10 Temmuz 2017 Pazartesi

Kötü Beslenme Alışkanlıkları Reflü Sebebi Reflü Hastası İseniz Dikkat Reflü Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler Mide reflüsü olarak bilinen gastro-özefageal reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması ile oluşur. Mide içeriği, belirgin derecede asittir. Aynı zamanda, mide içeriğinde hemen her zaman safra ve pankreas sıvıları da bulunur. Alkali özellikli olan safra ve pankreas sıvıları da mide asidi gibi yemek borusunun tahrişine neden olabilir. Reflü hastalığı, asitli veya safralı mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini asitten veya safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur. Yemek borusu bu sıvıların tahriş edici etkisinden 2 temel yolla korunmaktadır. Yemek borusunun kendisinin temizleme mekanizması: Yemek borusunun mideye doğru olan normal hareketleri ve tükürük salgısının alkali olması mideden yemek borusuna gelen sıvıların tahriş edici etkisini azaltmaktadır. Mide sıvısının yemek borusuna çıkmasını engelleyen kas yapısı: Yemek borusunun alt kısmıyla mide girişindeki kaslar özel bir yapı oluşturarak burada bir kapak mekanizması yaratırlar. Yemek yediğimiz sırada lokma geçerken açılan bu mekanizma normal hallerde mide içeriğinin yukarı çıkmasına izin vermez veya çok kısa süreli ve miktarda izin verir. Bu korunma mekanizmalarının özellikle de mide kapak mekanizmasının bozulmasıyla reflü hastalığı oluşmaktadır. Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Alp Gürkan, bazı tetikleyici durumları belirtti. Yemek alışkanlıkları: Midenin aşırı doldurulması ve özellikle dolu mide ile yatma, yağlı-kızartmalı yemekler, acele yemek yeme, salçalı-soslu besinler, fazla kahve tüketilmesi, gazlı içecekler Aşırı kilo: Reflünün en sık rastlanılan nedeni olan mide fıtığı, obez insanlarda normal kişilere göre çok daha fazla görülmektedir. Karın içindeki aşırı yağlanma, karın içi boşluktaki basıncı arttırdığından reflü oluşumu kolaylık kazanmaktadır. Obezitenin oluşumunda etkisi olan kötü beslenme alışkanlıkları reflü oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Gebelik ve karnı sıkıca saran korse gibi giyecekler: Karın içi basıncının arttırarak reflüye neden olurlar (aşırı kiloya benzer şekilde). Bazı ilaçlar, Alkol, Sigara, Stres. Mide fıtığıyla reflü hastalığı bilinenin aksine aynı şey olmamakla birlikte, mide fıtığı reflünün oluşmasını kolaylaştırmaktadır. Klinik Belirtiler Ülkemizde reflü hastalığı oldukça yaygındır ve erişkinlerin yaklaşık %20’sinde reflü görülmektedir. Yemek borusuna gıdalarla birlikte mide asidinin geri dönüşü ile birlikte patolojik olaylar başlamaktadır. Mide duvarı aside dirençli tip mukozaya yani bir örtüye sahipken, yutma borusunun ince ve narin örtüsü (mukozası) aside karşı dirençli değildir. Hassas olan yemek borusu dokusu, asitle karşılaştığında hasar görmeye başlar. Bu hasarın ve reflünün şiddetine göre yakınmalar değişir. Reflü hastalığının çok değişik belirtileri olmasına karşın en sık karşılaşılan bulguları göğüs kafesi arkasında yanma ve kuru öksürüktür. Bu nedenle ilk tanı öncelikle kulak burun boğaz uzmanlarınca saptanır. Ses kısıklığı veya yutma güçlüğü görülür. Yine hastalar çoğu zaman ağıza acı su gelmesinden yakınırlar. Özellikle yakınmalar gece yatarken fazlalaşır. Belirtileri kabaca tipik ve atipik diye ayırmak mümkündür. Prof. Dr. Alp Gürkan, ‘’En etkili ve en kolay yöntem endoskopidir (yemek borusu ve midenin içine aletle bakmak). Bu yöntemle kapak durumu, yemek borusunun hasarı ve mide yüzeyindeki diğer rahatsızlıklar saptanır. Bu yöntemle saptanamayan ve klinik olarak belirgin reflüsü olan hastalara yemek borusundaki asit miktarını ve basıncı ölçecek şekilde ileri incelemeler yapılabilir. Ancak bunlara nadiren gerek duyulur’’ dedi. Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Alp Gürkan Reflü hastalarının yapması gerekenler hakkında bilgiler verdi. Her şeyden önce yemek yedikten hemen sonra yatmayın. Yatmak için en az 3 saat geçmesini bekleyin. Çünkü mide asit miktarı yatarken çoktur. Yattığınızda ise baş-boyun bölgenizi yukarıya koyun. Yatarken mümkünse sol yana doğru yatın. Asitli ve gazlı içeceklerden, alkol, kahve, yağlı yiyecekler, kızartmalar, soslu, mayonezli kremalı, acı ve baharatlı yiyecekler, çikolata, soğan, sarımsak gibi besinlerden uzak durun. Özellikle düşük şekerli gıdalar tüketin. Düşük şekerli bir diyet olan “Taş devri diyeti” ni uygulayan kişilerin büyük bir bölümünde reflü birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolmaktadır. Aspirin ya da ağrı kesici ilaçların mümkün olduğunca az kullanılması gerekir. Sigarayı mutlaka bırakmalısınız. Az ama sık yemek yenmelidir. Mide şişirilmemeli. Yavaş ve bol çiğneyerek yenmeli. Her lokmadan sonra çatalı bırakın ve her lokmayı en az 10 kez çiğneyin. Diş probleminiz varsa mutlaka çözün. İdeal kilonuzda olmanız gereklidir. Kilo verin. (Bazı kilolu hastaların tüm reflü şikayetleri 10-15 kg verdiklerinde kaybolabilmektedir) Kemeri çok fazla sıkmayın, dar giysilerden kaçının. Çok fazla güç gerektirecek işlerden uzak durun. Diğer hastalıklarınız için kullandığınız ilaçları veren hekime danışarak reflüyü kolaylaştıran ilaçları mümkünse değiştirin.

