönderilen su örneklerinin kaybolduğu iddia edildi. 1995’te Artvin halkı maden çalışmaları ile ilgili daha iyi bilgi sahibi olmak ve sürece katılabilmek için Yeşil Artvin Derneği’ni kurdu. 1996 yılında Artvin Valiliği Mahalli Çevre Kurulu’nun olumsuzluklar içeren görüşleri Resmi Gazete’de (13.02.1996 tarih 22553 sayılı) yayınlandı. 1998 yılında Maden Tetkik Araştırma Genel Müdürlüğü “Artvin İli Çevre Jeolojisi ve Doğal Kaynakları” adlı kapsamlı bir araştırma ile heyelan risklerine dikkat çekti ve Şubat 1998’de Artvin halkının 10.000 imzalı metniyle Çevre Bakanlığı’na müracaat edildi ve proje tekrar incelenmek üzere durduruldu. 2002’de Cominco Şirketi projeden çekildi ve ruhsatını başka bir Kanada şirketi olan INMET Mining isimli şirkete devretti. 2005’te Yeşil Artvin Derneği ve Artvin Barosu projeye karşı dava açtı ve hemen yürütmeyi durdurma verildi. 2009 yılının sonunda Rize İdari Mahkemesi maden ruhsatını iptal etti. Ardından Danıştay da aşağıdaki gerekçe ile bu kararı onadı. « …maden ruhsat alanlarının milli park ve turizm alanları ile iç içe olduğu, maden işletmeciliğinin ülke ekonomisine esasen bir katkısının olamayacağı, bölgenin eşsiz doğal güzellikleri ve varlıklarının zarar göreceği, Artvin’in jeolojik olarak heyelan riski taşıyan bir alanda bulunduğu, aktif heyelan alanları bulunduğu, bu konuda birçok bilimsel rapor bulunduğu, bölgede yapılacak madencilik faaliyetinin bitki ve hayvan türlerini olumsuz etkileyeceği, ruhsatların verildiği tarih itibariyle faaliyetin ÇED yönetmeliği kapsamında olduğu, hukuka aykırı olarak ruhsatlandırma işleminin yapıldığı, ÇED olumlu raporu aranmadığı, bu nedenle işletme izni ve ruhsatların iptali” Bu karar üzerine INMET Mining şirketi projeden çekildi. Mart 2011’de Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı içinde Artvin Cerattepe ve Genya’nın da olduğu ülke genelinde 1343 alanın ihale yoluyla ruhsatlandıracağını duyurdu Şubat 2012’de Artvin’deki sivil toplum örgütleri, siyasi parti il başkanları, Belediye Başkanı vs. ile beraber Ankara’da Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile görüşme yapıldı. 17 Şubat 2012’de yapılan ihalede bu alanlar Özaltın İnş. Tic.ve San.AŞ.’ye verildi 2012 yılında ihalenin feshi ve ÇED Raporu olmadan çalışmalara başlandığı gerekçesi ile Rize İdare Mahkemesi’nde iki ayrı dava açıldı. İhale ile ilgili dava reddedilirken, ÇED davasında iptal kararı alındı. 2013 yılında da Özaltın A.Ş. ruhsatını Etibakır A.Ş.’ye (Cengiz İnşaat) devretti. 26 Eylül 2013 tarihinde ÇED Olumlu Kararının iptali için dava açıldı. 20.11.2014 tarihinde Rize İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi. 24 Aralık 2014 tarihinde Rize İdare Mahkemesi ÇED Olumlu kararını iptal etti. Ardından firma yeni bir ÇED başvurusunda bulundu. 02 Haziran 2015 tarihinde yeniden ÇED Olumlu Kararı alındı. 10 Temmuz 2015 tarihinde yeni ÇED Olumlu Kararının iptali için 751 Kişinin imzaladığı, 61 avukatın yer aldığı Türkiye’nin şimdiye kadarki en büyük çevre davası açıldı. ÇED Olumlu Kararının iptali davası devam ediyor. 14 Mart 2016 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı. Bilirkişi raporu aleyhte geldi. TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu, 751 kişi ve kuruluşun 61 avukat aracılığıyla açtığı, Türkiye’nin en büyük çevre davası olan Artvin Cerattepe Davası, Rize İdare Mahkemesi’nde 19 Eylül 2016 tarihinde gerçekleşti. “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu” raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davada karar verildi. Rize İdare Mahkemesi ÇED olumlu raporunun iptalini 20 Eylül 2016’da reddetti. Davacılar kararı temyiz etmek için üst mahkemeye başvurdular. Danıştay, Rize İdare Mahkemesi’nin ÇED olumlu kararının iptalini reddetme kararını 3 Mayıs 2017 tarihinde onadı. Karar Temmuz ayında tebliğ edildi.
