21 Mart 2017 Salı

ŞUBAT 2017 AİRBUS VE BOEİNG FİGÜRLERİ Yılın daha çok başında olmamıza rağmen Airbus’ın sipariş sayısındaki olumsuzluk, özellikle Boeing siparişleriyle karşılaştırıldığında ortaya çıkıyor. Boeing, Airbus’a göre % 28 daha fazla uçak teslimatı aldı ve Airbus’un sayılarının ne kadar düşük olduğunu vurgulamak için, Boeing’in 0.73, Airbus’un -0.12 rezervasyon/ faturası olduğunu da söyleyebiliriz. Daha yılın ilk günlerdeyiz ancak Airbus’ın bir şeyler yapması gerekiyor. Airbus’un 60 tek koridorlu uçak teslimatı, Boeing’in 66 tek koridorlu teslimatıyla açık bir şekilde karşılaştırılıyor. Airbus için, neo teslimatları bir zorluk. Boeing ise MAX teslimatlarını başlatmak üzere. Rezervasyon / fatura oranının 1’in altında  olması bu yılki siparişlerin kapandığını gösteriyor . Dolayısıyla, büyük yarış teslimatlarda olacak. Airbus, tek koridor yeni-motorlu modellerin siparişinde önde. Ancak Boeing, yeni-motorlu modellerini daha hızlı teslim edecek gibi görünüyor. Büyük parayı getiren de teslimatlar oluyor.   Aşağıdaki iki grafik, tek koridorlu uçaklar için Şubat ayına kadarki Sipariş ve Teslimat durumunu göstermektedir.

Yılın daha çok başında olmamıza rağmen Airbus’ın sipariş sayısındaki olumsuzluk, özellikle Boeing siparişleriyle karşılaştırıldığında ortaya çıkıyor.

Boeing, Airbus’a göre % 28 daha fazla uçak teslimatı aldı ve Airbus’un sayılarının ne kadar düşük olduğunu vurgulamak için, Boeing’in 0.73, Airbus’un -0.12 rezervasyon/ faturası olduğunu da söyleyebiliriz.

Daha yılın ilk günlerdeyiz ancak Airbus’ın bir şeyler yapması gerekiyor. Airbus’un 60 tek koridorlu uçak teslimatı, Boeing’in 66 tek koridorlu teslimatıyla açık bir şekilde karşılaştırılıyor. Airbus için, neo teslimatları bir zorluk. Boeing ise MAX teslimatlarını başlatmak üzere.

Rezervasyon / fatura oranının 1’in altında  olması bu yılki siparişlerin kapandığını gösteriyor . Dolayısıyla, büyük yarış teslimatlarda olacak. Airbus, tek koridor yeni-motorlu modellerin siparişinde önde. Ancak Boeing, yeni-motorlu modellerini daha hızlı teslim edecek gibi görünüyor. Büyük parayı getiren de teslimatlar oluyor.

 

Aşağıdaki iki grafik, tek koridorlu uçaklar için Şubat ayına kadarki Sipariş ve Teslimat durumunu göstermektedir.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2mp4C6Q
via IFTTT

