25 Nisan 2017 Salı

İstanbul uçuşunda laptop’u çalınan kadın hırsıza böyle seslendi ABD Başkanı Trump’un kararıyla aralarında Türkiye’nin de olduğu 10’dan fazla ülkeden Amerika’ya yapılan uçuşlarda yolcu kabinlerine elektronik cihazların alınmasını yasaklanmıştı. Bu karar sonrası İstanbul uçuşunda bagajdaki laptopu çalınan genç kadın ‘En değerli varlığı’nın kaybolmasına isyan etti. İstanbul seyahati sonrası ABD’ye uçan ve laptop yasağı nedeniyle bagajdaki pahalı Apple MacBook bilgisayarı çalınan ABD’li yüksek lisans öğrencisi deneyimini Amerikan New Yorker dergisi için kaleme aldı ve bir mektup yazdı… EY SEVGİLİ HIRSIZ… NTV’nin haberine göre, söz konusu yasak gereği oluşan kaosta MacBook Pro marka laptop’unu çaldıran Jessica Salley, “Sevgili Hırsız, tüm laptop’lar arasında bula bula benimkini bulup çaldın” ifadeleri ile başladığı yazısını Trump döneminde yasak kapsamındaki şehirlere uçacak olanlar için bir yol haritası olması dileği ile kaleme aldığını belirtiyor. ‘HIRSIZDAN TALEPLERİM’ Mizahi ama içten bir dille kaleme alınan yazıda hırsız için bazı notlar da düşen Salley’in laptop’unu çalan kişiden istedikleri şöyle… “Ben zengin bir Arap Emiri filan değilim bilgisayarımda banka hesaplarımın şifreleri yok. Hatta o götürdüğün MacBook için yıllık kazancımın yüzde 6’sını tek kalemde verdim. Benim hazinem sosyal medya hesaplarım, babamın Amazon Prime’ı ve annemin Netflix şifreleri. Ne olur onların ayarlarını değiştirme. ‘O ŞİİRİ SAKIN OKUMA!’ Eski erkek arkadaşım Danny için yazdığımı şiir ve yazıları sakın okuma!.. Bilgisayarımda, ABD vizesi olmasına rağmen Türkiye’den ayrılamayan Suriyeliler ile ilgili master tezimi bulacaksın. Yüzlerce sayfadan oluşan tezimi istediğin gibi okuyabilirsin.” Mart ayında yürürlüğe giren yasak kapsamında Ortadoğu ve Afrika’da 10’dan fazla ülkeden ABD’ye seyahat eden yolcuların DVD oynatıcı, tablet, dizüstü bilgisayarlarını kabine almaları yasaklanmıştı. Kaynak:hurriyet.com.tr

ABD Başkanı Trump’un kararıyla aralarında Türkiye’nin de olduğu 10’dan fazla ülkeden Amerika’ya yapılan uçuşlarda yolcu kabinlerine elektronik cihazların alınmasını yasaklanmıştı. Bu karar sonrası İstanbul uçuşunda bagajdaki laptopu çalınan genç kadın ‘En değerli varlığı’nın kaybolmasına isyan etti.

İstanbul seyahati sonrası ABD’ye uçan ve laptop yasağı nedeniyle bagajdaki pahalı Apple MacBook bilgisayarı çalınan ABD’li yüksek lisans öğrencisi deneyimini Amerikan New Yorker dergisi için kaleme aldı ve bir mektup yazdı…

EY SEVGİLİ HIRSIZ…

NTV’nin haberine göre, söz konusu yasak gereği oluşan kaosta MacBook Pro marka laptop’unu çaldıran Jessica Salley, “Sevgili Hırsız, tüm laptop’lar arasında bula bula benimkini bulup çaldın” ifadeleri ile başladığı yazısını Trump döneminde yasak kapsamındaki şehirlere uçacak olanlar için bir yol haritası olması dileği ile kaleme aldığını belirtiyor.