Reflü Hastası İseniz Dikkat

Reflü Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Mide reflüsü olarak bilinen gastro-özefageal reflü hastalığı, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması ile oluşur. Mide içeriği, belirgin derecede asittir. Aynı zamanda, mide içeriğinde hemen her zaman safra ve pankreas sıvıları da bulunur. Alkali özellikli olan safra ve pankreas sıvıları da mide asidi gibi yemek borusunun tahrişine neden olabilir. Reflü hastalığı, asitli veya safralı mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini asitten veya safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur.

Yemek borusu bu sıvıların tahriş edici etkisinden 2 temel yolla korunmaktadır.

Yemek borusunun kendisinin temizleme mekanizması: Yemek borusunun mideye doğru olan normal hareketleri ve tükürük salgısının alkali olması mideden yemek borusuna gelen sıvıların tahriş edici etkisini azaltmaktadır.

Mide sıvısının yemek borusuna çıkmasını engelleyen kas yapısı: Yemek borusunun alt kısmıyla mide girişindeki kaslar özel bir yapı oluşturarak burada bir kapak mekanizması yaratırlar. Yemek yediğimiz sırada lokma geçerken açılan bu mekanizma normal hallerde mide içeriğinin yukarı çıkmasına izin vermez veya çok kısa süreli ve miktarda izin verir. Bu korunma mekanizmalarının özellikle de mide kapak mekanizmasının bozulmasıyla reflü hastalığı oluşmaktadır.

Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Alp Gürkan, bazı tetikleyici durumları belirtti.

Yemek alışkanlıkları: Midenin aşırı doldurulması ve özellikle dolu mide ile yatma, yağlı-kızartmalı yemekler, acele yemek yeme, salçalı-soslu besinler, fazla kahve tüketilmesi, gazlı içecekler

Aşırı kilo: Reflünün en sık rastlanılan nedeni olan mide fıtığı, obez insanlarda normal kişilere göre çok daha fazla görülmektedir. Karın içindeki aşırı yağlanma, karın içi boşluktaki basıncı arttırdığından reflü oluşumu kolaylık kazanmaktadır. Obezitenin oluşumunda etkisi olan kötü beslenme alışkanlıkları reflü oluşumunu kolaylaştırmaktadır.

Gebelik ve karnı sıkıca saran korse gibi giyecekler: Karın içi basıncının arttırarak reflüye neden olurlar (aşırı kiloya benzer şekilde).

Bazı ilaçlar, Alkol, Sigara, Stres.

Mide fıtığıyla reflü hastalığı bilinenin aksine aynı şey olmamakla birlikte, mide fıtığı reflünün oluşmasını kolaylaştırmaktadır.

Klinik Belirtiler

Ülkemizde reflü hastalığı oldukça yaygındır ve erişkinlerin yaklaşık %20’sinde reflü görülmektedir. Yemek borusuna gıdalarla birlikte mide asidinin geri dönüşü ile birlikte patolojik olaylar başlamaktadır. Mide duvarı aside dirençli tip mukozaya yani bir örtüye sahipken, yutma borusunun ince ve narin örtüsü (mukozası) aside karşı dirençli değildir. Hassas olan yemek borusu dokusu, asitle karşılaştığında hasar görmeye başlar. Bu hasarın ve reflünün şiddetine göre yakınmalar değişir. Reflü hastalığının çok değişik belirtileri olmasına karşın en sık karşılaşılan bulguları göğüs kafesi arkasında yanma ve kuru öksürüktür. Bu nedenle ilk tanı öncelikle kulak burun boğaz uzmanlarınca saptanır. Ses kısıklığı veya yutma güçlüğü görülür. Yine hastalar çoğu zaman ağıza acı su gelmesinden yakınırlar. Özellikle yakınmalar gece yatarken fazlalaşır. Belirtileri kabaca tipik ve atipik diye ayırmak mümkündür.

Prof. Dr. Alp Gürkan, ‘’En etkili ve en kolay yöntem endoskopidir (yemek borusu ve midenin içine aletle bakmak). Bu yöntemle kapak durumu, yemek borusunun hasarı ve mide yüzeyindeki diğer rahatsızlıklar saptanır. Bu yöntemle saptanamayan ve klinik olarak belirgin reflüsü olan hastalara yemek borusundaki asit miktarını ve basıncı ölçecek şekilde ileri incelemeler yapılabilir. Ancak bunlara nadiren gerek duyulur’’ dedi.

Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Alp Gürkan Reflü hastalarının yapması gerekenler hakkında bilgiler verdi.