ŞUBAT 2017 AİRBUS VE BOEİNG FİGÜRLERİ


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2mp4C6Q

İstanbul Airport City yabancıyı Türkiye’ye çekecek


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2niva9k

İstanbul Airport City yabancıyı Türkiye’ye çekecek İGA İcra Kurulu Üyesi Mehmet Kalyoncu, Airport City’nin, yabancı yatırımcıların dikkatini Türkiye’ye çekecek bir proje olduğunu söyledi Türkiye’nin 2023 vizyonunun en önemli kilometre taşlarından olan İstanbul Yeni Havalimanı Projesi’nin 90 milyon yolcu kapasiteli ilk fazı 2018’in ilk çeyreğinde devreye alınacak. Dünya çapında 350’den fazla destinasyon ile en büyük HUB’lardan biri olacak Yeni Havalimanı projesi içinde yer alan, alışveriş ve yaşam merkezi İstanbul Airport City de uluslararası yatırımcıların dikkatini Türkiye’ye çekecek. İstanbul Airport City, Fransa’nın Cannes şehrinde düzenlenen gayrimenkul fuarı MIPIM’de, uluslararası yatırımcıların karşısına çıktı. Fuar kapsamında düzenlenen organizasyonda, 100’e yakın uluslararası yatırımcı, İstanbul Airport City hakkında detaylı bilgi alma imkânına kavuştu. REFERANS NOKTASI OLACAK Cengiz, MAPA, Limak, Kolin ve Kalyon ortaklığındaki İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş. İcra Kurulu Üyesi Mehmet Kalyoncu, İstanbul Airport City’nin, 10.5 milyon metrekarelik alan ile dünya genelinde gelecekteki havalimanı şehirleri için bir referans noktası olacağını söyledi. Kalyoncu, İstanbul Airport City’nin oteller, ofisler, alışveriş merkezleri, sosyal tesisler, hastaneler, okullar ve sergi olanaklarıyla yeşil, sürdürülebilir bir tasarıma sahip olacağını belirterek, şöyle konuştu: “Büyük ölçekli ve çeşitlendirilmiş mağaza karması sayesinde sadece havalimanı müşterilerine değil, tüm kente hizmet verecek bu proje, metro hattına doğrudan bağlantısı olan alışveriş ve yaşam merkezi, çok sayıda yerli ve yabancı markaya ev sahipliği yapacak. Sağlık alanında ‘mükemmeliyet merkezi’ olarak tanımlanan, kümelenmiş bir sağlık kampüsü düşünüyoruz. Fuar merkezi, serbest bölge ve bir lojistik bölgesi düşünüyoruz.” BÜROKRASİSİZ BİR ALAN Mehmet Kalyoncu, Türkiye’de uluslararası gayrimenkul yatırım fonları ve uluslararası gayrimenkul geliştiricilerinin yaşadığı en büyük sıkıntının, yerel yönetimlerle imar, inşaat ruhsatı ve iskan gibi konularda yaşanan süreçler olduğunu, bu nedenle yabancıların ya bir yerel ortak bularak ya da farklı bir şekilde bu süreci yönettiklerini söyledi. Kalyoncu, yabancı yatırımcıların konsantrasyonunu, enerjisini düşürecek her türlü bürokrasiyi bu projede azaltacaklarını, bürokrasinin olmadığı bir alan oluşturacaklarını vurguladı. “Airport City’ye yatırıma gelen, bakanlıkla, bürokrasiyle, belediye ile değil, sadece bizimle muhatap olacak” diyen Kalyoncu, “Havalimanı için işletme süremiz 25 yıl. Sonrasında yeniden işletme ihalesi gündeme gelecek. Airport City alanı için DHMİ ile görüştük, üst kullanım hakkıyla kiralama süresini 49 yıla çıkarmalarını istedik. DHMİ sunduğumuz modele ikna olup kabul etti. Bu modele göre 25 yıldan sonra elde edilen gelir DHMİ’ye aktarılacak” dedi. Kalyoncu, İstanbul Airport City’yi, uluslararası gayrimenkul yatırımcıları ve gayrimenkul piyasasının dikkatini tekrar Türkiye’ye çekecek önemli bir proje olarak gördüklerini ifade etti. ELİNİ ÇABUK TUTAN BÜYÜK AVANTAJ SAĞLAR İGA Havalimanı İşletmesi İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Keskin, İstanbul Yeni Havalimanı Projesi’nin hayata geçmesi ile beraber etrafında yeni bir havalimanı kenti kurulduğunu, bu şekilde başka bir örnek bulunmadığını ifade etti. Kanal İstanbul Projesi’nin de bu şekilde planlandığını belirten Keskin, “Kanal İstanbul’un etrafında yaklaşık 1.5 milyonluk bir popülasyon olacak. Bu projenin de İstanbul Yeni Havalimanı ile etkileşimi olacak. Her iki proje birbirine katkı sağlayacak” diye konuştu. Keskin, Airport City Projesi’nin en başında elini çabuk tutan yatırımcının çok büyük avantajlar sağlayacağını söyledi. 2.500 KONUT YER ALACAK İGA Airport City Müdürü Ayhan Ökmen, MIPIM’deki stantta yer alan maketten projeyi anlatırken, 3 fazda toplam 2 bin 500 konutun yer alacağını söyledi. Ökmen, her uçak iniş ve kalkışının çevrede yarattığı gürültü ve sarsıntının hatırlatılatılarak, “Küçük de olsa sürekli sarsılan bir ortamda kim ev almak ister? sorusunu, “Araştırmalar, havalimanında çalışanların yüzde 3’ünün çok yakında ikameti tercih ettiğini gösteriyor. 3’üncü havalimanında çalışan sayısı 100 bine ulaşacak” diye yanıtladı. 6 MİLYAR EUROLUK YATIRIM İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş. İcra Kurulu Üyesi Kalyoncu, “İstanbul Yeni Havalimanı projesi 76.5 milyon metrekare alana sahip. Bunun 10.5 milyon metrekaresi İstanbul Airport City alanı olacak. Bizim asıl misyonumuz; Türkiye’ye de örnek bir kentleşme modeli getirebilmek” dedi. İstanbul Airport City’nin, Türkiye’de faaliyet gösteren global şirketler için uygun bir yer olduğunu kaydeden Kalyoncu, “Diyelim ki tamamına yatırımcı çektiniz. Ne kadar bir yatırım söz konusu olabilir?” sorusuna, “Hepsini topladığımızda 6 milyar euroluk bir yatırım olacak” yanıtını verdi. ÇİÇEK TİCARETİ HOLLANDA’DAN GERİ ALINABİLİR İstanbul Yeni Havalimanı’na ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kalyoncu, Hollanda’daki çiçek mezatının ikinci bir üs arayışına girdiğini, önce Dubai’yi düşünürken İstanbul Yeni Havalimanı ile birlikte buraya yöneldiğini bildirdi. Kalyoncu, bir gazetecinin “Yani 400 yıl önce Hollanda’ya gönderdiğimiz lale ile kaptırdığımız çiçek ticaretini tekrar kendi üzerimize alabiliriz” şeklindeki ifadesi üzerine, “Aynen öyle” dedi. TEK KALEMDE 32 BİN M2 KİRALANDI İGA İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Keskin, Yeni Havalimanı’ndaki kiralanacak alanların büyüklüğünü anlatırken, “Tek kalemde 32 bin metrekarelik yemeiçme alanını kiraya verdik. Kiracının kim olduğu sorusunu ise Mehmet Kalyoncu yanıtladı: “TU’M ve IC Grubu kiraladı.” Kalyoncu, şirketin ortaklarını da paylaştı: Kalyon, Cengiz ile Saat & Saat. Keskin, TU’M’un açılımı için ipucu verdi: Talha (Cengiz), Uğur (Kaya), Mehmet (Kalyoncu). 3 ortağın isimlerinin baş harfleri. Kalyoncu, TU’M’un Osmanlıca’daki anlamının ‘azık’ olduğuna dikkat çekti. İPEK YOLU’NU BU KEZ HAVADAN KURACAĞIZ İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Keskin, projedeki yeme içme ünitelerinde de konseptler olduğunu, değişik kültürlerden insanların projede buluşacağını ifade ederek, “İstanbul Yeni Havalimanı ve İstanbul Airport City ile İpekyolu’nu bu defa havadan kuracağız. Orası kültürlerin, her türlü yeme-içmenin, ticaretin el değiştirdiği bir merkez, stratejik bir platform olacak” dedi. Keskin, İstanbul Yeni Havalimanı’nda gelirlerin nasıl artırılacağına ilişkin olarak da, “Dünya ortalamasında şöyle bir istatistik var. Yıllık 1 milyon yolcu başına arz edilen alışveriş alanının ortalama bin metrekare olması gerekiyor. Rahat rahat alışveriş yapılabilmesi için en optimum metrekare bu. Atatürk Havalimanı’nda bu alan sıkışmış durumda, yani 400 metrekare. Yeni havalimanında yaklaşık bu rakam bin 450 metrekare civarı olacak. Bunun alışverişe pozitif yönde etkisi olacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu. AIRPORT CITY’DE 24 SAAT KESİNTİSİZ HİZMET »» Tamamlandığında 10.5 milyon metrekare alana sahip olacak »» 3 otel, bir büyük hastane, 2 bin 500 konut, alışveriş merkezi, lojistik merkezi ve serbest bölge yer alacak »» Kiralanabilir alan 1 milyon 550 bin metrekare »» Bünyesindeki Business Park, A + ofis olanaklarıyla yeni ticaret merkezi olacak »» Merkez Bölge’de oteller, hastaneler, ofis alanları, alışveriş ve yaşam merkezi ile çevrili plaza alanı metro hattına doğrudan bağlanacak »» Alışveriş ve yaşam merkezi, çok sayıda yerli ve yabancı markaya ev sahipliği yapacak ve 24 saat hizmet verecek »» Havalimanının ilk fazı ile eş zamanlı olarak Merkez Bölge, 420 bin metrekare alana inşa edilecek »» Projenin Merkez Bölgesi’nde toplam 750 bin metrekare inşaat alanında oteller, konut alanları, AVM, ibadethane ve hastane gibi pek çok yapı ile istihdam olanakları yaratacak »» Havalimanının ikinci fazı ile inşa edilecek olan Doğu Bölgesi 775 bin metrekare toplam alanı kaplayacak »» 2.5 milyon metrekarelik bölümü şehir parkına ayrılacak »» 6 milyar euro yatırım çekilecek Kaynak Sabah

İGA İcra Kurulu Üyesi Mehmet Kalyoncu, Airport City’nin, yabancı yatırımcıların dikkatini Türkiye’ye çekecek bir proje olduğunu söyledi
Türkiye’nin 2023 vizyonunun en önemli kilometre taşlarından olan İstanbul Yeni Havalimanı Projesi’nin 90 milyon yolcu kapasiteli ilk fazı 2018’in ilk çeyreğinde devreye alınacak. Dünya çapında 350’den fazla destinasyon ile en büyük HUB’lardan biri olacak Yeni Havalimanı projesi içinde yer alan, alışveriş ve yaşam merkezi İstanbul Airport City de uluslararası yatırımcıların dikkatini Türkiye’ye çekecek. İstanbul Airport City, Fransa’nın Cannes şehrinde düzenlenen gayrimenkul fuarı MIPIM’de, uluslararası yatırımcıların karşısına çıktı. Fuar kapsamında düzenlenen organizasyonda, 100’e yakın uluslararası yatırımcı, İstanbul Airport City hakkında detaylı bilgi alma imkânına kavuştu.