‘HIRSIZDAN TALEPLERİM’

Mizahi ama içten bir dille kaleme alınan yazıda hırsız için bazı notlar da düşen Salley’in laptop’unu çalan kişiden istedikleri şöyle…

“Ben zengin bir Arap Emiri filan değilim bilgisayarımda banka hesaplarımın şifreleri yok. Hatta o götürdüğün MacBook için yıllık kazancımın yüzde 6’sını tek kalemde verdim. Benim hazinem sosyal medya hesaplarım, babamın Amazon Prime’ı ve annemin Netflix şifreleri. Ne olur onların ayarlarını değiştirme.

‘O ŞİİRİ SAKIN OKUMA!’

Eski erkek arkadaşım Danny için yazdığımı şiir ve yazıları sakın okuma!..

Bilgisayarımda, ABD vizesi olmasına rağmen Türkiye’den ayrılamayan Suriyeliler ile ilgili master tezimi bulacaksın. Yüzlerce sayfadan oluşan tezimi istediğin gibi okuyabilirsin.”

Mart ayında yürürlüğe giren yasak kapsamında Ortadoğu ve Afrika’da 10’dan fazla ülkeden ABD’ye seyahat eden yolcuların DVD oynatıcı, tablet, dizüstü bilgisayarlarını kabine almaları yasaklanmıştı.

Kaynak:hurriyet.com.tr



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2pduK2S
via IFTTT

İstanbul uçuşunda laptop’u çalınan kadın hırsıza böyle seslendi


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2pduK2S

Türkiye günde 5 saat TV izliyor Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2015 yılında yayınladığı Zaman Kullanım Araştırması’na göre televizyon izlemek, güç içinde çalışma zamanı dışında gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin yüzde 94’ünü kaplıyor. Ve Türkiye, günde 330 dk günlük televizyon izleme oranıyla dünya rekorunu elinde tutuyor. Bu rakamlara bakarak televizyonun hayatımızda önemli bir yer kapladığını söyleyen Union İstanbul’un Ajans Başkanı Mehmet Erkmen, Türk halkının gününün dolayısıyla hayatının çoğunu TV karşısında geçirdiğini ve en çok yarışma, evlilik-yemek programı, dizi ve maç seyrettiğini söyledi. Dünyada en çok televizyon izleyen ülkelerin başında Türkiye geliyor. Açıklanan veriler de bu bilgiyi doğrular nitelikte. Verilere göre; Türkiye günde ortalama 5-6 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Çalışma zamanı dışında da gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin yüzde 94’ünü kaplayan bu teknolojik kutu, sektörün itici gücü olarak da karşımıza çıkıyor. Öte yandan Avrupa’da ortalama 3 saat, Japonya’da 2,5 saat ve Çin’de 3 saat olan TV izleme istatistikleri göz önünde tutulursa, Türkiye’de televizyonun birçok yönden çok kullanışlı hale geldiği bir gerçek. Erkmen: Günümüzde televizyonun hala sektörün itici gücü Bu rakamlara bakarak Türkiye’deki vatandaşların gününün dolayısıyla hayatının çoğunu TV karşısında geçirdiğini belirten Union İstanbul Ajans Başkanı Mehmet Erkmen, yüksek erişim nedeniyle günümüzde televizyonun hala sektörün itici gücü olduğunu belirtti. Bu izleyici kitlesi için yapım şirketlerinin de her yıl 100’ün üzerinde yeni dizi ürettiğini belirten Erkmen, “Yarışma, evlilik-yemek programı, dizi ve maç TV izleyicisi için çok önemli enstrümanlar. Bunu bilen yapım şirketleri de her yıl hedef kitlesine hitap edecek birbirinden farklı yapımlara imza atıyor. Böylesine büyük bir pazarın dünya genelinde ise iki trilyon doları yakalamış olması da garipsenemez. Dolayısıyla bu büyük denizin içerisinde bizim dizilerin başarısı bugün itibarıyla küçük gibi görünse de Türkiye ve endüstri için büyük bir kaynak “dedi. Öte yandan bu itici gücün en önemli kaynağının reklamlar olduğunu aktaran Union İstanbul Ajans Başkanı Mehmet Erkmen, “TV reklamları, her dönemde olduğu gibi yüzde 58 oranla pastadaki en güçlü mecra olarak karşımıza çıkmaktadır. TV’nin uzun yıllar tüm bütçedeki büyük payını koruyacağına inanıyorum. Gerek Türk toplumunun mecra tüketim alışkanlıklarına baktığımızda gerekse güven endeksine baktığımızda hala TV’nin güven sıralamasında üstlerde olduğunu görüyoruz.”  