  • Her şeyden önce yemek yedikten hemen sonra yatmayın. Yatmak için en az 3 saat geçmesini bekleyin. Çünkü mide asit miktarı yatarken çoktur. Yattığınızda ise baş-boyun bölgenizi yukarıya koyun. Yatarken mümkünse sol yana doğru yatın.
  • Asitli ve gazlı içeceklerden, alkol, kahve, yağlı yiyecekler, kızartmalar, soslu, mayonezli kremalı, acı ve baharatlı yiyecekler, çikolata, soğan, sarımsak gibi besinlerden uzak durun.
  • Özellikle düşük şekerli gıdalar tüketin. Düşük şekerli bir diyet olan “Taş devri diyeti” ni uygulayan kişilerin büyük bir bölümünde reflü birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolmaktadır.
  • Aspirin ya da ağrı kesici ilaçların mümkün olduğunca az kullanılması gerekir.
  • Sigarayı mutlaka bırakmalısınız.
  • Az ama sık yemek yenmelidir. Mide şişirilmemeli. Yavaş ve bol çiğneyerek yenmeli. Her lokmadan sonra çatalı bırakın ve her lokmayı en az 10 kez çiğneyin. Diş probleminiz varsa mutlaka çözün.
  • İdeal kilonuzda olmanız gereklidir. Kilo verin. (Bazı kilolu hastaların tüm reflü şikayetleri 10-15 kg verdiklerinde kaybolabilmektedir)
  • Kemeri çok fazla sıkmayın, dar giysilerden kaçının.
  • Çok fazla güç gerektirecek işlerden uzak durun.
  • Diğer hastalıklarınız için kullandığınız ilaçları veren hekime danışarak reflüyü kolaylaştıran ilaçları mümkünse değiştirin.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2sGTgdI
via IFTTT