REFERANS NOKTASI OLACAK
Cengiz, MAPA, Limak, Kolin ve Kalyon ortaklığındaki İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş. İcra Kurulu Üyesi Mehmet Kalyoncu, İstanbul Airport City’nin, 10.5 milyon metrekarelik alan ile dünya genelinde gelecekteki havalimanı şehirleri için bir referans noktası olacağını söyledi. Kalyoncu, İstanbul Airport City’nin oteller, ofisler, alışveriş merkezleri, sosyal tesisler, hastaneler, okullar ve sergi olanaklarıyla yeşil, sürdürülebilir bir tasarıma sahip olacağını belirterek, şöyle konuştu: “Büyük ölçekli ve çeşitlendirilmiş mağaza karması sayesinde sadece havalimanı müşterilerine değil, tüm kente hizmet verecek bu proje, metro hattına doğrudan bağlantısı olan alışveriş ve yaşam merkezi, çok sayıda yerli ve yabancı markaya ev sahipliği yapacak. Sağlık alanında ‘mükemmeliyet merkezi’ olarak tanımlanan, kümelenmiş bir sağlık kampüsü düşünüyoruz. Fuar merkezi, serbest bölge ve bir lojistik bölgesi düşünüyoruz.”

BÜROKRASİSİZ BİR ALAN
Mehmet Kalyoncu, Türkiye’de uluslararası gayrimenkul yatırım fonları ve uluslararası gayrimenkul geliştiricilerinin yaşadığı en büyük sıkıntının, yerel yönetimlerle imar, inşaat ruhsatı ve iskan gibi konularda yaşanan süreçler olduğunu, bu nedenle yabancıların ya bir yerel ortak bularak ya da farklı bir şekilde bu süreci yönettiklerini söyledi. Kalyoncu, yabancı yatırımcıların konsantrasyonunu, enerjisini düşürecek her türlü bürokrasiyi bu projede azaltacaklarını, bürokrasinin olmadığı bir alan oluşturacaklarını vurguladı. “Airport City’ye yatırıma gelen, bakanlıkla, bürokrasiyle, belediye ile değil, sadece bizimle muhatap olacak” diyen Kalyoncu, “Havalimanı için işletme süremiz 25 yıl. Sonrasında yeniden işletme ihalesi gündeme gelecek. Airport City alanı için DHMİ ile görüştük, üst kullanım hakkıyla kiralama süresini 49 yıla çıkarmalarını istedik. DHMİ sunduğumuz modele ikna olup kabul etti. Bu modele göre 25 yıldan sonra elde edilen gelir DHMİ’ye aktarılacak” dedi. Kalyoncu, İstanbul Airport City’yi, uluslararası gayrimenkul yatırımcıları ve gayrimenkul piyasasının dikkatini tekrar Türkiye’ye çekecek önemli bir proje olarak gördüklerini ifade etti.

ELİNİ ÇABUK TUTAN BÜYÜK AVANTAJ SAĞLAR
İGA Havalimanı İşletmesi İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Keskin, İstanbul Yeni Havalimanı Projesi’nin hayata geçmesi ile beraber etrafında yeni bir havalimanı kenti kurulduğunu, bu şekilde başka bir örnek bulunmadığını ifade etti. Kanal İstanbul Projesi’nin de bu şekilde planlandığını belirten Keskin, “Kanal İstanbul’un etrafında yaklaşık 1.5 milyonluk bir popülasyon olacak. Bu projenin de İstanbul Yeni Havalimanı ile etkileşimi olacak. Her iki proje birbirine katkı sağlayacak” diye konuştu. Keskin, Airport City Projesi’nin en başında elini çabuk tutan yatırımcının çok büyük avantajlar sağlayacağını söyledi.

2.500 KONUT YER ALACAK
İGA Airport City Müdürü Ayhan Ökmen, MIPIM’deki stantta yer alan maketten projeyi anlatırken, 3 fazda toplam 2 bin 500 konutun yer alacağını söyledi. Ökmen, her uçak iniş ve kalkışının çevrede yarattığı gürültü ve sarsıntının hatırlatılatılarak, “Küçük de olsa sürekli sarsılan bir ortamda kim ev almak ister? sorusunu, “Araştırmalar, havalimanında çalışanların yüzde 3’ünün çok yakında ikameti tercih ettiğini gösteriyor. 3’üncü havalimanında çalışan sayısı 100 bine ulaşacak” diye yanıtladı.

6 MİLYAR EUROLUK YATIRIM
İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş. İcra Kurulu Üyesi Kalyoncu, “İstanbul Yeni Havalimanı projesi 76.5 milyon metrekare alana sahip. Bunun 10.5 milyon metrekaresi İstanbul Airport City alanı olacak. Bizim asıl misyonumuz; Türkiye’ye de örnek bir kentleşme modeli getirebilmek” dedi. İstanbul Airport City’nin, Türkiye’de faaliyet gösteren global şirketler için uygun bir yer olduğunu kaydeden Kalyoncu, “Diyelim ki tamamına yatırımcı çektiniz. Ne kadar bir yatırım söz konusu olabilir?” sorusuna, “Hepsini topladığımızda 6 milyar euroluk bir yatırım olacak” yanıtını verdi.

ÇİÇEK TİCARETİ HOLLANDA’DAN GERİ ALINABİLİR
İstanbul Yeni Havalimanı’na ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kalyoncu, Hollanda’daki çiçek mezatının ikinci bir üs arayışına girdiğini, önce Dubai’yi düşünürken İstanbul Yeni Havalimanı ile birlikte buraya yöneldiğini bildirdi. Kalyoncu, bir gazetecinin “Yani 400 yıl önce Hollanda’ya gönderdiğimiz lale ile kaptırdığımız çiçek ticaretini tekrar kendi üzerimize alabiliriz” şeklindeki ifadesi üzerine, “Aynen öyle” dedi.

TEK KALEMDE 32 BİN M2 KİRALANDI
İGA İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Keskin, Yeni Havalimanı’ndaki kiralanacak alanların büyüklüğünü anlatırken, “Tek kalemde 32 bin metrekarelik yemeiçme alanını kiraya verdik. Kiracının kim olduğu sorusunu ise Mehmet Kalyoncu yanıtladı: “TU’M ve IC Grubu kiraladı.” Kalyoncu, şirketin ortaklarını da paylaştı: Kalyon, Cengiz ile Saat & Saat. Keskin, TU’M’un açılımı için ipucu verdi: Talha (Cengiz), Uğur (Kaya), Mehmet (Kalyoncu). 3 ortağın isimlerinin baş harfleri. Kalyoncu, TU’M’un Osmanlıca’daki anlamının ‘azık’ olduğuna dikkat çekti.

İPEK YOLU’NU BU KEZ HAVADAN KURACAĞIZ
İGA Havalimanı İşletmesi A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Keskin, projedeki yeme içme ünitelerinde de konseptler olduğunu, değişik kültürlerden insanların projede buluşacağını ifade ederek, “İstanbul Yeni Havalimanı ve İstanbul Airport City ile İpekyolu’nu bu defa havadan kuracağız. Orası kültürlerin, her türlü yeme-içmenin, ticaretin el değiştirdiği bir merkez, stratejik bir platform olacak” dedi. Keskin, İstanbul Yeni Havalimanı’nda gelirlerin nasıl artırılacağına ilişkin olarak da, “Dünya ortalamasında şöyle bir istatistik var. Yıllık 1 milyon yolcu başına arz edilen alışveriş alanının ortalama bin metrekare olması gerekiyor. Rahat rahat alışveriş yapılabilmesi için en optimum metrekare bu. Atatürk Havalimanı’nda bu alan sıkışmış durumda, yani 400 metrekare. Yeni havalimanında yaklaşık bu rakam bin 450 metrekare civarı olacak. Bunun alışverişe pozitif yönde etkisi olacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.