“Cerattepe’nin madenciliğe açılması dönüşü olmayan zararlar verecek”
Danıştay’ın Cerattepe kararı üzüntü verici
Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe Mevkii’nde madencilik faaliyetleri için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verdiği ‘Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu’ kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan Türkiye’nin en büyük çevre davasında, Rize İdare Mahkemesi’nin bölgede madencilik yapılabileceğine dair verdiği karar Danıştay tarafından onaylandı. Verilen bu kararla Cerattepe’de madencilik faaliyetlerinin önü açıldı.
Cerattepe madenciliğe kurban edilmemeli
Konuyla ilgili konuşan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “TEMA Vakfı olarak davacısı olduğumuz ve hukuki sürecini yakından takip ettiğimiz Artvin’in Cerattepe mevkiinde yapılması planlanan madencilik faaliyeti için Danıştay kararını açıkladı. Maalesef karar bölgenin madenciliğe açılması yönünde. Verilen bu kararı üzüntüyle karşıladık. Çünkü Cerattepe çok kıymetli ve eşsiz doğal varlıklara sahip bir bölge. Bu değerin bilincinde olan Artvinliler 1987’den bu yana yaşam alanlarını korumak ve doğal varlıklara sahip çıkmak amacıyla madencilik faaliyetlerine karşı hukuki çalışmalar yürütüyordu.
30 yıldır devam eden hukuki süreçte bölgede madencilik yapılamayacağına dair verilen kararlara rağmen Danıştay böyle bir karar aldı. Ancak bir kez daha altını çizmek istiyoruz. Artvin’in doğal varlıkları yer altı kaynaklarından çok daha değerlidir. Artvin ve doğası, korunduğu takdirde Türkiye’nin ekonomik gelişimine büyük katkılar sağlayacak bir potansiyele sahiptir. Artvin’e ve doğasına zarar verecek, geleceğini karartacak madencilik faaliyetleri yerine ormanlarını, biyolojik çeşitliliğini, toprağını, suyunu koruyacak politikalar ve uygulamaları konuşmalıyız. Ülkemiz doğal varlıklarını koruyarak ekonomik değer yaratma konusunu gündeme getirmekte ve uygulamalar geliştirmekte çok geç kaldı. Gelecek nesillere de ait olan bu varlıkları çok kısa vadeli kazançlar için kullanmaya hakkımız yok” dedi.
Artvin’de maden ile neleri kaybederiz?
- Artvin halkının yaşam alanını
Maden ruhsat alanı, Artvin ili yerleşim yeri alanının yaklaşık 15 katı büyüklüğünde yamaç üzerinde bir alan(10.000 futbol sahası, 4.156,25 ha). Artvin şehir merkezinin üst mahallelerine kadar iniyor.
2. Artvin’in kültür ve geleneklerini
Cerattepe Artvinlilerin kültür ve geleneklerine bağlılığının da simgesi. Geleneksel Kafkasör şenliklerinin yapıldığı alan bu bölgenin içinde.
3. Artvin halkının temiz su hakkını
Maden arama ve işletilmesi faaliyetinden yer altı ve yer üstü suları etkilenecektir. Şehrin içme ve kullanma suyu kaynaklarının bir kısmı, maden ruhsat alanını da içine alacak şekilde Kafkasör bölgesi ile bu alanın Genya Dağı ile birleştiği alandan gelmektedir.
4. Hatila Milli Parkı’ndan fazlasını
Artvin’de madene karşı mücadele başladığı yıllarda, 1995’te Hatila Vadisi Milli Park olarak ilan edildi. Ancak Hatila Vadisi Milli Parkı’nda madenin olduğu alan, vadi içinde kalmasına rağmen milli park sınırları içine alınmadı. Topoğrafik haritada havzanın su ayrım çizgileri çizildiğinde, maden alanı Hatila Vadisi havzası içinde yer aldığı görülmektedir. Vadinin bütünlüğü bozularak, maden işletme alanı Milli Park sınırı dışında bırakılmıştır. Havza tümüyle milli park ilan edilse idi, maden işletme ruhsatı verilirken milli park olması nedeniyle engel ortaya çıkacaktı.
5. Biyolojik çeşitliliği, bir daha asla geri kazanamayacağımız türleri
Bölgede madencilik faaliyetleri, Avrupa’dan Orta Asya’ya uzanan bu geniş coğrafyadaki en büyük doğal yaşlı orman ekosistemlerini ve sadece ülkemizde bulunan nadir endemik türleri ve zengin biyoçeşitliliği tehdit ediyor. Biyolojik çeşitlilik bir kez kaybedilince bir daha geri kazanılamıyor.