Kötü Beslenme Alışkanlıkları Reflü Sebebi


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2sGTgdI

Çocukları siber zorbalıktan korumanın 5 yolu


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2u4uVSH

Çocukları siber zorbalıktan korumanın 5 yolu Bu aralar yaz tatilinin keyfini çıkarmakla meşgul olan çocukların internette geçirmek için her zamankinden daha çok zamanı var. Çeşitli konularda bilgilenmek, sosyalleşmek ve oyun oynamak gibi amaçlarla genellikle keyifli vakit geçirdikleri dijital dünya, zaman zaman bazı problemleri de beraberinde getirebiliyor. Bunlardan birisi de tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok çocuğun hayatını olumsuz etkileyen siber zorbalık. Kaspersky Lab’ın bir araştırmasına göre, araştırmaya Türkiye’den katılan ve çocuk sahibi olan kullanıcıların %32’si çocuklarının siber zorbalık kurbanı olabileceğinden korkuyor ve %7’si çocuklarının son 12 ayda en az bir siber zorbalık olayının kurbanı olduğunu söylüyor. Ayrıca, şirketin son bir yıl içerisinde iconKids & Youth ile gerçekleştirdiği bir anket, dünya çapında her 10 çocuktan 6’sının siber zorbalık konusunda endişe duyduğunu ortaya çıkardı. Bu, sorunun ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor. Çocukların siber zorbalık sonucunda sanal ortamda edindikleri olumsuz deneyim, onların zihinsel ve fiziksel sağlığını etkileyerek sorunlara yol açabiliyor. Türkiye’deki anne ve babalar risklerin farkında olsa da, aynı zamanda çocuklarını korumak için bir şey yapamadıklarını düşünüyor. Kaspersky Lab’ın araştırmasına göre, %27’lik bir kesim çocuklarının çevrimiçi ortamlarda ne yaptığına dair bir kontrol sağlayamadıklarını itiraf ediyor ve buna rağmen yalnızca %19’luk bir kesim çocuklarını internetteki tehditlerden koruyabilecek yazılımları kullanıyor. Kaspersky Lab Türkiye Genel Müdürü Ivan Romashko, konuyla ilgili olarak şöyle diyor: “Fiziksel ve dijital dünyalar günümüzde iç içe geçmiş durumda ve bazen iki arasında bir sınır çizmek zor olabiliyor. İnternet çağında dünyaya gelen günümüz çocukları, bunu anne-babalarına kıyasla daha yüksek olasılıkla tek bir dünya olarak görüyor. Bu yüzden çocuklarımız için tehlike oluşturabilecek fiziksel ve dijital risklere eşit miktarda dikkat etmemiz gerekiyor.” İşte çocuğunuzun siber zorbalığa karşı güvende olması için yapabilecekleriniz: Onunla konuşun Çocuğunuz internetle tanışır tanışmaz ona siber zorbalığın ne olduğuna dair bilgi vermeniz iyi olacaktır. Başına neler gelebileceğini anlamalı ve siber zorbalıkla karşılaşırsa kendisine yardım edilebileceğini bilmeli. Ayrıca, kurban ister kendisi, isterse bir başkası olsun, yardım edilebilmesi için çekinmeyerek sizinle açık açık konuşması gerektiğini ona uygun bir dille anlatıp güven verin, onu cesaretlendirin. Kurallarınızı belirleyin Çocuklarınıza başkalarını küçük düşürecek veya onları üzecek şeyler söylememeleri gerektiğini öğretin. Çocuğunuz yalnızca siber zorbalık kurbanı değil, siber zorbalığı uygulayan kişi de olabilir. Bu yüzden onu durum hakkında bilgilendirin; bu eylemin çok yanlış olduğunu ve ne gibi tatsız sonuçlar doğurabileceğini anlatın. Cihazını elinden almak çözüm değil Çocuğunuzun elinden cihazını alarak benzeri bir durumun tekrarlanmasını engelleyebileceğiniz fikrine kapılmayın. Bunun yerine, ona bazı temel güvenlik ve gizlilik kurallarını öğretin. Bu kuralların ne olduklarını, ne anlama geldiklerini ve özellikle de sosyal ağlarda neden bu kadar önemli olduklarını anlatın. Çocuğunuza cihazları veya sosyal medya hesapları özelinde gizlilik ve güvenlik ayarlarını nasıl değiştirebileceklerini, fotoğraflarının ve verilerinin yabancılar tarafından görülmesini nasıl engelleyebileceklerini gösterin. Okul görevlileri ile konuşun Çocuğunuzun sosyal medyada iletişim kuracağı kişiler ilk etapta okul arkadaşları olacaktır. Çocuğunuza siber zorbalık yapan kişi okulundan veya sınıfından olabilir. Bu yüzden okul otoriteleri ile konuşarak olası sorunları detaylı bir şekilde öğrenebilir ve gereken adımları birlikte atabilirsiniz. Bir güvenlik yazılımından destek alın Çocuklarınızın bilgisayar ve mobil cihazlarında ne yaptığını daima arkalarında durarak takip edemezsiniz. Ebeveyn denetimi özelliği sunan çeşitli güvenlik yazılımları sayesinde işiniz bir hayli kolaylaşabilir. Örneğin Kaspersky Safe Kids, çocuklarınızın internet kullanımını belli çerçeveler içinde sınırlandırmanızı, sakıncalı siteleri engellemenizi ve daima nasıl sitelere giriş yaptıklarını takip etmenizi sağlıyor. Böylece çocuğunuz tehlikelerden uzak bir şekilde dijital dünyanın sunduklarından güvenle faydalanabilir. Kaspersky Lab Hakkında Kaspersky Lab, 2017 yılında 20. yılını kutlayan küresel bir siber güvenlik şirketidir. Kaspersky Lab’ın derin tehdit zekası ve güvenlik uzmanlığı, dünyanın dört bir yanındaki işletmelerin, kritik altyapıların, hükümetlerin ve tüketicilerin korunması için sürekli güvenlik çözümlerine ve hizmetlerine dönüşmektedir. Şirketin kapsamlı güvenlik portföyüne, lider uç nokta koruması ve gelişen karmaşık dijital tehditlerle mücadele eden bir dizi özelleştirilmiş güvenlik çözümleri de dahildir. 400 milyonu aşkın kullanıcı Kaspersky Lab teknolojileri ile korunmaktadır ve 270 bin kurumsal müşterinin kendileri için en önemli şeyleri korumalarına yardımcı olmaktayız. Daha fazla bilgi için: www.kaspersky.com/tr  