AIRPORT CITY’DE 24 SAAT KESİNTİSİZ HİZMET
»» Tamamlandığında 10.5 milyon metrekare alana sahip olacak

»» 3 otel, bir büyük hastane, 2 bin 500 konut, alışveriş merkezi, lojistik merkezi ve serbest bölge yer alacak

»» Kiralanabilir alan 1 milyon 550 bin metrekare

»» Bünyesindeki Business Park, A + ofis olanaklarıyla yeni ticaret merkezi olacak

»» Merkez Bölge’de oteller, hastaneler, ofis alanları, alışveriş ve yaşam merkezi ile çevrili plaza alanı metro hattına doğrudan bağlanacak

»» Alışveriş ve yaşam merkezi, çok sayıda yerli ve yabancı markaya ev sahipliği yapacak ve 24 saat hizmet verecek

»» Havalimanının ilk fazı ile eş zamanlı olarak Merkez Bölge, 420 bin metrekare alana inşa edilecek

»» Projenin Merkez Bölgesi’nde toplam 750 bin metrekare inşaat alanında oteller, konut alanları, AVM, ibadethane ve hastane gibi pek çok yapı ile istihdam olanakları yaratacak

»» Havalimanının ikinci fazı ile inşa edilecek olan Doğu Bölgesi 775 bin metrekare toplam alanı kaplayacak

»» 2.5 milyon metrekarelik bölümü şehir parkına ayrılacak

»» 6 milyar euro yatırım çekilecek
Kaynak Sabah



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2niva9k
via IFTTT

ENDÜSTRİ 4.0, LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜ NASIL ETKİLEYECEK?


via Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2nio7gA

ENDÜSTRİ 4.0, LOJİSTİK SEKTÖRÜNÜ NASIL ETKİLEYECEK? Lojistik sektörünün Endüstri 4.0 ihtiyaçlarına göre değer zincirine entegrasyonunu güçlendirecek uygulamaların önümüzdeki dönemde gündeme gelecek en önemli konulardan biri olduğunu söyleyen UTİKAD Genel Müdürü Cavit Uğur, süreçleri otomatik olarak kontrol eden bilgisayar destekli sistemler sayesinde günümüzde de birçok taşımacılık sürecinin kontrol edildiğini söylüyor ve ekliyor: “Bunlara ek olarak otonom çalışan sürücüsüz TIR’lar, kaptansız gemiler, pilotsuz uçaklar, drone’larla teslimatlar, bulut teknolojisi, süreçlerin dijital platformlara taşınması da gündemimize son hızla giriyor. Tüm bunlar lojistik sektöründe yeni iş yapma süreçlerinin, yani Lojistik 4.0’ın oluşturulmasını, geliştirilmesini, sanayi ve ticaretle bütünleştirilmesini zorunlu kılıyor.” Son dönemde bütün sektörlerde olduğu gibi lojistikte de Endüstri 4.0 en çok konuşulan konuların başında yer alıyor. Endüstri 4.0’ın lojistik sektörüne etkilerinin neler olacağı ile ilgili Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Genel Müdürü Cavit Uğur ile bir araya geldik. http://ift.tt/2nirjca Endüstri 4.0 ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulunan UTİKAD Genel Müdürü Cavit Uğur ile yaptığımız söyleşide, “Endüstri 4.0’ın yeni meslekler doğuracağını da öngörebiliyoruz. Nitekim yapılan bir araştırma sonucunda 2030’lu yıllarda bugün var olan mesleklerin yüzde 50’ye yakınının artık var olmayacağı, buna karşın bugün ilkokula başlayan çocukların yarısının üniversiteden mezun olduklarında bugün adını, tanımını dahi bilmediğimiz yeni mesleklerde çalışmaya başlayacakları öngörülmüştür” demesi en dikkat çeken konuların başında yer alıyor. Çünkü 2030 yılı o kadar da uzak değil. İşte Endüstri 4.0’ın ya da diğer bir deyişle Sanayi 4.0’ın lojistik sektörünü nasıl etkileyeceği ile ilgili UTİKAD Genel Müdür Cavit Uğur’un anlattıkları… ENDÜSTRİ 4.0’IN LOJİSTİK SEKTÖRÜNE ETKİLERİ NELER OLACAK? Endüstri 4.0 temel olarak üretimi derinden etkileyecek bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Üretimle lojistiği birbirinden ayrı düşünmek imkansız olduğundan tüm dünyayı etkisi altına almaya başlayan Endüstri 4.0’ın lojistik sektöründe özellikle iş yapış şekillerini yeniden belirleyeceğini öngörebiliyoruz. Endüstri 4.0, lojistiğin 7 doğrusu adını verdiğimiz doğru ürünün, doğru miktarda, doğru biçimde, doğru zamanda, doğru kaynaktan, doğru yolla ve doğru fiyata sağlanması aşamalarının hepsini ayrı ayrı etkileyecektir. Çünkü Endüstri 4.0’ın temelinde tüm süreçlerin birbiri ile gerçek zamanlı iletişim halinde olması esası yatıyor. Değişime bu perspektiften yaklaştığımızda üretime yönelik hammadde temininden üretim bandına, üretim bandından tüketim noktalarına kadar Endüstri 4.0 çerçevesinde oluşan değer zincirleri doğal olarak lojistik, yazılım ve finans sektörlerinde de dönüşümü tetikleyecektir. LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE EN İYİ İŞ YAPMA SÜRECİ: LOJİSTİK 4.0 Lojistik sektörünün Endüstri 4.0 ihtiyaçlarına göre değer zincirine entegrasyonunu güçlendirecek uygulamalar önümüzdeki dönemde gündeme gelecek en önemli konular arasında. Aslında süreçleri otomatik olarak kontrol eden bilgisayar destekli sistemler sayesinde günümüzde de birçok taşımacılık süreci kontrol ediliyor. Bunlara ek olarak otonom çalışan sürücüsüz TIR’lar, kaptansız gemiler, pilotsuz uçaklar, drone’larla teslimatlar, bulut teknolojisi, süreçlerin dijital platformlara taşınması da gündemimize son hızla giriyor. Tüm bunlar lojistik sektöründe yeni iş yapma süreçlerinin, yani Lojistik 4.0’ın oluşturulmasını, geliştirilmesini, sanayi ve ticaretle bütünleştirilmesini zorunlu kılıyor. ENDÜSTRİ 4.0 DEDİKLERİ NE ZAMAN TAM OLARAK HAYATIMIZIN İÇİNDE OLACAK? Bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle Endüstri 4.0’ın adımları aslında 2000’li yılların başından bu yana atılmaktaydı ancak dördüncü sanayi devriminin ilk deklarasyonu 2011 yılında Almanya’da Hannover Sanayi Fuarı’nda yapıldı. Alman Federal Devleti tarafından Çin’in insan gücüne dayalı üretiminin karşısında rekabetçiliğini artırabilmek için üretimde yeniden yapılanma, insansız üretim ve üretimin yeniden yerelleştirilmesi (relokalizasyon) hareketi olarak doğdu diyebiliriz. Son olarak 2016’da gerçekleştirilen ve Davos Zirvesi olarak da adlandırılan Dünya Ekonomik Forumu’nun mottosu 4. Endüstriyel Devrim’di. Endüstri 4.0 şu tarihte hayatımızın içinde olacak, bugün başlayacak gibi bir tarih vermek mümkün değil. Çünkü Endüstri 4.0 uzun süredir şekillenen bir sürecin devamı niteliğinde. Akıllı telefonlar, dijital platformlar, RFID sistemleri, GPS’ler ile hayatımıza uzun süre önce giriş yaptı. “BLOCKCHAIN” UYGULAMASI Bu süreçlerin tümünün birleşmesinden ve yeknesak bir şekilde işlemesinden bahsediyoruz. Beklediğimizden çok daha kısa bir sürede nesnelerin iletişimi hayatımızı ve tabii ki lojistik sektörünü çok farklı yönlerde şekillendiriyor olacak. Örneğin bugün üzerinde çalışılan “blockchain” gibi teknolojiler ileride bankacılık, finans ve lojistik sektörlerinin vazgeçilmez teknolojik alt yapısı olacak. Nitekim daha bugünden dünyanın en büyük finans ve lojistik oyuncuları blockchain teknolojilerini kendi süreçlerine nasıl dahil edebileceklerinin çalışmalarını sürdürüyor. ENDÜSTRİ 4.0 İLE İNSANLAR İŞLERİNDEN Mİ OLACAK? Endüstri 4.0’ın etkileri üretim dahil tüm sektörleri bugünden yarına tamamen ve hemen değiştirmeyecek. Endüstri 4.0 ile birlikte tüm süreçlerde robotiklerin insanları işlerinden edeceği gibi bir endişe dile getirilebilir. Elbette üretim yöntemlerindeki gelişmeler istihdama etki edecektir ve lojistik sektöründe de bunun etkilerini hissedeceğiz. Ancak önceki sanayi devrimleri de işsizlik yaratmamış, tam tersine üretimin yaygınlaşması ve daha verimli hale gelmesiyle pek çok yeni fabrikalar, endüstriler ve yeni iş kolları oluşarak daha fazla istihdam alanı yaratılmıştır. Teknolojinin tüm süreçlerde daha etkin kullanımıyla lojistikte kas gücü gerektiren işlerde bir istihdam daralması yaşanacağı öngörülebilir. Ancak Endüstri 4.0 ile birlikte nesnelerin interneti ve muazzam büyüklüklere ulaşan veri üretimi nedeniyle bu verilerin analizi ve yönetilmesi, süreçlere entegre edilmesi de daha çok sayıda insan çabasını gerektirecektir. Elbette kendi kendine veya birbirlerinden öğrenme becerisine sahip otonom aygıtlar, sistemler bu noktada da görev üstlenecektir; ama tüm bunlar yeni iş kolları ve mesleklerin ortaya çıkmasını engellemeyecektir. 2030’LU YILLARDA BUGÜN VAR OLAN MESLEKLERİN YÜZDE 50’YE YAKINI ARTIK VAR OLMAYACAK Endüstri 4.0’ın yeni meslekler doğuracağını da öngörebiliyoruz. Nitekim yapılan bir araştırma sonucunda 2030’lu yıllarda bugün var olan mesleklerin yüzde 50’ye yakınının artık var olmayacağı, buna karşın bugün ilkokula başlayan çocukların yarısının üniversiteden mezun olduklarında bugün adını, tanımını dahi bilmediğimiz yeni mesleklerde çalışmaya başlayacakları öngörülmüştür. Veri lojistikçileri, veri madenciliği, otonom sistem kontrolörleri ve bugün adını dahi bilmediğimiz pek çok yeni iş birimi ortaya çıkacaktır. Yani veri lojistiği de en önemli iş süreçlerimizden birisi olmaya başlamıştır ve olacaktır. LOJİSTİK EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLER GELECEĞE NASIL HAZIRLANMALI? Çok klasik olacak belki ama teknoloji çağında yaşıyoruz. Bugünün öğrencileri zaten bu teknolojinin içine doğdular ve bizim jenerasyonumuzdan çok daha hakimler duruma. Endüstri 4.0 ve yeni teknolojilerle zaman ve mekan kısıtlamaları ortadan kalkıyor. Siber fiziksel sistemler, nesnelerin interneti, otonom robotlar, büyük veri ve analizi, artırılmış gerçeklik, bulut teknolojileri, siber güvenlik gibi kavramlar hayatımızda çok daha yoğun bir şekilde yer alacak. O yüzden gelişmeleri takip etmek her sektör için olmazsa olmaz. Sektörümüzde çalışmayı hedefleyen gençlerin bu gelişmeleri yakından takip etmeleri, İngilizce veya başka bir yabancı dilin yanı sıra büyük bir hızla gelişmekte olan bu yeni teknoloji dilini de çok iyi bilmeleri ve ana dilleri gibi kullanabilmeleri gerekiyor.  Bu sayede gelişmelerin dışında kalmayıp kendilerini geleceğe hazırlamalılar. ENDÜSTRİ 4.0 LOKAL LOJİSTİK FİRMALARINI YOK MU EDECEK? Hayır doğru değil, yerel lojistik işletmeleri yok olmayacak. Sektörümüzü asıl ilgilendiren konu üretimdeki yeknesaklık değil, üretimin ardından ürünün tüketiciye ulaşmasındaki süreçler ve bu süreçlerin hız, maliyet gibi parametreleri. Çünkü tüketici artık kişiselleştirdiği ürüne en kısa zamanda sahip olmak istiyor. Endüstri 4.0, üretimi daha da verimli ve ucuz hale getirdikçe daha fazla ürün daha fazla tüketiciye ulaştırılmak durumunda olacak. Bu da lojistikçilerin işini artıracak. Hani bizim çocukluğumuzda izlediğimiz Uzay Yolu dizisindeki ışınlama hayata geçse bile o ışınlama işlemini gerçekleştirecek “Scotty”lere yani yerel veya küresel lojistik işletmelerine ihtiyaç hep olacak. Hele ki lojistik sürecin sadece rutin ve basit bir yerine ulaştırma işlemi olmadığını, iade lojistiği, katma değerli hizmetler, yerel inisiyatif gerektiren bürokratik işlemler gibi alt bileşenleri olduğunu göz önüne aldığımızda standardın dışında özellikli ve uzmanlık gerektiren hizmetler sunan lojistik işletmelerinin, yerelde de aynen var olacağını değerlendiriyoruz. TÜRKİYE’NİN ENDÜSTRİ 4.0 İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARI Türkiye’de son iki yıldır Endüstri 4.0 ile ilgili çalışmalar yürütülüyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen, özel sektörün de bire bir içinde olduğu, Türkiye’nin Endüstri 4.0 yol haritasının hazırlanmasına yönelik çalışmalar ülkemizin Endüstri 4.0’a diğer sanayi devrimlerine oranla çok daha kısa sürede entegre olacağının işaretlerini veriyor. Tabii her konuda olduğu gibi kamunun, özel sektörün, akademisyenlerin ve bizim gibi mesleki sivil toplum kuruluşlarının bu çalışmalara eşgüdüm çerçevesinde katkı vermesi şart. UTİKAD, ENDÜSTRİ 4.0 İLE İLGİLİ NELER YAPIYOR? Üyelerinin geleceğe yönelik vizyonlarını oluşturmalarına katkıda bulunmayı kendisine görev edinen UTİKAD aslında bu çalışmalara yeni başlamadı. 2015’te İstanbul Ticaret Üniversitesi akademisyenleriyle birlikte başladığımız bir projenin devamında Şubat 2016’da akademisyenlerimizle birlikte, UTİKAD üyeleri, bankacılık ve sigortacılık sektörü temsilcileri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve İstanbul Ticaret Odası’nın da katılımlarıyla bir çalıştay düzenledik. Çalıştayın sonunda dış ticaret sürecine ait dokümanların elektronik yollarla oluşturulmasına ve bütünleşik bir dış ticaret modeli önerilmesine yönelik “Elektronik Belge Çalıştay Raporu”nu 2016’da yayınladık. 23 Kasım 2016’da UTİKAD’ın yeni yönetimini de belirlediğimiz 34. UTİKAD Genel Kurul toplantısında, Tavukçuoğlu Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri’nden Dr. Cengiz Tavukçuoğlu’yu davet ederek, katılımcılara “4. Endüstriyel Devrim Açısından Lojistik Öngörüleri” konulu bir sunum yapılmasını sağladık. Farkındalığımızı arttıran bu genel kuruldan sonra dijital teknolojilerdeki bu baş döndürücü gelişmeleri yakından izlemeye başladık ve katıldığımız tüm toplantı, panel ve zirvelerde sektörümüze olası etkilerini gündeme getirmeye başladık. Gelişmelerin sadece lojistik ve taşımacılık değil, hukuk ve ticaret süreçlerine olan etkilerini de katıldığımız panellerde dile getirdik. Bunlarla birlikte, genel kurulumuzu takiben UTİKAD bünyesinde E-Ticaret Odak Grubu kurarak, Türkiye’deki e-ticaret süreçlerindeki lojistik faaliyetlerin durumunu araştıran bir çalışma başlattık. Önümüzdeki dönemde bu konuyla ilgili bir rapor hazırlayarak, ülke ihracatının gelişmesine ve e-ticarette yaşanan lojistik sorunlara ışık tutacak çözüm önerileri ortaya koyacağız. Kaynak:utikad