Kafkasör Yaylası, Camili Havzası, Hatila ve Çoruh vadileri ile Artvin’in ılıman kuşak ormanları, biyolojik çeşitlilik açısından olağanüstü bir zenginliğe sahip. Bunlardan proje sahasında hem endemik hem de nesli tehlike altında olan yani yok olmak üzere olan, ismini Artvin’den alan Crocus biflorus subsp artvinensis türünün proje alanında bulunduğu, yine iki adet nadir ve endemik olan türün de Tehlike Altına Girebilir kategorisinde yer aldığı ÇED raporunda belirtilmektedir. Ayrıca proje alanında 7 adet nadir bulunan tür bulunmaktadır ve sadece teleferik hattında 6 endemik tür yer almaktadır. Bu türler istisnasız mutlak koruma altına alınması gereken türlerdir.
Bu bölge maruz kaldığı tehditler nedeniyle konunun uzmanı uluslararası kuruluşlara göre (Conservation International, WWF International, IUCN) dünyanın doğa koruma açısından en önemli ekolojik bölgelerinden biri olan “Kafkasya Sıcak Noktası” içerisinde yer alıyor.
Bölgede 21 memeli hayvan türünün varlığı saptanmıştır. Yine Bern Sözleşmesinin Ek Liste ll’de yer alan “Kesin Koruma Altına Alınan Fauna Türleri” içinde çok sayıda tür Cerattepe-Kafkasör –Genya bölgesinde yaşamını sürdürmektedir.
Artvin, 200’ü sadece bu bölgede yetişen (endemik) 305’i ise nadir bulunan yaklaşık 1900 bitki türü ile Antalya ve İstanbul’dan sonra, ülkemizin en zengin üçüncü ilidir. Artvin’de uluslararası sözleşmelere göre risk altında olan ve korunması gereken çok sayıda bitki türü ve habitatları da mevcuttur.
Uluslararası Doğa Koruma Birliği (International Union for Conservation of Nature-IUCN) ve WWF tarafından desteklenen ve dünya üzerinde endemik ve nadir bitkilerin çok sayıda bulunduğu koruma değeri yüksek alanların tespiti amacıyla yapılan çalışmalar neticesinde dünya üzerinde 234 “Bitkisel Çeşitlilik Merkezi” tespit edilmiştir. Ülkemizden 5 alan bu kapsamdadır. Artvin ilindeki maden sahası “Kuzeydoğu Anadolu Bitkisel Çeşitlilik Merkezi (SWA.19)” olarak tanımlanan kesim içerisinde yer almaktadır.
Maden alanında 2 adeti kibritotugiller, 20 adeti eğrelti türü, 337 adeti tohumlu bitkilerden olmak üzere toplam 359 tür tespit edilmiştir. Bunların60 kadarı ağaç ve çalı türleri oluşturmaktadır. Bunlar arasında Doğu Karadeniz Göknarı, Papaz külahı, hanımeli ve çınar yapraklı akçaağaç, beş parmak akçaağacı, üç loblu akçaağaç, aslan pençesi gibi türler sadece bu bölgede yetişir, endemiktir. Dağ gülü ve Doğu Karadeniz meşesi ise alanda bulunan en önemli kalıntı (relik) türlerdir.
6. Dünyanın en büyük el değmemiş, doğal, yaşlı orman ekosistemini
Kafkasör, Hatila Vadisi ve Çoruh Vadisi, dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en zengin ve aynı zamanda tehlike altındaki en önemli 25 karasal ekolojik bölgesinden biri olarak kabul ediliyor. Üstelik, Avrupa ve Orta Asya’yı içine alan geniş coğrafyadaki en büyük doğal yaşlı orman ekosistemine burada rastlanıyor. Maden sahası, aynı zamanda, Batı Avrasya’daki Üçüncü Zaman’a ait ormanların en önemli sığınak ve relikt (kalıntı) alanıdır.
Dünya üzerinde ılıman yaprak döken ormanların Üçüncü Zaman’dan bu yana kesintiye uğramadan varlığını sürdürdüğü nadir bölgelerdendir. Avrupa ile Orta Asya’yı içine alan geniş coğrafyadaki en büyük “doğal yaşlı orman” ekosistemlerine burada rastlanmaktadır. Doğal yaşlı orman ekosistemi; insan müdahaleleri ile değişime uğratılmamış, biyolojik çeşitlilik zenginliği ve değişik türde yaban hayvanlarına barınak sağlaması açısından özel önemde olan korunan ormanlardır. Bundan dolayıdır ki, bölgenin koruma açısından önemini kabul eden Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF), bu kesimin ılıman kuşak ve doğal yaşlı ormanlarını Dünya üzerinde korumada öncelikli “200 Ekolojik Bölge”den biri olarak ilan etmiştir.