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2015 yılında yayınladığı Zaman Kullanım Araştırması’na göre televizyon izlemek, güç içinde çalışma zamanı dışında gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin yüzde 94’ünü kaplıyor. Ve Türkiye, günde 330 dk günlük televizyon izleme oranıyla dünya rekorunu elinde tutuyor. Bu rakamlara bakarak televizyonun hayatımızda önemli bir yer kapladığını söyleyen Union İstanbul’un Ajans Başkanı Mehmet Erkmen, Türk halkının gününün dolayısıyla hayatının çoğunu TV karşısında geçirdiğini ve en çok yarışma, evlilik-yemek programı, dizi ve maç seyrettiğini söyledi.

Dünyada en çok televizyon izleyen ülkelerin başında Türkiye geliyor. Açıklanan veriler de bu bilgiyi doğrular nitelikte. Verilere göre; Türkiye günde ortalama 5-6 saatini televizyon karşısında geçiriyor. Çalışma zamanı dışında da gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin yüzde 94’ünü kaplayan bu teknolojik kutu, sektörün itici gücü olarak da karşımıza çıkıyor. Öte yandan Avrupa’da ortalama 3 saat, Japonya’da 2,5 saat ve Çin’de 3 saat olan TV izleme istatistikleri göz önünde tutulursa, Türkiye’de televizyonun birçok yönden çok kullanışlı hale geldiği bir gerçek.

Erkmen: Günümüzde televizyonun hala sektörün itici gücü

Bu rakamlara bakarak Türkiye’deki vatandaşların gününün dolayısıyla hayatının çoğunu TV karşısında geçirdiğini belirten Union İstanbul Ajans Başkanı Mehmet Erkmen, yüksek erişim nedeniyle günümüzde televizyonun hala sektörün itici gücü olduğunu belirtti. Bu izleyici kitlesi için yapım şirketlerinin de her yıl 100’ün üzerinde yeni dizi ürettiğini belirten Erkmen, “Yarışma, evlilik-yemek programı, dizi ve maç TV izleyicisi için çok önemli enstrümanlar. Bunu bilen yapım şirketleri de her yıl hedef kitlesine hitap edecek birbirinden farklı yapımlara imza atıyor. Böylesine büyük bir pazarın dünya genelinde ise iki trilyon doları yakalamış olması da garipsenemez. Dolayısıyla bu büyük denizin içerisinde bizim dizilerin başarısı bugün itibarıyla küçük gibi görünse de Türkiye ve endüstri için büyük bir kaynak “dedi.

Öte yandan bu itici gücün en önemli kaynağının reklamlar olduğunu aktaran Union İstanbul Ajans Başkanı Mehmet Erkmen, “TV reklamları, her dönemde olduğu gibi yüzde 58 oranla pastadaki en güçlü mecra olarak karşımıza çıkmaktadır. TV’nin uzun yıllar tüm bütçedeki büyük payını koruyacağına inanıyorum. Gerek Türk toplumunun mecra tüketim alışkanlıklarına baktığımızda gerekse güven endeksine baktığımızda hala TV’nin güven sıralamasında üstlerde olduğunu görüyoruz.”

 