Lojistik sektörünün Endüstri 4.0 ihtiyaçlarına göre değer zincirine entegrasyonunu güçlendirecek uygulamaların önümüzdeki dönemde gündeme gelecek en önemli konulardan biri olduğunu söyleyen UTİKAD Genel Müdürü Cavit Uğur, süreçleri otomatik olarak kontrol eden bilgisayar destekli sistemler sayesinde günümüzde de birçok taşımacılık sürecinin kontrol edildiğini söylüyor ve ekliyor: “Bunlara ek olarak otonom çalışan sürücüsüz TIR’lar, kaptansız gemiler, pilotsuz uçaklar, drone’larla teslimatlar, bulut teknolojisi, süreçlerin dijital platformlara taşınması da gündemimize son hızla giriyor. Tüm bunlar lojistik sektöründe yeni iş yapma süreçlerinin, yani Lojistik 4.0’ın oluşturulmasını, geliştirilmesini, sanayi ve ticaretle bütünleştirilmesini zorunlu kılıyor.”

Son dönemde bütün sektörlerde olduğu gibi lojistikte de Endüstri 4.0 en çok konuşulan konuların başında yer alıyor. Endüstri 4.0’ın lojistik sektörüne etkilerinin neler olacağı ile ilgili Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Genel Müdürü Cavit Uğur ile bir araya geldik. http://ift.tt/2nirjca Endüstri 4.0 ile ilgili çok önemli açıklamalarda bulunan UTİKAD Genel Müdürü Cavit Uğur ile yaptığımız söyleşide, “Endüstri 4.0’ın yeni meslekler doğuracağını da öngörebiliyoruz. Nitekim yapılan bir araştırma sonucunda 2030’lu yıllarda bugün var olan mesleklerin yüzde 50’ye yakınının artık var olmayacağı, buna karşın bugün ilkokula başlayan çocukların yarısının üniversiteden mezun olduklarında bugün adını, tanımını dahi bilmediğimiz yeni mesleklerde çalışmaya başlayacakları öngörülmüştür” demesi en dikkat çeken konuların başında yer alıyor. Çünkü 2030 yılı o kadar da uzak değil. İşte Endüstri 4.0’ın ya da diğer bir deyişle Sanayi 4.0’ın lojistik sektörünü nasıl etkileyeceği ile ilgili UTİKAD Genel Müdür Cavit Uğur’un anlattıkları…

ENDÜSTRİ 4.0’IN LOJİSTİK SEKTÖRÜNE ETKİLERİ NELER OLACAK?

Endüstri 4.0 temel olarak üretimi derinden etkileyecek bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. Üretimle lojistiği birbirinden ayrı düşünmek imkansız olduğundan tüm dünyayı etkisi altına almaya başlayan Endüstri 4.0’ın lojistik sektöründe özellikle iş yapış şekillerini yeniden belirleyeceğini öngörebiliyoruz. Endüstri 4.0, lojistiğin 7 doğrusu adını verdiğimiz doğru ürünün, doğru miktarda, doğru biçimde, doğru zamanda, doğru kaynaktan, doğru yolla ve doğru fiyata sağlanması aşamalarının hepsini ayrı ayrı etkileyecektir. Çünkü Endüstri 4.0’ın temelinde tüm süreçlerin birbiri ile gerçek zamanlı iletişim halinde olması esası yatıyor. Değişime bu perspektiften yaklaştığımızda üretime yönelik hammadde temininden üretim bandına, üretim bandından tüketim noktalarına kadar Endüstri 4.0 çerçevesinde oluşan değer zincirleri doğal olarak lojistik, yazılım ve finans sektörlerinde de dönüşümü tetikleyecektir.

LOJİSTİK SEKTÖRÜNDE EN İYİ İŞ YAPMA SÜRECİ: LOJİSTİK 4.0

Lojistik sektörünün Endüstri 4.0 ihtiyaçlarına göre değer zincirine entegrasyonunu güçlendirecek uygulamalar önümüzdeki dönemde gündeme gelecek en önemli konular arasında. Aslında süreçleri otomatik olarak kontrol eden bilgisayar destekli sistemler sayesinde günümüzde de birçok taşımacılık süreci kontrol ediliyor. Bunlara ek olarak otonom çalışan sürücüsüz TIR’lar, kaptansız gemiler, pilotsuz uçaklar, drone’larla teslimatlar, bulut teknolojisi, süreçlerin dijital platformlara taşınması da gündemimize son hızla giriyor. Tüm bunlar lojistik sektöründe yeni iş yapma süreçlerinin, yani Lojistik 4.0’ın oluşturulmasını, geliştirilmesini, sanayi ve ticaretle bütünleştirilmesini zorunlu kılıyor.

ENDÜSTRİ 4.0 DEDİKLERİ NE ZAMAN TAM OLARAK HAYATIMIZIN İÇİNDE OLACAK?

Bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle Endüstri 4.0’ın adımları aslında 2000’li yılların başından bu yana atılmaktaydı ancak dördüncü sanayi devriminin ilk deklarasyonu 2011 yılında Almanya’da Hannover Sanayi Fuarı’nda yapıldı. Alman Federal Devleti tarafından Çin’in insan gücüne dayalı üretiminin karşısında rekabetçiliğini artırabilmek için üretimde yeniden yapılanma, insansız üretim ve üretimin yeniden yerelleştirilmesi (relokalizasyon) hareketi olarak doğdu diyebiliriz. Son olarak 2016’da gerçekleştirilen ve Davos Zirvesi olarak da adlandırılan Dünya Ekonomik Forumu’nun mottosu 4. Endüstriyel Devrim’di.

Endüstri 4.0 şu tarihte hayatımızın içinde olacak, bugün başlayacak gibi bir tarih vermek mümkün değil. Çünkü Endüstri 4.0 uzun süredir şekillenen bir sürecin devamı niteliğinde. Akıllı telefonlar, dijital platformlar, RFID sistemleri, GPS’ler ile hayatımıza uzun süre önce giriş yaptı.

“BLOCKCHAIN” UYGULAMASI

Bu süreçlerin tümünün birleşmesinden ve yeknesak bir şekilde işlemesinden bahsediyoruz. Beklediğimizden çok daha kısa bir sürede nesnelerin iletişimi hayatımızı ve tabii ki lojistik sektörünü çok farklı yönlerde şekillendiriyor olacak. Örneğin bugün üzerinde çalışılan “blockchain” gibi teknolojiler ileride bankacılık, finans ve lojistik sektörlerinin vazgeçilmez teknolojik alt yapısı olacak. Nitekim daha bugünden dünyanın en büyük finans ve lojistik oyuncuları blockchain teknolojilerini kendi süreçlerine nasıl dahil edebileceklerinin çalışmalarını sürdürüyor.