7. Bölgedeki ormanların gelecek nesillerini
Türkiye’de tanımlanan 144 “Önemli Bitki Alanı”ndan 4’ü (Karçal Dağları-Çoruh Vadisi-Doğu Karadeniz Dağları ve Yalnızçam Dağları) Artvin il sınırları içerisinde kalmaktadır. Maden sahası da taşıdığı bitkisel zenginlik ile Çoruh Vadisi ve Doğu Karadeniz Dağları Önemli Bitki Alanları içerisinde kalmaktadır. Çoruh Vadisi Önemli Bitki Alanı bünyesinde yer alan Fıstıklı Köyü civarındaki yaklaşık 100 ha’lık Pinus pinea (Fıstık Çamı) ormanı ile birçok Akdeniz kökenli kalıntı bitki de Artvin’in, bitkisel tür zenginliği açısından oldukça büyük bir öneme sahip olduğunu gösteren kanıtlardır. Bu alan aynı zamanda Gen Koruma Ormanı olarak ilan edilmiştir ve öncelikli korunması gereken alanlar arasındadır.
8. Göç eden kuşların konacağı yuvaları
Bölgenin hayvan çeşitliliği de (fauna) çok önemlidir. Yırtıcı kuşların ülkemizden geçen 2 ana göç yolundan birisi Kafkasör – Genya Dağı bölgesidir. Birçok uluslararası sözleşmede göç yollarının korunması hüküm altına alınmıştır.
Cerattepe Madeni Kronoloji
- 1980’lerin başlarında MTA gözlem ve sondaja başladı.
- 1987’de (kimi kaynaklara göre ise 1988’de) ilk arama/çıkarma ruhsatı alındı.
- 1992’de ruhsat Cominco isimli Kanada’lı bir şirkete devredildi ve şirket arama ve sondaj çalışmalarına başladı.
- 1994 yılında sondaj çalışmaları sonrasında ilk olumsuz etkiler görünmeye başlandı ve ölen bazı ineklerin arama çalışmaları sırasında kullanılan kimyasal maddelerin sulara karışması sonrası öldüğü iddia edildi. Konunun araştırılması amacıyla alınan ve Erzurum’a gönderilen su örneklerinin kaybolduğu iddia edildi.
- 1995’te Artvin halkı maden çalışmaları ile ilgili daha iyi bilgi sahibi olmak ve sürece katılabilmek için Yeşil Artvin Derneği’ni kurdu.
- 1996 yılında Artvin Valiliği Mahalli Çevre Kurulu’nun olumsuzluklar içeren görüşleri Resmi Gazete’de (13.02.1996 tarih 22553 sayılı) yayınlandı.
- 1998 yılında Maden Tetkik Araştırma Genel Müdürlüğü “Artvin İli Çevre Jeolojisi ve Doğal Kaynakları” adlı kapsamlı bir araştırma ile heyelan risklerine dikkat çekti ve Şubat 1998’de Artvin halkının 10.000 imzalı metniyle Çevre Bakanlığı’na müracaat edildi ve proje tekrar incelenmek üzere durduruldu.
- 2002’de Cominco Şirketi projeden çekildi ve ruhsatını başka bir Kanada şirketi olan INMET Mining isimli şirkete devretti.
- 2005’te Yeşil Artvin Derneği ve Artvin Barosu projeye karşı dava açtı ve hemen yürütmeyi durdurma verildi.
- 2009 yılının sonunda Rize İdari Mahkemesi maden ruhsatını iptal etti. Ardından Danıştay da aşağıdaki gerekçe ile bu kararı onadı.
« …maden ruhsat alanlarının milli park ve turizm alanları ile iç içe olduğu, maden işletmeciliğinin ülke ekonomisine esasen bir katkısının olamayacağı, bölgenin eşsiz doğal güzellikleri ve varlıklarının zarar göreceği, Artvin’in jeolojik olarak heyelan riski taşıyan bir alanda bulunduğu, aktif heyelan alanları bulunduğu, bu konuda birçok bilimsel rapor bulunduğu, bölgede yapılacak madencilik faaliyetinin bitki ve hayvan türlerini olumsuz etkileyeceği, ruhsatların verildiği tarih itibariyle faaliyetin ÇED yönetmeliği kapsamında olduğu, hukuka aykırı olarak ruhsatlandırma işleminin yapıldığı, ÇED olumlu raporu aranmadığı, bu nedenle işletme izni ve ruhsatların iptali”
Bu karar üzerine INMET Mining şirketi projeden çekildi.
Mart 2011’de Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı içinde Artvin Cerattepe ve Genya’nın da olduğu ülke genelinde 1343 alanın ihale yoluyla ruhsatlandıracağını duyurdu
- Şubat 2012’de Artvin’deki sivil toplum örgütleri, siyasi parti il başkanları, Belediye Başkanı vs. ile beraber Ankara’da Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile görüşme yapıldı.