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2oqKRg9
via IFTTT

DHL Express’in Tayland’dan yola çıkan bisikletli kuryesi İstanbul’dan geçti DHL Express’in Tayland’dan yola çıkan bisikletli kuryesi İstanbul’dan geçti GoGreen çevre programı kapsamında 2050 yılında “0” emisyon hedefine ulaşmayı hedefleyen Deutsche Post DHL Grubu’nun bu iddialı çevreci yaklaşımının elçiliğini DHL Express’in bisikletli kuryesi Paul Munstege üstlendi. 14 Şubat 2017’de Tayland’dan yola çıkan 53 yaşındaki kurye 7 aylık yolculuğu boyunca 17 ülkeye uğrayarak 11 bin kilometrelik bir mesafe kat edecek. Munstege, geçtiği ülkelerde DHL Express’in kuryeleriyle birlikte teslimatlar gerçekleştirerek yeşil lojistik çözümlerine dikkat çekiyor. DHL Express bünyesinde uzun yıllardır bisikletli kurye olarak görev yapan Paul Munstege, hem hayalini gerçekleştirmek hem de Deutsche Post DHL Grubu’nun GoGreen çevre programı kapsamında hayata geçirdiği yeşil lojistik uygulamalarına ilişkin farkındalığı artırmak üzere kıtalararası bir bisiklet yolculuğuna çıktı. 14 Şubat 2017’de Tayland’da başlayan yolculuğu boyunca 17 ülkeye uğramayı ve 11 bin kilometre mesafe kat ederek 7 ayın sonunda Hollanda’ya ulaşmayı planlayan Munstege’in yolu, Myanmar, Hindistan ve Nepal gibi ülkelerden geçti. Munstege’in geçtiğimiz haftaki son durağı ise İstanbul oldu. Bisikletiyle Türkiye’de de teslimat yaptı Uğradığı tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de DHL Express kuryeleriyle birlikte teslimat yapan Paul Munstege’nin bir sonraki durağı Bulgaristan olacak. Bir süredir bu tarz bir dünya seyahati planladığını söyleyen 53 yaşındaki kurye, şöyle konuştu: “DHL Express’in desteği sayesinde yolculuğum farklı bir anlam kazandı. Yolculuğumu, normalde görev yaparken kullandığım kargo bisikletiyle gerçekleştiriyorum. Bu sırada GoGreen programıyla çevre koruması konusunda iddialı hedeflere sahip olan DHL Express’in bir çalışanı olarak yeşil lojistiğin uygulanabilirliğini tüm dünyaya gösterme fırsatı buluyorum. Aracım sıradan bir bisiklet olmadığı için yol boyunca herkesten büyük ilgi gördüm. Bu da mesajımı daha çok kişiye ulaştırmam için bir fırsat sunuyor.” 2050 yılında “0” emisyon hedefleniyor Deutsche Post DHL Grubu, karbon verimliliğini 2007 yılına göre yüzde 30 oranında iyileştirme yönündeki hedefine planlanandan 4 yıl önce, 2016 yılında ulaştı. Son olarak 2050 yılına kadar lojistikle ilişkili tüm salınımları net olarak sıfıra indireceğini açıklayan Grup, aynı zamanda çevre dostu ürün ve hizmetleriyle yeşil lojistikte pazar liderliğini hedefliyor. GoGreen ile daha temiz ve daha az yakıt tüketimi Deutsche Post DHL Grubu’nun çevre koruma programı GoGreen, iki temel ilke üzerine kurulu: “Daha az ve daha temiz yakıt tüketimi”. “Daha az yakıt tüketimi” yaklaşımı, yük kapasitesinin iyileştirilmesi gibi tedbirler yoluyla enerji kaynağını değiştirmeden enerji tüketimini azaltmaya dayanıyor. “Daha temiz yakıt tüketimi” ise paket alım ve teslimat süreçlerinde elektrikli araçlar gibi yeşil enerji kaynakları ve yakıtlara odaklanıyor. Türkiye’de de yeşil lojistik uygulamaları hız kazanıyor DHL Express Türkiye, 3. Havalimanı’nda inşa edeceği yeni antrepoda son teknolojik ve çevreci uygulamaları hayata geçiriyor. Yeni tesis, Türkiye’nin ilk full otomasyona sahip antreposu olacak. Güneş panelleriyle kendi elektriğini üreten binanın su ihtiyacı büyük oranda yağmur suyunun dönüştürülmesiyle sağlanacak ve tüm bina güçlü bir yalıtım sistemine sahip olacak. DHL Express Türkiye aynı zamanda filosundaki yenilemelerde tercihini elektrikli araçlardan yana kullanıyor. Bu yıl filonun yüzde 10’u elektrikli araçlarla değiştirilecek. Aynı zamanda öncelikle İstiklal Caddesi’nde kullanım için Paul Munstege’in dünyayı dolaştığı kurye bisikletinin aynısı Türkiye için de sipariş edildi. Paul Munstege’in yolculuğunun geri kalanını izlemek için DHL’in http://ift.tt/2pgs5HR ya da https://twitter.com/dhlexpresstr sayfaları takip edilebilir. DHL Hakkında DHL, lojistik sektörünün lider global markasıdır. Birçok bölümden oluşan DHL ailesi, yurtiçi ve uluslararası paket teslimatı, e-ticaret nakliyat ve yerine getirme çözümleri, uluslararası ekspres, yol, hava ve deniz taşımacılığından endüstriyel tedarik zinciri yönetimine kadar geniş ve rakipsiz bir lojistik hizmetleri portföyü sunmaktadır. DHL, dünya çapında 220’yi aşkın ülke ve bölgedeki yaklaşık 350.000 çalışanı ile insanları ve şirketleri güvenli ve güvenilir şekilde birbirine bağlayarak global ticaret akımlarını mümkün kılmaktadır. DHL, teknoloji, yaşam bilimleri ve sağlık hizmetleri, enerji, otomotiv ve perakendenin de aralarında bulunduğu büyüme pazar ve sektörlerine özel çözümleri, kurumsal sorumlulukta kanıtlanmış adanmışlığı ve gelişen pazarlardaki benzersiz varlığı ile, kararlı şekilde “Dünyanın lojistik şirketi” olarak konumlanmıştır. DHL, bir Deutsche Post DHL Group kuruluşudur. Grup, 2016’da 57 Milyar Euronun üzerinde gelir elde etmiştir.