ENDÜSTRİ 4.0 İLE İNSANLAR İŞLERİNDEN Mİ OLACAK?

Endüstri 4.0’ın etkileri üretim dahil tüm sektörleri bugünden yarına tamamen ve hemen değiştirmeyecek. Endüstri 4.0 ile birlikte tüm süreçlerde robotiklerin insanları işlerinden edeceği gibi bir endişe dile getirilebilir. Elbette üretim yöntemlerindeki gelişmeler istihdama etki edecektir ve lojistik sektöründe de bunun etkilerini hissedeceğiz. Ancak önceki sanayi devrimleri de işsizlik yaratmamış, tam tersine üretimin yaygınlaşması ve daha verimli hale gelmesiyle pek çok yeni fabrikalar, endüstriler ve yeni iş kolları oluşarak daha fazla istihdam alanı yaratılmıştır. Teknolojinin tüm süreçlerde daha etkin kullanımıyla lojistikte kas gücü gerektiren işlerde bir istihdam daralması yaşanacağı öngörülebilir. Ancak Endüstri 4.0 ile birlikte nesnelerin interneti ve muazzam büyüklüklere ulaşan veri üretimi nedeniyle bu verilerin analizi ve yönetilmesi, süreçlere entegre edilmesi de daha çok sayıda insan çabasını gerektirecektir. Elbette kendi kendine veya birbirlerinden öğrenme becerisine sahip otonom aygıtlar, sistemler bu noktada da görev üstlenecektir; ama tüm bunlar yeni iş kolları ve mesleklerin ortaya çıkmasını engellemeyecektir.

2030’LU YILLARDA BUGÜN VAR OLAN MESLEKLERİN YÜZDE 50’YE YAKINI ARTIK VAR OLMAYACAK

Endüstri 4.0’ın yeni meslekler doğuracağını da öngörebiliyoruz. Nitekim yapılan bir araştırma sonucunda 2030’lu yıllarda bugün var olan mesleklerin yüzde 50’ye yakınının artık var olmayacağı, buna karşın bugün ilkokula başlayan çocukların yarısının üniversiteden mezun olduklarında bugün adını, tanımını dahi bilmediğimiz yeni mesleklerde çalışmaya başlayacakları öngörülmüştür. Veri lojistikçileri, veri madenciliği, otonom sistem kontrolörleri ve bugün adını dahi bilmediğimiz pek çok yeni iş birimi ortaya çıkacaktır. Yani veri lojistiği de en önemli iş süreçlerimizden birisi olmaya başlamıştır ve olacaktır.

LOJİSTİK EĞİTİMİ ALAN ÖĞRENCİLER GELECEĞE NASIL HAZIRLANMALI?

Çok klasik olacak belki ama teknoloji çağında yaşıyoruz. Bugünün öğrencileri zaten bu teknolojinin içine doğdular ve bizim jenerasyonumuzdan çok daha hakimler duruma. Endüstri 4.0 ve yeni teknolojilerle zaman ve mekan kısıtlamaları ortadan kalkıyor. Siber fiziksel sistemler, nesnelerin interneti, otonom robotlar, büyük veri ve analizi, artırılmış gerçeklik, bulut teknolojileri, siber güvenlik gibi kavramlar hayatımızda çok daha yoğun bir şekilde yer alacak. O yüzden gelişmeleri takip etmek her sektör için olmazsa olmaz. Sektörümüzde çalışmayı hedefleyen gençlerin bu gelişmeleri yakından takip etmeleri, İngilizce veya başka bir yabancı dilin yanı sıra büyük bir hızla gelişmekte olan bu yeni teknoloji dilini de çok iyi bilmeleri ve ana dilleri gibi kullanabilmeleri gerekiyor.  Bu sayede gelişmelerin dışında kalmayıp kendilerini geleceğe hazırlamalılar.

ENDÜSTRİ 4.0 LOKAL LOJİSTİK FİRMALARINI YOK MU EDECEK?

Hayır doğru değil, yerel lojistik işletmeleri yok olmayacak. Sektörümüzü asıl ilgilendiren konu üretimdeki yeknesaklık değil, üretimin ardından ürünün tüketiciye ulaşmasındaki süreçler ve bu süreçlerin hız, maliyet gibi parametreleri. Çünkü tüketici artık kişiselleştirdiği ürüne en kısa zamanda sahip olmak istiyor. Endüstri 4.0, üretimi daha da verimli ve ucuz hale getirdikçe daha fazla ürün daha fazla tüketiciye ulaştırılmak durumunda olacak. Bu da lojistikçilerin işini artıracak. Hani bizim çocukluğumuzda izlediğimiz Uzay Yolu dizisindeki ışınlama hayata geçse bile o ışınlama işlemini gerçekleştirecek “Scotty”lere yani yerel veya küresel lojistik işletmelerine ihtiyaç hep olacak.

Hele ki lojistik sürecin sadece rutin ve basit bir yerine ulaştırma işlemi olmadığını, iade lojistiği, katma değerli hizmetler, yerel inisiyatif gerektiren bürokratik işlemler gibi alt bileşenleri olduğunu göz önüne aldığımızda standardın dışında özellikli ve uzmanlık gerektiren hizmetler sunan lojistik işletmelerinin, yerelde de aynen var olacağını değerlendiriyoruz.

TÜRKİYE’NİN ENDÜSTRİ 4.0 İLE İLGİLİ ÇALIŞMALARI

Türkiye’de son iki yıldır Endüstri 4.0 ile ilgili çalışmalar yürütülüyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen, özel sektörün de bire bir içinde olduğu, Türkiye’nin Endüstri 4.0 yol haritasının hazırlanmasına yönelik çalışmalar ülkemizin Endüstri 4.0’a diğer sanayi devrimlerine oranla çok daha kısa sürede entegre olacağının işaretlerini veriyor. Tabii her konuda olduğu gibi kamunun, özel sektörün, akademisyenlerin ve bizim gibi mesleki sivil toplum kuruluşlarının bu çalışmalara eşgüdüm çerçevesinde katkı vermesi şart.

UTİKAD, ENDÜSTRİ 4.0 İLE İLGİLİ NELER YAPIYOR?

Üyelerinin geleceğe yönelik vizyonlarını oluşturmalarına katkıda bulunmayı kendisine görev edinen UTİKAD aslında bu çalışmalara yeni başlamadı. 2015’te İstanbul Ticaret Üniversitesi akademisyenleriyle birlikte başladığımız bir projenin devamında Şubat 2016’da akademisyenlerimizle birlikte, UTİKAD üyeleri, bankacılık ve sigortacılık sektörü temsilcileri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve İstanbul Ticaret Odası’nın da katılımlarıyla bir çalıştay düzenledik. Çalıştayın sonunda dış ticaret sürecine ait dokümanların elektronik yollarla oluşturulmasına ve bütünleşik bir dış ticaret modeli önerilmesine yönelik “Elektronik Belge Çalıştay Raporu”nu 2016’da yayınladık.

23 Kasım 2016’da UTİKAD’ın yeni yönetimini de belirlediğimiz 34. UTİKAD Genel Kurul toplantısında, Tavukçuoğlu Eğitim ve Danışmanlık Hizmetleri’nden Dr. Cengiz Tavukçuoğlu’yu davet ederek, katılımcılara “4. Endüstriyel Devrim Açısından Lojistik Öngörüleri” konulu bir sunum yapılmasını sağladık.