- 17 Şubat 2012’de yapılan ihalede bu alanlar Özaltın İnş. Tic.ve San.AŞ.’ye verildi
- 2012 yılında ihalenin feshi ve ÇED Raporu olmadan çalışmalara başlandığı gerekçesi ile Rize İdare Mahkemesi’nde iki ayrı dava açıldı. İhale ile ilgili dava reddedilirken, ÇED davasında iptal kararı alındı.
- 2013 yılında da Özaltın A.Ş. ruhsatını Etibakır A.Ş.’ye (Cengiz İnşaat) devretti.
- 26 Eylül 2013 tarihinde ÇED Olumlu Kararının iptali için dava açıldı.
- 20.11.2014 tarihinde Rize İdare Mahkemesi, yürütmeyi durdurma kararı verdi.
- 24 Aralık 2014 tarihinde Rize İdare Mahkemesi ÇED Olumlu kararını iptal etti. Ardından firma yeni bir ÇED başvurusunda bulundu.
- 02 Haziran 2015 tarihinde yeniden ÇED Olumlu Kararı alındı.
- 10 Temmuz 2015 tarihinde yeni ÇED Olumlu Kararının iptali için 751 Kişinin imzaladığı, 61 avukatın yer aldığı Türkiye’nin şimdiye kadarki en büyük çevre davası açıldı.
- ÇED Olumlu Kararının iptali davası devam ediyor. 14 Mart 2016 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı. Bilirkişi raporu aleyhte geldi.
- TEMA Vakfı’nın da aralarında bulunduğu, 751 kişi ve kuruluşun 61 avukat aracılığıyla açtığı, Türkiye’nin en büyük çevre davası olan Artvin Cerattepe Davası, Rize İdare Mahkemesi’nde 19 Eylül 2016 tarihinde gerçekleşti.
- “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Olumlu” raporunun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle açılan davada karar verildi. Rize İdare Mahkemesi ÇED olumlu raporunun iptalini 20 Eylül 2016’da reddetti.
- Davacılar kararı temyiz etmek için üst mahkemeye başvurdular. Danıştay, Rize İdare Mahkemesi’nin ÇED olumlu kararının iptalini reddetme kararını 3 Mayıs 2017 tarihinde onadı. Karar Temmuz ayında tebliğ edildi.
from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2uNgjVJ
via IFTTT
DÜNYANIN EN KALABALIK ŞEHİRLERİ Tokyo, Sao Paulo, New York… Milyonlarca insana ev sahipliği yapan kalabalık şehirler, sadece insanların yaşadığı yer olmaktan çok daha fazlasını sunuyor. Seyahat sitesi momondo.com.tr, gürültü ve keşmekeş yanında barındırdıkları zenginliklerle görülmeye değer şehirler rehberi hazırladı. İşte dünyanın en kalabalık şehirleri! Her ne kadar milyonlarca insana ev sahipliği yapsalar da bazı şehirler sadece insanların yaşadığı yer olmaktan çok daha fazlasını ifade eder. Tokyo’dan Sao Paulo’ya New York’tan Mexico City’e birçok kalabalık şehir, kargaşa, gürültü ve keşmekeşin yanında görülmeye değer birçok zenginlik de barındırıyor. Seyahat sitesi momondo.com.tr, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü arifesinde yoğun nüfusları ile olduğu kadar güzellikleri ile de öne çıkan şehirlerden oluşan bir rehber hazırladı. İşte milyonluk nüfuslarına rağmen dünyanın göz bebeği olan şehirler… TOKYO, JAPONYA “En kalabalık şehirler” söz konusu olduğunda ilk akla gelen şehirlerden biri 38,1* milyonluk nüfusu ile Tokyo. Ancak tüm kalabalığa rağmen Japon kültüründeki hoşgörü ve nezaket Tokyo’yu ziyaret edilecek yerlerin başına taşıyor. Neon ışıklarıyla bezenmiş caddelerinden, tapınaklarına, ulusal parklarından mutfağına benzersiz bir kent… Şehrin tüm kalabalık caddelerinin ve gökdelenlerinin verdiği hareketliliğin aksine, sanki o dünyadan apayrı duran dinginliğiyle dikkat çeken Kitanomaru Park ile Tokyo’nun en eski Budist tapınağı Senso-Ji ise görülmesi gereken yerler listenize mutlaka girmeli. Yerel birine favori sushi restoranını sorup, Japon mutfağının en lezzetli örneklerini tatmayı da unutmayın. SAO