DHL Express’in Tayland’dan yola çıkan bisikletli kuryesi İstanbul’dan geçti

GoGreen çevre programı kapsamında 2050 yılında “0” emisyon hedefine ulaşmayı hedefleyen Deutsche Post DHL Grubu’nun bu iddialı çevreci yaklaşımının elçiliğini DHL Express’in bisikletli kuryesi Paul Munstege üstlendi. 14 Şubat 2017’de Tayland’dan yola çıkan 53 yaşındaki kurye 7 aylık yolculuğu boyunca 17 ülkeye uğrayarak 11 bin kilometrelik bir mesafe kat edecek. Munstege, geçtiği ülkelerde DHL Express’in kuryeleriyle birlikte teslimatlar gerçekleştirerek yeşil lojistik çözümlerine dikkat çekiyor.

DHL Express bünyesinde uzun yıllardır bisikletli kurye olarak görev yapan Paul Munstege, hem hayalini gerçekleştirmek hem de Deutsche Post DHL Grubu’nun GoGreen çevre programı kapsamında hayata geçirdiği yeşil lojistik uygulamalarına ilişkin farkındalığı artırmak üzere kıtalararası bir bisiklet yolculuğuna çıktı.

14 Şubat 2017’de Tayland’da başlayan yolculuğu boyunca 17 ülkeye uğramayı ve 11 bin kilometre mesafe kat ederek 7 ayın sonunda Hollanda’ya ulaşmayı planlayan Munstege’in yolu, Myanmar, Hindistan ve Nepal gibi ülkelerden geçti. Munstege’in geçtiğimiz haftaki son durağı ise İstanbul oldu.

Bisikletiyle Türkiye’de de teslimat yaptı

Uğradığı tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de DHL Express kuryeleriyle birlikte teslimat yapan Paul Munstege’nin bir sonraki durağı Bulgaristan olacak. Bir süredir bu tarz bir dünya seyahati planladığını söyleyen 53 yaşındaki kurye, şöyle konuştu:

“DHL Express’in desteği sayesinde yolculuğum farklı bir anlam kazandı. Yolculuğumu, normalde görev yaparken kullandığım kargo bisikletiyle gerçekleştiriyorum. Bu sırada GoGreen programıyla çevre koruması konusunda iddialı hedeflere sahip olan DHL Express’in bir çalışanı olarak yeşil lojistiğin uygulanabilirliğini tüm dünyaya gösterme fırsatı buluyorum. Aracım sıradan bir bisiklet olmadığı için yol boyunca herkesten büyük ilgi gördüm. Bu da mesajımı daha çok kişiye ulaştırmam için bir fırsat sunuyor.”