Bu aralar yaz tatilinin keyfini çıkarmakla meşgul olan çocukların internette geçirmek için her zamankinden daha çok zamanı var. Çeşitli konularda bilgilenmek, sosyalleşmek ve oyun oynamak gibi amaçlarla genellikle keyifli vakit geçirdikleri dijital dünya, zaman zaman bazı problemleri de beraberinde getirebiliyor. Bunlardan birisi de tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok çocuğun hayatını olumsuz etkileyen siber zorbalık. Kaspersky Lab’ın bir araştırmasına göre, araştırmaya Türkiye’den katılan ve çocuk sahibi olan kullanıcıların %32’si çocuklarının siber zorbalık kurbanı olabileceğinden korkuyor ve %7’si çocuklarının son 12 ayda en az bir siber zorbalık olayının kurbanı olduğunu söylüyor.

Ayrıca, şirketin son bir yıl içerisinde iconKids & Youth ile gerçekleştirdiği bir anket, dünya çapında her 10 çocuktan 6’sının siber zorbalık konusunda endişe duyduğunu ortaya çıkardı. Bu, sorunun ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor. Çocukların siber zorbalık sonucunda sanal ortamda edindikleri olumsuz deneyim, onların zihinsel ve fiziksel sağlığını etkileyerek sorunlara yol açabiliyor.

Türkiye’deki anne ve babalar risklerin farkında olsa da, aynı zamanda çocuklarını korumak için bir şey yapamadıklarını düşünüyor. Kaspersky Lab’ın araştırmasına göre, %27’lik bir kesim çocuklarının çevrimiçi ortamlarda ne yaptığına dair bir kontrol sağlayamadıklarını itiraf ediyor ve buna rağmen yalnızca %19’luk bir kesim çocuklarını internetteki tehditlerden koruyabilecek yazılımları kullanıyor.

Kaspersky Lab Türkiye Genel Müdürü Ivan Romashko, konuyla ilgili olarak şöyle diyor: “Fiziksel ve dijital dünyalar günümüzde iç içe geçmiş durumda ve bazen iki arasında bir sınır çizmek zor olabiliyor. İnternet çağında dünyaya gelen günümüz çocukları, bunu anne-babalarına kıyasla daha yüksek olasılıkla tek bir dünya olarak görüyor. Bu yüzden çocuklarımız için tehlike oluşturabilecek fiziksel ve dijital risklere eşit miktarda dikkat etmemiz gerekiyor.”

İşte çocuğunuzun siber zorbalığa karşı güvende olması için yapabilecekleriniz:

Onunla konuşun

Çocuğunuz internetle tanışır tanışmaz ona siber zorbalığın ne olduğuna dair bilgi vermeniz iyi olacaktır. Başına neler gelebileceğini anlamalı ve siber zorbalıkla karşılaşırsa kendisine yardım edilebileceğini bilmeli. Ayrıca, kurban ister kendisi, isterse bir başkası olsun, yardım edilebilmesi için çekinmeyerek sizinle açık açık konuşması gerektiğini ona uygun bir dille anlatıp güven verin, onu cesaretlendirin.

Kurallarınızı belirleyin

Çocuklarınıza başkalarını küçük düşürecek veya onları üzecek şeyler söylememeleri gerektiğini öğretin. Çocuğunuz yalnızca siber zorbalık kurbanı değil, siber zorbalığı uygulayan kişi de olabilir. Bu yüzden onu durum hakkında bilgilendirin; bu eylemin çok yanlış olduğunu ve ne gibi tatsız sonuçlar doğurabileceğini anlatın.

Cihazını elinden almak çözüm değil

Çocuğunuzun elinden cihazını alarak benzeri bir durumun tekrarlanmasını engelleyebileceğiniz fikrine kapılmayın. Bunun yerine, ona bazı temel güvenlik ve gizlilik kurallarını öğretin. Bu kuralların ne olduklarını, ne anlama geldiklerini ve özellikle de sosyal ağlarda neden bu kadar önemli olduklarını anlatın. Çocuğunuza cihazları veya sosyal medya hesapları özelinde gizlilik ve güvenlik ayarlarını nasıl değiştirebileceklerini, fotoğraflarının ve verilerinin yabancılar tarafından görülmesini nasıl engelleyebileceklerini gösterin.