PAULO, BREZİLYA Dansın, müziğin ve festivallerin şehri Sao Paulo 21,2* milyon kişiye ev sahipliği yapıyor. Plajı bulunmaması sebebiyle kültür-sanat, yemek ve gece hayatı ile öne çıkan Güney Amerika’nın gözde kenti, gezginlere birçok alternatif sunuyor. Onlarca müze bulunan şehirde, sanatseverler için önerimiz, sanat kütüphanesi ile yaklaşık 8 bin objeyi barındıran, Güney Amerika’nın en meşhur müzelerinden Museu de Arte de Sau Paulo. “Hem sanat hem doğa” diyorsanız Ibirapuera Park‘ında muhteşem bir müzik performansı izleyebilir ya da 1.5 milyon metrekarelik parkın bir köşesine çekilerek uzun süredir okumak istediğiniz bir kitaba dalabilirsiniz. MEXİCO CİTY, MEKSİKA Kuzey Amerika’nın en eski şehirlerinden biri olan Mexico City’de 21,1* milyon kişi yaşıyor. Yıllar boyu Aztek Uygarlığının başkenti olarak kullandığı şehir tarih severler için biçilmiş kaftan. Bol baharatın ve acı biberin kullanıldığı lezzetli mutfağı ile de öne çıkan şehirde 40 binden fazla restoran bulunuyor. Sokaklarda çalan yerel müzik keyfini çıkarırken bir şeyler içip “tacos” atıştırabilirsiniz. Her daim neşeli insanları ve danslarıyla Latin Amerika’nın en ilgi çekici yerlerinden biri olan şehir, köylerinden mağaralarına keşfedilecek onlarca deneyim sunuyor. NEW YORK, AMERİKA Barındırdığı çeşitlilik ile dünyanın en kozmopolit şehirlerinden biri olan New York’ta 18,6* milyon kişi yaşıyor. “Dünyanın Başkenti” ya da “Uyumayan Şehir” olarak da bilinen şehir, zengin içerikli müzeleri, ihtişamlı gökdelenleri, her ülke mutfağını bulabileceğiniz restoranları ve alışveriş bölgeleri sayesinde her yıl milyonlarca gezgini ağırlıyor. Özgürlük Anıtı, Times Meydanı, Empire State ve Rockefeller binaları ve Ulusal 11 Eylül Anıtı’nı ziyaret edebilirsiniz. Alışveriş tutkunları için önerimiz ise Soho, 5. Cadde. Kent tarihini ve içinde barındırdığı kültürleri öğrenmek istiyorsanız Chinatown ve İtalyan Mahallesi gibi bölgeleri görmenizi tavsiye ediyoruz. Sanatseverler için birçok müze alternatifi bulunan şehirde Brooklyn Köprüsü ve Grand Central Terminali de görülmesi gereken yerler arasında. KAHİRE, MISIR Mısır’ın tarihteki en büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış, gizemli şehri Kahire, 19,1* milyonluk nüfusa sahip. Dünyanın Yedi Harikası‘ndan biri olarak kabul edilen piramitlere ev sahipliği yapan şehrin her köşesi tarih boyu süregelmiş birçok medeniyetin geçmişine ışık tutuyor. Tutankamon hazineleri, heykeller, mumyalar ve sayısız değerli eseri ziyaret ettikten sonra Nil nehrine karşı yemek yemeyi unutmayın! * Kaynak: United Nations, Department of Economic and Social Affairs, Population Division (2016). The World’s Cities in 2016 – Data Booklet (ST/ESA/ SER.A/392). Momondo Hakkında momondo.com.tr uçak bileti, otel ve kiralık araçlar için en iyi fiyatları bulabileceğiniz ücretsiz, bağımsız ve global bir seyahat arama sitesidir. Bugüne kadar birçok ödül alan momondo, sektör öncüleri CNN, New York Times ve Daily Telegraph tarafından tavsiye edilmiştir. Genel müdürlüğü Kopenhag’ta olan momondo 31 ülkede hizmet vermektedir. momondo’nun iPhone, Android için ücretsiz uygulamaları bulunmaktadır.
Tokyo, Sao Paulo, New York… Milyonlarca insana ev sahipliği yapan kalabalık şehirler, sadece insanların yaşadığı yer olmaktan çok daha fazlasını sunuyor. Seyahat sitesi momondo.com.tr, gürültü ve keşmekeş yanında barındırdıkları zenginliklerle görülmeye değer şehirler rehberi hazırladı. İşte dünyanın en kalabalık şehirleri!