2050 yılında “0” emisyon hedefleniyor

Deutsche Post DHL Grubu, karbon verimliliğini 2007 yılına göre yüzde 30 oranında iyileştirme yönündeki hedefine planlanandan 4 yıl önce, 2016 yılında ulaştı. Son olarak 2050 yılına kadar lojistikle ilişkili tüm salınımları net olarak sıfıra indireceğini açıklayan Grup, aynı zamanda çevre dostu ürün ve hizmetleriyle yeşil lojistikte pazar liderliğini hedefliyor.

GoGreen ile daha temiz ve daha az yakıt tüketimi

Deutsche Post DHL Grubu’nun çevre koruma programı GoGreen, iki temel ilke üzerine kurulu: “Daha az ve daha temiz yakıt tüketimi”. “Daha az yakıt tüketimi” yaklaşımı, yük kapasitesinin iyileştirilmesi gibi tedbirler yoluyla enerji kaynağını değiştirmeden enerji tüketimini azaltmaya dayanıyor. “Daha temiz yakıt tüketimi” ise paket alım ve teslimat süreçlerinde elektrikli araçlar gibi yeşil enerji kaynakları ve yakıtlara odaklanıyor.

Türkiye’de de yeşil lojistik uygulamaları hız kazanıyor

DHL Express Türkiye, 3. Havalimanı’nda inşa edeceği yeni antrepoda son teknolojik ve çevreci uygulamaları hayata geçiriyor. Yeni tesis, Türkiye’nin ilk full otomasyona sahip antreposu olacak. Güneş panelleriyle kendi elektriğini üreten binanın su ihtiyacı büyük oranda yağmur suyunun dönüştürülmesiyle sağlanacak ve tüm bina güçlü bir yalıtım sistemine sahip olacak.

DHL Express Türkiye aynı zamanda filosundaki yenilemelerde tercihini elektrikli araçlardan yana kullanıyor. Bu yıl filonun yüzde 10’u elektrikli araçlarla değiştirilecek. Aynı zamanda öncelikle İstiklal Caddesi’nde kullanım için Paul Munstege’in dünyayı dolaştığı kurye bisikletinin aynısı Türkiye için de sipariş edildi.

Paul Munstege’in yolculuğunun geri kalanını izlemek için DHL’in http://ift.tt/2pgs5HR

ya da https://twitter.com/dhlexpresstr sayfaları takip edilebilir.

DHL Hakkında

DHL, lojistik sektörünün lider global markasıdır. Birçok bölümden oluşan DHL ailesi, yurtiçi ve uluslararası paket teslimatı, e-ticaret nakliyat ve yerine getirme çözümleri, uluslararası ekspres, yol, hava ve deniz taşımacılığından endüstriyel tedarik zinciri yönetimine kadar geniş ve rakipsiz bir lojistik hizmetleri portföyü sunmaktadır. DHL, dünya çapında 220’yi aşkın ülke ve bölgedeki yaklaşık 350.000 çalışanı ile insanları ve şirketleri güvenli ve güvenilir şekilde birbirine bağlayarak global ticaret akımlarını mümkün kılmaktadır. DHL, teknoloji, yaşam bilimleri ve sağlık hizmetleri, enerji, otomotiv ve perakendenin de aralarında bulunduğu büyüme pazar ve sektörlerine özel çözümleri, kurumsal sorumlulukta kanıtlanmış adanmışlığı ve gelişen pazarlardaki benzersiz varlığı ile, kararlı şekilde “Dünyanın lojistik şirketi” olarak konumlanmıştır.

DHL, bir Deutsche Post DHL Group kuruluşudur. Grup, 2016’da 57 Milyar Euronun üzerinde gelir elde etmiştir.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2pgz17x
via IFTTT

Türkiye günde 5 saat TV izliyor


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2oqKRg9

DHL Express’in Tayland’dan yola çıkan bisikletli kuryesi İstanbul’dan geçti


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2pgz17x

“Kokpitte En az İki Kişinin Bulunması” ile ilgili Genelge revize edildi


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2p0rhWT