Farkındalığımızı arttıran bu genel kuruldan sonra dijital teknolojilerdeki bu baş döndürücü gelişmeleri yakından izlemeye başladık ve katıldığımız tüm toplantı, panel ve zirvelerde sektörümüze olası etkilerini gündeme getirmeye başladık. Gelişmelerin sadece lojistik ve taşımacılık değil, hukuk ve ticaret süreçlerine olan etkilerini de katıldığımız panellerde dile getirdik.

Bunlarla birlikte, genel kurulumuzu takiben UTİKAD bünyesinde E-Ticaret Odak Grubu kurarak, Türkiye’deki e-ticaret süreçlerindeki lojistik faaliyetlerin durumunu araştıran bir çalışma başlattık. Önümüzdeki dönemde bu konuyla ilgili bir rapor hazırlayarak, ülke ihracatının gelişmesine ve e-ticarette yaşanan lojistik sorunlara ışık tutacak çözüm önerileri ortaya koyacağız.

Kaynak:utikad



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2nio7gA
via IFTTT

Pegasus’dan yurt dışı uçuşlarında büyük fırsat Pegasus Hava Yolları, 21-26 Mart tarihleri arasında bilet alan misafirlerine yurt dışına yapılacak uçuşlarda 49,99 USD, yurt dışından Türkiye’ye yapılacak uçuşlarda ise 59,99 Euro’dan başlayan fiyatlarla uçma fırsatı sunuyor. Pegasus Hava Yolları, 2017 bahar ve yaz aylarında yurt dışında tatil planları yapan ve yurt dışından Türkiye’ye iş veya tatil nedeniyle seyahat planlayan misafirleri için çok avantajlı fırsatlar sunuyor. Pegasus’un yeni kampanyasında biletlerini 21-26 Mart 2017’de alan misafirler, 15 Nisan – 31 Temmuz 2017 arasında gerçekleştirecekleri yurt dışı uçuşlarda 49,99 USD’den başlayan fiyatlarla uçma imkânına sahip olacak. Yurt dışından Türkiye’ye uçuş planlayanlar ise biletlerini yine 21 -26 Mart tarihinde alarak, 15 Nisan-28 Ekim 2017 tarihleri arasında yapacakları seyahatlerde 59,99 Euro’dan başlayan fiyatlarla uçabilecekler. Kampanyadan yararlanmak isteyenler, biletlerini 21-26 Mart tarihleri arasında 6 gün boyunca www.flypgs.com ve Pegasus Mobil Uygulamasından satın alabilecek. Pegasus Plus’a üye olmayan misafirler de biletlerini almadan önce www.flypgs.com/plus/ adresinden veya Mobil Uygulama üzerinden kampanyadan faydalanabilir. Pegasus’un sefer bilgilerine ve kampanya detaylarına http://ift.tt/2dxsErbalar üzerinden ulaşılabilir; flypgs.com’da yer alan Etkinlik Takvimi ile gidecekleri yerde gerçekleştirilen tüm etkinlikleri inceleyerek tatillerini daha renkli hale getirebilirler. Pegasus Hava Yolları Hakkında 1990 yılında charter uçuşlarla havacılık sektörüne giriş yapan Pegasus, 2005 yılında ESAS Holding tarafından satın alınarak düşük maliyetli iş modelini benimsemiştir. Pegasus, uygun ücretle ulaşım imkânı sunan, Türkiye’nin lider düşük maliyetli havayoludur. Hava yolu ile yolculuğun herkesin hakkı olduğuna inanan Pegasus, uyguladığı “low cost (düşük maliyetli hava yolu)” modeli ile misafirlerine uygun fiyatlı, zamanında kalkan ve genç uçaklarla seyahat etme imkânı sağlamaktadır. Pegasus, misafirlerini 32’ü yurt içinde, 69’i yurt dışında olmak üzere toplam 40 ülkede 101 noktaya ulaştırmakta ve İstanbul Sabiha Gökçen üzerinden Türkiye ile Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Rusya, Orta Asya arasında bağlantılı uçuşlar gerçekleştirmektedir. Pegasus, 2012 yılında Airbus firmasıyla imzaladığı ve teslim tarihindeki tutarı yaklaşık 12 milyar USD olan, 25 adedi opsiyonlu 100 uçaklık filo siparişi ile sipariş verdiği tarih itibariyle Türk Sivil Havacılık tarihinde bir seferde verilmiş en büyük siparişe imza atmıştır.

Pegasus Hava Yolları, 21-26 Mart tarihleri arasında bilet alan misafirlerine yurt dışına yapılacak uçuşlarda 49,99 USD, yurt dışından Türkiye’ye yapılacak uçuşlarda ise 59,99 Euro’dan başlayan fiyatlarla uçma fırsatı sunuyor.

Pegasus Hava Yolları, 2017 bahar ve yaz aylarında yurt dışında tatil planları yapan ve yurt dışından Türkiye’ye iş veya tatil nedeniyle seyahat planlayan misafirleri için çok avantajlı fırsatlar sunuyor. Pegasus’un yeni kampanyasında biletlerini 21-26 Mart 2017’de alan misafirler, 15 Nisan – 31 Temmuz 2017 arasında gerçekleştirecekleri yurt dışı uçuşlarda 49,99 USD’den başlayan fiyatlarla uçma imkânına sahip olacak. Yurt dışından Türkiye’ye uçuş planlayanlar ise biletlerini yine 21 -26 Mart tarihinde alarak, 15 Nisan-28 Ekim 2017 tarihleri arasında yapacakları seyahatlerde 59,99 Euro’dan başlayan fiyatlarla uçabilecekler.

Kampanyadan yararlanmak isteyenler, biletlerini 21-26 Mart tarihleri arasında 6 gün boyunca www.flypgs.com ve Pegasus Mobil Uygulamasından satın alabilecek. Pegasus Plus’a üye olmayan misafirler de biletlerini almadan önce www.flypgs.com/plus/ adresinden veya Mobil Uygulama üzerinden kampanyadan faydalanabilir.

Pegasus’un sefer bilgilerine ve kampanya detaylarına http://ift.tt/2dxsErbalar üzerinden ulaşılabilir; flypgs.com’da yer alan Etkinlik Takvimi ile gidecekleri yerde gerçekleştirilen tüm etkinlikleri inceleyerek tatillerini daha renkli hale getirebilirler.

Pegasus Hava Yolları Hakkında

1990 yılında charter uçuşlarla havacılık sektörüne giriş yapan Pegasus, 2005 yılında ESAS Holding tarafından satın alınarak düşük maliyetli iş modelini benimsemiştir. Pegasus, uygun ücretle ulaşım imkânı sunan, Türkiye’nin lider düşük maliyetli havayoludur. Hava yolu ile yolculuğun herkesin hakkı olduğuna inanan Pegasus, uyguladığı “low cost (düşük maliyetli hava yolu)” modeli ile misafirlerine uygun fiyatlı, zamanında kalkan ve genç uçaklarla seyahat etme imkânı sağlamaktadır. Pegasus, misafirlerini 32’ü yurt içinde, 69’i yurt dışında olmak üzere toplam 40 ülkede 101 noktaya ulaştırmakta ve İstanbul Sabiha Gökçen üzerinden Türkiye ile Avrupa, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Rusya, Orta Asya arasında bağlantılı uçuşlar gerçekleştirmektedir. Pegasus, 2012 yılında Airbus firmasıyla imzaladığı ve teslim tarihindeki tutarı yaklaşık 12 milyar USD olan, 25 adedi opsiyonlu 100 uçaklık filo siparişi ile sipariş verdiği tarih itibariyle Türk Sivil Havacılık tarihinde bir seferde verilmiş en büyük siparişe imza atmıştır.



from Aeroportist I Güncel Havacılık Haberleri http://ift.tt/2o03enp
via IFTTT