Her ne kadar milyonlarca insana ev sahipliği yapsalar da bazı şehirler sadece insanların yaşadığı yer olmaktan çok daha fazlasını ifade eder. Tokyo’dan Sao Paulo’ya New York’tan Mexico City’e birçok kalabalık şehir, kargaşa, gürültü ve keşmekeşin yanında görülmeye değer birçok zenginlik de barındırıyor. Seyahat sitesi momondo.com.tr, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü arifesinde yoğun nüfusları ile olduğu kadar güzellikleri ile de öne çıkan şehirlerden oluşan bir rehber hazırladı. İşte milyonluk nüfuslarına rağmen dünyanın göz bebeği olan şehirler…
TOKYO, JAPONYA
“En kalabalık şehirler” söz konusu olduğunda ilk akla gelen şehirlerden biri 38,1* milyonluk nüfusu ile Tokyo. Ancak tüm kalabalığa rağmen Japon kültüründeki hoşgörü ve nezaket Tokyo’yu ziyaret edilecek yerlerin başına taşıyor. Neon ışıklarıyla bezenmiş caddelerinden, tapınaklarına, ulusal parklarından mutfağına benzersiz bir kent… Şehrin tüm kalabalık caddelerinin ve gökdelenlerinin verdiği hareketliliğin aksine, sanki o dünyadan apayrı duran dinginliğiyle dikkat çeken Kitanomaru Park ile Tokyo’nun en eski Budist tapınağı Senso-Ji ise görülmesi gereken yerler listenize mutlaka girmeli. Yerel birine favori sushi restoranını sorup, Japon mutfağının en lezzetli örneklerini tatmayı da unutmayın.
SAO PAULO, BREZİLYA
Dansın, müziğin ve festivallerin şehri Sao Paulo 21,2* milyon kişiye ev sahipliği yapıyor. Plajı bulunmaması sebebiyle kültür-sanat, yemek ve gece hayatı ile öne çıkan Güney Amerika’nın gözde kenti, gezginlere birçok alternatif sunuyor. Onlarca müze bulunan şehirde, sanatseverler için önerimiz, sanat kütüphanesi ile yaklaşık 8 bin objeyi barındıran, Güney Amerika’nın en meşhur müzelerinden Museu de Arte de Sau Paulo. “Hem sanat hem doğa” diyorsanız Ibirapuera Park‘ında muhteşem bir müzik performansı izleyebilir ya da 1.5 milyon metrekarelik parkın bir köşesine çekilerek uzun süredir okumak istediğiniz bir kitaba dalabilirsiniz.
MEXİCO CİTY, MEKSİKA
Kuzey Amerika’nın en eski şehirlerinden biri olan Mexico City’de 21,1* milyon kişi yaşıyor. Yıllar boyu Aztek Uygarlığının başkenti olarak kullandığı şehir tarih severler için biçilmiş kaftan. Bol baharatın ve acı biberin kullanıldığı lezzetli mutfağı ile de öne çıkan şehirde 40 binden fazla restoran bulunuyor. Sokaklarda çalan yerel müzik keyfini çıkarırken bir şeyler içip “tacos” atıştırabilirsiniz. Her daim neşeli insanları ve danslarıyla Latin Amerika’nın en ilgi çekici yerlerinden biri olan şehir, köylerinden mağaralarına keşfedilecek onlarca deneyim sunuyor.
NEW YORK, AMERİKA
Barındırdığı çeşitlilik ile dünyanın en kozmopolit şehirlerinden biri olan New York’ta 18,6* milyon kişi yaşıyor. “Dünyanın Başkenti” ya da “Uyumayan Şehir” olarak da bilinen şehir, zengin içerikli müzeleri, ihtişamlı gökdelenleri, her ülke mutfağını bulabileceğiniz restoranları ve alışveriş bölgeleri sayesinde her yıl milyonlarca gezgini ağırlıyor. Özgürlük Anıtı, Times Meydanı, Empire State ve Rockefeller binaları ve Ulusal 11 Eylül Anıtı’nı ziyaret edebilirsiniz. Alışveriş tutkunları için önerimiz ise Soho, 5. Cadde. Kent tarihini ve içinde barındırdığı kültürleri öğrenmek istiyorsanız Chinatown ve İtalyan Mahallesi gibi bölgeleri görmenizi tavsiye ediyoruz. Sanatseverler için birçok müze alternatifi bulunan şehirde Brooklyn Köprüsü ve Grand Central Terminali de görülmesi gereken yerler arasında.
KAHİRE, MISIR
Mısır’ın tarihteki en büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış, gizemli şehri Kahire, 19,1* milyonluk nüfusa sahip. Dünyanın Yedi Harikası‘ndan biri olarak kabul edilen piramitlere ev sahipliği yapan şehrin her köşesi tarih boyu süregelmiş birçok medeniyetin geçmişine ışık tutuyor. Tutankamon hazineleri, heykeller, mumyalar ve sayısız değerli eseri ziyaret ettikten sonra Nil nehrine karşı yemek yemeyi unutmayın!
* Kaynak: United Nations, Department of Economic and Social Affairs, Population Division (2016). The World’s Cities in 2016 – Data Booklet (ST/ESA/ SER.A/392).