Okul görevlileri ile konuşun

Çocuğunuzun sosyal medyada iletişim kuracağı kişiler ilk etapta okul arkadaşları olacaktır. Çocuğunuza siber zorbalık yapan kişi okulundan veya sınıfından olabilir. Bu yüzden okul otoriteleri ile konuşarak olası sorunları detaylı bir şekilde öğrenebilir ve gereken adımları birlikte atabilirsiniz.

Bir güvenlik yazılımından destek alın

Çocuklarınızın bilgisayar ve mobil cihazlarında ne yaptığını daima arkalarında durarak takip edemezsiniz. Ebeveyn denetimi özelliği sunan çeşitli güvenlik yazılımları sayesinde işiniz bir hayli kolaylaşabilir. Örneğin Kaspersky Safe Kids, çocuklarınızın internet kullanımını belli çerçeveler içinde sınırlandırmanızı, sakıncalı siteleri engellemenizi ve daima nasıl sitelere giriş yaptıklarını takip etmenizi sağlıyor. Böylece çocuğunuz tehlikelerden uzak bir şekilde dijital dünyanın sunduklarından güvenle faydalanabilir.


Kaspersky Lab Hakkında

Kaspersky Lab, 2017 yılında 20. yılını kutlayan küresel bir siber güvenlik şirketidir. Kaspersky Lab’ın derin tehdit zekası ve güvenlik uzmanlığı, dünyanın dört bir yanındaki işletmelerin, kritik altyapıların, hükümetlerin ve tüketicilerin korunması için sürekli güvenlik çözümlerine ve hizmetlerine dönüşmektedir. Şirketin kapsamlı güvenlik portföyüne, lider uç nokta koruması ve gelişen karmaşık dijital tehditlerle mücadele eden bir dizi özelleştirilmiş güvenlik çözümleri de dahildir. 400 milyonu aşkın kullanıcı Kaspersky Lab teknolojileri ile korunmaktadır ve 270 bin kurumsal müşterinin kendileri için en önemli şeyleri korumalarına yardımcı olmaktayız. Daha fazla bilgi için: www.kaspersky.com/tr

 



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2u4uVSH
via IFTTT

Ağız ve diş detoksu için 8 öneri


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2u9xlQL

Ağız ve diş detoksu için 8 öneri Sabahın erken saatinde kaçınılmaz bir şekilde ağız kokusu yaşarız. Sebebi ise ağzımızın bakteri ve mikroorganizmalar içermesidir. Bu bakterilerin bazıları sağlığımız için faydalıdır ancak bazıları da zararlıdır. Faydalı bakteriler probiyotikler olarak da bilinirler; dişlerimizi ve diş etlerimizi korurlar. Bununla birlikte diş eti iltihabı, plak oluşumu ve en yaygın olarak kötü nefes gibi sorunlara neden olabilecek kötü bakteriler de vardır. Kötü nefes aynı zamanda daha ağır hastalıklar için bir uyarı işareti de olabilir. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, ağzınızı bu bakteri ve toksinlerden kurtarmak için detoks yöntemlerinden yararlanabileceğinizi belirtiyor. İşte Kökdemir’in önerdiği 8 detoks yöntemi: Çay Ağacı Yağı Günlük olarak diş ipi kullanmak, ağzınızı sağlıklı tutmanın en iyi yoludur. Bir adım ileri gitmek isteyenler için Diş Hekimi Pertev Kökdemir’in önerisi, diş ipine biraz çay ağacı yağı eklemenizdir. Yağ, bakterileri azaltan doğal bir dezenfektan görevi görür. Günlük diş ipinize çay ağacı yağı eklenmesi, diş eti iltihabını ve diş eti kanamasını azaltmanıza yardımcı olur. Yeşil Çay “Yeşil çay içmenin tüm avantajlarını sıralamak için bir kitap bile yetmez” diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, düzenli yeşil çay tüketiminin diş ve diş etlerinin sağlıklı olmasını sağladığını belirtiyor. Yeşil çayın içerisindeki katesin maddesi ağızdaki bakterilerin yok olmasına yardımcı oluyor. Kökdemir, ağız sağlığında istenilen etkiyi gösterebilmesi açısından yeşil çayın şekersiz içilmesi gerektiği konusunda özellikle uyarıyor. Neem Yağı Neem yağı, insanların ağızdaki enfeksiyonları temizlemek için kullandığı eski ilaçlardan biridir. Hoş bir tada sahip olmayan neem yağının iyileştirme kabiliyeti çok fazladır. Neem yağı, kötü bakterileri ağzından uzak tutan antibakteriyel bir ilaçtır. Camu Camu (Kamu Kamu) Amazon’da yetişen Camu Camu meyvesi, C vitamininin en iyi kaynaklarından biridir. Süper meyve olarak bilinen camu camu’nun bir çay kaşığı 200 mg’dan fazla C vitamini içerir. C vitamininin faydalarından biri de diş eti kanamasını ve diş eti iltihabını azaltmasıdır. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Camu camu meyvesi, ağız ve diş sağlığını koruyarak diş eti problemleri yaşamanızı önler” diyor. Oral Probiyotikler Probiyotikler, ağız sağlığımız için yararlıdır ve günlük olarak kullanabileceğiniz oral probiyotikler mevcuttur. Probiyotikler, diş çürüğü ve diş eti hastalıklarının tedavisinde faydalıdır. Ağzınızda ne kadar iyi bakteri birikirse, kötü bakterilere karşı savunmanız o kadar iyi olur. Dil Fırçalama Bu teknik Ayurvedik tıpta yüzyıllardır bilinir ve bakteri, gıda maddeleri, ölü hücreler ve mantarların temizlenmesine yardımcı olur. Bu yöntem, bakterileri ağzından uzaklaştırmanın en kolay ve en hızlı yoludur. Bir dil kazıyıcı veya dil fırçası satın alın ve dilinizi temizleyin. Doğal Diş Macunu Çoğunluk günde iki kez, diş macunu ile dişlerini fırçalıyor. Bu çok iyi bir alışkanlık ancak bir çoğumuz diş macunu satın alırken üzerini okuyup içerisindeki maddeleri kontrol etmeyiz. Kimyasallarla dolu bir diş macununun yaptığı en kötü şey; probiyotikleri ağızdan uzaklaştırmak ve ağız sağlığımıza zarar vermektir. Nane, okaliptüs, meyan kökü ve karanfil gibi doğal tazeleyiciler içeren diş macunlarını tercih edin. Florür, triklosan, sodyum hidroksit, sodyum lauril sülfat ve diğer kimyasalları içeren diş macunlarından uzak durmanız sağlığınız açısından önemlidir. Yağ Çekme Ağzınıza detoks yapmanın diğer en kolay ve basit yolu, yağ çekme yöntemidir. Bu yöntem, en sevdiğiniz yağlardan biriyle taze nefes alabilmek için yapılabilir. Yağlar dişlerinizi beyazlatmanıza ve toksinsiz bir ağza kavuşmanıza yardımcı olur. Yağ çekme yöntemi, diş eti iltihabını ve boşluklara neden olan zararlı Streptococcus mutans bakterilerini de azaltır. Hindistan cevizi yağı bu iş için en ideal yağdır. Bu yağ ile yağ çekmeye başlayın ve gargara yapın. Broken coconut with on old wooden table

Havayolu Şirketleri, Cazibe Merkezlerini Yardımcı Ürünler Olarak Görmeli


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2v31FbW