Momondo Hakkında
momondo.com.tr uçak bileti, otel ve kiralık araçlar için en iyi fiyatları bulabileceğiniz ücretsiz, bağımsız ve global bir seyahat arama sitesidir. Bugüne kadar birçok ödül alan momondo, sektör öncüleri CNN, New York Times ve Daily Telegraph tarafından tavsiye edilmiştir. Genel müdürlüğü Kopenhag’ta olan momondo 31 ülkede hizmet vermektedir. momondo’nun iPhone, Android için ücretsiz uygulamaları bulunmaktadır.
from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2t0v0ax
via IFTTT
THY Ocak-Haziran 2017 dönemine ilişkin trafik sonuçları açıklandı Türk Hava Yolları Ocak-Haziran 2017 dönemine ilişkin trafik sonuçları aşağıdaki gibidir: -Ocak-Haziran 2016 döneminde 30,1 milyon olan toplam yolcu sayısı, 2017 yılının aynı döneminde %0,7 artışla 30,3 milyon olarak gerçekleşmiştir. Yolcu sayısındaki artış iç hatlarda %1,6, dış hatlarda %0,1 oranındadır. -Dıştan Dışa Transfer Yolcu sayılarında Ocak-Haziran 2016 dönemine kıyasla %0,6 artış gerçekleşmiştir. -Yolcu doluluk oranı 2,4 puanlık artış ile %76,0 olarak gerçekleşmiştir. -Toplam Arz Edilen Koltuk Km (AKK), Ocak-Haziran 2016 döneminde 81,9 milyar iken, 2017 yılının aynı döneminde %1,6 azalarak 80,6 milyar olarak gerçekleşmiştir. AKK iç hat uçuşlarda %2,7 artmış, dış hat uçuşlarda %2,2 azalmıştır. -Ücretli Yolcu Km (ÜYK), Ocak-Haziran 2016 döneminde 60,3 milyar iken, 2017 yılının aynı döneminde %1,6 artarak 61,3 milyar olarak gerçekleşmiştir. ÜYK artışı iç hat uçuşlarda %2,0, dış hat uçuşlarda ise %1,6 oranındadır. -Yolcu uçakları Konma Sayısı, Ocak-Haziran 2016 döneminde 226.159 iken, 2017 yılının aynı döneminde %4,2 azalışla 216.767 olarak gerçekleşmiştir. -Taşınan Kargo-Posta, Ocak-Haziran 2016 döneminde 410,345 ton iken, 2017 yılının aynı döneminde %25,8 artışla 516,102 tona yükselmiştir. -2016 Haziran ayı sonunda uçak sayısı 329 iken 2017 Haziran ayı sonunda 336 olmuştur. Geniş gövde yolcu uçak sayısı 85’ten 93’e yükselmiş, dar gövde yolcu uçak sayısı ise 233’den 228‘e gerilemiştir. Kargo uçak sayısı 11‘den 15’e yükselmiştir.
Türk Hava Yolları Ocak-Haziran 2017 dönemine ilişkin trafik sonuçları aşağıdaki gibidir:
-Ocak-Haziran 2016 döneminde 30,1 milyon olan toplam yolcu sayısı, 2017 yılının aynı döneminde %0,7 artışla 30,3 milyon olarak gerçekleşmiştir. Yolcu sayısındaki artış iç hatlarda %1,6, dış hatlarda %0,1 oranındadır.
-Dıştan Dışa Transfer Yolcu sayılarında Ocak-Haziran 2016 dönemine kıyasla %0,6 artış gerçekleşmiştir.
-Yolcu doluluk oranı 2,4 puanlık artış ile %76,0 olarak gerçekleşmiştir.
-Toplam Arz Edilen Koltuk Km (AKK), Ocak-Haziran 2016 döneminde 81,9 milyar iken, 2017 yılının aynı döneminde %1,6 azalarak 80,6 milyar olarak gerçekleşmiştir. AKK iç hat uçuşlarda %2,7 artmış, dış hat uçuşlarda %2,2 azalmıştır.
-Ücretli Yolcu Km (ÜYK), Ocak-Haziran 2016 döneminde 60,3 milyar iken, 2017 yılının aynı döneminde %1,6 artarak 61,3 milyar olarak gerçekleşmiştir. ÜYK artışı iç hat uçuşlarda %2,0, dış hat uçuşlarda ise %1,6 oranındadır.
-Yolcu uçakları Konma Sayısı, Ocak-Haziran 2016 döneminde 226.159 iken, 2017 yılının aynı döneminde %4,2 azalışla 216.767 olarak gerçekleşmiştir.
-Taşınan Kargo-Posta, Ocak-Haziran 2016 döneminde 410,345 ton iken, 2017 yılının aynı döneminde %25,8 artışla 516,102 tona yükselmiştir.
-2016 Haziran ayı sonunda uçak sayısı 329 iken 2017 Haziran ayı sonunda 336 olmuştur. Geniş gövde yolcu uçak sayısı 85’ten 93’e yükselmiş, dar gövde yolcu uçak sayısı ise 233’den 228‘e gerilemiştir. Kargo uçak sayısı 11‘den 15’e yükselmiştir.
from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2sLpBjn
via IFTTT